maltepe escort kurtköy escort

Buradasınız
Anasayfa > KÖŞE YAZARLARI > Yandaşlar tek tek gidiyor YAŞAR EYİCE

Yandaşlar tek tek gidiyor YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*-  TBMM’de konuşulduğuna göre, 2020’ye girinceye kadar 100 tane gazete kapanmış, kapanmak zorunda kalmış… Üzücü bir durum… Kimisi bunu hak etmedi… Ama bazıları için iyi oldu. Daha doğrusu onlar değil bizim için iyi oldu. Halkın parası hak etmemelerine, sadece yandaş oldukları için onlara aktarılıyordu. İmamoğlu ile birlikte bu iş bitti, onların da işi bitti…

*- Keyfimizi kaçıran bir açıklama da İzmir Tabib Odası’ndan geldi… Uyuz bazı semtlerimizde hortlamış… Olabilir de, ilaç olmazsa olmaz! Tatil olduğu için henüz bir resmi açıklama yapılmadı… Yarın ola hayır ola!

*- Zehir, daha doğrusu zehirli yiyecekler yaşamımızın bir parçası oldu. İhracatçılarımız kaç zamandır övünüyor ama Avrupa’dan kötü haber geldi. İki yıldır gönderilen yani ihraç edilen tarım ürünlerimizde yasaklı tarım ilaçları kullanıldığından geriye gönderiliyor. Bakalım buna ne diyecekler? Ya da kimler yiyecek?

*- Kamil Okyay Sındır ‘Kanal İstanbul ‘ için ne diyor? Bayraklı’da hastalara özel hizmet…

*- Keyfimiz uzun sürmüyor

2020’ye hemen her kes ve kesim ‘güvenle bakıyoruz’ açıklaması yaptı.

Özellikle girişimcilerin ve iş adamları ile sanayicilerin keyifleri de yerinde görülüyor.

Çünkü kaç gündür ‘vur patlasın, çal oynasın’ sistemini uyguluyorlar.

Herkes için hayırlı olsun…

Ama anımsatayım:

Yandaşlar ve sırtlarını bir yerlere dayayanların yeni yılı göremeyeceklerini İstanbul Seçimlerinden sonra duyurmuştuk, yazmıştık..

Dediğimiz çıktı…

Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın hak ettikleri koltukları oturmalarından sonra, halkın ifadesi ile ‘avantası’ kalkan bazı medya kuruluşları, çürükler gittiler, yeni yılı göremediler.

Bunlara bu yıl eklenecekler olacak, göreceksiniz…

Çünkü artık ‘Maymunun gözü açıldı’ ve gerçekler görülüyor, hepsi gözümüzün bizim önümüzde yaşanıyor…

*- Pestisit denetimleri yeterli değil

Ben yazmasam kim yazacak?

Bu neden ve düşünce ile paylaşmak istiyorum…

Avrupa Birliği, Türkiye’den ihraç edilen bazı ürünlerde tarım zehirlerine yönelik denetimleri artırdı…

İyi mi kötü mü?

İyi olabilir mi?

Bu güvenin kaybolduğu anlamına geliyor…

Ülkemizden Avrupa Birliği’ne ihraç edilen gıdalarda pestisit kalıntılarının artması sonucu Avrupa Komisyonu, Türkiye’den giden limon, yeşil biber, nar ve asma yaprağı için analiz sıklığını artırdı.

Türkiye’den AB ülkelerine 2018 yılında giden tarım ürünlerinden, uygun bulunmayan 318 parti üründen 113’ünün geri gönderilme gerekçesi pestisitler, yani tarım zehirleri. 

*- Tespit edilen zehirler neler?

Maalesef; Avrupa Birliği Gıda ve Yem Hızlı Alarm Sistem (RASSF) kayıtları, yasaklı pestisitlerin Türkiye’de kullanımına devam edildiğini kanıtlıyor.

Söz konusu kayıtlarda Türkiye’den Avrupa ülkelerine gönderilen yeşil biberde, kullanılması yasak olan omethoate, formetanate ve thiophanate-methyl, tarımda kullanımı tamamen yasak olan diafenthiuron; narda kullanılması yasak olan prochloraz ve omethoate kalıntıları ile limonda kullanılması yasak biphenyl isimli pestisitlerin kalıntılarına da rastlandığı görülüyor.

*- Kanserle birlekte…

Bunlara ek olarak asma yapraklarında hem kanser yapıcı hem de hormonal sistem bozucu özellikteki ditiyokarbamatlı pestisitlerin (maneb, mancozeb, metiram, propineb, thiram ve ziram dahil bir grup pestisit etken maddesine verilen genel isim) kalıntılarına rastlandığı belirtiliyor.

Ayrıca tespit edilen prochloraz, thiophanate-methyl de Uluslararası Pestisit Eylem Ağı tarafından yayınlanan, hormonal sistem bozucu pestisitler listesinde yer alıyor.

Öte yandan maneb ve mancozeb, ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) tarafından 2018 yılında yayınlanan kanser yapıcı maddeler listesinde “Grup B-Muhtemel İnsan Karsinojeni” olarak, thiophanate-methyl ise “Grup C-İnsanda Olası Karsinojen” olarak sınıflandırılıyor.

*- Ürünler neden geri dönüyor?

Avrupa Birliği üyesi ülkeler ithal ettikleri gıda ürünlerini iç piyasaya sürmeden önce çeşitli kontrollere tabi tutuyor.

Tüketiciyi korumak amacıyla yapılan bu kontrollerde insan sağlığı için zararlı olabilecek fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik risk unsurlarının gıdalarda bulunup bulunmadığı araştırılıyor.

Avrupa Komisyonu’nun bu kararı almasının en önemli nedeni, bazı gıda ürünlerinde yapılan analizlerde sağlığa zararlı pestisit kalıntılarının çok sık çıkıyor olması.

Bu nedenle limon, nar, yeşil biber ve asma yaprağı daha sık analize tabi tutulacak ve sorun tespiti yapılan ürünler kabul edilmeyerek Türkiye’ye geri gönderilecek.

Yani sonuçta bunları yine biz yiyeceğiz, önceden olduğu gibi…

Avrupa Birliği ülkeleri ithal ettikleri gıda ürünlerini laboratuvar analizlerine tabi tutuyor. Analizler so-nucunda eğer uygunsuz bir durum tespit edilirse bu sonuçlar Gıda ve Yem Hızlı Alarm Sistemi’ne (RASFF) kaydediliyor. Bu sistemdeki kayıtlar vatandaş erişimine açık.

Dolayısıyla siteye girip Türkiye’den gönderilen gıda ürünlerinde ne gibi uygunsuzlukların tespit edildiğini görmek mümkün.

*- Ülkemizde durum?

Söz konusu karar, Türkiye’de gıdalardaki pestisit kalıntılarını belirlemeye yönelik çalışmalara ve pestisit kalıntısı yüzünden ülkemize geri gönderilen ürünlerin akıbetine dair soruları akla getiriyor:

Türkiye’de tüketilen yeşil biber, nar, limon ve asma yaprağı sağlığa zararlı pestisit kalıntıları içeriyor mu?

AB’nin geri çevirdiği ürünler iç piyasaya sunuluyor mu, bu ürünlere ne oluyor?

Tarım ve Orman Bakanlığı bu konularda herhangi bir bilgilendirme yapmadığı için bu soruların yanıtlarını bilmiyoruz.

Bakanlığın internet sitesinde konuyla ilgili bilgi yer almadığı gibi, bakanlık tarafından yapılan açıklamalarda da söz konusu soruların yanıtı bulunmuyor.

Oysa Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yetkilileri tarafından, Gıda Güvenliği Bilgi Sistemi’ne, ülke genelindeki tüm gıda ve yem işletmeleri, bu işletmelere yönelik denetimler, alınan numuneler, numunelerin analiz sonuçları, işletmelere uygulanan idari yaptırımlar, ithalat ve ihracat kayıtları gibi bilgiler giriliyor.

Ancak RASSF sisteminin aksine bu bilgiler halka açık değil; yani denetim ve analiz sonuçları vatandaş ile paylaşılmıyor.

*- Artan uyuz vakaları

İzmir’de artan uyuz vakaları konusunda açıklama iki gün önce İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu önemli bir açıklama yaptı.

Yeni Yıl öncesi insanlarımızı üzmemek ve de ‘umarım yanlış bilgidir, resmi açıklama yapılır, bunu değerlendiririm’ dedim ama aklımdan geçen soruların yanıtını alamadım.

Sadece ‘doğru mu?’ diyenlerle karşılaştım…

İzmir’deki olayın gerçek yanı ve yüzdesini bilmiyorum ama İstanbul’da  15 gün önce hastaneye başvuran ailelerin çocuklarının yüzde 80’e yakınının ‘domuz gribi’ şüphesi ile antibiyotik tedavisine alındıklarını duydum ve biliyorum…

Bildiğim bir nokta daha var.

Tatil günü bir resmi yetkiliye rastlanmayacağını, tatil günleri bırakın hasta olmayı ‘ölmeyin!’ bile denildiğini…

*- Sosyal medya önde gidiyor

Basından ve sosyal medyada son dönemde gerek ülke çapında gerekse İzmir özelinde uyuz vakalarında artış olduğu şeklinde haberler yer almaktadır.

Bu durum birinci basamakta çalışan hekim meslektaşlarımız ve eczacılar tarafından da doğrulanmaktadır. 

İzmir’de özellikle Buca, Bornova, Konak ve Karabağlar’da uyuz hastalığının iki kat arttığı ileri sürülmektedir.

Hastalığa yakalanan yurttaşların ilaç bulamamaktan şikâyetçi olduğu da ifade edilmektedir.

Her ne kadar Sağlık Bakanlığı yeterince ilaç stoğu bulunduğunu açıklasa da bu konuda sıkıntılar yaşandığı anlaşılmaktadır.

Artan ilaç talebine hazırlıksız yakalanıldığı düşünülmektedir. 

Son olarak uyuz etkenine karşı kullanılan ilaçların yetersiz kalabildiği ilaca karşı bir direnç olduğu şeklinde iddialar da dile getirilmektedir.

*- Açıklama istendi

İzmir Tabip Odası konuyla ilgili olarak İzmir İl Sağlık Müdürlüğünden bilgi istemiş, gerek hastalıkta artış, gerekse yaşanan ilaç sıkıntısı konusunda açıklama talep etmiştir.

Kamuoyu bu konuda aydınlatılmalıdır. Bu verilerin analizi uyuz hastalığının artış nedenlerini açıklamamıza ve gerekli çalışmaların yapılabilmesine ışık tutacaktır.

Hastalık belirtisi olan kişilerin hekime başvurması çok önemlidir.

Başarılı bir tedavi sonrasında dahi hastalık bulgularının 2-6 hafta kadar devam edebileceği unutulmamalıdır.

Aynı yaşam ortamını paylaşan tüm aile bireylerinin, o anda aktif şikâyetleri olmasa bile aynı anda tedavi edilmesi gerekmektedir.

*- Uyuzdan korunmada hijyen çok önemlidir.

– Başta okullar, özellikle yatılı okullar, bakımevleri, yurtlar, oteller, yatakhaneler olmak üzere insanların toplu halde bulundukları ortamlarda, toplu ulaşım araçlarında temizliğe son derece dikkat edilmelidir.

– Uyuza yakalanan veya yakalandığından şüphe eden kişiler okullar ve çocuk yuvaları ve benzeri toplu bulunulan kuruluşlara hekimlerinin belirttiği sürece gitmemeli ve orada faaliyet göstermemelidir.

– Hastaların, hastalığın sağlam kişilere bulaşmasını önlemek açısından geçici olarak onlarla teması sınırlamaları ve özellikle de doğrudan deri temasından kaçınmaları gerekmektedir.

– Sağlam kişilerin ise hasta olduğundan şüphelenilen kişilerle temastan kaçınmaları, iç çamaşırı, havlu, nevresim gibi kişisel eşyaların temizliğine dikkat etmeleri,  vücut ile direkt teması bulunan eşyaları ortak kullanmamaları önemlidir.

– Ev, araba gibi alanların temizliğine dikkat edilmesi gerekir.’

Bugün yeni yılın ilk günü olduğundan tatil…

Sanıyorum yarın İl Sağlık Müdürlüğü ya da Bakanlıktan olmasa bile Valilikten bir açıklama yapılarak içimize bir su serpecektir.

***-

GÜNCEL

*- Kanal İstanbul bahane

CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır, Tüm Yerel – Sen 2 Nolu Şubenin 3. Olağan Genel Kurulunda Kanal İstanbul Projesini eleştirdi; doğanın katledilmesine, 23 Milyon metre kare orman, 136 Milyon metre kare tarım alanının talan edilmesine izin vermeyeceklerini söyledi.

Çılgın projelerle ülkenin talan edildiğini söyleyerek sözlerine devam eden Sındır, ‘İstanbul’un ve Türkiye’nin geleceği için doğanın katledilmemesi için ‘Kanal İstanbul’a hayır diyoruz. 23 Milyon metre kare orman, 136 Milyon metre kare tarım alanının talan edilmesine göz yummadığımız için hayır diyoruz. Kanal İstanbul projesi bir soygun projesidir. Kanal yapıldıktan sonra İstanbul’dan Avrupa’ya biri gitmek isterse neye ihtiyaç duyacak? Köprülere. Çünkü artık önünde kanal var. Kanal yapıldıktan sonra köprülere ihtiyaç var. Bu sadece bir kanal projesi değil bu aynı zamanda köprüler projesidir. Kanal İstanbul bahane memleketimin toprakları Katarlılara şahane; memleketimin toprakları sermaye gruplarına şahane. İstanbul Kanal projesi, aslında bir hortumlama projesi. Emeği sömüren sermaye grubunun obur iştahını karşılayacak projenin adı Kanal İstanbul projesidir.

Cumhuriyet tarihinin en yüksek işsizlik oranlarına ulaşıldığı bir dönemde, gençlerin 3’te birinin işsiz olduğu bir zamanda, 2 bin 324 liranın bir ailenin geçimine reva görüldüğü bir yılda Kanal İstanbul projesi bu ülkeye ihanet projesidir.

Bu projeyi hayata geçirmek için çaba verenleri ne tarih ne de gelecek nesiller affedecek. İnsanca bir yaşam mücadelesi, rant mücadelesine karşı zafere ulaşacak. Zafer ekolojinin ekonomiye yenilmediği bir düzenin olacak’  dedi.

*- Bayraklı’da 2 bin hastaya ambulans

Son 9 ayda 30 binden fazla kişiye ücretsiz sağlık hizmeti sunan Bayraklı Belediyesi, hasta nakil ambulanslarıyla ihtiyaç sahibi yurttaşların yanında oluyor.

Yaşlı ve yatalak durumda olan hastalara 3 ambulansla hizmet veren belediye ekipleri, hastaları sağlık kuruluşlarına götürüp getiriyor.

Evde pansumandan, tansiyon ve şeker takibine, diş dolgusundan aile planlamasına kadar farklı branşlarda hizmet veren Bayraklı Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü geçen yıl 2 bin 88 hastayı da ambulansla taşıdı. Bayraklı sınırları içinde ikamet eden ve sağlık kuruluşlarına gitmekte zorluk çeken hastalar, deneyimli sağlık personelleriyle evden hastaneye götürülürken, tedavinin ardından tekrar evlerine bırakılıyor. Bu hizmetten yararlanmak isteyen vatandaşların 341 31 31 numaralı telefondan randevu alması yeterli oluyor.

*-

Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comve yeyice@mynet.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın

Top

casual encounters dubai my escort berlin seks hikayeleri sex hikayeleri sex izle doeda link