Efem Çukuru ve şeytani düşünceler Ünal Tümin

Yangınlar… Orman yangınları… Kaç gündür gelen resimlere baktıça içimdeki yangın dahada büyüyor… Tıpkı Zeki Müren'in şarkı sözlerindeki "Sorma ne haldeyim?" dediği gibiyim… Örneğin, İzmir Karabağlar'da günler-geceler boyu süren orman yangınında inanın hep bu durumdaydım! Evet, İzmir'in 3 noktasında başlayan ve bölgenin diğer il ve ilçelerine sıçrayan yangılardayım!.. *** "Ah bu yangın beni öldürürüyor yavaş yavaş / Kor kor alevler yanıyor." Rahmetli Zeki Müren'inki, bir gönül, "bir aşk hikayesi" idi. Benim ve tüm milletimin aşkı ise "ormanlarda, orman yangınlarında" idi… Karabağlar… Efem Çukuru… Urla… Menteş… Seferihisar… Foça… Manisa… Muğla… Milas… Hatay… Buralarda sıradağlar gibi, art arda çıkan yangınlar, gerçekten bizi kül ediyor !.. Bundan önce de gündemimizde hep Kaz Dağları'ndaki gibi kesilen, koparılan ormanlarımız vardı… *** Hoş! Buna benzer

Işılay Saygın’ın Buca’sı il olsun! / Ünal Tümin

Hafta başında Türk siyasetinin önemli isimlerinden ve kadın bakanlarımızdan Işılay Saygın'ı doğup büyüdüğü İzmir'in Buca ilçesinde misli görülmemiş bir törenle ebediyete uğurladık. İlk tören Devlet geleneği olarak İzmir Valiliği önünde gerçekleşmesine rağmen sevgi seli, cenaze namazının kılındığı Muradiye Camii'ne kadar uzandı. Ankara'dan gelen bir yakınımla birlikte Buca'ya gittiğimizde bana söylediği tek söz şu oldu: 'Buca bugünkü şu nüfusu ile il olmak için aday olsa, hemen gerçekleşir!' Altmış iki yıllık gazeteciliğim süresince Türkiye'nin en genç kadın Belediye Başkanlığı'ndan tutun, tüm siyasi çalışmalarını yakından izlediğim Işılay Saygın'ı bu duygusallık içinde uğurlarken 'yakın gelecekte Buca neden il olmasın?' diye düşünmeden edemedim doğrusu!.. Bu törenler sırasında Buca'da, adeta bir siyaset üssü kurulmuştu! Eski bakanlardan Yaşar Topçu'dan tutun, günümüz siyasetçileri, ilçe belediye başkanlarına kadar herkes

Ölmeden öldürenler /Ünal Tümin

Üç tarafı denizlerle çevrili cennet gibi bir ülkemiz var. Ama ne yazık ki, buna karşılık dört tarafımız ise adeta bir ateş çemberi ile çevrili. Ahmed Arif''in sözündeki gibi "Puşt zulası" gibi bir coğrafyada yaşıyoruz! Dolayısıyla cennet ülkemizin tadını çıkarmaya fırsat bulamıyoruz. Çünkü, engelleyen iç ve dış düşmanlar, zombiler misali karşımıza birer ikişer çıkmaya başladı... İşte Irak'ın kuzeyi... İşte Suriye... İşte dost mu, düşman mı nedir bilinmez (!) samimiyet yoksunu bir Yunanistan... Bizim, içeride FETÖ aşağılığı ve de PKK gibi hain çapulcular grubu karşısında vatan bütünlüğümüzü sağlamak için verdiğimiz haysiyet mücadelemizi fırsat bilen sözde komşu (!) Yunanistan'ın, Doğu Akdeniz'de çıkardığı fitne hiç affedilir cinsten değil... * * * Ya çağımızın "en büyük korsanı" olan ABD'nin rüzgarlı havalarda açtığı sözde

Dedim dedi dediler Ünal Tümin

Dedim, dedi, dediler... Tıpkı, çocukların siyasetin kirli elinin deymediği  "Elim ucu sende ve kör ebe" oyunu gibi... Devletin "kurum ve kuralları çalışmıyor; çalıştırılmıyor" deniliyor! Bunlar kim ve kimler? Tek cevap dolandı bağımsız kanallarda; "Başkan'ın adamları ..." Bunu demeyen, diyemeyen, daha doğrusu "böyle kurum ve kuruluş var mı?" diye düşünülürken, bu ucu kapalı sorunun cevabı yine "eli-kolu, midesi, vicdanı bağlı olmayan" uzmanlardan geldi:  "Olmaz mı! İşte Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu TRT !.. " İşte Merkez Bankası (MB) Başkanı'nın yenisi ile değişitirilmesi gereçeği; Gitti Çetinkaya, geldi Uysal ...  Sahi Çetinkaya, çok mu çetin bir kaya idi! Ya da Murat çok mu uysal olduğu için değiş-tokuş yapıldı?  İşte FETÖ ile anılan eski biraderler pılısını pırtısını toplayıp Saray'a "Gölge etme, başka ihsan istemem!" derken, bir yandan da eski biraderlerden bazıları da işbaşında teknenin karaya oturmaması için kazana faryap odun atmaya başlamadı mı?

SİYASET VE SPORA PANORAMİK BAKIŞ/ ÜNAL TÜMİN

Ünal Tümin Her ayın ayrı bir önemi ve de çekiciliği vardır… Herbirini takvim yapraklarını itinayla çevirircesine okşar ve iç dinamiklerimi harekete geçiririm…Tıpkı; “Bahar geldi beyim evde durulmaz” ritmiyle kendimi sokaklara, kalabalıkların içine atar, ortak değerlerimizi, paylaşırım…Gerçi bahar geçen ay gelmişti; Nedense siyaset cambazlarının “Cambaza bak” taktikleri ile Yüksek Savsaklama Karmaşasında (YSK) maalesef ne baharın, ne de yazın gelişini kutlayamamıştık… Amma ve de lakin; Atatürk Türkiyesi’nin bize  bahşettiği özgürlük ve serbest seçimi sonucunda İzmir’den sonra Ankara, İstanbul ile diğer şehirlerimizin yerel iktidarını alan çağdaş Belediye Başkanlarımızın önderliğinde işçiler, emekçilerler, emeklilerle el erle, kol kola, gönül gönüle, bir 1 Mayıs’ımızı kutladık…Eski padişah korkusu niteliğindeki “Yasak hemşerim!” denilen meydanlara girilemese de İzmir’in dağlarında açan çiçeklerin kokusu ile bu pis kokuları duymamazlığa gelip, açık alanlara koştuk. Daha doğrusu, adeta “cephede piknik” yaptık…Ha sahi, neler oldu O gün? Bir- iki trafik kazası dışında geçmişin “1

Ezilenler ve saydıranlar /Ünal Tümin

12 Nisan 2019, 09:03 9 14 gün önce bu ülkede Yerel Belediye Başkanlığı seçimleri yapıldı. Bu çağda sonuçları tam öğrenebildiniz mi? Oysaki, siyasi ringe çıkan adaylara taraftarlarının nasihati şöyledi: "Kendinizi ezdirmeyin, hakeme saydırmayın!" Arkasından "takdir" ve "tektir"ler biribirine karıştı! Takdir... Tektir... Dir... Tir...Tir... Tekerleme bunlar; adı üstünde! Uzar gider. Ya da uzat uzatabildiğin kadar! Önemli olan daha önce de yazdığım gibi: "Uhuletle ve suhuletle" vaziyeti idare etmekti! Ama nerede! * * * Bakın ben, "spor orijinli" bir gazeteci-yazarım. Dolayısı ile Spor, Siyaset, Sanayi konularına "3-S" başlığı altında yer verip, yol gösteririm. Ama nerede! Hep "Onu sen benim külahıma anlat" kabilinde çatlak sesler yükseldi!.. Tabii, sonu hep hüsran!.. Takdir/ beğenme, tektir/Azarlama- paylama... Dir... Tir... Taa "Hakkı kötektir" e kadar peşini kovala gitsin. Hani "Danalar girmiş bostana, kovalasana" vaziyetleri!.. * * * Ha

23 ZOR GÜN ÜNAL TÜMİN

Biz, galiba "İfrat" la "tefrit"i karışıtıran bir toplum olduk! İfrat: Herhangi bir konuda çok ileri gitme, ölçüyü aşma, aşırı davranma, taşkınlık… Tefrit: Herhangi bir konuda geride kalma, yeterli ölçüde olamama durumudur. Sözlüklere baktığınızda İfrat ve tefrit Arapça orijinli kelimeler olup, iki ucucu aşırılığı ifade etiğini görürsünüz.. Yazıma böyle bir giriş yapmamın nedeni de şu; bizler, geçtiğimiz 24 Haziran' da bir genel seçimden, süper ligin şamatası ve kavgası bol "derbi maçından" fırlarcasına çıkmadık mı? Üstelik "Parlamenter rejimi" feda etmedik mi? Üstelik "Başbakanlığı" da kaybetiiklerimizin yanında bir "bonus" gibi verilmedi mi? Yani, Cumhuriyet kazanımlarımızdan 81 milyonun Cumhurbaşkanını kaybedip! "Partili Cumhurbaşkanı" dönemine apar-topar girdiğimizden buyana, bir an olsun kendimize gelip, bir değerlendirme yapabildik mi? Üstelik, siyasi kültürmüzden uzlaştırıcı Cumhurbaşkanı yerine , demokrasinin olmazsa olmazı milli bütünlüğümüz

CAMBAZA BAKMA BAŞKANINI SEÇ  Ünal Tümin

Spordan siyasete, hatta ekonomiye kadar şu son 6 ayda yalanlarla, dolanlarla “yenilen kazıkların haddi hesabı yok” diyen o kadar çok seçmen var ki! Evet, genel seçimde yapılan vaadlerin kaçta kaçı yerine geldi ve kaç kişi cebiyle vicanı arasında gezinen siyasi tacirlerin yüzsüzlüklerinden şikayet etmiyor ki!.. Urla İskele ve Urla Meydanı’ndaki kahvehane ve parklarda vakit geçiren emekli vatandaşlar da hep bundan yakınıp, 6 ay sonra yapılacak yerel seçimlerde kazandıkları “tecrübe” ile yeni başkanlarını seçmek için çok dikkatli olacaklarını ifade ediyorlar… Ancak bu vaadlerin uyuşukluğunu üzerlerinden atabilenler ise “Tecrübe yediğimiz kazıkların toplamıdır” diyerek, bu beylik sözün gölgesinde sağa- sola mesaj veriyor… Ha 6 ay önce, ha 6 ay sonra… Bekleyip göreceğiz… *** Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, başta emekli vatandaşların yakındığı “enflasyon ve faizle” mücadeleden

URLA DEVLET HASTANESİ’ NİN SÜPER BAŞHEKİMİ ÜNAL TÜMİN

  OP. Dr. ADIGÜZEL DEMİREL'İN "ÇOBAN SÜLÜ" YE BENZEYEN BAŞARILI HAYAT GRAFİĞİ   Güzel ülkemde, bölgemizde esen "savaş rüzgarları" ve de üst üste gelen genel ve yerel seçimler dolayısı ile hayli hareketli günler yaşamaktayız... Özellikle "pişmiş aşa su katmamak" için bu köşemde tadilata (!) giderek uzun süredir önemli dostları konuk etmekteyim. Herbirinin hayatından değişik öykülerleri cımbızlayıp sizlere sunuyorum. İşte bu hafta, İzmir'imizin batı yakasında, daha doğrusu Yarımadamız'a birinci sınıf sağlık hizmeti sunan, Urla Devlet Hastanesi'nin dört dörtlük bir Başhekimi Op. Dr. Adıgüzel Demirel' den söz edeceğim. Aslında Karantina Yarımadası'nda başlayan ve bugünkü yerine taşınan Hastanede de devam eden dostluğumuza sığınarak hayatına dokunmaya çalıştım. Belki de soyadınlarının benzerliği sebebiyle Onu 9'ncu Cumhurbaşkanımız Süleymann Demirel'in sıfatlarından biri olan "Çoban Sülü" nün istikrarlı yükselişi ve mesleğinde halkın tümüne hizmet

Bakalım hatayı kim bulacak? Yaşar EYİCE

*- Anıt insanlarımız var! Bunları unutmamak, gelecek nesillere duyurmak görevimiz olmalı... *- ‘Andımızı geri istiyoruz!’ *- Bornova’dan örnekler... Birkaç gün önce Urla’da Gazeteci Ünal Tümin ile Mümin Sertbaşı’ya rastladım... ‘Sen de gel!’ dediler... Bornova’ya, ‘Burası Agora Meyhanesi’ isimli eseri yaratan Dr. Onur Şenli’nin kabrini ziyarete giriyorlarmış... Yolda kendilerine yine Gazeteci Hulusi Şenel ile Tayfur Göçmenoğlu’da katılacakmış... İzmir Gazeteciler Cemiyeti Onursal Başkanı Erol Akıncılar ile Kadir Gümüloğlu, Bilgin önder de Bornova’ya gidecekmiş... Bu arada ‘Senin orada da ayrıca anma yapacağız’ dediler... ‘Senin orada!’ dedikleri ise Bornova Küçükpark... Güzel yanı Bornova Belediye Başkanı Olgun Atilla da, gerekli alt yapıyı hazırlamış, afişleri de yaptırmış... Bunları anımsatan ise, Bornova Belediyesi’nden yapılan açıklama; Açıklamada; ‘Şehidimizin ismi sosyal tesislerde yaşayacak!’ deniyordu... Şehit Pilot Yüzbaşı Mehmet Karaman’ın ismi Atatürk Mahallesi’nde ölümsüzleştirilecek. Bu vatan için canlarını feda eden şehitlerimiz Bornova’da unutulmuyor. Bornova