Buradasınız
Anasayfa > KÖŞE YAZARLARI > Uçmayı bıraktık, yürüyemez haldeyiz YAŞAR EYİCE

Uçmayı bıraktık, yürüyemez haldeyiz YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Bugün 27 Mayıs!

Belki de hemen herkes ’Ne var bunda? ‘diyecektir.

Ya da bir kısmı küfrederden, bir kısmı da, azınlıkta da olsa, ‘Neydi o günler?’ diyecektir.

Ağar ben bu tarihe ‘1960’ ilavesini yaparsan, yani 27 Mayıs 1960 dersem özellikle siyasetle ilgilenenler, ya da yarışmalara katılanlar hemen akıllarına Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel ile ‘ihtilal’ gelecektir.

Bazıları da ‘Bayram’ diye kutlanan günleri!

Tabii ki o günden bu güne çok sular aktı ve bazıları hiç ama hiç unutamadı.

Dikkat ederseniz, ister ‘x,y,z’ciler olsun, isterse zamanımızın insanları geriye doğru gittiklerinde 1980’de kalıyorlar…

Neyse o günleri çoktan geçtik ve şimdi 15 Temmuz’a geldik…

O günü ‘Bayram’ olarak kutluyoruz…

Çünkü iktidardan muhalefete herkes açık ve net şekilde ‘İhtilallara karşıyız’’ açıklamasını yapıyor ve ‘FETÖ’cülere lanet ediyor.

Zaten bu günlerde her şeyi unuttuk, sadece şu dolar ile Avro’yu konuşuyoruz.

Bir de seçimi…

Bilmiyorum; ben ‘euro’ demiyorum, herkes gibi….

Bir de benim gibi demeyen ve Türkçe ‘Avro’ diyen ikinci kişi var, o da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan…

Aklıma ‘Cengiz’ isimli bir İzmirli şovmen geldi.

1970’li yılların başında Ankara’dan İzmir’e dönüyordum…

Yanımda tesadüfen Cengiz oturuyordu…

‘Nereden geliyorsun?’ diye sordum…

Ben ya CHP’nin ya da Adalet Partisi’nin ya genel kurulundan ya da bir maçtan dönüyordum…

Yani tam anımsamıyorum…

Ama anımsadığım şuydu;

Cengiz ‘Ti-Viii’den geliyorum!’ demişti…

Anlamadım birkaç kez tekrarlattım…

Meğer haftada bir mi, sonradan üç güne çıkmıştı o dönem miydi, bilemiyorum, Siyah- beyaz yayın yapan TRT Televizyonunun bant çekiminden geliyormuş…

Türk filmlerinde, sosyeteyi temsil eden kadınların ağızlarını bükerek ‘Avrupa’dan’ ya da ‘Paris’ten geliyorum’ ya da , ‘Avrupa’dayken,’,  ‘Paris’teyken!’ deyişleri gibiydi…

Yani kendince o kadar büyük bir olaydı…

Namık Kemal’den bir sınıf arkadaşım vardı…

Avukat Ali Oktan…

İstanbul Hukuk mezunu bu arkadaşımızı çok genç yaşta Akhisar yolunda kazada kaybetmiştik. Kırkağaç’ta bir davaya gidiyordu…

O bir gün bir ahbabını anlatırken, televizyonda seyretmiş ya da gazetede fotoğrafını görmüş, ‘Başbakanın karşısında ayak ayak üstüne atarak oturuyordu!’ demişti…

Kaç yıl oldu, hâlâ aklımda…

Ama bugün öğle saatlerinde aklımdan yıllarca çıkmayacak bir olayı yaşadım…

İzmir’de CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce güllerle *-karşılanırken, binlerce coşkulu kişiye hitap ederken, İstanbul’da aynı saatlerde, yani öğlene doğru, Boğaz’da bir seçim otobüsü gümbür gümbür anonsla geçiyordu…

Arkasında da birçok resmi plakalı lüks araç…

Boğaz’ın karşı yakasından, Beykoz’dan bile duyulan anons şöyle idi:

‘İstanbul Milletvekili adayı, içişleri Bakanı Süleyman Soylu sizi selamlıyor!’ denilyordu…

Gözümle görmesem inanmayacağım:

Koyu renkli camlarla kaplı ve ampulle süslenmiş otobüs geçerken Bebek’te bir kişi bile istifini bozmadı…

Pardon pardon bir kişi hariç…

O da İSPARK yani AKP’li İstanbul Büyükşehir’in otopark kuruluşunun yetkilisi otobüsün yanında biraz koşarak iki kolunu sağa sola sallayarak salamladı…

Dostlara sordum:

Ne Arnavutköy’de, ne Ortaköy’de, yani Beşiktaş’tan çıt çıkmamış…

Neyse ki, birkaç belediye işçisi vardı…

Yoksa moraller sıfıra inecekti…

İnanmayan İstanbul’daki yakınlarını, hatta AKP’lileri arayarak sorsunlar…

Kaç zamandır söylüyorum, zaten son anketler de açıkça belirtiyor; Muharrem İnce önde diye…

Hatta bir arkadaşım ikinci tura iki kişi kalabilir; Biri Muharrem İnce diğeri de Meral Akşener demesin mi?

Hiç aklımdan geçmemişti, ama neden olmasın?

Türkiye’de 1960’dan bu yana çok şey değişti…

Hele zamanımızda bir günde kaç olayı yaşamıyor muyuz?

Bir bakıyorsunuz, Muharrem İnce nezaket ziyareti yaptığı için Hacettepe Tıp Fakültesi Dekanı görevden alınıyor…

Bir bakıyorsunuz;

AKP İzmir İl Başkanı ve 24. Dönem Milletvekili Aydın Şengül, Ege Üniversitesi’nde konferans verebiliyor…

Veriyor!

Ama çıt yok!

Ha sahi bu arada öğrendim önümüzdeki haftadan itibaren ‘İnce belli çay bardakları imalatı da yasaklanacakmış!

Şaka şaka böyle bir şey olur mu?

*- Dünden devam!

Menderes ilçesinin AKP’li belediye başkanı, yasaları çiğneyerek, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmalarını ve hizmetini önlüyor…

Bunu resmi açıklamasında da belirtiyor…

Hiç kimsenin selam bile vermediği, İçişleri Bakanı ‘Nasıl beni görmedilerse,’ diye aklından geçiriyor ve sesini çıkarmıyor…

Çünkü Muharrem İnce burada öyle bir konuşma yapıyor ki, İzmir’de değil, yankısı tüm Türkiye’de duyuluyor…

AKP’liler bugün açıklama yapıyor ve CHP İlçe başkanının bilgilendirmesini ‘edepsizce açıklamalar seni kurtaramayacak. Tekrar söylüyorum seni ham yapacaklar, senin ne karakterde bir adam olduğunu artık bütün alem biliyor..’ diyebiliyorlar…

Ben onlara şu hatırlatmayı yapayım:

Tanıdığınız şu hakimler bir sorun bakalım, bu açıklamanın hukuki yönü var mı, ya da nedir?

Bağımsız Türk savcı ve yargıçları, bu sözleri dikkate alırlarsa Türk Ceza Kanununa göre, iki yıldan kaç yıla kadar hapis cezası verirler?

Ama Dr. Devlet Bahçeli ısrarlı…

Ben de aynı fikirdeyim…

Belli kişiler hariç mutlaka ve mutlaka af çıkarılmalıdır.

Özellikle ‘kader kurbanı’ olarak dediğimiz  hükümlüler için…

Çevrenize bir bakın, mutlaka doğrudan ya da dolaylı yönden bir tanıdığınız hiç yoktan dediğimiz bir şekilde, örneğin iftiradan, yalancı tanıklardan, tuzağa düşürülmekten hapis yatmaktadır.

‘Yazık’ diyeceğimiz çok kişi bu şartlarda cezaevlerini doldurmuştur.

Zaten sahtekarlar, namussuzlar ya da büyük hırsızlar, dolandırıcılar, ahlaksızlar bir yolunu, ya da yasaların boşluğunu bilirler…

Bilmeyenler, kendini savunamayanlar genelde sıradan vatandaşlarımız, gerçek kader mahkumlarıdır…

*- Uçmayı bıraktık, yürüyemez haldeyiz!

Başta İstanbul olmak üzere, Ocak ayı ile birlikte, Devlet tarafından başlatılan ‘okuma yazma’ kurslarının ‘Seçim hazırlığı’ olduğunu yazmıştım.

Nedeni belli;

Sandıklar tüm partiler ve sivil toplum kuruluşları ile özellikle yurdunu seven vatandaşlar tarafından sıkı şekilde koruma altına alındığı için yani herhangi bir kaçağa meydan verilmemesi için yapılanlar görülünce ön tedbir olarak bu çalışma başlatıldı.

Bu zamanda hâlâ okuma yazma bilmeyen onlarca, belki de binlerce insanımız var.

Çoğunluğu da kadın!

Ama arada tek tük 70 yaşında hukuk ya da diğer fakülteleri bitiren, ikinci, üçüncü diplomalarını alanları görüyor, biliyoruz.

Okumanın, bilginin hiçbir zaman hiçbir şekilde yeterli olmayacağını da biliyoruz.

Ama sizce ‘Bayram değil, seyran değilken’ birden bire bu okuma yazma kursları Halk Eğitimi tarafından verilen talimatla başlatıldı.

Zaten öyle zamanda yaşıyoruz ki, her şey talimatla…

Özel yaşantımız bile…

Bir bakıyorsunuz, yandaşlara, daha doğrusu seçtiğimiz insanlara bile talimat geliyor, ‘bıyık bırakın’ diye…

Daha önceleri ‘sünnet’ olarak bilinen sakal bırakmalara bir şey demeyeceğim…

Ama gösteriş ya da yandaş gibi davrananlara, örneğin ‘pis sakal’ bırakanlara, ya da ‘badem bıyıklılara’ özel sözlerim olmuştur her zaman…

Ardından ikinci bomba patlatıldı, yani Yılbaşı’ndan 4 ay sonra…

Tam da benim, ‘Israrcıyım’ dediğim, yazdığım gün:

‘Erken, olağanüstü seçim yapılacak!’ diye…

Anımsıyorum…

İnanmayan arşivlere bakar…

Yandaşların yazdıklarına ve televizyonlardaki söyledikleri de herhalde hafızalardadır…

Ne diyorlardı?

‘Türkiye ne çektiyse koalisyonlardan çekti!’

Hadi ya?

Sonra ısrarla vurguluyorlardı, ‘Bizden önce şu kadar yılda şu kadar seçim oldu, insanlar sandığa sürüklendi!’

Şimdi ne yapılıyor?

Eskiye dönüş mü var ki, neredeyse her yıl iki seçim yapıyoruz…

Son beş yılda hep sandığa gitmedik mi?

16 yıldır başımızda bulunanlar hep aynı şeyleri tekrarlamıyor mu?

Ama bu arada şunu da belirtmek istiyorum:

Rahmetli Turgut Özal siyasete girdiği ilk zamanlarda, yani Başbakan ve Cumhurbaşkanı olmadan çok önce, İzmir’de, Konak Belediyesi’nin ilk kurucu Belediye Başkanı Süha Baykal, ben ve birkaç kişi ile sohbet ederken, çok önemli bir noktaya dikkat çekmiş ve ‘Türk milletine bir sözü 10 defa tekrarlayacaksın’ demişti…

Böylece beyninizden geçeni rahatça yaşama geçirebilirsiniz.

Nedenlerini de anlatmıştı…

‘Çok özel’ olduğu için belki ileriki yıllarda söyleyebilirim.

Bu kadar laftan sonra şimdi yılbaşına geri döneyim…

Neden ‘kara cahil’ diye adlandırılan bazı kesimler üzerinde ısrarla duruluyor…

En çok da ne öğretiliyor?

Çarşı Pazar alışverişi için mi?

Yoksa seçimde, bir yanlış yapmadan, doğrudan hangi partiye ya da kişiye nasıl oy vereceği için mi?

Ben ısrarla yine yazmıştım;

Sandıklar sıkı kontrol altında olacağı için bu tür bir çalışma içine girildi…

Dekan bile, yani profesörler bile CHP’nin ve benim gibi öz İzmirlilerin Cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce ile görüştüğü için bir telefonla görevinden alınabiliyorsa, gerisini siz düşünün…

Yani okuma yazma kurslarında sadece , ‘Topu tut!’ ya da ‘Oku oku yaz’ mı öğretiliyor?

Dünya liderimizden, Reis’imizden söz edilmiyor mu?

Neyse, bu konuda herkes istediği şekilde düşünebilir…

İki üç gün önce kendileri açıkladı;

Bir yandaş sendika var Milli Eğitim’de…

Son 16 yılda ortaya çıktı, alternatif olarak…

Hemen her hafta siyasete de maydanoz oluyorlar…

Neredeyse tüm öğretmenleri bünyelerinde toplayacaklar…

Milli Eğitimin, öğretmenlerin sorunlarından çok politika ile ilgileniyorlar.

Örneğin 1603 yıllılarından bu yana Anadolu İnsanının aç ve ekmeği, buğdayı karne ile almalarını görmüyorlar da, İnönü devrinde ekmeğin karneye bağlandığını anlatıyorlar,

Tabiii çevremizdeki değil dünyadaki ateş çemberinden de söz etmiyorlar.

At gözlüklüler desem yanılırım…

Ben nasıl seçim yapılacağına önceden inanıyor isem, şimdi de şuna inanıyorum: 24 Haziran’daki seçimlerden sonra çok şeyin değişeceğine…

Hatta bazıları gibi ‘Sarı sendika’ ağalarının da batacağına…

Bu arada AKP Genel Başkanı ve şimdiki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı da kutlamak istiyorum.

Baksanıza seçim beyannamesini 360 sayfa olarak hazırlatmış…

Bu ne demek?

Okuma yazma, daha doğrusu okuma alışkanlığımız kaybettiğimiz şu zamanda hiç olmazsa partililerine, yandaşlarına bir kitabı okutturuyor…

Ne mutlu ona…

Bu arada ben de inceledim ve notlar aldım…

Ama çoğu, AKP’li çoğunluk tarafından beğenilmeyecek türden…

İstanbul ve Ankara güdümlü yandaşlar her ne kadar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı AKP Seçim Beyannamesi’nden alıntı yaparak ‘Ege uçacak!’ deseler de, bırakın uçmayı bizim yürümeye halimizin kalmadığını görmüyorlar mı?

*- İtirazınız var mı?

NOT: Her ne kadar, Yandaş medya  katıldığı televizyon programında Muharrem İnce’nin, hayali itirafından söz ederek algı operasyonu yapmak isteseler de, ben bir gerçeği belirteyim:

Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, seçim süreci ve sonrasına dair bütün merak edilenleri CNN TÜRK’te değerlendirdi.  Program, kısa sürede Twitter’da en çok paylaşım yapılan konular listesinde birinci sırada yer aldı. #MuharreminceCnnTürkde Hashtag’i dünyada 1. sıradan TT oldu.

Eyy yandaşlar anladınız mı?

İtirazınız var mı?

***-

GÜNCEL

*- İğneyi kendimize batıralım…

Her seçimden önce sendikaların ortaya çıkarak, hak arayışı, kutsallığı adı altında sözde işçinin, memurun yani çalışanın yanındaymış gibi tavır takınmalarını doğru bulmuyorum.

Kim ve hangi görüş altında, belki de çok samimi olmalarına rağmen yine de ‘hayır’ diyorum…

Öncelikle tüm sendikacılar ve yöneticiler, çalışanın işini tam anlamıyla ve lâyık bir şekilde yapmalarını sağlasınlar, ondan sonra yüksek istekte bulunsunlar.

Çünkü benim, hak etmeyene dolaylı ve doğrudan bir şekilde bir kuruş bile verme niyetim yok!

Ve bunu açıkça belirten liderlerin de artı iki puan alacaklarına inanıyorum.

 

Yaşar EYİCE
0532 781 95 18
Twitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın

Top