*- Şehrini seven okumalı! YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- Şehrini seven okumalı!

‘Belediye’den destek alamıyoruz!’

Hemen her kesimden her kesin söylediği laf bu!

Peki belediyeye gereken desteği veriyor musun?

Hayır!

Önce hangi konuya gireyim?

Destek almaya mı, vermeye mi?

Vermeden almak sadece Allah’a mahsustur…

Bunu büyüklerimiz hep söylemişlerdir…

Şimdi İzmir’in güzel bir ilçesine, örneğin Güzelbahçe’ye gidelim;

Ve sevilen Başkan Mustafa İnce’ye kulak verelim;

Yani; söylediklerini dinleyelim:

*- Hukuksuz ve kanunsuz

‘Değerli hemşerilerim belediyenin kaçak inşaat konusundaki tek tedbiri olan mühürümüz jandarma nezaretinde sökülmüş ve tüm tedbirler kalkmıştır.

Hukuken uygulayacağımız tedbir kanunsuz olarak kaldırılmıştır.

Yapılan kanunsuz işlemden sonra bu alana dönüşü olmayan asfalt mı dökülür, inşaat mı yapılır?

Hukuksuzluğu nasıl engelleyeceğiz?

‘Mühür bozma fekkini’ savcılığa suç duyurusunda bulunacağız.

Doğa gördüğünüz gibi böyle yok ediliyor.

Yerel Yönetimlerin çabaları hiçe sayılıyor. 

Bir belediye başkanı olarak hiç bu kadar üzgün olmadım.

Güzelbahçeli hemşerilerimizin oylarıyla buradayım.

Haklarını sonuna kadar savundum ve savunmaya devam edeceğim.’ diye feryat eden Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa İnce açıklamasını şu iki veciz cümle ilet tamamlıyor:

‘Doğa Katlediliyor Ses Ver!’

‘Doğa İçin Nöbetteyiz!’

*- Ehhh işte!

Belediye Başkanının sesini duyanlar olmuş…

Onlara da şu teşekkürü gönderiyor:

‘Doğa talanına karşı verdiğimiz mücadelede bizlere destek olan, yanımızda duran;  Karşıyaka Belediye Başkanımız Dr. Cemil Tugay, Konak Belediye Başkanımız Abdül Batur, CHP İzmir İl Başkanlığı yöneticilerimize, CHP Karşıyaka İlçe Başkanımız Serdar Koç ve CHP Karşıyaka Gençlik Kollarına, CHP Gaziemir İlçe Başkanımız Kasım Özkan’a, önceki dönem milletvekillerimiz Musa Çam, Mustafa Moroğlu ve Zeynep Altıok Akatlı‘ya, bölgeye gelen ve sosyal medyadan destek veren herkese teşekkür ediyorum.’

Doğa için nöbette olan bu insanlarımızın isteği şu;

‘Güzelbahçe GoKart İstemiyor!’

*- Aklımıza gelenler

Bir anımsatma yapayım:

Çeşme’de bir pist var…

Yıllardır ya bir ya da iki kez bu büyük pistten yararlandığını duydum…

Atıl halde duruyor…

Bunu isteyen de bir AKP’li..

Önceki MÜSİAD Başkanı…

MÜSİAD denilince de aklımıza gelen Bilecik Başkanına ait havai fişek fabrikasındaki patlamada kaybettiğimiz insanlarımız..

Dahası daha önceki yıllarda kaybettiğimiz diğer çalışkan insanlarımız ve haklarının verilmediği gibi şirket isimlerinin değiştirilerek aynı kişiler tarafından çalıştırılması…

Ve yine şehit olan jandarmalarımız…

Özel şirketin emrinde onların güvenliklerini sağlamak isterken patlama ile şehit olan vatan evlatlarımız…

Bunların biz yasını tutarken, ‘moral yemeği’ verip eğlenmeleri…

Kendilerini aynen İstanbul’daki Haliç Üniversitesi yönetimi kadar güçlü hissediyorlar.

Tam dört yıldır TSYD tesislerinden yararlanmalarına rağmen mukavele şartlarını da yerine getirmeyip, ödemelerine yapmadıkları halde, kaba güç kullanmaları ve ‘Bizim arkamız kuvvetli’ diyerek, Reis’in adını rahatça kullanmaları…

Ben de bazen bunları duyunca ‘Hak hukuk adalet!’ diye bağıranlara hayret ediyorum…

‘Anayasamız ya da kanunlarımız ne işe yarıyor?’ diyorum…

Ya da kimlere yarıyor?

Herhalde hukukçular da biliyordur, milletvekilleri de…

*- Onu değil, bunu okuyun!

Bir özel Vakıf Üniversitesi’nden söz ettim ya, Ahmet Rasim gibi yapıp, araya bir notu, bir bilgiyi sıkıştırayım!

Çünkü binlerce, milyonlarca gencimizi ve ailelerini ilgilendiriyor…önem

Bir dönem Aydın Bilgin yönetimindeki, etkili bir gazetede birlikte çalıştığımız, yönetici kadrosundan Levent Gökçeer’e kulak verilmesini öneriyorum.

Levent Gökçeer, ‘Üniversite Tercih Dönemi’  ile ilgili, yani bugünlerle ilgili bilgilendirici ve uyarıcı hatta yönlendirici bir mesaj veriyor.

Lafı fazla uzatmadan Levent Gökçeer’i dinleyelim:

‘14 Yıl bu sektörde bir başarı hikâyesinin içinde katkı koydum.

Özellikle Vakıf üniversitelerini seçecek çevrenizdeki gençlere önerilerimi ve görüşlerimi aktarmak istiyorum.

*- Mutlaka inceleyin!

1- Seçeceğiniz Vakıf Üniversitenin öncelikle kurucu vakfına veya arkasında bulunan sermaye veya ailenin finansal gücünü, Üniversiteye koymuş olduğu veya bundan sonra koyacağı sermaye katkıyı iyi analiz etmeniz gerekiyor.

Bu konuda YÖK ün sayfasında 2020 yılı vakıf üniversiteleri değerlendirme raporu var.

Çok güzel hazırlanmış bir rapor. İncelediğiniz takdirde öğrenci başı harcama miktarı ve Kurucu vakfın katkılarını tespit edebilirsiniz.

Eğer kurucu vakıf güçlü değilse bu ekonomik ortamda her zaman gelecek riski bulunduğunu unutmayın.

*- Düşünmeniz şart!

2- Seçeceğiniz üniversite ‘her bölümün olduğu, her bölümü açarım diyorsa’ biraz düşünmeniz gerekiyor.

Üniversite belli konularda uzmanlaşmış olması o üniversitenin iddialı olduğun göstergesidir.

Bir kaç örnek vereyim; ODTÜ ve İTÜ neden Tıp Fakültesi kurmadı? Bilkent niçin sağlıkla ilgili bölüm açmadı?

3- Üniversitenin kampüsü ve öğrencilere verdiği spor ve diğer sosyal imkânlarını incelenimizde büyük önem arz etmektedir.

Eğitim sosyal imkânlarla bir bütünlük sağlamaktadır.

*- ‘Rabbena, hep bana!’ diyenler!

4-Üniversitenin bursluluk oranları ve fiyat politikası ve de yıllar itibariyle ücret artışları çok önemlidir.

Enflasyon üzerinde ücret artışları oluyorsa dikkat edilmesi gerekmektedir.

5- En önemli konulardan biri Akademik kadrodur.

Öğrenci başına düşen akademik kadro sayıları, araştırma görevli sayısı ve akademik kadronun yurt dışı deneyimini iyi incelenmesi gerekmektedir.

6- Mezunlarının başarısı ve bulundukları konumun araştırılması gerekmektedir.

7-Üniversitenin en önemli yönetim merkezi Mütevelli heyettir.

Mütevelli heyet te bulunanların CV si , Nitelikleri , Mütevelli heyet üyelerinin değişim sayısı ve sıklığı ve de sayısı önemlidir.

*- Tabela üniversitesi olmamalı

8-Üniversitelerin çeşitli kriterlere göre Türkiye ve dünya üniversiteleri sıralamasına muhakkak bakın URAP da bu bilgilere ulaşabilirsiniz.

9- Geleceği ilgili karar veren gençler lütfen iyi tercih yapın hayatınızın kararını verirken dikkatli olun…’

‘Bundan iyisi Şam’da kayısı!’

Bir insanımız, bir okuyucumuz bile bu bilgilerden yararlanırsa, kendisi kadar ülkemiz için de mutlaka ‘kazanç’ olacaktır.

Şimdi yine ‘Doğa için nöbetteyiz!’ diyenlere dönelim…

*- Eylemcilere destek

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Atila Sertel, İzmir Güzelbahçe’de tarım ve sit alanına yapılmak istenen ve jandarma eşliğinde mührü sökülen Go-Kart alanına giderek incelemelerde bulundu. Çevre halkının haklı eylemine destek veren ve projeye tepki gösteren Sertel, ‘Bu yapılan Jandarma eşliğinde hukuksuzluktur’ dedi.

Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa İnce ve CHP Güzelbahçe İlçe Başkanı Çağlayan Bilgen’den bilgi alan Sertel, ‘Güzelbahçe ilçesinde bir doğa katliamının yanı sıra AKP’nin hukuksuzluğu yaşanıyor. Tarım ve SİT alanı olmasına rağmen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan izin alan firma Jandarma nezaretinde belediyenin mührünü sökerek çalışmalarına başladı.

Konutların, ağaçların ve tarım alanının olduğu bir bölgeye her türlü olumsuzluğa rağmen doğaya zarar verecek bir projeyi ısrarla kurmaya çalışmak sadece doğaya değil akıllara da zarar veren bir durumdur’ diye konuştu.

*- Jandarma eşliğinde hukuksuzluk

Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu hatırlatan ve Jandarma eşliğinde hukuksuzluğa göz yumulduğunu belirten Sertel, şöyle konuştu:

‘Belediyeden alınan bir ruhsat yok.

Bölge tarım ve SİT alanı.

Buna rağmen belediyenin mührü jandarma eşliğinde sökülerek alana asfalt kamyonları yığılmış ve apar topar bir çalışma içine girilmiş.

Türkiye bir hukuk devleti ise mahkemenin verdiği kararı beklemeleri gerekiyor.

Eğer mahkemelerde ellerindeyken böyle bir karar çıkmıyorsa AKP’deki insanların sadece hukuksuzluğunu, adaletsizliğini göstermiyor. Vicdansızlığına da gösteriyor.

Bunun için çevreye ve insanlarımıza değer vermesi gerekenlere buradan sesleniyorum;

Belediye başkanımız Mustafa İnce ve çevre halkının sesine kulak verin. Halk burayı kolay kolay terk etmeyecek.

Mücadeleden vazgeçmeyecek.

Çevre halkı SİT alanında bir yapıya izin vermiyor, vermeyecek.

Çevreye verilen zarar boynunuzun borcu olarak size dönecek.

Çevrecilik sözde olmaz özde olur.

AKP’liler ‘çevreyim’ diye sağda solda nutuk atacağına gelsinler burada yapılmak istenen çevre katliamını görsünler.”

*- İnce: Mühür fekki yapılmıştır

Konuyla ilgili CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel’e bilgi veren Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa İnce de şunları söyledi:

‘Belediye olarak kaçak inşaatları önlemekle görevliyiz.

Söz konusu alanda bir plan değişikliğinin yapılmış olması burada bir inşaat yapılacağı anlamına gelmez.

Yatırımcıya ‘Gel ruhsatlarını al. Ruhsatını aldığında biz zaten mührü sökeceğiz’ diyoruz.

Zeminde yapılan çalışmalardan dolayı mühürledik ve bu mührün iptaline yönelik bir mahkeme kararı yok.

Bunun için bu bir ‘mühür fekki’dir.

Belediye olarak bu konuda yapılması gereken işlemleri yapıyoruz ve suç duyurusunda bulunuyoruz.

Ama durduramıyoruz.

Çünkü şu an kolluk güçleri tarafından engelleniyoruz.’

Bugünlük bu kadar!

Gelişmeleri birlikte görüp, öğreneceğiz…

Meğer bir ‘Go Kart pisti’ bile verimli topraklardan bile önemliymiş…

Bazıları için çok daha verimliymiş!

*-

Şimdi gelelim, madalyonun ikinci yüzüne!

Yani; Belediyelerden isteklerimize…

‘Belediyeden destek alamıyoruz!’ diyenlere…

Örneğin;

Dernekler, kulüpler…

Birileri gençlerin ya da halkın sırtından isim yapacak, para kazanacak, yaşamını lüks sürdürecek, koltuğunu koruyacak ama gönüllü olarak yaptığı, rakiplerini geride bıraktığı işin sürekliliğii için bizim vergilerimize gözünü dikip, belediyelerin bütçelerinden yararlanacak…

Ne güzel iş değil mi?

Aç gözlü müteahhitlerden bunların ne farkı var?

Bugün bir spor kulübü, dün ise bir sözde yayınevi belediyelerimizi suçladı:

‘Bize verilen sözler yerine gelmiyor!’ dediler…

Hangi söz?

Adam ya da adamcıklar bir şirket kurmuşlar…

Bazı isimlere bazı yerleri yazdırmışlar, belki ellerine üç beş kuruş vermişler, belki de ‘kente hizmet’ falan demişler…

Hatta ‘Bak adınıza kitap bile yaptırıyoruz’ demişlerdir…

Bu satırı yazarken aklıma bir sözde gazete patronu geldi.

İşsiz gençlere umut oluyor, belki bir maaş ödüyor, ardından aylarca ‘Kazancımız yok!’ diye ağlaşıyor….

Piyasanın ve ekonominin kötülüğündün söz ediyor.

Ama kendisi ve yakınları lüks yaşamlarından ödün vermiyor.

Genç emekçi bıçak kemiğe dayanınca, ‘Hakkım’ der demez sözde patronun, herkesin belki de duayen dediği kişinin gerçek yüzünü görüyor;

‘Sana bakan kim? Sana işveren kim? Sana mesleği öğreten kim? Kimin elektriğini, suyunu, masasını, bilgisayarını kullanıyorsun? Bana borçlusun!’ diyor…

Bunların fazlası var, eksiği yok…

İşte bu tipler de, ‘Aman başkan, canım başkan!’ diyorlar…

Ve biri çıkıp da, ‘Bu haksız kazanç!’ diye gerçeği söyleyince, naylon gazeteci başlıyor, atmaya tutmaya…

‘Başkan sözünde durmuyor!’ diye…

Bir tane bile okuyucusu olmayan, bir kişinin bile para verip alıp okumayacağı, yazanın bile eline almadığı sözde kitapların üzerine değerinin belki de 10 kat fiyat yazıp, belediyeyi, kurumu kandırıp büyük paralar elde edemeyen sözde gazeteciler, sözde yayıncılar, sözde şunlar bunlara artık prim verilmemeli…

Bu konular çok önemli…

Çünkü her kuruş senin benim emeğim, alın terimdir…

Sonra başkanlar gerçek hizmet için para bulamıyor…

Gelirler, giderlerin arkasında kalıyor…

Çöpü de toplatamıyoruz, sineklerle mücadeleyi de yapamıyoruz…

Zaman geliyor, personel maaş bile alamıyor…

Bu da ayrı bir konu ve ayrı bir sorun…

Urla Belediyesi yarım yamalak bir dere temizliğine başladı…

Kaç gün sürdü, ya da ne kadar yer yapıldı, dersiniz…

Sorun bakalım, yanıt veren çıkacak mı?

***—
Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın