*- ŞEHİDİMİZE KULAK VERELİM  YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Son zamanlarda ‘Sulu göz!’ oldum…

Yine gözlerimden yaş akıyor…

İki şehidimiz var biri polis, diğeri asker…

Şehit Askerimiz, Yusuf Aktaş kardeşimizin, evladımızın akıllı telefon ile çekilen görüntüsünü Haluk Levent’in paylaşımında izledim..

İçim çekildi…

‘Ölürsem isteğim!’ diyordu, vasiyetinde…

‘Lösemili bir kız çocuğunun tüm ihtiyaçlarını karşılayın ve okumasını sağlayın!’

Duygulanmamak imkansız…

Çok ama çok üzgünüm, hepimizin başı sağ olsun, onun vasiyeti sadece asker arkadaşlarına değil Türk milletine…

38 saniyelik bu video herkese gösterilmeli…

Pençe-Kilit operasyon bölgesinde PKK’lı teröristlerin açtığı ateş sonucu şehit olan Astsubay Çavuşumuz Yusuf Ataş’a Allah’tan rahmet, ailesine ve milletimize başsağlığı diliyorum.

Tabii ki, henüz bilgilerine ulaşamadığım Polis kardeşimize de Allahtan rahmet diliyorum…

Nurlarda yatsınlar…

*- İŞGÜZARLIK

Bazı gelişmeleri hayretle izliyorum.

Örneğin; Polislerin önüne kestiği bir partinin genel başkanı Muharrem İnce’nin otobüsünün önünü kesip ‘evrak isteyip’ kontrol yapmaları gibi…

Muharrem İnce, ‘Siz Türk Devletinin polisisiniz AKP’nin değil. Gidin Sedat Peker’in iddialarına bakın, uyuşturucuları, PKK’lıları yakalayın.’ demiş…

Ben İçişleri Bakanı Soylu’nun yerine olsam, bu emri veren müdürü ya da yetkiliyi hemen görevden alırım…

Bir zamanlar Polis Muhabirliği yaptığım dönemi anımsadığım için…

O zamanki polis müdürleri ve bakanı anımsadığım için…

Bu arada belirteyim:

Türkiye’de ilk kez, patron Aydın Bilgin’in verdiği talimat ile Yazıişleri Kadrosunda ‘Polis Masası’ kurma görevi bana verilmişti.

O güne kadar, hatta bu güne kadar böyle bir çalışma ve bölüm görülmedi, yapılmadı…

Net 210 bin sayıya ulaştığımız o günlerde, yönetimimdeki Polis Masası’nda 27 polis ve adliye muhabiri arkadaşımız vardı.

Hatta şu anda polis ve adliye muhabirlerinin kurdukları, ‘İzmir Yargı ve Güvenlik Muhabirleri Derneği’nin başkanlığını yapan Muzaffer Tezel de kadromuzun acar muhabiri idi…

Birçok polis ve adliye muhabirimiz daha sonra ve hatta şu anda değişik medya gruplarında önemli görevlerde, yetkili makamlarda bulunuyor.

Bir başka partinin genel başkanı Ümit Özdağ da, Muharrem İnce’ye destek vererek şu açıklamayı yaptı:

‘Sayın Genel Başkan, Zafer Partisi bütün imkânları İle yanınızda…’

*-  TEMAL HAK AMA!

Ekrem İmamoğlu’nun imzaladığı bir kararla, İstanbul’da göçmenler ve turistler resmi tatillerde ulaşımı ücretsiz kullanmayacak.

İlk tepki Göçmen Sendikası Girişimi’nden geldi…

Dedikleri şu;

‘Ulaşım temel insan hakkıdır.

Bu hakkı kısıtlamak, engellemek insan haklarına saldırıdır.

Eşit, güvenli, ücretsiz ve insanca ulaşım hakkımızı savunacağız.’

İlk bakışta, düşünmeden okuduğumuzda ‘haklı’ bir istek gibi görülüyor…

Ama kazın ayağı başka…

Örneğin;

Bir yetkili şunu söyledi;

‘29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda, kaçak göçmenler ve turistler için ulaşım hakkını engellemiyoruz. Ücretini ödeyerek ulaşım hakkından yararlanabilirler.’

Bence doğrusu da bu!

Baksanıza birileri ‘sendika’ bili kuruyor…

Yani göçmenleri ya da ‘göçmen’ diye adlandırdığımız kişileri, kanuni şekilde soyacaklar.

Sendikaya üye olmak, tüm derneklere olduğu gibi para ödemekle olur…

Acaba bu girişimi yapanlar kimler?

Tam profesyonel bir girişim…

Ayrıca; hiç kimsenin elinden ulaşım hakkı alınmıyor ki!

Hoca Nasreddin ne demiş?

‘Parayı veren düdüğü çalar!’

Bizim insanımız şöyle diyor:

“Tek başına mutlu olmak , ‘solo resital’ vermek ise. Doğru insanlarla bir arada olabilmek ‘’muhteşem bir senfonidir. ”

Şöyle bir anket yapın bakalım, Türk vatandaşları içimizdeki sayıla neredeyse 7 milyona ulaşan ‘düzenli- düzensiz’ göçmenler için ne düşünüyor.

Misafirlik belli bir süre içindir…

Ebediyyen olmaz!

Söz düşünülerek verilir…

Kenan Evren ne yapmıştı?

Yunanistan’ın NATO’ya alınmasına ‘evet’ demişti…

‘Neden?’ diye sorulduğunda, ‘Söz verdim!’ yanıtı alınmıştı.

Peki kime?

Bir Amerikalı askere, komutana!…

Sonra ne oldu?

Yunanistan’da Hükümet değişti ve verilen sözler havada kaldı…

Amerikalıların savunmaları böyle idi,

‘Hani sizin verdiğiniz sözler?’ diye sorulduğunda, ‘Biz ülkelerin içişlerine karışamayız!’ dediler…

Ve o güne kadar süren olaylar, anlaşmazlıklar bugüne kadar geldi…

Ve de Amerika şimdi Dedeağaç da… Yani dibimizde öyle bir üs kuruyor ki, Avrupa ve Yunanistan ile önümüzü kesmiş oldu…

*- İŞTE GERÇEK

Yazımı şöyle tamamlayayım:

Adı bende saklı bir kadın, ‘Şu an ulaşıma para ödemiyorum, çocuğum olduğu için ücretsiz yolculuk yapıyorum. Ekrem İmamoğlu’na teşekkür ediyorum’ dedi.

İzmirsporlu Ali Kıray’ın mesajını anımsıyorum;

‘Bayramlarda ulaşım parasız olmasın! Bundan yararlanmak isteyen yabancılar ‘Suriyeliler ve diğerleri) bütün gün oyuncak gibi bir o yana bir bu yana gidiyorlar ve herkesi rahatsız ediyorlar!’ demiş ve güvenlik konusuna dikkat çekmişti..

Bugünlerde ise Koray Halkapınar’dan bir video aldım..

Türk vatandaşlığı verilen bazı kişilere, Arapça, seçimde bir partiye nasıl oy vereceklerini anlatıyor…

Sizce hangi partidir bu?

Bu da günün bulmacası olsun…

Sonunda ise bir kişi konuşuyor;

‘Hayırlı olsun!’ diyor…

Ses yabancı gelmedi…

Yani ‘teşekkür’ etmesini bilenler de var, belli bir beklenti ve menfaat için ortaya çıkanlar da!…

Biri bir zamanlar de demişti?

‘Dünyada en kârlı ticaret, din tüccarlığıdır.

Sermayesi yalan, müşterisi cahildir!’

*-  ANLAŞILAN SÖZLER

Yeni ‘taptaze’ sıcak bir bilgiyi de paylaşayım:

Bahçelievler pazarında karşılaştığımız bir üretici (videosu da var) şöyle dedi;

“Çatalca’da üreticiyim,

Ekrem İmamoğlu bize tohum desteği verdi,

100 litre mazot desteği verdi.

Kendi ürettiğim ürünü satıyorum. Allah ondan razı olsun!’

Bu işte yani Çiftçiye üreticiye destek de ilk adım her zaman olduğu İzmir’den geldi…

Ama İzmir Büyükşehir Belediyesi de, diğer belediyelerimiz de bunu yani reklamını beceremiyor…

Tanıtım ve bilgi böyle olur…

Uzun uzun vatandaşın anlamayacağı şekilde değil…

Yaşar EYİCE
0532 781 95 18
Twitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311
 

Bir cevap yazın