9 Okunma

Şehitlerimize selam olsun…YAŞAR EYİCE

Allah PKK’yı kahretsin, siyasette kullanmak isteyenleri de…

*- Yine şehitlerimiz var. Kılıçdaroğlu’nun yayınlanmayan cümlesini haykırıyorum: ‘Allah kahretsin bu PKK’yı…’

*- Foça’nın yıllardır kanayan yarası… Sadece tek umumi tuvalet var, o da kullanılmayacak bir durumda…

*- Çocukları sömürenleri gören yok, çünkü bunların bağlantıları, menfaatleri ile örtüşüyor

*- MHP İzmir’den İstanbul’a 100 avukat gönderecek

PKK’lılar Tunceli’de yine saldırı yaptı.

Dört askerimiz yaralandı, ikisi şehit oldu.

Hemen her gün, Bayram seyran dinlemeden saldıranlar bu hainler ve teröristler bazılarının siyasette gündemleri oluyor.

Bunlar önceki gün televizyon programında Ekrem İmamoğlu’na tuhaf ilgisi olmayan sorular sordular ve ‘yaş mı kuru mu?’ gördüler, aldıkları yanıtlarla…

Bizim içimiz yanarken, ‘kahrolsun PKK, kahrolsun hainler!’ derken nedense yandaşlar, birlik ve beraberliği unutup, Allah’tan korkmadan, nasıl kurgular yaparak halkı kandırmaya çalışıyorlar.

Şu PKK’yı da, sempatizanlarını da, içimizde gizlenenleri de, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun televizyonlara söylediği ama nedense yayınlanmadığı cümlesiyle yani tepki ile haykırıyorum.

‘Allah kahretsin bu PKK’yı!’

Şehitlerimize, ‘Bizi afedin!’ diyorum, bizim değil, onların bizim haklarımızı helal etmelerini istiyorum…

*- Foça’nın önceliği..

Bazı konular önceliğim oluyor…

Örneğin sağlık, eğitim gibi…

Nedense bu öncelikleri bazıları değil, yöneticiler görmüyor.

Dün akşam görüştüm ve öğrendim…

Yalnız bizim değil, Fransız ve Almanların yıllardır ‘öncelikli turizm kenti’ ilan ettikleri Foça’da yıllardır sadece bir umumi tuvalet var…

O da kullanılmaz şekilde…

Sağlık yani hijyenden uzak…

Eğitimsiz insanlar tuvaleti girilemeyecek, kullanılamayacak hale getiriyor.

‘Eğitimin ne önemi var?’ Diyenlere bu konuyu anlatmak çok zor…

Konuştuğum Foçalılar beni eskiye götürdüler…

Amerika’dan dönen, Ödemişli Alev Coşkun, CHP İzmir İl Başkanlığına ‘teze kan ve güç’ olarak getirilmişti.

Güler yüzlü, dinamik ve bilgili biriydi…

Her insana da eşit mesafede idi…

O güne kadar Demokrat Parti’de olan yerel yönetim de CHP’ye geçmişti…

Günler geçti ve Alev Coşkun ‘Turizm Bakanı’ oldu….

İlk icraatı da, ‘Turizmin ilk adımı temiz tuvalettir’ diyerek, özellikle tüm akaryakıt istasyonlarının tuvaletlerini kontrol etmek ve ettirmek oldu, bir sağlıklı tuvalet kampanyası başlattı.

Önemi şimdilerde ortaya çıktı…

Önce OPET’in kadın patronları, tüm istasyonları yeniledi ve tuvaletleri binaların dışından içine aldı, otomatik yaptı..

Öyle ki ellerinizi kullanmadan tuvaletlere giriyor, yine aynı şekilde hiçbir yere dokunmadan çıkıyorsunuz…

Avrupa’da, özellikle yabancıların ve turistlerin bulundukları yerlerde de portatif tuvaletler işbaşında…

Neden Foça’da olmasın?

Hayatımızda su ne kadar önemli ise temiz ve sağlıklı tuvalet de o kadar önemli…

Umarım İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Foça Belediyesi bu sorunu çözer..

Bu haberi de sizlerle paylaşırım…

Konuştuğum Foçalılara, yeni başkanın bence ilk icraatlarından biri de bu olur, dedim.

Nedense onlar pek umutlu değiller…

*-

Bugün 12 Haziran ‘Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’.

Bir başka deyişle bugün, Dünyada emeği sömürülen ve hakları ihlal edilen tüm çocuklar için mücadele günü.

Küçük yaşta çalıştırılan çocuğun eğitim hizmetlerine erişmesinin engellendiği, en temel çocuk hakkı olan oyun hakkının elinden alındığı ve bu suretle gelişiminin önünün kesildiği, yetişkin muamelesine tabi tutulduğu tartışmasızdır.

Çalıştığı için aile korumasından kopan çocuk, her türlü fiziksel ve psikolojik istismarın hedefi haline gelmektedir.

Çocuk işçiliği aynı zamanda, çocukların kendileri için kullanmaları gereken fiziksel ve düşünsel yetilerinin sömürülmesi anlamına gelir ki, bu sömürü aynı zamanda yeterli korumaya ve tecrübeye sahip olmayan çocukların iş kazası, meslek hastalığı gibi durumlara daha sık maruz kalmalarına, iş cinayetlerine kurban gitmelerine sebep olmaktadır.

TUİK sistemlerinde yer alan tablolar, ülkemiz açısından durumun ne kadar acı ve vahim boyutta olduğunu göstermektedir.

Rakamlara göre, 2018 yılında ülkemizde 15-17 yaş grubundaki çocukların %21,1′ i işgücüne katılmıştır. Bu oran yıllar içinde azalmak bir yana, özellikle son yıllarda kabul edilemez biçimde artmıştır.

*- Yasaklanmalı!

Bugün artık önemli olan, bir kısım verileri açıklamak, kaç çocuğumuzun işçi olarak çalıştığını, kaçının iş cinayetlerine kurban gittiğini saptayıp duyurmak değildir. Önemli olan ve ivedilikle hayata geçirilmesi gereken, Çocuk İşçiliğini Yasaklamaktır!

Nedense birçok kurum İzmir Barosu’nun gösterdiği hassasiyeti göstermiyor, ne bildiri, ne de kınama yayınlıyor.

Çünkü birileriyle legal ya da illegal bağlantı içindeler.

*- Nasıl çalışmalar?

Ancak ne yazık ki devlet nezdinde çocuk işçiliğinin önüne geçilmesi amacıyla hiçbir denetleme, izleme ve çalışma yapılmadığı gibi, tam tersine sermayenin ucuz işgücü/sömürülebilir emek ihtiyacını karşılama konusunda çalışmalar yürütülmektedir.

‘Çocuk İşçiliğinin Sona Erdirilmesi Uluslararası Programı”nı 1992 yılında başlatan Uluslararası Çalışma Örgütü, bu programın asıl ve nihai hedefini çocuk işçiliğine son vermek olarak belirlemiştir. Ülkemiz bu programın ilk imzacılarından biri olmasına rağmen, söz konusu nihai hedefe dönük herhangi bir girişimde bulunulmamış; tam tersine 2004 yılında çıkarılan ‘Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’ ile adeta çocukların çalıştırılmasını yasallaştırma yoluna gidilmiştir.

Unutulmamalıdır ki, 18 yaşın altındaki herkes çocuktur ve çocuğun küçük yaşta çalıştırılarak sömürülmesi, hiçbir şekilde yasal bir düzenlemeye konu edilemez.

*- Bizim gibi

UNICEF’e göre, çocukların çalıştırılması, her çocuğun sahip olduğu insan haklarına ihanet ve uygarlığa karşı işlenen bir suçtur.

İzmir Barosu da, bizim gibi, bu görüşün tam destekçisi olduğunu, mücadelede her zaman çocukların yanında saf tuttuklarını, onların daha iyi bir geleceğe sahip olmaları için çalışmaya devam ettiğini, daima bu doğrultuda hareket edeceklerini açıkladı.

*-

***-

GÜNCEL

Son günlerde muhalefette bulunanlar, ‘Bahçeli nerede?’ sorusunu soruyor ve kendileri yanıtlıyor:

‘Reis’in talimatını yerine getiriyor!’

Yani: YSK’nın 31 Mart seçimlerinin İstanbul’da yenilenmesi kararının ardından mealen, ’23 Haziran seçimlerine kadar İstanbul’da olacağım, Binali Yıldırım için tüm gücümüzle çalışacağız’ demişti.

Ama nedense bugüne kadar söylediğini gerçekleştirmedi ve belirttiğim gibi muhalefetin diline düştü.

Bugün ise Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) İzmir İl Başkanlığından, ‘hedef İstanbul’ açıklaması yapıldı.

İl Başkanı Veysel Şahin önümüzdeki günlerde çok yönlü programlarla ve oluşturulan partili kadrolarla İstanbul’a çıkartma yapacak.

Bahçeli’nin ‘mitili İstanbul’a seriyorum’ ifadesinden sonra hızlanan İstanbul seçim çalışmalarına İzmir İl başkanlığı da farklı organizasyonlar destek verecek.

İl Başkanı Veysel Şahin’in hedefinde ise İzmir’den İstanbul’a göç etmiş aileler, öğrenciler, İstanbul’da faaliyet gösteren iş insanları ve kültür-sanat çalışmaları dolayısıyla İstanbul’da yaşayanlar var.

İl Başkanı Veysel Şahin 14-15 ve 16 Haziran tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirecekleri faaliyetler konusunda geniş açıklama yaptı.

*- İzmir’den 100 Avukat

Seçimlerde sandıkların başında ve il ve ilçe seçim kurullarında görevlendirmek üzere 100 avukatlık bir kadroyla son hafta İstanbul’ da olacaklarını da hatırlatan MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin, ‘Vatan için nöbetimiz başlamıştır. Liderimizin emrinden sonra gaflet göstermeyeceğiz, nöbette uyumayacağız’ dedi.

*-


Yaşar EYİCE
0532 781 95 18

E-Posta: yasar.eyice@gmail.com
ve yeyice@mynet.com
Twitter: @Yeyicee
Facebook: yasar.eyice.311

Please follow and like us:

Bir cevap yazın