Buradasınız
Anasayfa > KÖŞE YAZARLARI > SIZLANMAYI BİLİYORLAR! / YAŞAR EYİCE

SIZLANMAYI BİLİYORLAR! / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*-   ŞU AMERİKA VAR YA!

‘Yavaş yavaş incitmeden!’ derler ya Amerika’da öyle yapıyor…

Kötü ya da acı haber tez yetişiyor.

Şimdi de ABD’den Türk alüminyum ithalatına ek vergi geliyor.

ABD Ticaret Bakanlığı, aralarında Türkiye’nin de olduğu alüminyum alaşımı levha ithal ettiği 16 ülkeye yönelik anti- damping gümrük vergisi emri çıkarılacağını açıkladı.

Uluslararası Ticaret Komisyonu, ABD’nin 16 ülkeden ithal ettiği alüminyum alaşımı levha ürününün ABD’de değerinden daha azına satıldığını ve ülkenin bu ithalattan maddi olarak zarar gördüğünü belirtti.

‘Sadık dost!’ ya da ‘Aslan Amerika’ diyen bazı Anadolu aslanları var ya onlara duyurayım:

ABD Uluslararası Ticaret Komisyonu’ndan yapılan yazılı açıklamada, Bahreyn, Hindistan ve Türkiye’den bu ürünün ithalatına durumu  dengelemek üzere telafi vergisi getireceği belirtildi.

*- SANKİ BAŞKA İŞLERİ YOK!

Bu adamların, yani Amerikalıların başka işleri sanki yok…

Bizimle uğraşmadan duramıyorlar.m

Ama şu var, artık gözümüz açıldı, koyu koyuya Amerika hayranları da köşeye sıkıştılar…

Şimdi deABD’nin ticaret raporunda Türkiye’ye yolsuzluk ve reform uyarısı yapıldı…

Ben de ‘Size ne?’ diyorum…

Haber şöyle:

‘ABD Uluslararası Ticaret Komisyonu ve iki taraf arasında gerçekleşen temasla aynı gün, ABD’nin 65 ülkeyle ticari ilişkilerinin ele alındığı 2021 Ulusal Ticaret Öngörü Raporu açıklandı.

Raporun Türkiye bölümünde, Türkiye’de son yıllarda ekonomik ve demokratik reformlarda ilerleme sağlanamadığı ve bazı durumlarda gerilediği ve yabancı yatırımcıların daha ihtiyatlı davranmaya başladığına dikkat çekildi.

Türkiye Merkez Bankası’nın ödemeler dengesi verilerine göre, Türkiye’nin 2019 yılında 5,6 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırım çektiği ve bu rakamın 2018’de 6,7 milyar dolar olduğu ve 2019 rakamlarının 2004 yılından bu yana en düşük seviye olduğu vurgulandı.

İş çevrelerinin bunun sebepleri olarak hükümetin karar alma süreçlerinde şeffaf olmamasını, yatırımcıda Merkez Bankası’nın bağımsızlığına duyduğu güven eksikliğini gösterdiği belirtildi.

Türkiye’nin Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün rüşvetle mücadele sözleşmesini onayladığı ve yerli ve yabancı yetkililere rüşvet verilmesini yasa dışı hale getiren yasayı kabul ettiği hatırlatıldı.

Ancak bu adımlara rağmen, ‘Türkiye’de iş yapan çok sayıda yabancı firmanın bazı hükümet yetkilileri ve siyasetçilerin yolsuzluklarını ciddi bir sorun olarak algıladığı’ kaydedildi.

Ben burada bir laf daha edeceğim;

Eyy Amerika!

Siz de bazı siyasetçiler ya da suçüstü yakalananlar gibi ‘Bildiklerini söylersem yanarlar!’ diyeceğinize bildiğiniz varsa açıklayın da herkes bilsin…

Yoksa arada sırada hep aynı taktikle karşımıza çıkmayın…

Amerikalılar daha laf etmişler, ben dayanamadığım için reklamları olmasın diye yazmıyorum…

Bunlar bizim iç işlerimiz…

*- ZENGİNLER DAHA AZ VERGİ ÖDÜYOR

Bu ara başlığı okuyunca aklınıza ne geldi, biliyor gibiyim?

Bizim sonradan görme varlık sahibi olanlarımızı düşündünüz değil mi?

Yok canım hiç olur mu?

Ege’nin Cumhuriyet’i ‘Demokrat İzmir’de’ patronluğu kadar arkadaşlığını da yapan Yusuf Düvenci anlatmıştı:

Bir restoranda limon sıkma yarışı yapılmış…

Müşterilerle yarış başlamış, aşçılarla sürmüş…

En son bir pehlivan gelmiş, ‘tamam’ dendiği zaman limondan biraz daha fazla su çıkarmış…

Tam ‘şampiyon’ ilan ediliyormuş ki, çelimsiz biri çıkmış, ‘Bunda daha su var!’ demiş..,

Gülmüşler!

‘Hadi dene!’ demişler, ısrarcı adama…

Ve herkesin şaşkın bakışları arasında, sıkılmaktan iyice büzülmüş olan limonu almış, avucunu sıkınca sular akmaya başlamış…

‘Bu nasıl olur?’  diye düşünürlerken ‘Sen kimsin?’ diye sormak akıllarına gelmiş…

Yanıt şöyle:

‘Ben vergi memuruyum!’

Ya böyle!

Şimdi de dünyanın en zengin ülkesi olarak adlandırılan ama yoksullarının sayısının birçok ülke insanından da fazla olan ve milyonlarca kişi pandemi nedeniyle devlet yardımı alan Amerika’ya gidelim…

Sürprizi öğrenin…

*- YAZINCA ÖĞRENDİK

Rob Garver diye biri araştırmış ve açıklamış…

Biden yönetimi ABD’nin altyapısına ve istihdama yapacağı dev yatırımın önemli bir kısmına, varlıklı kesime ve şirketlere yönelik vergileri artırarak kaynak sağlamayı planlıyor.

Ancak yeni bir araştırma, varlıklı kesimin karmaşık vergi kaçırma yöntemlerini kullanarak her yıl 175 milyar dolar vergi kaçırdığını gösteriyor.

Dahası uzmanlar, daha yüksek oranda vergi konulmasının vergi yasalarına daha az uyulmasına yol açabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.

ABD’de her yıl vergi borçlarıyla ödenen vergiler arasında büyük bir fark görülüyor.

Ancak Vergi Dairesi’nden (IRS) araştırmacılar ekonomi alanında uzman üç akademisyenle ortak bir çalışma yaparak, varlıklı Amerikalılar’ın her yıl IRS’ten gizlediği gelir miktarını hesapladığında, ortaya çıkan sonucun daha önce yapılan hesaplamalardan çok daha fazla olduğunu ortaya koydu.

Bu ay Ekonomik Araştırma Ulusal Bürosu tarafından yayımlanan araştırmada IRS kayıtlarından kapsamlı veriler kullanılarak, ABD’de en üst sıradaki yüzde 1’lik dilimde yer alan en yüksek gelir sahiplerinin her yıl ortalama yüzde 20 oranında daha az gelir beyanında bulunduğu görüldü.

Karmaşık vergi kaçırma yöntemleri Araştırmaya ilişkin raporu kaleme alan uzmanlardan London School of Economics’ten Daniel Reck, ‘Gelir dağılımının en tepesinde ciddi boyutta ve karmaşık bir vergi kaçırma durumu var. Karmaşık vergi kaçırma vakaları genellikle olağan vergi denetimleri sırasında tespit edilmediği için, geleneksel tahminlerin gösterdiğinden daha fazla miktarda bir vergi kaçırma durumu olduğunu görebiliyoruz’ diyor.

Umarım bizim sonradan görmeler vergi kaçıran Amerikalılarla iş yapmıyorlar ve samimiyet kurmamışlardır.

Yoksa onlar da bu yola başvurabilirler…

Benden söylemesi…

Araştırmada, vergi kaçırmak için gelirlerin ya off-shore hesaplarda tutulduğu ya da elde edilen karın paravan şirketler üzerinden kurumlar vergisi olarak değil de bireysel kazanç olarak gösterildiği belirtiliyor.

*-  ‘SIZLANMAYI BIRAKIN!’

Bizim sonradan zenginler gibi Amerika’nın milyarderleri de ‘sızlanmayı’ kendilerine olağan hale getirdiler.

Walt Disney şirketinin kurulmasında rol oynayan Roy Disney’nin torunu Abigail Disney de ifade verdi.

Kendisi de bir film yapımcısı olan Disney, daha fazla vergi ödemesi gerektiğini düşünen varlıklı Amerikalılar’ın oluşturduğu bir hareketin parçası.

Burada şu söylemine dikkat çekmek istiyorum;

Disney ‘Dünyadaki en ünlü ailelerden birinin varisi olarak doğdum. Yalnızca iki nesil boyunca yoksulluktan utanç verici şekilde zenginleşen bir aileye’ diye konuştu.

ABD’de gelir dağılımında zenginliğin en tepede toplanmasının varlıklı kesime yönelik vergilerin artırılmasını gerekli kıldığını savundu.

‘Zenginler kendi paylarına düşeni ödemek zorunda.

Sızlanmayı bırakıp vergi konusunu bir ceza olarak değil bir sorumluluk olarak görmeliler.

Amerikan ekonomisinden bu kadar kar sağlayan herkesin bu ayrımı anlamak için bir yol bulabileceklerinden eminim’ ifadelerini kullandı.

*- İSTENMEYEN SONUÇLAR

Henrik Jacobsen Kleven liderliğinde ekonomistlerden oluşan bir ekip 2011 yılında yazdıkları bir makalede, marjinal vergi oranlarının artırılmasının zengin vergi mükelleflerinin kaçırdıkları vergi miktarını da artırdığını gösteriyordu.

Acaba bizim ekonomistlerin böyle bir çalışması var mı?

Ya da bunu yapacak cesaretleri ne âlemde?

Sadece sözde ‘danışman’ olarak haksız kazançlarının artmasını düşünüyor ve büyük zengin patronlar karşısında ‘Yetmiyor!’ diye sızlanıyorlar mı?

En iyisi size bir gerçeği, hikâye olarak anlatayım,,,

*-

Yıl 1963 olabilir…

Namık Kemal Lisesi’nden bir grup arkadaş Basmene Semtindeki Yıldız Sineması’na gittik…

O yıllar sinemalarda ışıkçılar, yani yer göstericiler vardı…

Salona girer girmez elinizde numara yazan bileti kapar ve sizi peşinize takarlardı.

Bir kişi de olsa, dört kişi de olsa en azından 25 kuruş bahşiş alırlardı.

Biz 9-10 kişi idik…

Ben sonda olduğum için ‘bahşiş’ işi de bana kalmıştı…

25 kuruşu verdim…

Yer gösterici paraya baktı ve ‘Bu yetmez, idare etmez!’ dedi…

Mecburen bahşişi 50 kuruşa çıkardım…

Yani bir bilet parası verdim…

Öğrenci bileti 50 kuruş idi…

*- BEN ETTİM, SEN ETME!

Ben son sözümü vergi kaçıran, hayırlardan kaçan, karşısındakini küçük görenlere Tolstoy’un cümleleri ile seslenmek istiyorum:

‘Kimseyi küçümseyecek kadar büyük değilsin.

Çünkü gün gelir, küçümsediğin her şey için, önemsediğin bir bedel ödersin!’

Bir bakarsın bir gün karşına, Patron Yusuf Düvenci’nin anlattığı ‘limon’ hikayesindeki gibi çelimsiz cılız bir adam çıkar…

Ne mi yapar?

Seni alt eder…

‘Ben ettim, sen etme!’ diye yalvaranların sırasına girersin…

Yaşar EYİCE
0532 781 95 18
Twitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın

Top