Aileler arasındaki silahlı kavgada 2 kişi öldü, 2 kişi yaralandı AA

ÖLÜ SAYISI GÜNCELLENDİ AFYONKARAHİSAR (AA) - Afyonkarahisar'ın Beyyazı beldesinde iki aile arasında çıkan silahlı kavgada 2 kişi öldü, biri ağır 2 kişi yaralandı. Alınan bilgiye göre, kız kaçırma nedeniyle aralarında husumet bulunan akraba iki aile, Abdullah A'nın Örnek Mahallesi'ndeki evinin önünde karşılaşmalarının ardından tartışmaya başladı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine Abdullah A, ruhsatsız tabancasıyla ateş ettiği Ömer A, Yaşar A, Hülya A. ile Hüseyin A'yı yaraladı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Kentteki hastanelerde tedavi altına alınan yaralılardan Yaşar A. Afyonkarahisar Devlet Hastanesindeki, Ömer A. ise Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ) Hastanesindeki müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Yaralılardan Hüseyin A'nın hayati tehlikesinin bulunduğu belirtildi. Katil zanlısı Abdullah A. jandarma ekiplerince gözaltına alındı. Yaşar ve Ömer A. ile Abdullah A'nın amca çocukları olduğu öğrenildi.

Ve o gemi Çeşme’yi terk etti

Şarbonlu hayvan taşıdığı iddialarıyla sosyal medyada yoğun tartışma ve tepkilere neden olan Rahmeh adlı gemi Çeşme limanından ayrılarak yola çıktı İzmir'in Çeşme ilçesinin Çiftlik Mahallesi açıklarında demirleyen ve şarbonlu hayvan taşıdığı iddialarıyla sosyal medyada yoğun tartışma ve tepkilere neden olan Rahmeh adlı gemi Çeşme limanından ayrılarak yola çıktı. Şarbon hastalığı olan hayvanları taşıdığı iddia edilen, yükünü boşalttıktan sonra İstanbul'da demirleyen ve İspanya'ya gitmek için demir aldıktan sonra, dört gün boyunca Doğu Akdeniz'de dolaşan ve bugün sabaha karşı Çiftlik açıklarına demirleyen Rahmeh adlı gemi, sosyal medyada yoğun tepkilere neden oldu. Gemide şarbonlu hayvanlar olduğu, Çeşme Limanı'na indirileceği ya da Çeşme körfezine atılacağı şeklinde iddialar sosyal medyada yoğun olarak paylaşılırken, Çeşme Kaymakamlığı, Çeşme Liman Başkanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı yetkililerince yapılan kontrollerde gemide hiçbir

Sanatçının ekmeğini kesmek… Arif ÇAYAN yazdı…

A+A- Yıllardır İzmir de sahne hayatı olan ve bahsi geçecek belediyenin eski başkanlarının yönetimiyle defalarca işbirliği yapan bir sanatçı dostum yazdı geçen;   ''çok canım sıkıldı be ağabey'' diye. Anlat ne oldu dedim başladı anlatmaya aynen yazıyorum onun ağzından; Ağabey İzmir in bir ilçesinden genç bir kardeşimiz dedi ki;  bizim burada sahneye neden çıkmıyorsunuz kaç sene oldu gelmiyorsunuz. Kardeşim dedim daha önce ki 2 belediye başkanımızla da çalıştık. Ama bu yeni başkana ulaşamıyorum. Ben konuşurum abi dedi peki dedim konuş gelelim sahne yapalım dedim. 2 gün sonra aradı delikanlı; abi başkan yardımcısıyla konuştum ben ama söyleyeyim mi bilemedim şuan sana  dedi. Söyle tabi ne dediler neden çekiniyorsun dedim. ''O arkadaş  alkol kullanıyor o yüzden ona yer veremeyiz'' dediler abi... Bugün de eski belediye başkanını aradım sağ görüşlü namazında

BAŞKAN NE ZAMAN ÖLECEĞİZ? Arif ÇAYAN yazdı…

İyi pazarlar sevgili okurlarım. Bugün ki yazımı, Nasrettin Hoca hikayelerine konu olacak kadar ilginç bir duruma ayırmak istedim. Nasrettin hocanın hikayelerini bilenler bilir, her hikayede ince bir zeka, üstün bir diyalog ve  sonuçta verilen olumlu, olumsuz bir mesaj vardır. Bayındır Belediye Başkanlığı’nın kamuoyuyla paylaştığı bir proje var. Proje güzel, anlatımı tam Nasrettin Hoca hikayesine konu olacak türden. Bayındır Belediye Başkanı Dr. Ufuk Sesli’nin talimatıyla, belediyenin girişinde su şebeke borularının değişimini anlatan proje, portatif halleri de görsel olarak konulmuş ve Bayındırlılara gösteriliyor. Bir tablo üzerine konulan eski ve yeni su borularından birer kesit yapıştırılmış. Üzerinde ise büyük harflerle ve kalın bir mesaj yazıyor: ‘HALKIMIZI KANSER YAPAN BORULARDAN KURTARIYORUZ’ En altında da bunu yazan : ‘Dr. Ufuk Sesli Bayındır Belediye Başkanı’ diye bir proje imzası. Bir eski, yeni borulara baktım, bir

Arif Çayan’ın yazısı “İZMİR’İ KİM YAKTI?”

Arif ÇAYAN yazdı... Dün öğlen saatleriydi. Sıcağın evin odalarına iyice yerleştiği, "artık sizinle birlikte yaşayacağım, dayanın, dayanabilirseniz kahrıma" dediği saatleriydi. Burnumuza gelen yanık kokusuyla bir anda ev seferberlik ilan ettik. Herkes bir odadan diğerine koşuyor, yanan elektrik prizi, ocakta yanan bir şey var mı yok mu diye bakıyor, bakmakla kalmıyor kokluyor, koklamakla kalmıyor ‘sen de bir kokla’ diye kontrolünü garantiye alıyordu. Her tarafa bakılmasına rağmen, o keskin yanık kokusu, lastik kokusu, naylon kokusu, yangın kokusunun bir türlü nedeni bulunamadı. Az bir nefes almak ve rahatlamak için balkona çıktığımda bir baktım, yanan daha doğrusu yangın kokusunun olduğu yer sadece bizim ev değil bizim sokak, sadece bizim sokak değil bizim mahalle, sadece bizim mahalle değil bizim ilçe, sadece bizim ilçe değil bütün İzmir di. Ama öyle böyle bir koku

PAKDEMİRLİ ŞİFRESİ! Arif ÇAYAN yazdı…

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk başkanı seçilen Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, yeni sistemin ilk çalışma listesini açıklamadığında, sosyal medya üzerinden hayırlı olsun diyenler kadar, şaşkınlık içinde olanlar vardı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin getirisi olarak, insanların yıllardır alıştığı, milletvekili bakanların yerine, bırakın milletvekili olmayı, siyasetle hiç ilgisi olmayan ama çalıştığı alanda başarılı olmuş insanlara görev verildiğini gördük. Yeni Türkiye’nin ve yeni sistemin şifreleri listenin açıklamasıyla ortaya çıktı. Türkiye’nin yıllardır içinde bulunduğu çıkmaz, dar demokrasi sokakları, bir otoban yola dönüştü bir anda. İşinde başarılı olmuş insanların Türkiye’nin işine bakmalarının istenmesi, herhalde başarıyı hazmedemeyenler dışında kimsenin zoruna gitmemiştir. Türkiye şifresinin yanında bana göre bir de İzmir şifresi vardı. Siyasetin kıyısında durmayı, siyasetin içinde olmaya tercih ettiğim için, günlerce bekledim belki bu İzmir şifresini birileri yazar diye. Ama yazan olmadı. Sebebini de sanırım yazabileceklerin hepsi