Sıra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile başlayacak gibi… YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- İzmir’de yalakalar yine sıraya girdiler..

*- Değişim rüzgarı ilçelere kadar geliyor…

*- Küçükpark’taki Suriyeli çocuklar…

Eylül ayından bu yana Türkiye’nin en büyük nüfuslu İstanbul’da konuşulan tek konu ne biliyor musunuz?

Son olarak gündeme düşen ‘Şeker Fabrikalarının kapatılması mı?’ dersiniz!

Hayır, değil…

Türkiye’nin ekonomik durumu mu?

Hiç değil!

Peki Sınır Ötesi harekatımızı mı?

Yok canım!

Beşiktaş’ın Fenerbahçe’yi 3-1 yenmesi mi?

O da değil!

Yani memleket meseleleri değil!

Neyse sizi daha fazla bekletmeden açıklayayım:

‘İstanbul’a kar ne zaman yağacak?’

Belki de siz de içinizden benim gibi büyük bir ‘yuh’ çekmişsinizdir…

Tabii ki benim sözünü ettiğim; İstanbul medyası…

*- Birkaç gündür gündemde…

 Peki Ankara’da, yeni Başkent’te konuşulan nedir?

Bugün için söz ediyorum:

Konu; Süleyman Soylu bakanlığa veda mı edecek?

Türkiye siyasetinde Demokrat Parti Genel Başkanı iken AKP’ye geçiş yapmış olan Süleyman Soylu, İçişleri Bakanlığı’ndan çekilebileceği mesajlarıyla dikkat çekti.

Soylu, Trabzon’un ilçesi Ortahisar’da AKP’li gençlere hitaben yaptığı konuşmada, İçişleri Bakanlığı’ndan ayrılacağı işaretleri verdi.

Soylu,  ‘veda konuşması’ olarak yorumlanan ifadeler kullandı.

Şimdi Soylu’nun konuşmasından bir kısmını size aktarayım:

‘Bugün İçişleri Bakanıyız, yarın belki değiliz.

Buradan gideriz, belki bir daha gelişimiz olmaz.

Bunları belki size son kez söylüyorum.

Eğer, sıkıntıda olduğunuz görülüyorsa da geri çekilmekten hiçbir zaman vazgeçmeyin.

Geri çekilmek de bir erdemdir.

Geri adım atmak da bir erdemdir.

Hakkınızı helal etmenizi diliyorum.’

*- Şengül’ü kandıramazsınız…

Tabii  görevinden alınan ya da istifa ettirilen her kişi gibi Soylu da, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bağlılıklarını ve her zaman emrinde olduğunu da açıkladı.

Bu arada aklıma geldi:

AKP İzmir İl Başkanı Bülent Delican’ın istifa ettirilmesinin ardından tekrar il Başkanlığına getirilen Aydın Şengül’e ‘hayırlı olsun’ ziyareti yapan yağcıların sayısı da artıyor.

Bugün gibi anımsıyorum bunların çoğu Bülent Delican’ın da kapısında sıraya giriyorlardı, önceki başkanların da…

Yani ‘mantar gibi biten bu bana göre sözde derneklerin ya da işadamı dile geçinenlerin derdi imanı nedir?’ diye sorarsam ne gibi yanıt vereceğinizi de tahmin edebiliyorum…

Ama koltukta oturanlar acaba bunu biliyorlar mı?

Ya da sıranın ne zaman kendilerine geleceğini?

Neyse sorun onların bizi fazla ilgilendirmiyor…

Ama ‘teşkilatın yüzde 80’ini değiştireceğim’ lafı biraz düşündürüyor?

İçlerinden çoğunu tanıdığımızdan olmalı…

*- Gün geliyor…

Yine bir hatırlatma yapayım:

Bu arada AKP’de son dönemde İstanbul, Ankara, Bursa, Balıkesir gibi kentlerde peş peşe belediye başkanları istifaları yaşanmıştı.

Son olarak da AKP İstanbul İl Başkanı Selim Temurci de 9 Şubat’ta basın toplantısıyla istifa etmişti.

İktidar partisindeki istifa dalgası ise Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ‘metal yorgunluğu’ sözleriyle başlamıştı.

*- Metal yorgunluğu mu?

Erdoğan, geçen yıl 30 Mayıs’ta ‘Önümüzdeki süreyi çok iyi değerlendirmeliyiz. Tüm bakanlarımızdan 180 günlük kısa vadeli bir eylem programı istedim.

Bu yıl sonuna kadar il teşkilatlarımız, ilçe teşkilatlarımız, belde teşkilatlarımızın tamamını güncelleyeceğiz.

Yeniden gözden geçireceğiz; çünkü ortada bir metal yorgunluğu var. Bunu aşmamız lazım.

Onun için de çok daha dinamik ekiplerle inşallah 2019’a hazırlanmamız gerekiyor.

Bunun için de bütün ilgili birimlerimizin yoğun bir çalışma içerisinde bu hazırlıkları yapması gerekiyor.

Diğer taraftan da bakanlıklarımızın hepsi hazırlıklarını, çalışma programlarını, takvimlerini hazırlayarak, bir taraftan 2019’un bir taraftan da 2023’ün programını güncellemek durumundadır’ demişti.

Ben de bir laf etmiştim;

Bakalım gerçekleşecek mi?

‘İzmir ve  Ege’deki AKP’li bazı ilçe belediyelerinde de değişiklik olacak!’ diye…

*- Önce kendime gelmem lazım!

Arada arayıp hatır soran, Bornova’nın eski belediye başkanlarından Dr. Aydoğan ‘Avrupa’nın en önemli ve Türkiye’nin ilk golf sahası’ haberimi okuduktan sonra, çocukluk günlerine gittiğini ve duygulandığını söyledi.

Polis Babası Sırrı’nın,  Avrupa’dan, hatta dünyanın dört bir yanından turnuvalara gelen ünlü golf ustalarının yanında ‘top toplayıcı’ olarak görev yapmasına izin vermediğini anımsattı.

Hatta ilk kez Cumhurbaşkanı Celal Bayan’ı, her tarafı camlı ve zamanına göre Türkiye’nin en lüks mekânlarından biri olan ‘Golf Lokantasında’ ağırlandığını ve orada gördüğünü de anlattı.

Dünyanın dört bir yanından gelen golfçüler, Bornova’nın eşrafının ya da Levantenlerin köşklerinde ağırlanırlardı.

Belki de Türkiye’nin ilk turizm hareketi de buydu…

Araştırma ve tez konusu olabilir.

Bunu da Ege Üniversitesi’nden önce Kültür ve Turizm Bakanlığı yapabilir.

Çünkü;  Ege Üniversitesi yetkilileri sadece ‘Halkla bütünleşiyoruz’, ‘Sanayicinin emrindeyiz’, ‘Dünyada ön sıralardayız’ ya da ‘Araştırmacı olacağız’ diye sözler edip, ya da siyasetle ilgilenmekten başka elle tutulur, gözle görülür bir araştırma yaptıklarını fazla söyleyemeyiz.

Zaten şu anda hemen her gün beyanat verip fotoğraf servisi yaptıran ve belli gruplara yemek veren bir zihniyetten bir adım falan öne geçtiler mi bilemiyorum.

Bildiğim kadarıyla şu andaki Rektör de, bir yerlerin, eski AKP milletvekili…

İzmir’de okumuş ve gitmiş binlerce öğrenciden biri…

Golf’ün Bornova’ya yararı kadar zararı da olmuş!

Nasıl mı?

Yine Dr. Sırrı Aydoğan’dan öğrendim…

‘Tarlabaşı’ olarak adlandırdığımız semtin çocukları, büyük bir ücret karşılığı, Avrupalı milyarder konuklarımızın, golf çantalarını ve numaralı olan vuruş sopalarını taşıdıkları için, yani aile bütçelerine önemli bir katkı sağladıkları için okullarını ikinci plana itmişler.

Sonuçta birçoğu tahsilini tamamlamamış.

Ama içlerinden çok önemli isimler, hatta valiler bile çıktığını anımsıyorum.

Örneğin öğretmen Nuri Önçağ’ın oğulları…

Sanıyorum; Selahattin Zeiraatçi oldu, Hakkı Önçağ ise Tıp Doktoru…

Akademide okuyanlar da vardı…

Ama belirttiğim gibi çoğunluk tahsilini tamamlayamadı…

*- Kısaca ‘Küçük Park’ diyoruz

Söz Bornova’dan açılmışken devam edeyim:

Dr. Sırrı Aydoğan’ın çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği Yeni Mahalle’den yani Kazım Dirik Mahallesi’nden…

Kazım Dirik Mahallesi şu anda barındırdığı nüfus ile herhalde Türkiye’nin birçok şehrinden daha büyüklüğe sahiptir.

Geçenlerde Yeni Bosna’da, Diş Hekimi Mustafa Gerçek ile İzmir’i konuşurken, Bornova ve Küçükpark’ı sordu.

‘O güzellik var mı?’ diye sordu…

Olmaz olur mu?

Ama şimdi ‘Küçük Park’ olarak tanımladığımız bu alanda, dünyanın her köşesinden gelenler var…

Hatta Suriyeliler bile…

Suriyeli, Iraklı, İranlı, Lübnanlı ya da Afrikalı öğrencilerden söz etmiyorum.

Benim sözünü ettiğim, Suriyeli sığınmacılar…

Ve de içimi dağlayan bir olay!

*- 14 Şubat günü…

Burhan Çınar’dan öğrendim…

O da bir bayan gazeteciden duymuş ve değerlendirmiş…

Ben de, içimi karartan ve lanet okuduğum yazıdan birkaç not aldım.

Söylediği daha doğrusu yazdığı şu:

‘Arkadaşlık, evlilik, iş-ekmek, nimet, evlat gibi şeyler kutsaldır.

Yardım için bağışlanan her şey, de hem emanet hem de kutsaldır.

Hele ki sevdiği şeyleri verip Allah’ın hoşnutluğunu kazanmaya çalışanların o yiğitliği…

Dün sabah şiddetli bir yağmur ile güne ‘merhaba!’ dedik.

Yağmur İzmir’de bereket ve bir o kadarda şehir hayatında işkence demek…

*- Kim bilir neler oluyor?

Bir haftadır telefonum arızalandı ve telefoncunun yolunu tuttum. Beklerken, bambaşka bir olayın içinde buldum kendimi.

Esnaf kişi iki çocuk gösterdi yan dükkanda,  ‘sabah dükkanı açarken kapıda bulmuş çocukları baygın halde yatıyorlarmış , gece boyunca o yağmurda sokakta sabahlamışlar.’

*- Yalnız bizde olmuyor!

3 suriyeli erkek çocuk.

Evden kaçmışlar, baba dehşetinden.

15 yaşında diğeri de 10 yaş gibi içeri almış esnaf çocukları, üstlerine giyecek bir şeyler…

İdareten, kahvaltı sıcak bir çay…

Çocuklar bitkin masaya devrilmiş, sandalyede yediler.

Polisi çağırmışlar bizim işimiz değil demiş memurlar.

Çocuklar zor Türkçe konuşuyorlar.

Anneleri yok, baba para getirmezseniz eve gelmeyin demiş ve darp izleri var bacaklarında, sorduk ?

Çocuk ‘babam tornavidayı kızdırıp bastı!’ dedi.

Devamını dinleyemedim.

Çocuklar eve dönmek istemiyorlar, zaten kaçmışlar soluğu sokakta almışlar.

Ben de ‘boş vermişliği’ daha fazla anlatmamak için şimdilik olayı burada kesiyorum…

Belki gelişmeleri daha sonra anlatırım, önce kendime gelmem lazım!

***-

GÜNCEL

*- 10 milyondan fazla…

Türkiye’de e-devlet üzerinden hizmete giren soyağacı sorgulama uygulamasına yoğun ilgi olduğu belirlendi.

Vatandaşların soylarını öğrenmek için  başvurduğu Alt-Üst Soy Bilgisi sorgulaması hizmete açıldığı ilk günden kilitlendi.

İçişleri Bakanlığı ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın ortak çalışmasıyla yürürlüğe giren uygulamaya milyonlarca insan ulaşmak isteyince sistem geçici olarak askıya alındı.

Daha sonra tekrardan hizmete açılan uygulamaya 10 milyondan fazla vatandaşın giriş yaptığı belirlendi.

 

Yaşar EYİCE
0532 781 95 18
Twitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311
 

Bir cevap yazın