16 Okunma

Vatandaş artık çekinmiyor YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

 

Takipçi kadar, dertli insanımız da çok!

*- Şikâyet ve isteklerde patlama var…

*- Şu fesli hain işi devam edeceğe benziyor

*-

T.C. Cumhurbaşkanlığı bir tweet attı, Pazar günü!

‘Gençliği ihmal eden bir milletin istikbali ve istiklali tehdit altında demektir.’ dedi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan…

Erdoğan, ‘Gençliği ihmal eden, gençlerine sırtını dönen, onların ruh ve gönül dünyalarının imarı için gerekli özeni gösteremeyen bir milletin, istikbali ve istikbali tehdit altında demektir.’ diyerek, 17 yıldır gençlerimize büyük önem ve öncelik verdiklerini söyledi.

Konuşmasında, ‘gençlerimizin Peygamber Efendimizin hayatını öğrenmesi büyük önem arz ediyor’ diyen Cumhurbaşkanı, ‘Diyanet camiamızı üzecek, milletimizle Diyanet mensuplarımızın arasını açacak tartışmaların hiç kimseye bir faydasının olmadığını’ düşündüğünü de belirtti.

Sanıyorum bunları Diyanet İşleri Başkanı’nın ‘Fesli’ adamı, Türk Milletinin önemli bir gününde, 10 Kasım’da, bazı kişilere göre bilinçli olarak fotoğraflarıyla servis edilmesinden sonra çıkan tartışmalar ve tepkiler üzerine ortalığı sakinleştirmek için dillendirdi.

En önemli cümle ise ‘Milletimizle Diyanet mensuplarımızın arasını açacak tartışmaların hiç kimseye bir faydasının olmadığını’ düşünmesi olmalı…

Bu konu üzerinde çok yorum yapıldığı için bir başka cümlesini irdelemek istiyorum.

’16 yıl öncesiyle karşılaştırıldığında bugünün Türkiye’si her açıdan daha özgür’ diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerimizi istikbale hazırlamazsak tüm emeklerin boşa gideceğini de vurguladı.

Evet doğru…

Birincisi; gerçekten daha özgür olmasa da, daha cesur bir Türk gençliğinin olduğunu, ‘tweet’ e verilen onlarca yanıttan anlıyoruz…

Bakın gençler ne diyor?

*-

3 bin 216 beğeniyi yapanlardan, 913’ü sıkıntısını saygı ölçülerinde dile getirmiş…

Ve eleştiri yapanları tek tek okuduğunuzda ikiye ayrıldıklarını görüyorsunuz.

Bunlara ‘cesur yürekler’ diyorum…

Çünkü önceki zamanlarda bu kadar insanımız ortaya çıkıp, istek, dilek ve şikâyetlerini dile getirmiyordu…

Dikkatimi çeken noktalardan biri de, tornadan çıkmış gibi, ya da bir nokta ve merkezden gelmiyordu istek ve eleştiriler.

Zaten en ufak bir yanlışlık hemen tespit edilebiliyor.

Zaman zaman bunların, yani art niyetlilerin yakalandıklarını ve mahkemeye sevk edildiklerini biliyoruz.

*-

4/B’li sağlıkçılardan biri şöyle diyor:

‘4/B’li öğretmen 3 yılda kadro alıyor.

Diğer 4/B’liler 5 yıldır kadro bekliyor.

Yılbaşında kadro bekliyoruz!’

Bir başkası;

‘5393 ve tüm 4/B’liler kadro bekliyoruz!’

‘Dün Sayın Pakdemirli bizi oldukça üzdü, bizi sevindireceğiniz adımı sizden bekliyoruz.’

Bu kadro isteyen ve bekleyenler o kadar fazla ki, hangi birinden söz edeyim…

*-

Bir grup var ki, seslerini duyurmak için sanıyorum bir iki yerde dernek bile kurdular…

Bu arada Dikili’de Hasan isimli bir vatandaşımız 10 yıl kadar önce ‘Aptallar’ derneğini kurmuş ve Türkiye’nin her köşesinden onlarca kişiyi üye yapmıştı…

Şimdilerde ne yapıyor, hiç haber almadım…

Sadece resmi kayıtlarda kaldı galiba şu ‘Aptallar’ derneği…

*-

Cumhurbaşkanına seslenen iki üç sütten ağzı yanan vatandaşımızın dileklerini de Ankara ile birlikte sizinle paylaşayım…

Hepsinin ismi belirli olmasına rağmen ben bunları afişe etmek istemiyorum.

Çünkü konu oldukça hassas.

Üstelik ben ‘pozitif ayrımcılıktan’ yani kadınlardan yanayım:

Bakın erkekler neden yakınıyor:

‘Genç yaşta kadını nafakaya bağlıyor, yasalar. ‘Çalışma; ye, iç, gez’ diyor. Ne zaman el atacaksınız, sayın Başkan?’

‘Nafaka, bazı kadınlar için çok kârlı bir iş doğrusu! İnsanın iştahını kabartacak cinsten… En ufak bir sıkıntıya düşüldüğünde boşanıvereyim de ölünceye kadar bana baksın eşşek gibi dedirtecek cinsten!…

Ama tabii bu hazmedebilene… Asalak ruhlu olana!

Onurlu kadın bunu kabul edemez…’

Anlamışsınızdır bunu yazan ise bir kadın…

Herhalde şikayetçi erkeklere ve de bazı kadınlar için söylüyor…

Bence artistler ya da milyarder eşleri için söylüyordur…

Çünkü zamanımızda bırakın eski eşini, çoluk çocuğuna süt parası bile vermeyenler o kadar fazla ki…

Bunlara ne demeli?

İlk ve son sözüm şikayetler, istekler artıyor ve bu devletin en yüksek makamına da açıkça iletiliyor…

*-

***-

GÜNCEL

*- İstekler de bitmiyor!

Sesini duyurmak isteyen, 5 yıllık memur Recep İshak Çınar Cumhurbaşkanı Erdoğan’a şöyle sesleniyor:

‘Başkanım ne olursunuz sesimizi duyun! Ev – iş farklı illerde. 3 aylık çocuğum annesinin yanında. İkimiz de devletin çalışanıyız. Aile birliği istiyoruz. Başka bir şey değil. Aile birliği çözümündeki yol, kurumlar arası geçişin önünü açıp sözleşmeli memura kadro vermek.

Bir cevap yazın