30 Okunma

‘Yuh’ çekmeyip de ne yapalım? YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

‘Yuh’ çekmeyip de ne yapalım? YAŞAR EYİCE

*- Bu insanlara ‘yuh’ olsun… Bunlar ‘İnsan haklarını ihlalden’ tutuklanmalı, ayrıca psikiyatri tedavisi de özel hastanelerde yapılmalı..

*- Ispanak konusu sürüyor. Aslında unutmamalı ve unutturulmamalı… İşin köküne inilmeli…

*- Amerikan C. firması Cumhurbaşkanı Erdoan’ın Amerika’da bir kozu olabilir. Bugün açıklandı; Erdoğan Amerika’ya gidecek. Bu arada benim merak ettiğim; Biz mi istedik, Amerikalılar mı istedi bu ziyareti… İkisi arasında büyük fark var…

*- Bornova’da yarın milli maç var… 6-0’ın üzüntüsünü kadınlarımız unutursun, böyle acıları bir daha duymayalım ve hissetmeyelim..

*- Bornova’dan Narlıdere’ye güvenli ulaşım…

Aksaray’da veliler, ‘otizmli çocuklarımıza’ birleşerek ‘yuh!’ çekmişler…

Ben de onlara kalın sesle ‘YUH’ çekiyorum…

Yüksek perdeden sesleniyorum:

‘Siz insan değilsiniz! Hayvan bile olamazsınız…’

Bu nasıl vicdan?

Aynen ‘ekonomik sıkıntıdan’ borçlardan bunalan ve bu yüzden Fatih’te toplu olarak canına kıyan ikisi erkek dört kardeşin hazin vicdanları kanatan olaya ‘N’olmuş yani!’ diyerek karşılayanlar gibi…

Bizi ne oluyor?

Bilmiyorum; far k ettiniz mi?

Bu cümleyi bir yıldır kaçıncı kez yazdım, tekrarladım?

Neymiş efendim?

Özel sınıfta toplanan ‘otizmli çocuklarımızdan’ bu vicdansız annelerin çocukları etkileniyormuş?

Yahu Avrupa ülkelerinde olduğu gibi bizde bile artık tüm engelli çocuklarımızla, sağlıklı tom çocuklarımızın aynı ortamda büyümeleri, ayrıştırılmamaları sağlanıyor…

Bu ‘dindar nesil?’ yetiştirmemizden bile çok daha önemli Allah katında bile…

Bu konuda çok ama pek çok hadis de var…

Ulamanın söyledikleri de….

Bakalım Diyanet yarın Cuma hutbesinde bu konuya ve 10 Kasım’la ilgili cümlecikler kuracak mı?

İşin özeti,

Otizmli çocukları yuhalayanlar ‘insanlık suçu’ işlemişlerdir, hemen bulunup yargılanmalıdırlar.

Ayrıca; ruhsal durumları kesinlikle hastalıklıdır.

Yine hemen tedaviye başlanılmalıdır.

Ülkemizin en büyük utancı ve ayıbı olmalıdır bu protesto ile toplu canına kıymalar!

Ama önce sizi güldüreyim mi?

Maliye Bakanı ‘Arabası olmayan, taşıt vergisi ödemeyecek!’ demiş…

İşte Türkiye’mizin hali….

Yukarıdakiler ve aşağıdakiler, yani bizler…

*- Köküne inersek

Ispanak konusu devam ediyor…

Önce Sosyal Medyada patladı…

Ardından doktorlar konuştu…

Ama nedense kendilerini ‘önemli’ gören zevattan henüz ses seda çıkmadı.

‘Zevat’ sözcüğü bazılarına ‘zerzevat’ı anımsatıyor…

Aslında ‘ıspanak’ da ‘zerzevat’ ın içinde yer alıyor…

Zerzevat isimdir, bitki bilimidir.

Ispanak’tan zehirlenmelere ‘avrat’ adı verilen küçük bir otun karışmasından olduğunu söylüyor, yetkililer..

‘Acaba?’ sorusu aklımıza geliyor…

Çünkü zevattan, zerzevatlar hakkında bir açıklama henüz yapılmadı, ya da bize kadar ulaşmadı…

*- Ayşe Karaçelik bakın ne diyor?

Geçtiğimiz günlerde ıspanaktan kaynaklı zehirlenmelerle gündeme gelen gıda güvenliğine dikkat çeken Ayşe Karaçelik, insana zarar veren tarım ilaçlarının yasaklanması için bir imza kampanyası başlattı.

Söylediği şu:

Mesele sadece Ispanak değil: İnsana zarar veren tarım ilaçları yasaklansın!

Tabii ki bu konunun muhatabı,

Tarım ve Orman Bakanlığı…

Yani İzmir’in ve İzmirlilerin daha doğrusu Manisa ve Egelilerin, bakan babasından da bildikleri;  Bekir Pakdemirli…

*- Mesele sadece Ispanak değil!

Belirttiğim gibi; İstanbul’da yaşanan zehirlenme olaylarıyla ilgili resmi kurumlardan hala tatmin edici bir açıklama yapılmış, ya da konuyla ilgili çözüm odaklı bir adım atılmış değil.

Yabancı bir ot mu karıştı, yoksa tarım ilaçları mı insanları zehirledi bu durum bir an önce netliğe kavuşturulsun, kamuoyuna açıklansın ve sorunun çözümüne dair Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından bir an önce adım atılsın.

Bunu dün de belirtip anlatmaya çalışmıştım.

*- Zararları biliniyor

Yıllardır tarımda kullanılan pestisitlerin (tarım ilacı) insanlarda yol açtığı zararlar biliniyor.

Kanserden üreme bozukluklarına kadar bu pestisitler pek çok hastalığa neden oluyor.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından ‘son derece tehlikeli’, ‘yüksek seviyede tehlikeli’ ve ‘muhtemel kanserojen’ olarak belirlenen 13 etken madde (Difenacoum, ethoprophos, cyfluthrin, beta-cyfluthrin, zeta-cypermethrin, fenamiphos, formetanate X formetanate hydrochloride, methiocarb, methomyl, tefluthrin, zinc phosphide, glyphosate, malathion) Türkiye’de de kullanılıyor.

*- Zehirleniyoruz, kurtarın bizi…

Uludağ Üniversitesi’nden iki bilim insanının yapmış olduğu araştırmanın sonucuna göre endüstriyel üretimde 1 armuda 18.3 kez, 1 elmaya 11.3 kez, 1 şeftaliye ise 10 kez pestisit uygulanıyor; yani zehir atılıyor.

Yani biz yıllardır zehirleniyoruz.

Son günlerde yaşadığımız olay pestisitlerle alakalı olsun ya da olmasın; değişmeyen bir gerçek var.

Biz yıllardır zehirleniyoruz. insana zarar veren tarım ilaçları yasaklansın. Gıda güvenliği ile ilgili denetimler artırılsın ve denetim sonuçları kamuoyu ile paylaşılsın!

*- Çok ama çok önemli…

Bir okuyucum ‘Hepimiz ölüme mahkum ediliyoruz!’ diyerek şu paylaşımda bulunmuş…

‘1999 Yılında İstanbul da C. firmasının genel müdürlüğünün olduğu binanın dekorasyon işlerini yapıyordum.

Teknik müdür Mehmet beyle dostluğumuz çok iyiydi.

‘Mehmet bey bu firma ne iş yapıyor?’ da bu kadar lüks arabalar buraya geliyor, Bakanlar geliyor, E’nin,  Ü’in patronları geliyor, hayretler içindeyim’ dedim.

‘Bu firma dünyada sayılı birkaç gıda firmasından biridir.

ABD nin dev gıda firmasıdır sahipleri Yahudi’dir.

Türkiye de yakın zamanda şeker piyasasını eline geçirecek.

Bursa Orhangazi de en verimli tarım arazisinin bulunduğu topraklara, hiç kimseyi dinlemeden fabrikasını kurdu, kimsenin bunlara gücü yetmez, isteseler alamayacakları yer yoktur.

Bu tenekelerdeki şeker şurubunun 1 kg. mı, bizim beyaz şekerin tamı tamına 250 kg.na eşittir.

Adamlar Ü. ile ortak oldular, gör bak birkaç yıl sonra şeker fabrikaları tek tek kapanacak.

Bu firmada çalışan hiç kimse bu şuruba dokunmaz dahi, çünkü kanser mi yapıyormuş, şeker hastalığımı yapıyormuş işte öyle duydum.

Hoca benden duyduğunu söyleme işimden olmayayım.

 İlk kez ben sana anlattım vallahi hanımım dahi bilmiyor!

C. denen bu firma DNA sı değiştirilmiş mısırla, başka kimyasalları ve cıvayı karıştırarak tatlandırıcı dediğimiz şurubu üretiyor.

Bu şurup hem çok ucuza mal ediliyor, hem tadı şekerden kat kat daha tatlı.

Bu katil firma için açılan yüzlerce dava otomatik olarak ortadan kalktı. 2003 de ABD başkanı Bush’un ricasını kıramayanlar, Üretim kotasını % 10 dan % 50’ lere yükselti.

O dönemde 30 adet şeker fabrikamız vardı.

Bunlarda yaklaşık olarak 30.000 kişi çalışmaktaydı.

C. ve Ü. ortaklığı bu fabrikaların 3 üne sahipti.

Fakat bunları kapatmak için almışlardı ve öyle de yaptılar.

Dünya Bankası, IMF ve Dünya Ticaret Örgütü. ülkemiz içindeki işbirlikçilerle beraber Türk tarımını bitirme hamlelerine  başlayarak hızla emellerine ulaştılar.

Bu gün tüm şeker fabrikaları kapatılarak şeker sektöründe çalışan veya dolaylı yoldan geçinen insanlar çaresizliğe itilmiş oldu.

C’in kotası % 10 iken şeker fabrikalarının 2003 deki karı tam 350 trilyondu.

Maalesef şimdi zarar bahane edilerek, sadece C. istedi diye kapatıldı ne yazık ki.

Türkiye; Ö. ile başlayan dışa bağımlı tarım politikası ile üretmeyen, sadece tüketen, hastalıkla boğuşan mutsuzların yaşadığı bir ülke oldu.

*- Soruyor, ‘Nerelerdesiniz?’

Gelelim bu lanet olası lifi alınmış nişasta – şeker’ e.

İnsanın sindirim sistemini darmadağın eden kimyasallardan oluşuyor. Kanser, şeker hastalığı, kolestrol, kısırlık başta olmak üzere her türlü hastalığı yapmaya müsait maddeler içeriyor.

Bu konuda bilimsel açıklama ile Tv’ ler de gazete Sağlık köşelerinde uyarıcı bilgiler veriyorlar da C. denen seri katil ile nasıl savaşacağımızı söyleyen yok.

‘Zeytin ağaçları kesiliyor veya Çam ağaçları kesiliyor!’ diye eylem yapan Sivil Toplum Örgütleri, Sağlık Örgütleri neredesiniz?

Sesiniz neden çıkmıyor.

*- Bu yavrucuklarımızın hesabı sorulmalı

Şu an ülkemizde 4000 dolayında küçücük yavrularımız kanserle savaşıyor, buna sebep olan etkenlerle neden kimse savaşmıyor. Ülkemizde satılan % 90 Şekerli içeceklerde,

Tüm meyve sularında, hemen hemen tüm bisküvi, gofret, çikolata, pastaneler ve marketlerde satılan hazır pasta çeşitlerinde ve de bir çok ekmekte bu lanet olası zehiri bizlere yediriyorlar, üç kuruş etmeyen bu dünyayı, beş kuruş kazanmak için bize zindan ediyorlar.

*- Uyumayın, ey ahali…

‘Emperyalist ülkeler ;silah ile yapamadıkları soykırımı genetiğini bozdukları gıda ile yapıyorlar.. uyumayınnn…’ diyen okuyucumuz yazısına şöyle sürdürüyor:

‘Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde C. gibi gıda teröristlerine üretim izini verilmiyor.

C. burada ürettiği zehiri geri kalmış tüm ülkelere de gönderiyor.

Ben hayatım boyunca hiç sigara içmedim ama kanserle savaşıyorum, kız kardeşim ve geçenlerde haberiniz oldu, kuzenim genç yaşta kanser nedeniyle üç yıl acı çeke çeke öldü, amcamın oğlu, teyzemin oğlu bir çok arkadaşım şu an kanserin pençesinde, geleceğin karanlık gün olduğunu bildiğimiz halde bir umutla mücadele ediyoruz.

*- Sağlıklı geleceğimiz için…

Şimdi sen bunu okurken; için karardı biliyorum kardeşim.

Bizler sağlığımızı korumak için dahi mücadele etmeyeceksek, çocuklarımızın geleceğini korumayacaksak neye yararız acaba?

Bu yazıyı saygı çerçevesinde yorumlayalım.

Sağlıklı gıda ve Mutlu bir Türkiye için, çocuklarımızın ve torunlarımızın sağlıklı geleceği için..

Tarım ve Hayvancılığımızı dışa bağımlılıktan kurtarmak için, İnsanlık düşmanı C. gibi katil firmaların ülkemizden defolup gitmesi için, belki ilk adım olur.

Okuyucum bu satırları  Behlül Değerli isimli bir yurttaşımızdan almış.

Gerçek mi değil mi isimler bilmiyorum…

 vAma anlatılanların büyük bölümünün gerçek olduğunu bilmeyenimiz yok gibi…

Bence Amerika’ya gitmesi kesin olan, yani bugün açıklayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için de bu konu bir koz…

Bunu mutlaka kullanmalıyız…

Tabii ki danışmanların bu konuda ciddi ve dikkatli bir çalışma yapması kesin…

****-

GÜNCEL

*- Üzüntümüzü Bornova’da unutalım…

Türkiye topraklarında futbolun ilk oynadığı kent olan Bornova, ilk kez bir milli maça ev sahipliği yapacak.

Kadın (A) Milli Futbol Takımımız Avrupa Şampiyonası Grup Eleme maçında Hollanda ile Cuma günü(Yarın) saat 19.00’da Bornova Aziz Kocaoğlu Stadı’nda karşı karşıya gelecek.

Bornova Belediyesi’nin ev sahipliğinde saha ve tribünlerin kadınlarla güzelleşeceği maça İzmir halkının büyük önem ve destek vereceğini düşünüyorum.

Böylece yabancılardan kurulu bir takımımızın Avrupa’da 6-0 yanlış okumadınız yarım düzine yediği gollerin üzüntüsünü belki unutmuş oluruz

*- Vatandaşa da görev düşüyor

Zeytin hasadı döneminde satışları artan sahte zeytinyağı için Torbalı Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri denetimlere başladı.

Kanola, pamuk, çiçek yağlarının karıştırıldığı sahte zeytinyağlarına müdahale eden ekipler pazarlarda göz açtırmıyor

Her zeytin hasadı döneminde sahte zeytinyağı satışları Torbalı’da artıyor.

İnsan sağlığını tehdit eden unsurlar için 7/24 tetikte olduklarını ifade eden Torbalı Belediyesi Zabıta Müdürü Salih Sarıdoğan, bu konuda vatandaşa da büyük iş düştüğünü söyledi.

*- Gıda Kontrol Laboratuarı kuracak

Atalık tohumları yaygınlaştıran, üretici pazarlarıyla tüketiciyi, kooperatiflerle üreticiyi güçlendiren İzmir Büyükşehir Belediyesi şimdi de sağlıklı gıda ihtiyacını karşılamak için gıda kontrol laboratuvarı kuruyor.

Başkan Tunç Soyer, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan izin alınarak faaliyete geçirilecek laboratuarda ürünlerin pestisit, toksin ve mikrobiyolojik tahliller yapılacağını söyledi.

Umarım sözde kalmaz ve hızlandırılır. Nerede tıkanma olursa mutlaka vatandaşlar aydınlatılmalı.

*- ‘Fikirler yarışıyor, AK Gençler tartışıyor’

 AKP İzmir Gençlik Kolları’nın hazırladığı münazara turnuvası ‘Fikirler Yarışıyor, Gençler Tartışıyor’ sloganıyla başladı.

Kasım ayı boyunca sürecek turnuvanın açılışını İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı’nın katılımı ve jüri üyeleriyle gerçekleştirildi.

Karşıyaka ve Balçova Gençlik teşkilatının karşılaştığı münazara programında sosyal güvenlik, toplumsal dayanışma ve toplum refah kapsamında ‘emeklilik yaşı’ gündeme alındı.

Daha önce de ‘internet yayınlarının RTÜK tarafından denetlenmesini’ tartışan AK Gençlik İzmir, gençlerin fikirlerini dile getirerek, fikirlerini sağlıklı bir ortamda tartışabilmelerinin önemine değindi.

*-Tabelalar yenilendi

Gaziemir’de ülkenin gelişimi ve kalkınması için hizmet etmiş, vatanın bütünlüğü için şehit olmuş değerlerin adlarının yaşatıldığı parklarda güneş, yağmur ve dış etkenler nedeniyle yıpranan, çatlayan tabelalar yenilendi.

*- AKUT Karabağlar’a yerleşiyor

Karabağlar Belediyesi tarafından Arama Kurtarma Derneği’ne (AKUT) tahsis edilen ve Şehit Uzman Çavuş Akın Acar’ın adını taşıyacak yerleşke, gelecek haftalarda açılacak. Bozyaka Pazaryeri’nin altındaki 1600 metrekarelik alanda yaşama geçirilecek merkezin, Türkiye’nin en büyük AKUT yerleşkesi olması hedefleniyor.

Suriye’nin El Bab kentinde iki yıl önce şehit olan AKUT İzmir Gönüllüsü Uzman Çavuş Akın Acar’ın adıyla anılan yerleşkenin açılışının,  Acar’ın ölüm yıldönümü olan 21 Aralık 2019 tarihinde yapılması planlanıyor.

*- Sayıştay artık!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili ve KİT Komisyonu Üyesi Atila Sertel, iktidarın yaptığı baskılar ve üst düzeyde yaşanan ‘ahbap-çavuş’ ilişkileri nedeniyle Sayıştay raporlarının içeriğinin gün geçtikçe boşaltıldığını söyledi.

Sertel, geçmişte ‘usulsüzlük ve yolsuzlukları’ açıklıkla raporlarına yansıtan Sayıştay’ın bugün gelinen noktada ‘denetler-miş!’ gibi raporlar hazırladığını ifade etti.

Sertel, Sayıştay Başkanı Seyit Ahmet Baş’ın kardeşi İsmail Baş’ın Maliye Bakanlığı’ndan Sayıştay denetimindeki TRT’ye geçişini ve hızlı yükselişini de anlattı.

*- LÖSEV’e bağış

Bayraklı Belediyesinin 14 semt merkezi ve kültür merkezinde kurs gören vatandaşlar 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası kapsamında el hünerleriyle ürettikleri ve satışlarıyla ev ekonomilerine katkıda bulundukları çeşitli ürünleri bağış yapmak için Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü’ne başvurdu.

Bu anlamlı istek karşısında harekete geçen yetkililer, gıdadan giyime, oyuncaktan kırtasiyeye kadar birçok ürünü Postacılar İsmet İnönü Kültür Merkezi toplantı salonunda bir araya getirdi.

Paketlenen eşyalar önünde fotoğraf çektiren kursiyerler aynı zamanda ağızlarına maske takarak, “maskemi takarım, farkındalık yaratırım” diyerek, LÖSEV sloganını seslendirdi.

*- Medya ve Fotoğraf yarışması

Türk denizciliğini geliştirmek, Ege Bölgesi’nde denizciliğe ve deniz kültürüne ilgiyi artırmak amacıyla İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi tarafından bu yıl 17.’si düzenlenen Medya ve Fotoğraf Yarışması’na başvurular başladı.

“Haber, İnceleme-Araştırma” başlığı ile tek dalda yapılan medya yarışması için gönderilecek eserlerin 1 Ocak 2019-1 Nisan 2020 tarihleri arasında yazılı, dijital ve görsel basında yayınlanması gerekiyor.

*- 9 Kasım’da İş Ahlakı Zirvesi

Türkiye İş Ahlakı Zirvesi’nin dördüncüsü İş Ahlakı, Hukuk ve Adalet İlişkisi temasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop’un katılımıyla 9 Kasım 2019 tarihinde Grand Cevahir Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek.

Türkiye İktisadi girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) tarafından ilk defa 15 Ekim 2016 tarihinde yapılan Türkiye İş Ahlakı Zirvesi alandaki önemli bir boşluğu doldurmayı hedefliyor.

Zirveye; Anayasa Mahkemesi Üyesi Prof. Dr. Engin Yıldırım, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muharrem Kılıç, Kamu Başdenetçisi – Ombudsman Av. Şeref Malkoç, İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç konuşmacı olarak katılacak.

*- İzmir Narlıdere Metrosu’nda iki istasyon birleşti

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yapımını sürdürdüğü Fahrettin Altay ile Narlıdere arasındaki 7,2 kilometrelik metro hattında ilk iki istasyon birbirine bağlandı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2018 Haziran ayında temelini attığı Narlıdere Metrosu’nun yapımına devam ediyor. Fahrettin Altay-Narlıdere hattındaki yedi istasyonda birden çalışan İzmir Büyükşehir Belediyesi, Balçova İstasyonu ile Çağdaş İstasyonu arasındaki 860 metrelik mesafeyi tünel açma makinesi (TBM) ile aşarak iki istasyonu birbirine bağladı.

“Dev köstebek” diye de adlandırılan TBM’nin iki istasyonu birleştiren tüneldeki son çalışması İzmir Büyükşehir Belediyesi ve metro inşaatında çalışanlar tarafından sevinçle karşılandı.

*- Bornova’dan Narlıdere’ye kesintisiz ulaşım

Metro çalışmalarının hızlı bir şekilde, aksamadan ilerlediğini belirten yetkililer, ‘TBM bizi çok daha hızlı bir biçimde hedefe ulaştıracak. 2020 sonunda tünel kazma işlemimizi bitirmeyi planlıyoruz. Ardından da diğer işlerimizi yapıp 2022’de, bir aksilik olmazsa, metromuzu İzmirlilerin hizmetine sunmayı hedefliyoruz. Böylece metro ile Bornova’dan Narlıdere’ye kadar aktarmasız gidilebilecek’ diyor.

*-

Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comve yeyice@mynet.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın