10 Okunma

 Yargıya güven sarsıldı!   YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Çoğumuz ilgisiz ama hepimizi yakından ilgilendiriyor.

Yeni Adli Yıl 05 Eylül 2017 Salı günü açıldı.

Ankara’daki açılışa Türkiye Barolar Birliği katılmadı. Nedeni seslerinin kesilmesi, yani konuşma haklarının ellerinden alınması…

İzmir Barosu İzmir Adliyesi’nde bir tören yaptı.

Benim de birçok gazeteci ve ilgili gibi davetli olduğum tören 09:30’da İzmir Adliyesi Atatürk Anıtı’na Çelenk Sunumu ile başladı.

Ardından saat 10:00’da, İzmir Barosu Resim Grubu Resim Sergisi Açılışı.  İzmir Adliyesi Baro Vestiyeri Önünde yapıldı.

11:30’daki Kokteyl ve Müzik Dinletisi iseİzmir Adliyesi 4. Kat Baro Birimi’ndeydi.

Ben de İzmir Barosu gibi; tüm hukukçuların Yeni Adli Yılını kutlar, huzur, barış, hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir yıl diliyorum.

Bu arada açık ve net söylüyorum;

İzmir Barosu Yönetimini kutluyor ve halkın sıkıntılarına kayıtsız kalmadıkları için kutluyorum.

Yönetim Kurulu Başkanı Av. Aydın Özcan başta olmak üzere; Başkan Yardımcısı Av. Mustafa Çetin, Genel Sekreter Av. İlke Erol, Sayman Av. Muammer Erçoban, üyeler;  Av. Nuriye Kadan, Av. Cem Cemal Coşkan, Av. H. Betül Harmanşah, Av. Atalay Aksay, Av. Seyide Uludağ, Av. Nilay Ertem Durlu, Av. Gonca Arkoç’un yeni adli yılda da, çok önemli çalışmalar yapacağını ve birçok haksızlığa dur denilecek çalışmalar yapacaklarına inananlardanım.

Bu arada saygın bir meslek olan avukatlığın, halkın gözünde ve gönlünde yüceleşmesi için, yasalardaki eksiklerin belirlenerek kanun koyuculara iletilmesini, haksızlıkların karşısına her zaman çıktıkları gibi cesur davranışlarını sürdürmelerini ve de hepsinden önemlisi, içlerine sızan ya da olan bazı çürük dişleri temizlemelerini de vatandaş olarak istiyorum…

*- Yandaşlar da dinlesin

Mevkisi, makamı nedeniyle sevenler kadar sevmeyenlerin de olduğunu düşündüğüm Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit’in naklen verilen konuşmasına arada kulak kabarttım.

Telefon görüşmesi yaptığım için çok dikkat etmememe rağmen bazı sözcüklerinin ‘önemli’ olduğunu, hatta satır aralarında ‘yandaş’ olarak nitelenenlere bile güzel mesajlar verdiğini anladım.

Örneğin; Yüksek Mahkemeler arasında üstünlük olmadığını vurguladı.

Yani eşitlikten söz etti…

Adliye mensupları ve çalışanlarının özlük haklarının düzeltilmesini kendisini dinleyen İzmir Milletvekili Başbakan Binali Yıldırım’dan istedi.

Bu arada Hükümet tarafından değiştirilen 27 ve 36’ncı maddelerinin eski haline getirilmesinin zorunluluk olduğunu da vurguladı.

Bu iki maddenin eski i ve yeni hallerini de paylaşıp yorum yapacaktım ama şu kadarını söyleyeyim;

Milletvekillerine varıncaya kadar birçok önemli kuruluş eski gücünü elinde tutamıyorsa bir noktada Yargıtay’ın da bazı yetkileri yok gibi…

En basiti, kendilerine artık fikirleri sorulmuyor, gibi…

Nasıl adalet arayan insanlar, örneğin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu gibi sokaklara dökülüyorlarsa, Yargıtay Başkanı ve üyeleri bunu yapamayacaklarsa, böyle törenleri fırsat sayarak, sıkıntılarını da satır aralarında paylaşıyorlar.

*- Kime güvenelim?

Yargıtay Başkanı satır arasında; halkın devlete güvenini de ele aldı.

Bir zamanlar anketler yapılırdı, ‘En çok kime güveniyorsun?’ diye…

Genelde hep ‘ordu’ yani Türk Silahlı Kuvvetleri birinci sırayı alırdı…

Bir keresinde ‘Basın’ ın öne çıktığın anımsıyorum….

Tabii ki, sıralamada her zaman ‘hak, hukuk, adalet’ arayışında olan vatandaşa ‘mahkemeler’ de sorulurdu…

Herhalde bunu anımsamış olacak Yargıtay Başkanı  İsmail Rüştü Cirit, bir iki örnek vererek, bunları, ‘Hukuka duyulan güveni sarsacağına’ dikkat çekti.

Benim bir iki kez bu konuda yazılarım oldu:

Örneğin haksız yere yazılan trafik cezalarını ele almış ve bunun tartışmalar neden olduğunu, güveni sarstığın anlatmıştım.

Bu arada yaşadığım bir olayı anlatayım:

‘Çalıştığım gazetenin yazarları arasında, isminin başında ‘Prof.’ Sıfatı olan ve saygı duyup, taktir ettiğim bir kişi vardı. Yazılarının değerlendirilip sayfalara konulması benim görevimdi.

Bir gün sohbetimizde; mahkemelerde bilirkişi olduğunu söyledi.

Sonra ilave etti; özellikle tarla konularında yaptığı bilirkişiliklerde, hep devletten yana çıktığını ve çiftçiyi, köylüyü haksız gösterdiğini’ anlattı.

Benim de ‘devletçi’ olduğumu bildiği için böyle söylediğini düşündüm.

Ama ben ‘devletin’ haksız olduğu yerlerde, her zaman vatandaştan yana çıkıyordum.

Yani gözü kapalı ‘devletçi’ değildim…

Devleti kazıklayanlara, kandıranlara, yasaların boşluklarından yararlananlara, devletin imkânlarını şahsi menfaati için kullananlara karşıyım.

Yoksa devleti öne sürerek halkı sıkıntıya sokmaya sonuna kadar karşıyım.

Vatandaş, memnuniyeti ile devletini, yönetenlerini sever…

Ve öncelik her zaman vatandaşın mutluluğu, huzuru ve memnuniyetidir.

Ve o gün kararımı verdim,  büyük bir meziyetmiş gibi, gözü kapalı olarak her davada, ‘Önce devlet’ diyerek, vatandaşı mağdur eden, dolayısıyla halkın devlete güvenini bir şekilde kaybetmesine neden olan o saygın kişinin yazılarını koymamaya karar verdim.

Hatta konuyu üstat Erol Akıncılar ile birkaç hukukçu ile de görüşmüş ve fikirlerini aldığımda ‘doğru karar’ demişlerdi.

Zaten Yargıtay Başkanı da satır arasında,  bence böyle nedenlerle, güvenin kalmadığını da dillendirdi.

Bunların da önene kesinlikle geçilmeli…

*- Eğitim sistemi öne çıkıyor

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit geçmişte yapılan ‘ayırımcılık’ konusuna da değindi…

Peki ‘geçmiş’ nedir?

Bu satırı okudunuz ve geçmiş oldu…

Kısacası bu…

Açık bir şekilde, eğitim sistemimizin yetersizliğinden, bu nedenle Hukuk Fakültelerinin de istenilen düzeyde olmadığını, beş yıla çıkarılmaları gerektiğini belirterek, ‘iyi hukukçular yetiştirmek için, iyi eğitim lazım’ diyerek son noktayı koydu;

‘Yoksa olmaz…’

Ama şu kadarını gururla söylüyorum;

Av. Aydın Özcan başkanlığındaki İzmir Barosu, eksiklikleri gördüğü için yeni mezun ve genç avukatları değişik etkinlik ve panellerle eğitiyor.

Stajyer Avukatlar eğitime alınıyor.

Bu arada yasalardaki eksiklikler de belirleniyor ve uyarı görevi yapılıyor.

Örneğin; ‘İş Mahkemeleri Kanunu ile Birlikte Bazı Yasalarda Değişiklik Yapılması Planlanan Tasarıdaki Düzenlemeler; Anayasa ve Uluslararası Sözleşmelerle Güvence Altına Alınmış Özgürlüklere Aykırıdır. Kabul Edilemez!’ dedikleri gibi…

*- Vicdan da çok önemli!

Gelelim hâkimlere…

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, 2013’den sonra genç hakimlerin göreve başladıklarına değindi…

Nedenini anlattı…

Bu arada evrensel hukuk kurallarına kadar hukuk sistemine değindi ve sözü ‘vicdana’ getirdi…

Sonuçta: vicdan ile tecrübenin öneminin ortaya çıktığını anlattı.

Son karari ise daha çok kıdemli ve değerli hakimlerden oluşan Bölge İdare Mahkemelerinin verdiğini kısa cümlelerle, ‘Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!’ gibi anlattı…

Söylediğine göre, hakim sayısı orantısız şekilde azaldığından yerleri  genç hakimlerle doldurulmaya başlandı…

Geçenlerde bir açık oturumda duymuştu.
22 yaşında bir genç hukukçumuz Ağır Ceza Mahkemesi’nde görevlendirilmiş…

Yine Yargıtay Başkanı Cirit’in verdiği rakamlardan anladığıma göre, Bölge İdare Mahkemeleri, Yargıtay’ın yükünü üzerlerine almış durumda….

Bu ne demek?

Binlerce dosya bu mahkemelerce bakılıyor….

Bir dosya üzerinde ne kadar zaman duruluyor….

Bazı doktorlar gibi; hasta muayene edilmeden, hastalık teşhis edilmeden  ilaç mı yazılıyor?

Düşünün ceza mahkemelerinde Yargıtay’a gelen 300 bin dosya 41 bine düşmüş 7 ayda…

Yine 7 ayda 300 bin hukuk dosyası 180 bine inmiş…

Peki bu dosyalar nereye gitti?

Bölge İdare Mahkemelerinde bunları derinlemesine derecelendirecek, haksızlık varsa düzeltecek, insanların devlete güvenini sağlayacak, ‘Hak, hukuk, adalet’ diye Kılıçdaroğlu gibi sokaklarda yürümesini nasıl önleyecek?

Her zaman söylüyorum;

Yalancı tanıklarla, haksız yere suçlanan ve ceza alanların hakları nasıl korunacak?

Cezaevlerinde yatanlardan, sayılardan, sayıyı azaltmak için neler yapılması gerektiğinden, yani bu konuda daha çok söyleyeceğim var ama bir avukatın anlattıklarını paylaşmak istiyorum;

*-  Değerler boşluğu…

Öncelikle şunu söyleyeyim;  anlatan avukat arkadaşım, ‘Gerçek bir öyküdür – İsimler değiştirilmiştir’ hatırlatmasını yaptı.

Bir şirketin hukuk bölümünde çalışan Avukat Perihan Hanım sabah ofise gelir gelmez bölümün asistanına şöyle diyor:

‘Dün yaptığım alışverişte kasiyer 160 liralık elbiseyi yazmayı unutmuş; güzelim elbise bana bedavaya geldi!’

Oldukça neşeli bir kız olan asistan,  ‘Yaşasın! Çak bir beş!’ diyerek Avukat Perihan Hanım’ın sevincine katılır.

Açık ofiste yan bölmede oturan Avukat Yeşim Hanım konuşulanları duymakta ve duyduğu şeylerden rahatsız olmaktadır.

Sesini çıkarmaz…

Perihan Hanım, Yeşim’in hiçbir şey söylememesine anlam verememektedir.

‘Yeşim Hanım duydunuz mu, 160 liralık elbise bana bedavaya geldi!’ der.

‘Duydum!’

‘Beni kutlamayacak mısın?’

‘Hayır!’

‘Neden?’

‘Senin elbisenin bedelini kasiyer kız ödeyecek. Onun durumunu hiç düşünmeyişini anlayamıyorum!’

‘Bana ne. Hata yapan cezasını çeker. Dikkatli olsaydı!’

‘Her insan ara sıra hata yapar; sen de böyle bir hata yapabilirdin; bu senin de başına gelebilirdi.’

‘Ben böyle bir hata yaparsam, hatamın cezasını çekerim. Şimdi ben kazançlı durumdayım; hata yapan kızı kurtarmak için bu kazancımdan niçin vazgeçeyim?’

‘Bu elbiseyi içine sindirerek giyebilecek misin?’

‘Tabii, neden giymeyeyim? Herkes hatasının cezasını ödemeli. Bundan ders alsın; daha dikkatli davranmayı öğrensin.’

‘İçin rahatsa, benim söyleyecek sözüm yok!’

Evet, bu gerçek bir öykü.

Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben ne düşündüğümü söyleyeyim;

Ama önce altını çizecek birkaç gerçek var:

1- Perihan Hanım, Türkiye’de doğmuş büyümüş, annesi, babası vatandaşımız olan, bu ülkenin okullarında, bu ülkenin öğretmenleri tarafından eğitilmiş, bu ülkenin bir devlet üniversitesinde bu ülkenin hukuk profesörleri tarafından eğitilmiş, hukuk diploması almış bir kadın insan.

2- Bölüm sekreteri de üniversite mezunu bir kadın insan. Onun annesi, babası, öğretmeni, üniversitesi, profesörleri de bu ülkenin insanları.

Ve çok muhtemelen Perihan Hanım, bölüm sekreteri, onların anne ve babaları, onları yetiştiren öğretmenler, profesörler eşlerine, dostlarına bayram mesajları yazıyorlardır. Paylaştığımız bir inancın önemli bir gününü idrak ettiğimiz için birbirimizi kutluyoruz.,,

Yukarıda yazdığım gerçeklerden sonra ne düşündüğümü söyleyeyim:

Değerler boşluğu yaşayan bir toplumuz.

Ailede, eğitimde, iş hayatında, meslek yaşamında, siyasal hayatta ‘değerler boşluğu’ yaşıyoruz:

Hakkaniyet, güven, empati yokluğu yaşıyoruz. Bu değerlerin yokluğundan ortaya çıkan boşluğu bencillik, güvensizlik, kaygı ve öfke dolduruyor.

‘Beni kutlamayacak mısın?’ sorusuna ‘Hayır’ diyebilen avukatı tebrik ediyorum. İnsanın kendine olan tanıklığının önemini keşfetmiş biri.

Bütün mesele bu!

*-  Doğru seçim!

İnsanın kendine olan tanıklığının önemini keşfetmek.

 Bu tanıklığın önemini keşfedince ‘doğru seçimi’ yaparsın. Seni kendi gözünde onurlu ve haysiyetli yapacak olan ‘doğru seçimi’ yapıp yapmadığının farkında olursun.

Bir ülkenin hukuk mezunu, avukatlık yapan bir insan kadın 160 liralık bir elbiseye kendi onurunu, haysiyetini satan bir seçim yaptığının farkına varamıyorsa, bu ülkenin ana babaları olarak, öğretmenleri, profesörleri, siyasetçileri olarak değerlerimiz ve önceliklerimiz üzerinde derin derin düşünmemiz gerek.

*-  İlk ve orta öğrenim ortaya çıkıyor

Prof. Av. Şeref Ertaş, ‘Biz öğrencilerimize Hukuk Fakültesinde hukuk kurallarının nasıl yorumlanıp uygulanacağını öğretiriz. Onlara dürüst davranışlar kazandırmak ailenin ilk orta eğitimin işidir.

Dünyada en fazla elektrik hırsızlığının olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Trafik kurallarına uyanlara salak gözü ile bakılıyor.’ diyor.

Şimdi ekonomiye dönelim…

Akaryakıta akşam zam geliyor…

Açıklayan kim?

Petrolcülerin derneği!

Açıklama yapılırken dünya petrol fiyatlarını inceledim…

Düşüş vardı…

Bu nasıl oluyor?

Buna kim karar veriyor?

Yetkililer nasıl göz yumuyor?

Anlamakta zorlanıyorum:

*- Hukuk bürosu bile kuruyorlar

Şimdi zaman çok değişti…

Öyle ki, telefonunuza gelen mesajlara bile dikkat etmeniz gerekiyor.

Çünkü siz de birçok kişi gibi dolandırılıyor olabilirsiniz.

Genelde yaşlılar ele alınsa da, benim birçok işadamı, girişimci ve hatta profesör, avukat, yargıcın bile bu telefon tuzaklarına düştüğünü biliyorum.

Şimdi size bunların, yani ahlaksız, sahtekâr ve dolandırıcıların son marifetlerinden söz edeyim:

Kurdukları sahte bir şirket üzerinden avukat ve hukuk bürosu isimleri kullanarak vatandaşlara ‘Sigorta borcunuz var. İcraya veriliyorsunuz. Geri dönüş yapın’ diyerek mesaj atarak dolandırıcılık yapan 2’si kadın 13 kişi yakalandı.

Şüphelilerle birlikte 600 bin kişiye ait kredi kartı ve kimlik bilgileri ele geçirildi.

Şüphelilerin bunları hackerlerden temin ettikleri belirlendi.

Bu ‘kan emiciler’in,  geri dönüş yapan vatandaşların kredi kartı bilgilerini aldıkları daha sonra kartlarını klonlayarak yurt dışında harcama yaptıkları da belirlendi.

Operasyon sırasında şüphelilerin olaylarda kullandıkları cep telefonlarını çatılara attıkları bu telefonların polisler tarafından toplandığı öğrenildi.

*- 6 adrese eş zamanlı operasyon yapıldı

Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı ekipler yaklaşık 2 ay süren teknik ve fiziki takibin ardından büyük bir dolancılılık şebekesini  böylece çökertti. Önceden belirlenen 6 adrese yapılan baskınlarda 19 kişi gözaltına alındı. Yapılan tahkikat sonucu 13 kişi gözaltına alınarak Yankescilik ve Dolandırıcılık Büro Amirliğinde sorguya alındı.

Polisin yaptığı tahkikatta şüphelilerin bir şirket kurarak, bazı avukat ve hukuk bürolarının isimlerini kullanarak vatandaşlara mesaj attıkları öğrenildi.

Şüphelilerin kendilerine dönüş yapan mağdurlara sözde indirimler yaptıkları ve paraları PTT şubesinde açtıkları bir hesaba yatırttıkları belirlendi.

Ayrıca arayan kişilerin kredi kart bilgilerini aldıkları mağdurların kartlarını klonladıkları ve yurt dışındaki kumarhanelerde işlem yaptıkları öğrenildi.

*- Attıkları telefonlar çatılardan toplandı

Yankesicilik ve Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri şebeke üyelerinin evlerinde yaptıkları aramada bir miktar uyuşturucu, 10 adet bilgisayar, 35 adet cep telefonu, 40 adet telefon hattı ile kredi kartı kopyalamakta kullanılan cihazlar ele geçirildi.

Bunları oturdukları evlerde bulunan çek yat yastıklarının içine sakladıkları öğrenildi.

Operasyon sırasında bazı şüphelilerin kullandıkları cep telefonlarını bina çatılarını attıkları öğrenildi.

Bu telefonlar polisler tarafından çatılardan toplandı.

Bunlar hepimizin belalısı olduklarından ve neredeyse hepimize bu tür mesajlar geldiği için uyarı yapma ihtiyacını duydum.

Biliyorsunuz; polis de son günlerde mesaj ile dikkatimizi çekiyor.

Örneğin geçen haftalarda binlerce kişiye şu mesaj gönderildi:

‘Telefonda kendisini; Polis, Savcı, Asker olarak tanıtıp, adınız veya banka hesabınız ‘FETÖ, PDY, terör örgütüne karıştı’ diyerek, para ve altın isteyenlere inanmayın!’

Bu kadar uyarıya rağmen, parasını, altınını hala kaptıranlar olduğunu da söyleyebilirim.

Şimdi ekonomi haberlerine bir göz atalım:

*- Sütü Mozart değil, bilim artırır!

TETA Teknik Tarım Genel Müdür Yardımcısı Başat Tömek, hayvanlarda süt veriminin artırılması için öncelikli olarak bilimsel veriler ışığında bir sistemin kurulması gerektiğini ifade ederek, ‘Hayvancılık sektöründe Mozart’a gelene kadar yapılması gereken çok şey var’ dedi.

TETA Teknik Tarım Genel Müdür Yardımcısı Başat Tömek, hayvanlarda süt veriminin artırılması için öncelikli olarak bilimsel veriler ışığında bir sistemin kurulması gerektiğini ifade ederek, Çiftlik Ekipmanları ve Canlı Hayvan Irkları Fuarı’nda Lakto markası ile ürettikleri süt sağım sistemini tanıttı.

Başat Tömek şirketlerinin Türkiye’de hayvancılık yatırımlarını bir bütün olarak projelendiren tek firma olduğnu söyleyerek, ‘TETA Teknik Tarım hayvansal üretim konusunda uzman olan zooteknistler tarafından kurulmuş ve bu alanda faaliyet göstermektedir.

Şirketimiz hayvancılık alanında ve özellikle büyükbaş hayvancılıkta mühendislik, danışmanlık, projelendirme, makine ve ekipman temini hizmetlerinin yanısıra yem sanayiinde de makine ve ileri teknoloji konusunda çözümler sunmaktadır.

Türkiye’de hayvancılık yatırımlarında projeyi bir bütün olarak ele alabilen tek firma olduğumuzu da belirtmek isterim.

Yani mevcut var olan bir işletmenin ya da baştan kurulacak yeni bir işletmenin planlanması ve projelendirmesini tek başına bir bütün olarak sağlayabilmekteyiz.

Yapılan yatırımda işletmede yer alacak her türlü yapılanma, teknoloji seçimi, yem programları, teknik eleman ve yönetici eğitimi, yem bitkisi üretimi, yıllık planlama, işletmedeki her alt birim için iş paketlerinin hazırlanması, teşvik alınması gibi konuları içerecek şekilde tüm operasyonu gerçekleştirebiliyoruz.

Bunun ötesinde projelendirmesi gerçekleştirilen işletmeye sürekli bilgi aktararak danışmanlık da yapıyor ve dünyada oluşan her türlü yeniliği uygun görüldüğü taktirde projeye dahil edebiliyoruz’ dedi.

İzmir’in güvenilir bir şirketi olduğu için TETA’ya biraz toleranslı davrandım

*- Uşak Fuarı yüzleri güldürdü

Uşak 3. Ege Tarım ve Hayvancılık Teknolojileri Fuarı’nda bayram havası esti. Yeni teknolojiyle buluşan üretici, fuarda 40 milyon liralık iş bağlantısına imza attı.

Uşak Belediye Başkanı Nurullah Cahan, Uşak’ın tarımı, sanayisi ve ticaretiyle hızla geliştiğine dikkat çekerek ‘Girişimci bir ruha sahibiz bu da yaptığımız her işe yansıyor. Fuarımız da bunun en güzel örneği’ dedi.

GL Platform tarafından düzenlenen Uşak 3. Ege Tarım ve Hayvancılık Teknolojileri Fuarı’nda stant açan 146 firma, çiftlik ekipmanları ve teknolojileri, genetik alanındaki son yenilikler ve yem sektöründeki gelişmeleri üreticiyle buluşturdu.

*-  Çin yolcusu balıklarımız…

Türkiye’nin ihracatta yıldız sektörlerinden su ürünleri sektörü, levrek ve çipurada Avrupa pazarında yüzde 25 pazar payına ulaştıktan sonra yönünü dünya devi Çin’e çevirdi.

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, Çin’de su ürünleri tüketiminin yaygın olduğunu, 50 milyon alım gücü yüksek müşteri kitlesi olduğunu, bu kitlenin Türk balıklarını daha çok tüketmesini istediklerini belirtti.

Yakın gelecekte Çin’in dünya ekonomisinde bir numara olmasının beklendiğine işaret eden Kızıltan,  ‘Çin’de balık yanında, karides, istiridye, deniz tarağı, deniz patlıcanı gibi ürünler yoğun tüketiliyor. Yıllık su ürünleri ithalatları 7.5 milyar dolar seviyesinde. Bizim Çin’e ihracatımız ise 3 milyon dolar seviyesinde. Su ürünleri sektörümüz bu pazara yoğunlaştığı takdirde ihracatımız katlanarak artabilir.’ diye konuştu.

Birkaç yıldır neredeyse her sektörde Çin’i konuşuyoruz.

Ben de bugün başta işadamlarımızı ve bakanlıklarımızı, kısacası ha-hepimizi ilgilendiren Çin’den bazı örnekler vermek istiyorum

*-  Büyüme tahminini yükseltti

Moody’s uzmanları G-20 ülkelerinin ortalama büyüme oranının, bu yıl ve gelecek yıl için, %3’ün hemen üzerinde olacağını tahmin ediyorlar.

Ancak bu alanda bazı kuşkuların da varlığına işaret ediyorlar: Jeopolitik riskler, ABD korumacılığı vb.

Değerlendirme kuruluşu, yılın ilk yarısındaki olumlu verileri dikkate alarak, Çin Halk Cumhuriyeti’nin 2017 yılı büyümesini -başta tahmin edilen %6,6’dan- %6,8’e çıkarttı.

Asya’daki gelişmeler olumlu olsa gerek ki, büyüme oranı tahminleri Güney Kore ve için %2,5’ten %2,8’e, Japonya’nınki %1,1’den %1,5’e yükseltildi.

 Avrupa bölgesi açısından da tahminler daha olumluya dönüyor. Büyüme tahmin revizyonu Almanya, Fransa ve İtalya için de yükseltiliyor. Ancak durum ABD için farklı; 2017 ve 2018 tahminleri %0,2’şer düşürülerek %2,2 ve %2,3 olarak veriliyor.

*- Nasıl lider oluyor?

2017 yılı başında Çin, 2020 yılına kadar yenilenebilir enerjiye 360 ​​milyar dolar yatırım yapacağını ve 85 kömürle çalışan elektrik santrali inşa etme planından vazgeçtiğini açıkladı.

Mart ayında Çinli yetkililer, ülkenin zaten enerji verimliliği, karbon yoğunluğu ve temiz enerji kaynaklarının payı konularında resmi hedeflerin aşıldığını bildirdi. Ve geçen ay, Çin’in enerji düzenleme kurumu Ulusal Enerji Yönetimi, ülkenin kömüre bağımlılığını azaltmak için yeni tedbirler aldı.

Bunlar, Çin’in teknolojik değişime ve yenilenebilir enerjilerin düşen maliyetine dayalı küresel bir enerji dönüşümünün merkezinde olduğunun en yeni göstergeleridir.

Ancak Çin sadece yenilenebilir kaynaklara yatırım yapmakla ve kömürü aşamalı olarak kullanımdan kaldırmakla yetinmiyor. Aynı zamanda, küresel enerji talebinin giderek artan bir kısmını oluşturuyor; bu da ekonomisinin hizmet ve tüketim önderliğindeki büyümeye doğru kaymasının, doğal kaynaklar sektörünün dünya çapında yeniden şekilleneceği anlamına geliyor.

*- Saatte 4 bin km hız yapacak tren

İzmir’in metrosunda kullandığımız vagonlar Çin malı…

Yani onlarla İzmir’in yakından bağlantısı var.

Geçenlerde; Çin Uzay Bilimleri ve Sanayisi Şirketi, saatte 4 bin kilometre hıza ulaşan “uçan tren” projesinde araştırma aşamasına geçildiğini açıkladı.

Çin Uzay Bilimleri ve Endüstrisi Şirketi Genel Müdür Yardımcısı Liu Shiquan, bugün Hubei eyaletinin Wuhan kentinde düzenlenen 3. Çin Ticari Amaçlı Uzaycılık Forumu’nda yaptığı açıklamada, ‘uçan tren”in hızının geleneksel hızlı trenlerin 10 kat üzerinde olacağını bildirdi.

Maglev teknolojisiyle seyredecek ‘uçan tren’, ses hızının üzerine çıkacak.

Sanıyorum geçenlerde bu konuya bizim de ağırlık vermemiz , işin takipçilerinden Konak Belediye Başkanlarından Ahmet Sarışın ile Bornova Belediye Başkanlarından Cengiz Bulut’tan geldi.

Böylece İzmir’de de diğer kentlerimizde de trafik sorunu çözümlenebilir.

*- Marka oldular…

İzmir Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi (KOSBİ), Türk Patent ve Marka Kurumu’na yaptığı başvuru sonucunda ‘marka’ olarak tescillendi. 530 firması, 30 bin kişiye ulaşan istihdam sayısı ve 2.7 milyar dolar ihracat hacmi ile Türkiye’nin önde gelen OSB’leri arasında yer alan KOSBİ, tescillettiği markasıyla İzmir OSB’lerinin marka yüzü olacak.

KOSBİ olarak ortaya koydukları pek çok projeyle fark yarattıklarını belirten KOSBİ Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Porsuk, ‘KOSBİ içerisinde yatırımcılarımızın en iyi koşullarda üretim yapması için durmadan çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle altyapı, enerji ve çevre konularında çok ciddi adımlar attık ve atmaya devam edeceğiz. Sosyal sorumluluk projelerimizle de tüm Türkiye’ye örnek olacak modeller oluşturuyoruz. Bu emekler sonucunda ortaya çıkan KOSBİ markasını ve bölgemizi büyütmeye kararlıyız’ diyor.

*- ‘Yerli ürün teşvik’ dalında birinci oldu

Türkiye’nin önde gelen enerji sektörü oyuncularından Aydem Elektrik Perakende Satış A.Ş.’nin (AYDEM) ana sponsoru olduğu Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Mühendislik Fakültesi ve Teknoloji Fakültesi tarafından tasarlanan 2017 model Alatay Elektromobil aracı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ‘Efficiency Challenge Electric Vehicle’ yarışmasında 2016 yılında olduğu gibi 2017 yılında da ‘Yerli Ürün Teşvik’ dalında birinciliğe layık görüldü.

Aydem, bu doğrultuda, şehir içi ulaşıma yönelik ve fosil yakıt tüketmeyen, bir elektrikli araç projesi olan Alatay Elektromobil projesini destekliyor.

***-

GÜNCEL

Tapu işlemlerinde ‘online’ dönem

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, tapu sahiplerinin taşınmazlarını tapu müdürlüklerine gitmeden internet üzerinden yönetebileceği sistemi hayata geçirdi.

Yeni uygulama, hem vatandaşın işini kolaylaştıracak hem de tapu müdürlüklerinin iş yükünü azaltacak. İşlemlerini web-tapu üzerinden yapacak vatandaş, tapu dairesine gidip imza atacak.

Web tapu e-devlet üzerinden kimlik doğrulama sistemiyle birlikte kullanılabilecek. Vatandaşlar uygulamayla taşınmazlarına ait bilgileri görüntüleyecek. Tapu sahibi, devir işlemleri öncesinde başvurularını web tapu aracılığı ile yaparak kuruma gitmeden işlem sürecini başlatabilecek.

*- Sahteciliğe önlem

Sistemin vatandaşların hayatına getireceği bir diğer yenilik de dolandırıcılık ve sahtecilik girişimlerine karşı alınacak önlemler olacak. Bu çerçevede, sistem sayesinde tapu sahipleri, web tapu ile taşınmazları üzerinde işlem yapılmamasına yönelik beyanda bulunabilecek. Tapu sahipleri söz konusu sistem üzerinden yapacağı işlemlerin her aşamasında SMS ile bilgilendirilecek.

*- Amazon’dan Türkiye hamlesi

 Dünyanın en büyük alışveriş sitesi Amazon.com Türkiye’ye giriş yaptı. Geçtiğimiz günlerde somut adımını atan Amazon Türkiye’de resmen bir şirket kurdu.

 Amazon Turkey Services Yönetim ve Destek Hizmetleri Limited Şirketi unvanlı şirketin merkezi Beşiktaş görünüyor.

Şirketin hakim ortağı ise Lüksemburg merkezli Amazon Europe Core Sari.

Yani Amazon Turkey, Avrupa’ya bağlı olarak hizmet verecek.

Biz bu konuda hala gerilerde sayıyoruz,

*- Trafik sigortasına zam

Hazine Müsteşarlığı, zorunlu trafik sigortası primlerinde her ay yüzde 1 olarak uygulanan zam oranını yüzde 1,5’e çıkardı. Böylece yılın son 4 ayında primler yüzde 6 zamlanacak.

Yayınlanan genelgeye göre eylül ayından itibaren her ay trafik sigortası primleri yüzde 1,5 oranında artırılacak.

Hazine, nisan ayında yayınladığı genelge ile trafik sigortası primlerinde tavan fiyat uygulaması getirmiş ve primlerin her ay yüzde 1 oranında artırılmasını kararlaştırmıştı.

*- Çalışmayan annelere ve ev hanımlarına emeklilik müjdesi

Sosyal Güvenlik Uzmanı Erhan Nacar, çalışmayan anneler ve ev hanımlarına emeklilik yolunun açılabileceğini belirtti.

Nacar, bununla ilgili bir dava açtıklarını ve kazandıklarını söyleyerek, ‘Yargıtay tarafından karar onaylanırsa Türkiye’deki annelerde çalışmadan kaldığı ikametgah sürelerine göre borçlanma yapabilecekler’ dedi.

*- SGK e-fatura uygulamasına geçiyor

SGK, 1 Ekim 2017 tarihinden itibaren e-fatura uygulamasına geçeceğini duyurdu. Buna göre, 1 Ekim itibarıyla elektronik fatura uygulamasına kayıtlı olan kişiler, SGK’ya gönderecekleri faturaları elektronik ortamda e-fatura olarak düzenlemeleri gerekecek.

*-

yasar.eyice@gmail.com

Twitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın