Yaşlı yolculara ‘Maşallah!’ diyordu YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Yaşlı yolculara ‘Maşallah!’ diyordu YAŞAR EYİCE

*- Meğer niyeti başka imiş!

 

Toplu taşım aracının ilk sırasında, şoföre çapraz oturmuş yağmurdan saklanmaya çalışanları izliyordum.

Bu arada orta yaşlı sürücünün, bazı yolculara ‘maşallah!’ deyişi dikkatimi çekti.

Baktım; sadece ve sadece yaşlılara, daha doğrusu, 65 yaşın üstündekilere, ‘maşallah!’ diyordu.

Ben de, ‘Sana da maşallah!’’ dedikten sonra devam ettim:

İnşallah bu direksiyon başında emekli olduktan sonra ve bu yaşa geldikten sonra sana da, senin söylediğin manada, ‘maşallah!’ derler’ dedim.

Bozuldu ve sinirlendi…

Bunlar yamyam!’ dedi.

 

*-  Ankara’daki yamyamlar!

 

Sanıyorum yılar önce bu kelimeyi bir de Ankara’da CHP’li belediye başkanının ağzından duymuştuk.

O da iş takipçisi bazı belediye meclisi üyelerine ‘Yamyamlar!’ demiş ve bedelini ağır ödemişti…

Bazılarının, daha doğrusu suçlanan bazı belediye meclisi üyelerinin büyük tepkisi üzerine Genel Merkez tarafından ilk seçimlerde aday gösterilmemişti.

Zaten bizim siyasi tarihimizde;  gerek milletvekili, gerekse yerel seçimlerimizde aday adayları mutlaka bir ya da birkaç kişinin isteği ve onayı ile aday gösteriliyor.

Yoksa ağzıyla kuş tutsa yaranamaz.

Bu yüzden yıllardır, bu mutlak hâkimiyetin kaldırılması yani Seçim Yasası’nın değiştirilmesi istenip, seslendirilmesine rağmen ciddi bir çalışma olmamış, tek adam, tek lider mantığıyla bugünlere kadar gelinmiştir.

Aksini kimse söyleyemez.

Açık ve nettir.

Yani aday olmanız ve gösterilmeniz için tek şart ve madde. Kimisi tarafından lider olarak tanımlansa da, aslında başında ‘genel’ sözcüğü olan başkanın ‘evet, bu!’ diyerek olur vermesine bağlıdır.

Ve bu yüzden Çankaya belediye başkanı da, birçok kentte rastlandığı gibi belki de ‘rant’a kurban gitmiştir.

Benzer durumu yıllar önce biz İzmir’de de yaşadık!

 

*- Bina içinde gezinti yasaktı!

 

Bütünşehir’ yasası içine alınan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da, günümüze göre ‘rekor kırdığı’ Başkanlığa ilk getirildiğinde, özellikle belediye meclisi üyelerinin koridorlarda gezmelerini, ‘dikkati dağıtıyor’ gerekçesiyle yasaklamıştı.

Bu  her harbin olduğu gibi zahiri nedeniydi.

Gerçek neden ise daha acı idi,,,

Belki de, rüşvet ya da menfaat sözcüklerinin halkın arasında yayılmasının önlenmesiydi.

Artık herkes kendi yaşadık ve gördüklerine göre yorumunu yapabilir.

Buna eleştiri hakkı da diyebiliriz.

 

*- Vatandaşlık görevim!

 

İstanbul İETT şoförüne, ‘Sen Bakanlar kurulu kararı ile 65 yaş üstündekilerin toplu ulaşım araçlarından yararlanmalarına, daha doğrusu yararlananlara ‘Yamyam!’ diyemezsin, içlerinden biri kinayeli bir şekilde söylediğin ‘Maşallah!’ sözcüğü nedeniyle ‘hakaret davası’ açarsa güç durumda kalabilirsin!’ uyarısını yaptım.

Bu kez lafı değiştirdi ve ‘Yamyam benim!’ dedi.

Bu arada idareyi de suçlayarak, İETT şoförlerinin ‘emir kulu’ haline getirildiğini, bundan birçok kişi gibi kendisinin de bıktığını anlattı…

Bir yandan Beşiktaş Çarşı ve Kabataş’a doğru giden otobüsü kullanmaya çalışıyor, diğer yandan sinirli sinirli söyleniyordu.

Dişleri sökülmüş bir aslan ya da yırtıcı gibiydi.

İçimizde böyle lafı değiştiren ya da yalan sözler edenler yok mu?

Bu yüzden, ‘Şimdi bu şoför, özellikle İzmirliyim diye, bana hakaret etti!’ diye bir suçlama yapar mı?’ diye düşündüm.

Çünkü her zaman her yerde böylelerine rastlıyorum.

Söylenmedik lafları söyledi diye iftira atanlarla…

Sen en iyisi mi, bu mesleği bırak köyüne dön, böylece sinirlerin bozulmak, dediğin gibi seni sustalı maymun haline getirenler de utanır!’ diyerek konuşmayı noktaladım.

 

*- ‘Bedavacı’ sözü üzüyor!

 

Yasa ilk çıktığında ben de bir hata yapmış, Yeşilyurt’taki Atatürk Devlet Hastanesi’ne bindiğim otobüste sadece beş altı kişinin normal biletli, yani ücret ödeyen olduğunu belirtmiştim.

Ve de ‘Benim gibi bedavacılar!’ cümlesini kurmuştum.

Ve her şeyimiz velinimetimiz bir okuyucum, ‘bedavacı’ sözcüğünü kullandığım için beni yargılamıştı.

Haklı olduğun belirttim.

Ama şunu da ilave ettim:

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Aziz Kocaoğlu’nun öneri ve isteğine katılıyorum.

Polislerin yol paralarını İçişleri Bakanlığı, postacıların Ulaştırma Bakanlığı, gazetecilerin Başbakanlık ya da Basın Yayın Genel Müdürlüğü ya de Basın İlan Kurumu ödemelidir.

Tabii bunlar şu an aklıma gelenler ve aklıma yatanlar.

 

*- Bunlar da fırsatçı

 

Çağlayan Adliyesi’nden çıkışımda, otoyolun ortasındaki köprünün üzerinde bir kişi gelip geçene el ilanı dağıtıyordu.

Genelde ‘emeğe saygı’ olarak düşünür ve özellikle harçlıklarını çıkarmak için yollarda el ilanı dağıtanların ellerini boşta bırakmam,

Ama bazıları, örneğin Bornova Metro Durağı’nda olduğu gibi ‘Atatürk’ ya da bir devlet büyüğünün posta kartını elinize tutuşturduktan sonra para istemelerine de kesinlikle karşıyım.

Hatta bir ara özellikle laik kesimden ‘Atatürk fotoğrafları ticari malzeme olarak kullanılamaz!’ diyerek tepki çektiğini anımsıyorum.

Ben de aynı fikirdeyim…

İnsanımızın düşünce ve inancından yararlanarak, bunu paraya tahvil edenler kimler olabilir?

İsteyen, arzu eden bunları kitapçılardan temin edebilir.

Nasıl dinimizde ‘dua’ nın karşılığı para ile ölçülemezse, sadece ve sadece gönlünden geçen emek karşılığı hocalarımıza ödeme yapıyorsa aynı kural devlet büyüklerimiz ve Atatürk’ümüz için de geçerlidir.

 

*- ‘Hayır’ demenin nedenleri?

 

Herkes ‘Kış geri mi geldi?’ sorusunu birbirine sorup, soğuk ve yağmurdan korunmaya çalışırken, köprünün üzerinde gelip geçen el ilanı veren kişinin uzattığı eli geri çevirmedim.

Elime alınca göz gezdirdim.

Neden Hayır?’ yazıyordu.

Referandumda, ‘Hayır’ kullanmanın nedenleri soru cevap şeklinde sıralanmıştı.

İstanbul’da tüm mekânlara, işyerlerine dağıtılan ‘evet’ yazılı, güzel baskılı broşürleri düşündüm.

Hatta tüm park halindeki araçların silgeçlerine de bu güzel broşürler konuluyordu.

Hayır’ ı bir yerde dağıtan kişiye ‘sen kimsin?’diye sordum.

Türk vatandaşıyım, bu broşürleri de hiçbir beklentim olmadan, gönüllü olarak dağıtıyorum’ dedi.

 

*- Dinlemeden, öğrenmeden olmaz!

 

Soğuktan buz kesmiş, el ilanı dağıtıcısı, 16 Nisanda bir anayasa değişikliğinin oylanacağını anımsatarak, ‘Bu anayasa değişikliği sadece bizi değil, bizim çocuklarımızı ve torunlarımızı ilgilendiren bir değişikliktir. Dolayısıyla anayasa değişikliği için referandumda oy kullanırken oturup düşünmemiz lazım.

Evet dersek ne olur?

Hayır dersek ne olur?

Evet demek mi daha doğrudur?

Hayır demek mi daha doğrudur?

Evet’ dediğimizde Türkiye’de neler olacak, ‘hayır’ dediğimizde Türkiye’de neler olacak?

Dolayısıyla hepimizin düşünerek, danışarak, tartışarak, medeni insanlar gibi bir araya gelerek ve memleketin çıkarlarını düşünerek karar vermemiz lazım!

Biz burada ‘Hayır’ demenin memleketimiz ve insanlarımız, geleceğimiz için daha hayırlı olacağını soru cevap şeklinde açıklıyoruz’ dedi.

İstanbul’da ‘Hayır’ diyenlerin nasıl dayak yediklerini, yollarının kesildiğini televizyonlarda izlediğim için daha fazla sohbet etmeden metrobüse doğru uzaklaştım…

 

*-

***-

GÜNCEL

 

Rakamlar dikkat çekici

 

Doğum oranlarının düşmesi ve teknolojik gelişmelerin sağlık hizmetlerinde etkili kullanımı, ortalama yaşam beklentisinin uzamasına ve yaşlı nüfusun toplam nüfus içerisindeki payının artmasına yol açarken, ‘Yaşlılara Saygı Haftası’ nedeniyle Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TUİK) geçen yıla ilişkin verilerine dayanarak yaptığı incelemeye göre Türkiye’deki 65 yaş ve üstü nüfus son beş yılda yüzde 17,1 artarak 6 milyon 651 bin 503 kişiye ulaştı.

Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise yüzde 8,3’e yükseldi.

 

*- Dünyanın en yaşlı ilk üç ülkesi: Monaco, Japonya ve Almanya

 

Dünya nüfusunun 2016 yılında yüzde 8,7’sini yaşlı nüfus oluşturdu.

En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilk üç ülke sırasıyla; yüzde 31,3 ile Monaco, yüzde 27,3 ile Japonya ve yüzde 21,8 ile Almanya oldu.

Türkiye bu sıralamada 167 ülke arasında 66. sırada yer aldı.

 

*- Yaşlı nüfusun en yoğun olduğu il: Sinop

 

Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il, 2016 yılında yüzde 18,1 ile Sinop oldu.

Bu ili Kastamonu ve Çankırı izledi.

Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu il ise yüzde 3,2 ile Şırnak olurken bu ili Hakkari ve Van takip etti.

 

*- Türkiye’de 100 yaşın üstünde 5 bin 232 kişi var

 

100 yaş ve üzerindeki yaşlı kişi sayısı, 2016 yılında 5 bin 232 oldu. Türkiye’de 100 yaşın üzerinde en fazla yaşlıya sahip ilk üç il sırasıyla 680 kişi ile İstanbul, 237 kişi ile Şanlıurfa ve 219 kişi ile Ankara oldu.

 

*- Kadınlar erkeklerden daha uzun yaşıyor

 

Yaşlı nüfusun yüzde 43,9’unu erkek yüzde 56,1’ini kadın nüfus oluştururken, beklenen yaşam süresi, Türkiye geneli için 78 yıl, erkekler için 75,3 yıl kadınlar için ise 80,7 yıl oldu. Buna göre kadınların erkeklerde ortalama 5,4 yıl daha uzun yaşadığı ortaya çıktı.

 

 

***-

GICIK

 

*- Telefonla arayan Dr. Erol Duran, İzmir buluşmamızı anımsatarak, ‘İyi düşüncelerle yaşa, herkes için iyi şeyler temenni et! Sonrasında; bütün iyilikler meyvelerini mutlaka verecektir.’ dedi.

*- Bornovalı Doktor Ali Kertiş ise ‘Ancak IQ’nüz benden daha yüksekse ne düşündüğünüzle ilgilenirim!’ diyerek, yaşamın gerçeğini dile getiriyor. Sonra ilave ediyor, ‘Sakın laf anlamayanlarla fikir mücadelesi yapmayın!’

*- Okan Yüksel. Atatürk Devlet Hastanesi’nde ameliyatından önce, Fidel Castro’nun sözünü anımsattı, ‘Biz yenilirsek, kalkar yine deneriz. Ama diktatörler yenilirse bu onların sonu olur!’

*- Zehra Deniz, ‘Yanımda oldukları için şükrettiğim insanlar, hep hayatımda olsun… Dünyanın geri kalanı başkalarının olsa da olur!’ diyor, gerçek dostları için…

*- Urla Atatürk Mahallesi’nden Suzan Tezbaşaran, ‘Kızım, Çaput’um bir haftadır yok! Hiç evden uzaklaşmazdı. Birden yok oldu. Çevremizde birçok hayvan katledildi. Hala tek tük de olsa devam ediyor. Kim veya kimler sebep olduysa onlara lanet olsun!’ dedikten sonra ilave ediyor:  ‘Köpeği üç gün besle seni 3 yıl unutmaz ama insanı 3 yıl besle, seni 3 günde unutur!’

**-

 

GÜNÜN SÖZÜ: Güneşte orak biçen, gölgede ayran içer.

PÜF NOKTASI: Cilalı ahşaptaki alkol lekelerini temizlemek için mantar tıpayla silin.

 

GÜNLÜK BURCUNUZ:

 

OĞLAK: Farklı organizasyonlara, gruplara katılarak sosyal çevrenizi genişleteceğiniz döneme giriyorsunuz. Bugünden itibaren sorumluluklarınızın farkına varacaksınız.

KOVA: Bugün altında olduğunuz etkiler, sizi zihinsel ve entelektüel konularda ve girişimlerinizde olumlu yönde etkileyeceklerdir. Yük olmaya başlayan bazı ilişkilerini bitirmek için harekete geçmen gerekiyor.

BALIK: Olayları daha farklı açılardan değerlendiriyorsunuz ve özgürleştiğinizi hissediyorsunuz. Bugünlerde kariyerinizle ilgili önemli ve heyecan verici haberler alabilirsiniz.

 

— 

Yaşar EYİCE

0532 781 95 18

 

E-Posta: yasar.eyice@gmail.com

ve yeyice@mynet.com

Twitter: @Yeyicee

Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın