40 Okunma

Yozgat tan sevgilerle HÜLYA DİNCEL

Sosyal Medyada Paylaş

Geçen hafta Yozgat taydım.
Anadolu açmış kucağını insanları doyurmak için bağırıyordu adeta.
Her bir yaka buğday, çavdar denizi gibiydi.
Geçtiğim yerlerde yeşilin her çeşiti göz kırpıyordu.
Tatlı tatlı yettim geliyorum…sizlere ekmek olarak geleceğim diye bağırıyordu.
Dağ tepe yaylımda ki kuzucuklarla, keçilerle, danalarla doluydu.
Yani etin kekik kokanı sofralara hazırlık yapıyordu.
Bahçeler kiraz, ceviz,vişne, elma ağaçları ile yaza merhaba yı bekliyordu.
Yozgat ın iki ilçesinde eğitim verdim.
Çekerek ve Kadışehri…
Anadolu’muzun farklı güzel rengiydi bu ilçeler.
Doğa inanılmaz canlıydı.
Yeşilin her türlüsünü görmek mümkündü.
Çekerek te ise yurdumuzun 2.büyük barajı vardı.
Bakınca pencereden deniz in sonsuzluk duygusunu veriyor gibiydi.
Denize alışan bizlere tatlı ferahlıkla özlem gideriyordu.
Baraj gölünün kıyısında ki köyler ise aynı türküde olduğu gibiydi.
Orda Bir Köy Var Uzakta….
Tabiii gölün içinde hemen kurulan balık çiftlikleri de gözümden kaçmadı.
Sonrasında göle getirisi götürüsü tartışılmalı, masaya yatırılmalı bence!
Bu kış yağmurlar barajı iyice doldurmuştu.
Bir kaç gün ciddi yağmur yağdı.
Anadolu’da da dört mevsim aynı gün yaşanıyor.
Aynı gün sıcak, yağmur ve gece soba isteyecek kadar soğuk…
İklimin ürün konusun da önemli avantajı var.
Ancak değerini bilmeli ve hakkını vermeliyiz.
Uçsuz bucaksız bu verimli topraklara sahip durumdayken nasıl oluyorda dışardan meyve sebze alıyoruz bir kez daha hayretler içinde kaldım.
Hele hele hayvan ve et ithalatını kavrayamıyorum asla.
Sürekli Orta Anadolu ve Doğuyu gezen bir vatandaş olarak şaşkınım.
Nasıl güzel verimli topraklarımız var yazıyla anlatmak mümkün değil.
Kesinlikle çiftçi ve köylü desteklenmeli.
Hayvancılığın önemini kavramalı ve kavratmalıyız.
Eskiden okulda okuduğumuz gibi kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olmalıyız.
Biz tarım ve hayvancılıkla yaşayan bir ülke için çırpınmalı gayret etmeliyiz.
Eskiden olduğu gibi karpuzu yerken suları çenemizden akmalı.
Sonrasında da çekirdeklerini yemeliyiz.
Çekirdeksiz acur tadında karpuzlar ,kavunlar bizleri lezzet yoksunu yaptı.
Ne meyvenin, ne sebzenin , ne de etin tadı kaldı.
Yazık çocuğa çoluğa her yedikleri kabak tadında.
Ne tat var ne koku…
Sevgili okurlarım tarım ve hayvancılığın gerçek anlamda yaşam kaynağı olacağı günler dilerim.

Bir cevap yazın