Buradasınız
Anasayfa > Genel > *- URLA’DA İLK KEZ… / YAŞAR EYİCE

*- URLA’DA İLK KEZ… / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Bir sonraki paragraf öncesindeki ara başlığımı ‘Öne çıkmak kolay!’ diye attım…

Girişini yaptığım bu paragrafı ise ‘Öne çıktı!’ diyerek sürdürmek istiyorum.

Kayyum olan Kaymakamın yönettiği Urla’da belki de ilk kez medya hatırlandı!

Nasıl mı?

Davetiyeyi paylaşayım:

‘7.Uluslararası Urla Enginar Festivali kapsamında 12 Nisan Pazartesi günü saat 14.00’de düzenleyeceğimiz ‘Enginar Kesimi’ etkinliğinde sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyacağız.’

Kendi adıma, ben 11 Mart 2019’dan bu yana evimden çıkmıyorum…

Özellikle bugünlerde koronavirüs her yerde kol geziyor..,

Nasıl gider ya da gidebilirim?

Baksanıza her gün ‘sapasağlam’ diye bildiğimiz birçok dostumuzun feci şekilde can verdiklerini duyuyor, öğreniyoruz…

Ama tabii ki yine de, hiçbir güvenceleri olmayan, öyle ki mukavele yapılmadıkları, hakları yenilen ve bu yüzden İzmir Gazeteciler Cemiyeti’ne bile alınmayan gerçek haberciler olayı paylaşacaklardır.

Bu arada bir noktaya değineyim, 100’e yakın genç gazeteci, benim yıllardır tek başıma savunduğum ve yazdığım bir konuya değinmişler.

Söyledikleri şu:

İzmir Gazeteciler Cemiyeti olağanüstü bir tüzük tadilatı yapar, ‘Haber müdürü ya da şefi iki yıldır bifiil görev yapıyor’ diye tasdik eder, iki gazeteci de bunu imzalarıyla desdeklerse sorun çözülür.

Hatta bu sorunu kökünden çözen Türkiye Spor Yazarları Derneği Genel Başkanı Oğuz Tongsir’den bilgi ve destek alınabilir.

Şimdi yine konumuza devam edelim:

Demek istediğim iyi ki önceki kayyum olan kaymakam gitmiş, görevden alınmış, belki Urla’da normal durum, iki AKP’linin ‘Fetöcü’ ihbarı ile görevden alınan ve tutuklu yargılanan seçilmiş başkan İ. Burak Oğuz zamanına dönmüş gibi görülüyor.

Umarım böyle gider…

Çünkü Urla’da belediye işleri iyi gitmiyordu.

Birileri de bunu Kaymakamın yani Kayyumun kenti çok iyi tanımadığına yorumluyordu.

Şimdi bu söylenti ve görüş yıkılmış oluyor.

Tabii ki ilk adım Kayyum kaymakamın esnafı ziyareti ve sahil kesimini doğrudan denetlemesi ile atılmış oldu.

Şimdi Urla’da temizlik ve yabani otlar ile budama çalışmalarının ve haşere ile mücadele zamanı…

Bu mücadeleler yapılıyor ve sıkı bir şekilde takip ediliyor mu?

Her şeyden önce çöp bidonları yenilenmeli ve takviye edilmelidir.

Bu basit işlemi yapmayan kalmadı, Urla’da geçen yıl ek konteyner isteyenlere verilen yanıt şöyle idi;

‘Yok!’

Büyükşehir’den isteyin denilince yine resmi yanıt şöyle oluyordu.

‘Onlarda da yok!’

Bu nedir?

İşten kaçmak!

Daha çok yazılacak var!

Şimdilik bu kadar…

Ha sahi söyleyeyim:

Hani selden sonra Urlalı üreticinin zararları karşılanacaktı?

Hatta üst yöneticiler de geldi, beyanatlar vardı…

Umarım denilen, söylenilen olmuştur..

Ama benim tanıdığım bir ‘enginar üreticisi, ‘Zararım çok fazla!’ dedi…

Tabii ki karşılığını alamamış…

Belki birileri almıştır…

Yani zaman geçti ama, her zaman savunduğum nokta şu.

‘Kime ne verdi, listeler halinde yayınlanmalıdır…’

Bu da ne bileyim bazı ilgililere, parti yöneticilerine verilmelidir ki, sağlaması yapılabilsin…

ÖZEL NOT: 20 YILDIR ALIŞVERİŞ ETTİĞİM URLALI ENGİNAR ÜRETİCİSİ MEHMET DÖNMEZ’e (0535 331 57 55) SİPARİŞİM YEMEKLİK ENGİNARLARI ALDIM… HAZİRUN ÖNÜNDE TEŞEKKÜR EDİYOR, SİZİN ‘    ÖRNEK GÜVENLİ ÜRETİCİ’ OLARAK ÖDÜLLENDİRİLMENİZİ BURADAN YETKİLİLERE ÖNERİYORUM…

 

 

*- ÖNE ÇIKMAK KOLAY!

 

Ege İhracatçı Birlikleri’nin Basın Müşaviri Murat Demircan’dan öğrendiğime göre;

‘Maden sektöründe verimliliği yükseltmek, iyi yetişmiş nitelikli mühendis ihtiyacına cevap vermek amacıyla Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin içinde yer aldığı Maden Sektör Kurulu’nun hayata geçirdiği Burs Projesi meyvelerini vermeye başladı. 146 öğrenci asgari ücrete varan burstan yararlanmaya başladı.’

Özet bilgide dikkatimi çeken, can alıcı nokta şu:

‘İyi yetişmiş nitelikli mühendis!’

Yani sadece diploma yeterli değil…

En basitinden ‘nitelikli olmak’ şartlardan biri…

 

*-  GEÇERLİ OLAN

 

‘Hakka, hukuka, adil olmaya, dürüstlüğe önem veriyorsan, vicdana sahipsen, yalan sevmiyorsan, baban de olsa eleştirmelisin!’ diyen, diyebilen değerli öğretmenlerimizden Nermin Cengiz şu mesajı gönderdi:

‘Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Servisine yatırıldım.

Kızım iyi bir göğüs profesörü araştırdı.

…Ve muayeneye geldik.

Şimdi doktor da tam araştırma yapabilmek için yatış yaptı…’

Dikkat ettiniz mi?

Emekli Öğretmen Nermin Cengiz de, ‘İyi bir göğüs profesörü!’ diyor, ama isim vermiyor, diğerlerini aşağılamamak ve üzmemek için…

Neden sıradan birine gitmiyor, da ‘iyiyi’ araştırıyor?

Hep yazarım; adam var, adamcık var…

İnsan var, insancık var

Doktor var ‘hekim var!’ diye…

Arada o kadar çok fark var ki!…

Bize nitelik ve nicelik lazım…

 

*- NEDEN?

 

Sevgi varken; nefret niye?

Barış varken; savaş niye?

Kardeşlik varken; didişmek niye?

Dostluk varken; düşmanlık niye?

Hoşgörü varken; bağnazlık niye?

Özgürlük varken; tutsaklık niye?

Adalet varken; haksızlık niye?…

‘Niye?’ diye diye bugünlere gelmedi mi?

Şimdi günümüzden bir örnek vererek, bu satırlarımı yazmamın değerini daha iyi algılayabiliriz…

 

*- ACILARIN İÇİNDEYİZ

 

Demokrat İzmir’den, yani en azından yarım asırlık arkadaşım Bayındırlı Macit Ersönmez benimle bir görüntülü ‘Sokak röportajını’ paylaştı…

Ben tek cümle ile yanıt verdim:

‘Çok yazık!’

Şimdi memleketimizden bir kesiti gösteren acı gerçeği sözlü veya görüntülü değil ama yazılı olarak paylaşayım…

Ne hikaye, ne de mizansen…

Acı gerçeğin ta kendisi!

 

*- SAKIN GÜLMEYİN

 

Sokak röportajını yapan genç bayan spiker, sıradan bir gence soruyor:

– Elbistan nerededir?

Yanıt:

– İsrail’in yanında!..

Spikerin ‘anlamadım!’ şeklinde kulak uzatması üzerine genç tekrarlıyor:

– İsrail’in yanında…

Doğru cevabı veriyor, spiker;

‘Kahraman Maraş’ta, Kahraman Maraş’ın ilçesi…’

Mikrofon, yoldan geçen sıradan bir başka gencimize yöneltiliyor,

‘Elbistan’ın nerede olduğunu söyleyebilir misin?’

Yanıt;

‘Hayır bilmiyorum! Arap bölgelerini takip etmiyorum, hiç! Arap ülkelerinin birindedir, yani!… Suriye’nin altındadır…’

Spiker:

‘Arap ülkelerinin olduğu yerden emin misiniz?

– Evet orada! Arap ülkelerinde!…’ (Kesin, kendinden emin bir ifade ile!)

Bu arada ben de bir bilgimi paylaşayım:

1960’lı yıllarda Elbistan’da maden arayan Alman teknik heyetinin ve mühendislerinin tercümanlığını yapan Mahmut Zeki Yelken’den duymuştum yaptıkları hainlikleri…

Aslında o zamanlar bunları devletin yetkililerine, örneğin kaymakama da anlatmıştı ama ne gibi işlemler yapıldığını o da bilmiyor, ben de öğrenemedim…

*- SORUYU KENDİNİZE SORUN

 

Bir başka sokak söyleşişinde soru şu:

‘Kelime-i Şehadet’in anlamı nedir?

Hemen herkes gayet güzel okuyor…

Ama anlamı için söylenenleri ‘inançlı’ biri olarak belirtmek istemiyorum…

Ben de burada şunu yapabilirim:

‘Siz de kendi kendinize açıklayabilir misiniz?

Geçenlerde bir kadınımız bir başka televizyon kanalının sokak röportajında, benzer konuya değiniyor, özetle ve mealen;

‘Ben biliyorum… Ama ağızlarından dini düşürmeyen siyasetçiler acaba Kuran- ı Kerim’i bir kez okudular mı, ya da anladılar mı?’ diye soruyor, sonra da ‘Bunlara dikkat!’ diyordu…

İnternette dolaşırken bunları bulursunuz…

Tabii çok dikkat etmek lazım, bizleri yanlış yollara götüren, beyin yıkamak ve algı yaratmak için özellikle birliğimiz bozmak isteyenler de olabilirler..

Zaten istihbarat birimlerimiz herhalde böylelerine aman vermiyorlardır…

 

*- ARTIK PATLAMAK ÜZEREYİM

 

Şimdi daha basite indirgeyelim:

Hadi yukarıdaki soruları bilmeyebilir, ya da unutmuştur vs.vs.

Spiker soruyor:

‘Türkiye’nin kaç tane coğrafi bölgesi vardır.’

Gencin yanıtı:

‘Dört!’

– Nereleri oralar?

– Mesela Trabzon, Diyarbakır…gibi!’

– İl değil mi?

Gülümseyerek:

– Doğru söylüyorsunuz, il..’

– Ben coğrafi bölgeleri sordum?

– Bilmiyorum, cidden bilmiyorum… Bilsem, direk söylerdim yani…’

Bir başka genç kızımızın yanıtı;

– 30- 40 tane vardır, herhalde? Vallahi bilmiyorum ki, 81 tane il olduğuna göre, 81 tane mi  olur?

 

Bir başka soru, başkalarına!

Spiker;

‘Türkiye’nin dört sınır komşusunu sayar mısın? Bilir misin?’

Bir kızımızın yanıtı:

‘Amerika, Almanya, Paris!… Kaç oldu, üç oldu!.. Bir de, hımmm… Fransa!…’

Spiker, ‘Bunlar Türkiye’nin sınır komşusu mu?’ diye bir düzeltme beklerken, yanıt alıyor:

‘Sınır komşu su mu?

Ben böyle düşündüm..’

 

*- EL İNSAF

 

Şimdi de yine bir bilinmeyecek soruya geçelim!

Spiker yine bir başkasına soruyor:

‘Bize Japonya’nın başkentini söyleyebilir misiniz?

– Vuhan diye biliyorum!

– Efendim!

– Vuhan miydi?

Bir başka gencimiz aynı soruyu şöyle yanıtlıyor:

– Çin!

– Neden Çin?

Cevabı şöyle veriyor ve gülüyor:

‘Çünkü tipleri aynı!

 

*- NEDEN OLMASIN?

 

İki genç kızımıza aynı soru soruluyor:

‘Bilmediğimiz yerden çıktı!’ derlerken, spiker yardımcı olmaya, ‘Baş harfi (T) diyerek hatırlatmaya çalışıyor..

Kıkırdayarak gülen kızlarımızdan şu yanıt çıkıyor:

‘Trakya olabilir mi?’

Bunları ancak not alabildim…

Artık gerisini de siz düşünün, ne haldeyiz halimizi de!

Acaba ‘Halkın içindeyiz’ diyen siyasilerimizin bunlardan haberi var mı?

Yoksa ‘düzmece haber’ veya ‘asparagas!’ diye mi düşünüyorlar…

Ara başlığıma ‘Neden olmasın?’ cümlesini koydum…

Bir ara ‘Başka Bornova var mı?’ diye araştırdım…

Avrupa’da bir iki tane buldum…

Belki de Trakya’da da vardır, gençlerimizin söyledikleri gibi…

Kendimizi böylece avuturuz…

*-

 

 

Bir cevap yazın

Top