Buradasınız
Anasayfa > Genel > *- ‘ŞÜPHE!’ DOĞRUYA YAKLAŞTIRIR… /   YAŞAR EYİCE

*- ‘ŞÜPHE!’ DOĞRUYA YAKLAŞTIRIR… /   YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş
Günaydın dostlar;
Bugün ‘tühaf’ ve ‘ilginç’ bulduğum, üzerinde düşünülmesi, arka planında nelerin olduğunun hesaplanması gerektiğine inandığım bazı konulardan söz etmek istiyorum.
‘Akıl almaz!’ durumlar yaşanıyor.
Örneğin;
ABD ordusu Güney Carolina’da kayıp F-35 savaş uçağını bulmak için halktan yardım istedi.
Güney Carolina’da dün ABD’li bir deniz piyadesi pilotu havalandırdığı F-35 savaş uçağından paraşütle atladı.
Güvenli bir şekilde karaya inen pilotun neden atladığı bilinmiyor. Kayıplara karışan uçağın bulunması için ABD’li askeri yetkililer halktan yardım istedi.
Hayret bir şey değil mi?
Acaba Amerikalı yetkililer uyuyor mu?
Yoksa ‘boş vermişliği’ mi oynuyorlar?
*- FARKLARI YOK
Biden aklınca şu müjdeyi ya da morali verdi;
‘İran’da tutuklanan beş Amerikalı nihayet evlerine dönüyor!’ diye…
İran’da tutuklu bulunan 5 ABD vatandaşı, ana hatları 10 Ağustos’ta açıklanan takas anlaşması sonucu bugün serbest bırakıldı.
Biden yönetimi uçakla önce Katar’ın başkenti Doha’ya getirilen 5 Amerikalı ve 2 aile üyesinin en kısa zamanda başkent Washington’a ulaşacağını açıkladı.
Dikkatinizi çekeyim;
‘Telefonla emir’ geçerli olmamış İranlılar…
‘Takas’ işlemiş…
Yani İran önceleri yazdığımız gibi, ‘Dur bakalım, sen bizim isteklerimizi yerine getir, sonra düşünürüz!’ demiş Amerikalı büyüklere…
Dediği de olmuş…
*- NUMARACILAR
Daha önceleri, bizim Amerikancıların akıllarına gelir miydi?
Ya da dünyaya akıl satan Amerikalı siyasilerin bu duruma gelecekleri düşünülebilir miydi?
Belki de, şimdi dünyanın gözünden yaptıkları ile gözden iyice düştükleri için ‘cici’ ve ‘demokrasinin sözde işlerliğini’ göstermek için bu stratejik yolu seçtiler.
Bu yorumu başkaları yapmıyor ve yazmıyor.
Kendileri soruyor ve yanıt veriyorlar.
Dedikleri şu:
‘ABD Hükümeti kapanacak mı?’
Bana ne?
Ama bu tuhaflığa kısaca yine kendi ağızlarından değineyim:
‘Temsilciler Meclisi Başkanı McCarthy’yi zor bir sınav bekliyor
8 ay önce Temsilciler Meclisi Başkanı olan McCarthy’nin, başkanlık koltuğunu kaybetmeden, iki haftadan az süre içinde hükümetin kapanmasını engellemek için partisi içindeki çatlakları gidermesi ve birlik sağlamak için uzlaşma yolunu bulması gerekiyor…’
Aynen Amerikalı casus ailelerin İran’dan takas yolu, yani uzlaşma sonucu kurtarıldıkları gibi bir şey!
Yıllar önce Paris dönüşünde ben de bir takasa, daha doğrusu Türkiye’ye iadeye tanık olmuştum.
Bizi uçağa çok sonra aldılar…
En arka üç dört koltuk boşaltılmış, oraya elleri kelepçeli biri dört beş Fransız sivil görevlisi tarafından alınmıştı.
Türk pasaportlu kişi, uçağa binmemek için direnmiş ve kalkışa kadar ‘Türkiye’ye iade edilmek istemiyorum!’ diye Fransız polisine yalvarıyordu.
Benim gibi birçok Türk de bu olaya tanık olmuştu.
Karşılığında bir Fransız ya da yabancıyı alıp döndüklerini bilemiyorum.
Dikkatimi çeken, uçağa bindirip geri göndermemeleri, yani yanına beş altı Fransız polis ya da istihbaratçısının, komandosunun verilmesi ve Türkiye’de bizimkilere ‘protokol’ (imza karşılığı) teslim etmeleriydi…
*- KAŞIYIP DURUYORLAR
Bazıları ‘kaşımaya’ devam ediyor…
‘Ne olacak?’ diye düşünenler vardır.
Ben ‘tuhaf’ olarak buluyorum…
Halkın o kadar sorunu varken, yine yabancı kaynaklardan öğrendiğime göre, aynen onların ifadelerine göre, ‘Kürtler 100’üncü yılında Lozan Antlaşması’nı tartışıyor!’
Belirttiklerine göre;
‘Kürt partileri, Türkiye’nin kuruluş anlaşması olarak kabul edilen Lozan Antlaşması’nı Diyarbakır’da bir kez daha tartışmaya açtı.
Lozan Antlaşması’nın geçerliliğinin kalmadığını iddia eden Kürt parti temsilcileri, Kürtler’i tanıyan ve onlara statü veren yeni bir Anayasa yapması çağrısı yaptı…’
Haberler genelde Amerikalılardan…
İşleri güçleri ortalığı karıştırmak…
Ama alttan, ama üstten…
*- BİR ŞEY OLMAZ MI?
Biz henüz işin farkında değiliz, ya da ‘Bize bir şey olmaz!’ düşüncesindeyiz.
Yumurta kapıya gelmeden önemsemeyiz.
AİDS’li zamanları anımsayın;
‘Ben AİDS’ liyim!’ diyen sokak kadınlarına ve onların kılığına bürünüp bir noktada araştırma yapan cinsi latifelere gençlerimiz ne yanıt veriyorlardı:
‘Biz Türküz bize bir şey olmaz!’
Şimdi Avrupa’da ‘Eris’ endişesi var.
Corona virüsünün yeni varyantı “Eris”in yayılması ve vakaların artması endişeye neden oluyor.
Almanya’da bugünden itibaren Eris ve diğer alt varyantlarına karşı etkili olduğu iddia edilen güncellenmiş yeni aşıların yapılmasına başlanırken, Fransa’da ise aşı kampanyası 2 hafta önceye alındı
*- İKİ YIL GEÇTİ
Anımsatayım:
Taleban’ın kız çocuklarına okul yasağı kararında 2 yıl geride kaldı!
Konu BM gündeminde…
Taleban’ın bundan iki yıl önce altıncı sınıftan sonra kızların okula gitmesini yasaklama kararı 1 milyondan fazla kız çocuğunu etkiledi. Afgan kadın ve çocukların hakları bugün New York’ta BM Genel Kurulu gündeminde ele alınacak.
Tabii ki sadece konuşulacak…
Çünkü yaptırım güçleri yok…
Peki Rusya’da durum ne?
‘Rusya’da insan haklarının durumu savaşın başlangıcından beri ciddi şekilde kötüleşti!’
Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan ve dün açıklanan bir rapor, geçen yıl Şubat ayında başlayan Ukrayna işgalinden bu yana Rusya’da insan hakları sicilinin ciddi şekilde kötüleştiğini, sivil toplumun sistematik olarak üzerine gidildiğini ortaya koyarak tazminat çağrısında bulundu.
‘İnsan hakları!’ lafı ortaya kondukça hep bana gülmek geliyor.
‘Tenceri dibin kara, seninki benden kara!’ ata sözünü anımsıyorum…
Bunları yazdıktan sonra şu sonuca vardım:
Gücü gücüne yetene…
Gerisi hep hikaye…
Büyük balık küçük balığı yutar…
Bu nedenle hep uyanık ve dikkatli olmalıyız, ‘Bayram değil, seyran değil eniştem beni niye öptü?’ sorusunun yanıtını bulmalıyız.
Hiç kimse bizi sevdiği için bize yanaşmaz, sözde iyilik ve güzellikten yana görünmez…
Benim tezim şudur, ‘Şüphe’ insanı doğruya daha fazla yaklaştırır…
*- YALAN ve YANLIŞLA BESLENEN DE OLUYOR
Peki bizde ne oluyor, yani İzmir’de?
Kamuoyuna yapılan ‘Resmi açıklamaya!’ göre;
‘Yanlı ve spekülatif yayınlarıyla bilinen bir basın grubuna ait gazetede 18 Eylül 2023 tarihinde yine yanıltıcı bir habere yer verilerek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu’nun görev ve sorumluluk alanında yer alan bir konu İzmir Büyükşehir Belediyesi ile ilişkilendirilmeye çalışılmıştır.’
Anımsatayım:
‘Gaziemir Emrez Mahallesi’nde bulunan atıl durumdaki akü geri kazanım fabrikası sahasındaki radyoaktivite bulaşmış cüruf atıkların temizlenmesi konusu yıllardır sorumlu merkezi yönetim birimleri tarafından görmezden gelinmektedir.’
Bunu ilk kez, İzmir Yargı ve Güvenlik Muhabirleri Derneği (İYGMD) Yönetim Kurulu Muzaffer Tezel’in başkanlığında Oğuzhan Kavaklı, Bahri Karataş, Arif Çayan, Mehmet İnmez, Serdar Yılmaz ve Cem Ulucan’dan oluşan ekip ortaya çıkarmış ve Arif Çayan ile Foto Muhabiri Mehmet Özdoğru görüntüleriyle dikkat çekmeye çalışmışlardı.
Daha sonra Gaziemir Belediye başkanı ile bir çok milletvekili ve sivil toplum liderleri de Cuma nöbetlerine katılmışlar, ses getirmişler ama sonuca ulaşamamışlardı.
Yani olay doğru ama adres yanlış…
Yani sorumlu İzmir Büyükşehir Belediyesi değil…
Köprülerin altından çok sular geçti, herkes maaşını, dünyalığını aldı gitti…
Şimdi iş yine İzmir’e yeni gelen İzmir valisinin başına kaldı…
İzmir Büyükşehir Belediyesinin dün yaptığı açıklamada belirtildiği gibi;
“Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın geçmişte yaptığı “5 milyon lira ceza kesildi, suç duyurusunda bulunuldu” şeklindeki açıklamaların yanı sıra alanın temizliği için ÇED raporu dahi verilmesine rağmen hala bir sonuca ulaşılamamış olması hafızalarda yerini korurken konunun tekrar İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bu
bağlanma çabası olsa olsa bir kara mizah örneğidir.’
Yine anımsadığım kadarıyla ilk haberi duyuranlardan biri de yine idealist genç gazetecilerimizden, ‘Demokrat Gündem’ i yöneten sevgili Halide Demir Polatlı’dır…
Yani İzmirli gerçek habercilerin, gazetecilerin gösterdikleri hassasiyeti gerek bazı yöneticiler, kurumlar, ilgililer ve yandaşlar göstermedikleri gibi olayları çarpıtıyorlar…
Umarım sağduyu hakim kılar ve İzmir bu ‘ölüm’ kabusundan kurtulur…

Bir yanıt yazın

Top