SUHA TANIK ABD SİYASETİNİN NABZINI TUTTU / ÜNAL TÜMİN

Geçtiğimiz üç haftalık köşe yazılarımın başlıklarına bakarsanız Seyircisiz Süper Lig’i A’dan   Z’ye mercek altına alıp TÜFAD ve TÜRFAD’ ın birinci derecedeki sorumluları ile inceledik. Dolayısı ile yerli- yabancı farkının bizi hangi noktaya getirdiğini de gördük. Neyse ki, aklı- mızı  başımıza alabileceğimiz bir “Milli Maç” haftası fırsatını yarattık… Koronavirüs’ ün Demokles’in kılıcı gibi dünyanın başının üstünde asılı durduğu bir anda Er menistan, Yunanistan ve de ücretli uşakları PKK ve diğerleri Akdeniz ve Ege’ de tıpkı Erme niler gibi doyumsuz Avrupalılar misali mezarlıkta ıslık çalıyor! İki güç ABD ve Rusya savaşı kendi ülkelerinden uzakta tutma gayretinde! İşte bu şartlar altında Okullarımızla birlikte T. B.M.M’ de mesaiye başladı. Yani, siyaset gündemde… Geçen haftalarda futbolu, futbol adamları ile görüştüğümüz gibi, iç ve dış siyasetimizi de - siyasetçilerle görüşmeyi yeğledim. Ankara, Meclis çatısı altında, yukarıda saydığım başlık lar altında birikimlerini ortaya döküyor.

HOŞGELDİN SÜPER LİG HOŞGELDİN / ÜNAL TÜMİN

COVİD-19’ la tanıştığımız günden buyana onun adını anmadan yazıya başlamamız imkansız hale geldi… Çünkü dünyayı saran o virüs, kalemimizin ucuna zift gibi yapıştığından olacak en tatlı bay- ramımızı karşılarken bile “Ramazan geldi hoş geldi, baklava tepsisi boş geldi!” dememiş miydik! Normalleşme süreci dolayısı ile popüler sporumuz olan futbolumuzda da yasaklar kalktı. İşte “Sü per ligimiz” de bu akşam kaldığı yerden başlayacak. Evet o sihirli meşin yuvarlak, yeşil çimin orta- sındaki beyaz noktayla maskesiz sarılarak hasret giderecek. Futbolcular, teknik adamlar, hakem ve yöneticiler de ilk düdük sesi ile heyecanımızı kamçılayacak. Amma ve de lakin! Tribünlerin neşesi, kokusu, tribünlerin velinimeti “Seyirciye izin kağıdı” çıkarılamadı! Evet, bu gece saatler 21’00’ i gösterirken tribünler bom boş kalacak! Eh bize de bu yazının başlığını “Hoş geldin Futbol, hoş geldin; ama tribünleri boş geldin” edası ile atmak kaldı!.. Eee! Futbolun “on ikinci adamı” olan futbol hastalarına

MAĞRUR OLMA PUTİN VE TRUMP SİZDEN BÜYÜK CORONA VAR ÜNAL TÜMİN

ÜNAL TÜMİN Dünyada ölümden başkası yalan… Doğru bir söz; Ama, unutmayın ki, bu bir şarkı sözü… Plağı tersine çevirirseniz; “Hayat yaşamaya değer” şarkısının sözlerini dinlersiniz… Dünya üzerinde an itibariyle, yaşayan 7 milyarın üzerinde insan (7.142.538.918) hayatın, yaşamaya değer olduğu biliyor. Uluslararasında tanınan 193 ülke var. Birleşmiş Milletler’e üye olmayanlarla birlikte bu ülkelerin sayısı 206’yı buluyor… Bu dünya, bu ülkelerde yaşayan insanlara yeter mi? “Hakça paylaşıldığı sürece Yeter de artar bile” diyenler çoğunlukta. Ne var ki, “yetmez” diyen bazı ülke liderleri, bu düzeni bozmak için her türlü gücü kullanarak dünyanın huzurunu kaçırmaktan kaçınmadı, kaçınmıyor. Tarih sahnesi bunlarla dolu… İşte “Dünyanın en büyüğü benim” diye ve savaşları kendi ülkelerinden uzak tutarak “ölüm kusan silahlarını” denizaşırı ülkelere çeviren iki güç; ABD ve Rusya… İkisi de koca koca

Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne Direnen Belediyeler Tespit edilmeli / ERSOY TOPTAŞ

‘Millet ile devlet arasındaki iletişim köprüsü’ olarak düşündüğümüz, vatandaşın talep, ihbar , şikâyet ve bilgi edinmek istediği konuları doğrudan Cumhurbaşkanlığı'na iletebilmesi amacıyla kurulan bir web servisi var adı: CİMER   Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'nin (CİMER)  kurulmasındaki amaç; vatandaşlarımızın demokratik katılım yolu ile idare üzerinde kamuoyu denetimini sağlamasına olanak tanımaktır. Gelişen bilgi iletişim teknolojileri sayesinde; etrafınızda arzuhalci aramadan, kağıt kalem kullanmadan, "dilekçem kayboldu, dilekçemin durumu ne oldu" gibi sorunlar ile uğraşmadan, CİMER kanalı ile devletin tüm kurumlarından yasal olan tüm taleplerinizi ve bilgi edinme hakkınızı kullanabiliyorsunuz! En kısa sürede sorulara cevap vermek ve demokrasinin gereğini yerine getirmek için teknolojinin en son olanaklarını bundan tam 14 yıl önce, 20 Kasım 2006 tarihinde faaliyete geçiren Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkür ederim. Ama her şey bununla bitmiyor! İsminin içinde Cumhurbaşkanlığı gibi büyük bir makamın geçtiği, cumhurbaşkanımızın yakın takibinde olan bu sistemi baltalayan, hiçbir şey ifade etmediğini düşünen ve "biz bildiğimizi okuruz" diyen belediyeler var.  Mesleğim ve

DURDURUN DÜNYAYI YANGIN VAR / ÜNAL TÜMİN

Şarkı sözündeki gibi “Dünya dönüyor sen dersen de/ Yıllar geçiyor fark etmesen de”… Evet, biz istesek te, istemesek te Dünya dönüyor… Dönerken de insanoğlunun, dünyayı paylaşan malum güçlerin dünya düzenini değiştirme entrikalarına bakıp, “Durdurun şu dünyayı inecek var!” diyecek sözü de pek yok gibi! Hani söz yazarının “Değmez bu dünya/ Yıllar geçermiş, geçsin/ ruhumuz genç ya” şarkı- sında verdiği mesaj da bir fanteziden ibaret olsa gerek… Oysa ki, herkes yeni yıla “yeni umutlarla” girmişti. İki süper güç ABD ve Rusya’nın Ortadoğu’yu yangın yerine çevirmesi bu umutlarımızı kaygıya dönüştürmeye yetti. ABD’nin, İran’la resmen kanlı savaş denemeleri, Libya’da isyancı Hafter’in, Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne karşı başlat- tığı iç savaşa, Türkiye’nin “eski dosta” vefa duyguları ağır bastı. Dolayısı ile bu coğrafyada “diplo- matik temas çarkı” hızlı dönmeye başladı. Kurulan masada Cumhurbaşkanı Erdoğan “yeni yol ar- kadaşı” olarak Rusya Devlet Başkanı Putin’i seçti. Hatta, kanlı-bıçaklı olduğumuz

Deprem tatbikatı / Karataş HABER Ajansı

Urla Belediyesi, Karşıyaka Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Grubu işbirliğinde Urla Belediyesi’nde deprem tatbikatı düzenlendi. Son dönemde ülkemizde yaşanan depremlerden dolayı Urla Belediyesi çalışanlarına, öğrencilerimize ve vatandaşlarımıza deprem anından ve sonrasında yapılması gerekenlerle ilgili eğitim verildi. Karşıyaka Belediyesi deprem simülatörü aracında olası bir depremde yaşanabilecekler canlandırıldı. KAYNAK Karataş HABER Ajansi

Savaş, spor ve barış / Ünal Tümin

Geçen haftaki köşe yazımın finalinde NATO ülkelerinin resmi web sitesine göz attığımı, amacının “Siyasi ve askeri olarak üyelerinin özgürlüğünü, güvenliğini garanti etmektir” diye yazdığını hatırlatarak şu soruyu sormuştum; Güvenlik maddesi sadece Türkiye’nin batısındaki ülkeler için midir? NATO üyesi Türkiye’nin bir ferdi olarak, ‘böyle bir madde olup olmadığını gören, bilen varsa, lütfen bizleri de bilgilendirsin!’ demiştim… Ben, bu soruma cevap beklerken, Amerika ile varılan anlaşma sonucu Barış Pınarı Hare- katı 120 saat ertelenmiş, PKK- PYD’ li terörist-hainler, ABD gözetimde tek sıra halinde arkalarına bakmadan çekilişlerini sürdürmüşlerdi… Bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, ünlü doktorların da ifade ettiği gibi iflah olmaz ruh hastası olan ABD’nin fırıldak lideri Trump’ın saçmalıklarını bırakıp, konuyu devralan Rusya Başkanı Putin ile görüşmek üzere Soçi’ye uzanmıştı… İşte o sırada iki

Savaş, spor ve barış / Ünal Tümin

Geçen haftaki köşe yazımın finalinde NATO ülkelerinin resmi web sitesine göz attığımı, amacının “Siyasi ve askeri olarak üyelerinin özgürlüğünü, güvenliğini garanti etmektir” diye yazdığını hatırlatarak şu soruyu sormuştum; Güvenlik maddesi sadece Türkiye’nin batısındaki ülkeler için midir? NATO üyesi Türkiye’nin bir ferdi olarak, ‘böyle bir madde olup olmadığını gören, bilen varsa, lütfen bizleri de bilgilendirsin!’ demiştim… Ben, bu soruma cevap beklerken, Amerika ile varılan anlaşma sonucu Barış Pınarı Hare- katı 120 saat ertelenmiş, PKK- PYD’ li terörist-hainler, ABD gözetimde tek sıra halinde arkalarına bakmadan çekilişlerini sürdürmüşlerdi… Bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, ünlü doktorların da ifade ettiği gibi iflah olmaz ruh hastası olan ABD’nin fırıldak lideri Trump’ın saçmalıklarını bırakıp, konuyu devralan Rusya Başkanı Putin ile görüşmek üzere Soçi’ye uzanmıştı… İşte

Tatlıdan acıya… İkisini de bilmeliyiz ÜNAL TÜMİN

Vay be! “Yarısı yaz, yarısı kış” dediğimiz bir Eylül ayı daha sarı sarı dökülen yapraklar gibi elimizden kayıp gidiyor! Bu söz, daha çok biz İzmirliler tarafından sıkça söylenir… Üç gün sonra uğurlayacağımız yılın dokuzuncu ve de bu sevimli ayının son cuma yazısını yazmak için bilgisayarımın klavyesine parmaklarımı uzattığımda benim üç torun oturmuş gece-gündüz eşitliği, yılın en uzun gecesi, en kısa günleri ve tarihleri üzerine bilgi alışverişi yapıyorlardı… Sanırım ülkemizin her hanesinde çocuklarımız böyle bilgi alışverişi yaparken, ana- babaları da en pahalı eğitim yılı, en pahalı çarşı-pazar, en pahalı yakıt, doğalgaz, elektrik, su hesapları üzerine en sunturlu sözleri sarf ediyorlardır! Öyle ya; bir yanda yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımızın gelecek kaygıları, diğer yanda ise onları kıt kanaat geçindirmeye çalışan ailelerin sessiz

Yalanlar dolanlar soygunlar Ünal Tümin

Yaz bitti; çarşı-pazarda yeniden “zam furyası” başladı… Daha doğrusu zamlar tur üstüne tur bindiriyor… Tatilciler evlerine döndü; elektrik, su, doğalgaz sayaçları “çarkıfelek” misali fırıl fırıl dönmeye, faturalara zam üstüne zamlı rakamları döşemeye başladı… Okullar açıldı ya, veliler çıldırdı! İki “Cihan” ve de bir “Kurtuluş Savaşı” geçiren bizim neslin insanları çocuklarını aç ve açıkta okula göndermemek için çarşı-pazarı fır dönüp, ucuza “don, tişört, fanila” arama rekortmeni oldu! Tabii ki, kimileri çarşıda 50 liraya aldığı bir okul tişörtünü pazarda 5 liraya görünce çılgına döndü! Gazete ve televizyonlarda görmüşsünüzdür; İstanbul Beşiktaş Hattat Tahsin sokağında bir anne, 50 liraya aldığı 5 liralık tişörtü elinde sallayarak çılgınlar gibi “Yeter uyumayın!” diye nasıl bağırıyordu! Türkiye’nin pek çok yerinde buna benzer, içimizi parçalayan manzaralar yaşandı. Aslında