“Trajedi kapıyı çalana kadar herkes kendi sessizliğinde güvendedir.”
Kurban Bayramı haftasına girerken yine değişen gündemlerin, birbirini ezen haberlerin ve insan zihnini yorup tüketen bir karmaşanın içinde bulduk kendimizi. Her yeni gün başka bir trajediyle uyanıyor, bir öncekini unutmaya zorlanıyoruz. Oysa insanın unuttuğu şey bazen yalnızca haberler olmuyor; vicdan da yavaş yavaş sessizleşiyor.
Bütün bunları düşünürken aklıma Şehrazat geliyor.
Binbir Gece Masalları’nın o bilge kadını…
Her gece ölümün karşısına bir hikâyeyle çıkan, gerçeği bazen bir masalın içine saklayarak anlatan Şehrazat… Çünkü bazı dönemlerde hakikat doğrudan söylenemez. İnsan, korkularını da itirazlarını da bir hikâyenin gölgesine bırakır. Masal anlatır gibi konuşur ama aslında çağını anlatıyordur.
Bugün yaşadıklarımız da biraz böyle değil mi?
Sanki hepimiz masal içinde başka masalların içindeyiz. Bir olayın şaşkınlığı geçmeden yenisi geliyor. Bir acının yasını tutamadan başka bir görüntü düşüyor ekranlara. Sonra herkes kendi güvenli alanına çekiliyor. Sessiz sakin köşelerimizde oturmanın rahatlığına sığınıyoruz. Çünkü trajedi uzaktaysa hayat normal devam edebiliyor.
Ta ki o trajedi bir gün bizim kapımızı çalana kadar…
İşte o zaman aynı sorular yükseliyor:
“Neden kimse sesini çıkarmadı?”
“Bütün bunlar göz göre göre nasıl oldu?”
Oysa cevabı bazen düşündüğümüz kadar karmaşık değil.
Kimse sesini çıkarmadı…
Çünkü soruyu soranlar da sessizdi.
Belki de çağımızın en büyük alışkanlığı bu oldu; konuşuyormuş gibi yapıp susmak. Tepki veriyormuş gibi görünmek ama hiçbir şeyin gerçekten değişmesini istememek. Çünkü değişim önce insanın kendi konforunu rahatsız ediyor
Kurban Bayramı yaklaşırken paylaşmanın, dayanışmanın ve vicdanın anlamını yeniden düşünmek gerekiyor belki de. Sadece sofraları değil, acıları da paylaşabilmek… Bir kötülük bize değmeden de onun karşısında durabilmek… İnsan kalabilmek biraz da burada başlıyor.
Ben de ancak bu kadar ses olabiliyorum bu büyük belirsizliğin içinde.
Belki cümlelerim dünyayı değiştirmez.
Belki hiçbir masal kötülüğü tamamen durduramaz.
Ama Şehrazat’ın bildiği bir şey vardı:
Susmak, bazen hikâyenin en karanlık yeridir.

Bazen sesiz dinletiler umulmadik tepkileri tetikliye bilir. Sesizlikte bir direnistir.