8 Okunma

Yeni yılda umarım böylelerini görmeyiz, sayıları da yok olur… YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- ‘Bunlar kendilerine çalışıyor’ dedi, ‘Ömür boyu’ ödüllendirildi… Ne günlere kaldık

*- Devleti dolandıranlarla mücadele şart! Zehir zıkkım olsun…

*- İş adamlarını dolandıranlar da hep sahnede…

*- Dönekliğin bu kadarı olur….

*- Düdüğü kimler, nasıl çalıyor?

Öncelikle; umut, sevgi ve anlayışın paylaşıldıkça çoğalacağı; sağlık ve mutluluk dolu bir yıl geçirmesini diliyorum…

Klasik bir yeni yıl tebriğinden sonra fazla bir şey yazmak, örneğin geçen 2018 ve gelecek 2019’dan da bahsetmeyeceğim…

Güncele dönüyorum, gördüğüm iki fotoğrafla haberi sizlere yorumlayacağım…

*- İyi niyet taşları ile süslü yol!

Bir ara ‘Ekonomi’ Gazetesi’nde çalışmıştım…

Gençlere önem veriyorduk,

Biz öyle sanıyorduk!

Meğer ‘patron’ böylelikle yok denecek fiyata ‘köle’ çalıştırma niyetindeymiş…

Bir ara da devletin maaş ödemesinden yararlanarak çalışan arkadaşlar getirdi.

Vergi ödemeden, yani bir şekilde devletten nasıl para kaçırılır konularında uzmanlaşmıştı…

Ne bileyim isim değiştirmeler, şunlar bunlar…

Hemen herkes kendisini ve yaptıklarını biliyorlardı..

Ama kendisini duayen olarak tanıtan bu büyüğümüze sevgi ve saygı besleyenler de vardı.

Örneğin işsiz kalan gazeteciler…

Çünkü onlara kol kanat geriyordu, beş altı ay…

Nasıl mı?

İşsiz kalana haber gönderip, ‘Yerin hazır!’ diyordu…

Böylesine müjdeli bir haber alan gazeteci, asgari ücretin altında çalışmaya atlıyordu…

Bir ay çalıştıktan sonra maaşını alırken sevinç içinde oluyordu..

Çünkü çoluk çocuğu vardı…

O da, basın çalışanlarının maaşlarının önceden verilmesi gerektiğini biliyor ama diğerleri gibi ses çıkarmıyordu.

Hatta işe başladığının müjdesini yayarken, çalışanlarını dolandıran yeni patronu için sosyal medyada methiyeler yayınlıyordu.

Bir bakıyorsunuz en fazla altı ay sonra arkadaşlarına ‘eyvallah’ bile demeden ayrılmıştı.

‘Oh kurtuldum’ diyordu, parasızlıktan ağlayan patronundan…

Çünkü diğer aylar ‘İlan yok!’ denilerek maaşını alamamıştı.

Ve kendisi gibi işten ayrılan belki de onlarca kişinin hiç birinin tam hakkını almadığını, milyonlarca lira alacaklarını da öğrenmişti.

Çünkü kendisi de bir şekilde dolandırılmıştı…

Duası, ‘Aman ayrıca benim üzerimden kredi almadı’ yönündeydi…

Gazetenin adı vardı, ama okuyucusu yoktu…

Aynı şu anda satışları diplerde sürünen yandaş basın gibi…

Daha çok söylenecek var…

Bu kişi ve kişileri bilmeyen yok…

Ama o atının ya da eşeğinin ipini hep sağlam bağlıyordu…

Birçok yandaş basın gibi bin tane basılıyordu…

Çünkü matbaa daha az sayıda basmaya yanaşmıyordu..

50 ya da 100 tanesi dağıtılıyordu…

Yani sen ben bizim oğlan ya da kız ile resmi daireler görüyordu…

Sokaktan bir kişi bilmiyordu…

Ya da hiçbir girişimci ya da yılların esnafı, taciri bu gazeteyi görmemişti, sözde ‘engelliler’ ya da önemli bir sektör adına ‘naylon’ dediğimiz şekilde çıkarılan yayınlanan, gazeteler gibi…

Nedense bunları gören olmuyor…

Çünkü devleti, dolayısıyla bizleri bir şekilde dolandırmış oluyorlar.

Çalışan bunları bilmez…

Bunlar ‘patron’ denilen sahtekarların işidir…

Bir zamanlar ben, ‘Bize döviz kazandıran’ İhracatçıların toplantılarını takip etmeye başlamıştım…

‘Senin ne işin var bunlarla… Zamana yazık… Bunlar bir kuruşluk ilan vermezler, tüm kazançları kendilerine’ gibisinden laflar etmişti…

Ama değerlerini şimdilerde öğrenmiş gibi…

Bir baktım, o da, ‘Mesleğe katkılarından dolayı’ ödüllendirilmiş…

Hem de ‘Yaşam boyu’…

Yani ölünceye kadar…

Hadi hayırlısı olsun…

Bizim hayran olduğumuz bir yerlere gelen ya da getirilen insanlar için şunu söylüyorum:

‘Körlerse sağırlar birbirini ağırlar’

Ya da birlikte yol alıyorlar, yenileri gelinceye kadar…

Bizler de bunları alkışlıyoruz…

Çünkü gazetelerde sık sık fotoğraflarını ve ‘duayen’ olarak kendilerini görüyor, ‘Vay anasını’ diyoruz….

Analarımız için söyleyenlerin de nerelerde olduğunu biliyoruz…

*-

Benzer başlıkları yıl boyunca gördük!

Yandaş gazetenin başlığı şöyle:

‘Birlikte güçlüyüz!’

İki kişi el sıkışıyor…

Ben Reis ile şartsız destekçilerinden biri olarak düşündüm…

Hatta bir zamanlar beğendiğim kişi olduğu için onun adına mutlu bile oldum…

Ama gözlüklerimi takınca görüntüde yanıldığımı anladım…

Fotoğraftaki diğer kişi şu koskocaman ‘komünist’ Rus Putin idi…

Diyeceksiniz ‘dünyada ‘komünizm’ kaldı mı?’ diye…

Dünyayı bilmiyorum ama Türkiye’de TKP var…

Hatta bir belediye başkanı da Komunist…

Bakalım bu yerel seçimlerde koltuğunu koruyacak mı?

Çok değil üç ay sonra öğreneceğiz…

Demek istediğim şu;

Menfaat olunca, neler oluyor neler?

Bu yüzden ‘Bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü?’ diye düşünebilirsiniz…

Ya da ‘şüphe’ ile her olaya yanaşmak başarı ve doğruyu getirir, unutmayalım…

Bir zamanlar çok kullanılan ‘oportünistlere’ dikkat edelim…

Seçerken ve seçtikten sonra da…

*- En iyi zeytinyağı hangisidir?

Son zamanlarda, kendini ‘gurme’ olarak tanıtan tüm kişiler, ‘zeytinyağı’ konusunda uzman oldular…

Aldıkları paranın hakkını vermek için öylesine anılar anlatıyorlar ki, bunların sayıları da her geçen gün artıyor.

Nasılsa ‘taşra’ sayılan yerlerde halk cahil…

Açık söylüyorum, bunlar insanı çıldırtacak cinsten…

Türkiye’de zeytin yağcılar birbirini iyi tanır…

Hatta Mustafa Alhat’ın da kurucularından olduğu ‘Zeytindostu Derneği’ de İzmir’de kuruldu, Türkiye değil dünyaca ünlü oldu.

Bu işten anlayanlar mutlaka bu derneğin üyesi…

*- En önemli bilirkişi!

Şimdi size, ‘En iyi zeytinyağı hangisidir?’ sorusunun yanıtını bir hikâye olarak uzmanının ağzından paylaşacağım…

Ömrü, yağcılıkla geçenlerden, üretici, sanayici, ihracatçı, hatta bunların başkanı olarak çeşitli sıfatları bulunan Ali Güreli’nin ağzından, ‘yılbaşı hikâyesi’ olarak, affına sığınarak vereceğim…

Herhalde Ali Güreli’nin ağzından dinleyeceğimiz bu hikâyeden, siz de çok pay çıkarırsınız?

*- Gülelim mi, ağlayalım mı?

Altı yedi sene önce zeytinyağı hasat şenliklerinde en ön sırada oturup gezgin, gurme, ‘amiral gemisi’ denen gazetede yazı yazan, haber kanallarından birinde ‘Nerede ne yenir?’ programı yapan bir zattan dinlemiştim, ‘En iyi yağ nerede üretilir?’ hikayesini.

‘En iyi yağı; şuradaki dağda zeytinleri olan, bir terzi arkadaşım var, o üretir’ dedi ve anlattı:

‘Biz’ dedi, ‘Gece 01 – 03 arası atlıyoruz bir jeep’e, çıkıyoruz bunun zeytinlerine! Ay ışında topluyoruz zeytinleri, atıyoruz tulum gibi bir şeyin içine, geliyoruz bunun dükkana, bu asıyor tulumu tavandaki bir çengele, altta bir kap, o tulumdan tıp tıp tıp zeytinyağı damlıyor, işte dünyadaki en iyi yağ o!

‘Ben’ dedi, ‘Çok meraklısıyım bu işin’ ve ‘Bir zeytinyağı aşığıyım!’ diye ilave etti.

Yine en ön sırada eski ve yeni TÜSİAD Başkanları (kimi yağcı, kimi oralı, vali filan) kimse önce bir şey, demedi.

Sonra, bazısı duymamış gibi yaptı, bazısı başka yere baktı, ama kimse çıkıp ‘Birader gece o saatte, o karanlık dağlarda projektörle mi topladın o zeytinleri ?’,ya da, ‘Bak dayıcım ,arka sıralarda üreticiler oturuyor, onlar bilir, geceleri o zeytinlerin içinde hırsızlık olmasın, ya da domuz filan girmesin!’ diye atlı,silahlı Çiftçi Malları Koruma denen bekçiler dolaşır, ‘Şanslısın o zifiri karanlıkta, seni domuz sanıp vurmadı!’demedi .

Hiç kimse çıkıp, ‘Ulan bu herif böyle bir şey anlatsın, diye hem para veriyorsunuz hem herif bizle kafa yapıyor?’ da demedi.

Sadece panelden sonra, aralarında; ‘Amma salladı top sakallı herif!’ filan deyip gülüştüler.

Zira adamın anlatacağı hikâyenin hiç bir önemi yoktu!

Yani adam, ‘En iyi zeytinyağı sabaha karşı anadan doğma, çırılçıplak toplayacağınız zeytinden elde edilendir!’dese de olurdu.

Yeter ki o gazetede bu kasabayı yazsın, zeytinyağını yazsın…

E, bir de kendini davet eden odanın, bir kaç yk. üyesi ve zarif eşini yazdı mı ‘para helaldi’ zaten.

Bu bir garip, mazoşistçe duygu!..

Böyle hüdayı nabit kendi kendine uzman insanların cebine ‘hem para koyup’ ,hem ‘yalan dolan hikayelerini’ dinleyip, hem size işinizi öğretmelerine (hatta hayatı ) sağlayacaklarını ümit ettiğiniz küçücük bir fayda için sabretmek, alttan almak vs.

Yaptığı ‘Nerede ne yiyelim?’ programını seyrederken alt çenesine akan yağlar, ağzında yemek varken konuşan ve sizi görüntüsü ile yemek yemekten ikrah ettiren bir tombik öğretti bize, ‘en iyi yağ,ay ışığı vs .’

Bu arada Ali Güreli Bey yazısına iki de fotoğraf eklemiş ve şu satırları yazmış:

‘İyi yağ önemli, ilk fotoğraf Küçük Emrah iyi yağ yerken, diğeri Küçük Emrah ın ucuz diye karışık yağ yedikten sonraki hali!…’

*-

Bu arada ben de bir anımsatma yapayım…

Bir ara Ayvalık’ta düzenlenen ‘Zeytin Hasadı’ şenliklerini anlatmış ve anlı şanlı yazarlardan alıntı yaparak okuyucularımızla paylaşmıştım.

Bölge insanı Ali Güreli beyin belirttiği gibi, hemen herkesin sadece ve sadece Türkiye çapındaki büyük firmaların sahiplerinin evlerinde verdikleri davetleri, yediklerini içtiklerini anlattıklarını ve ne zeytin üreticisinin ne de Ayvalık halkının sorunlarından bir cümle ile bile söz etmediklerini örnekleriyle dillendirmiştim.

***-

GÜNCEL

*- Milyonlarca çalışan BES’lenecek!

Milyonlarca çalışanın Otomatik Katılım Sistemi’yle dahil olduğu BES, 2019 yılında yeni bir boyut kazanıyor.

1 Ocak 2019 itibarıyla 5-9 çalışana sahip 283 bin şirket BES’e dahil oluyor.

Nisan 2019’da ise 2017 yılında BES’ten ayrılan milyonlarca çalışan tekrar sisteme katılıyor.

Çalışan sayısından bağımsız tüm şirketlerin BES’e otomatik katılım süreçlerini kolaylaştıran firmalar da bulunuyor.

Otomatik Katılım Sistemi, çalışan sayısına göre kademeli olarak hayata geçirilmiş olacak.

Buna ek olarak, mevzuat gereği BES’ten ayrılan çalışanlar 2 yılda bir yeniden otomatik olarak sisteme dahil edildiğinden, 2017’de sistemden ayrılan yaklaşık 7,7 milyon sigortalı çalışan, 2019 yılı Nisan ayında yeniden otomatik BES’e dahil olacak.

*-

Yaşar EYİCE
0532 781 95 18

E-Posta: yasar.eyice@gmail.com
ve yeyice@mynet.com
Twitter: @Yeyicee
Facebook: yasar.eyice.311

Bir cevap yazın