Sağlıklı gıdaya hasret kalacağız… Belki de hiç bulamayacağız / Yasar Eyice

Sosyal Medyada Paylaş

Sağlıklı gıdaya hasret kalacağız… Belki de hiç bulamayacağız /  Yasar Eyice

*- 7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Günü sözde kutlanacak! Unutmamak gerekiyor; Halkımızın ‘Güvenilir Gıdaya’ ulaşmasında anahtar rol, ‘gıda bilimi’ konusunda eğitim almış kişilerdir, yoksa medyatik tipler değil.

*- Dünyada ilk kez İzmir’de pilot uygulama olarak başlatıldı, İzmir’de otobüslere ameliyathane hijyeni…

*- Bilinçsiz şekilde kimyasal kullanımı toprak, su ve havanın kalitesinin değişmesine neden oluyor.

*- Gaziemir’de, boyalarına ve hayal dünyalarına sarılan çocuklar, gördükleri çevre sorunlarını ve hayal ettikleri doğanın resmini tuvale döktü.

*- Almanya’ya ihracat yüzde 57 geriledi

*- Kötü amaç için kullanılan 6 bina altı ay içinde yıkıldı

*- Bornova Belediyesi kadınlara açık havada spor yaptırıyor.

*- İstanbul’da Trump Towers önünde protesto

YAŞAR EYİC E

*- İzmir yine öncü…

İzmir Büyükşehir Belediyesi toplu ulaşım araçlarında virüs ve bakterilerin yayılmasını önleyecek bir projeyi deneme amaçlı hayata geçirdi. Ameliyathanelerde kullanılan hepa filtreli ve UV ışınlı hava temizleme cihazları dünyada ilk kez İzmir’de üç otobüse monte edildi.

Pilot uygulamanın verimli olması halinde yaygınlaştırılması planlanıyor.

Özellikle hastane güzergâhlarında hizmet veren ve yolcu yoğunluğu yüksek 302 numaralı Otogar-Konak, 680 numaralı Bozyaka-Lozan Meydanı ve 691 numaralı Gaziemi r-Lozan Meydanı hatlarındaki otobüsler, İzmirlilere hizmet vermeye başladı.

*- ‘Ortamdaki havayı kendi içinde filtreleyecek’

Otobüslere monte edilen üç cihazın, temizlenebilir ve değiştirilebilir yüksek etkinlikli filtrelere sahip olduğunu belirten Soyer, ‘Cihazlar, ortamdaki havayı kendi içinde filtreleyecek ve UV ışınlarıyla da sterilize edecek. Ortamdan çekilen hava, zararlı etkenlerden temizlenerek tekrar ortama verilecek. Bu işlem araçlar çalıştıkça devam edecek. Böylece yolcular sürekli steril ve temiz hava soluyacak’ dedi. 

Cihaz verimliliğinin bilimsel yöntemlerle ölçüleceğini de kaydeden Başkan Soyer, pilot uygulamanın başarılı olması halinde önce otobüslerde ve süreç içinde kentteki diğer toplu ulaşım araçlarında yaygınlaştırılabileceğini de belirtti.

*- ‘Zararlı maddeler cihazda hapsedilecek’

Projenin geliştirilmesine iki yıldır aktif destek veren Eşrefpaşa Belediye Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Hüseyin Tarakçı, hastanelerde, ameliyathanelerde yüksek hijyen sağlayan cihazın, otobüslerde kullanımının dünyada bir ilk olduğunu belirterek şöyle konuştu:  

‘Toplu ulaşım araçları, insanların çok yakın temas ettikleri yerler. Otobüslerde hijyen, Koronavirüs salgını döneminde daha da öncelikli hale geldi.

Bir enfekte yolcunun bile toplu ulaşım araçlarına binmesi, insanlarla çok yakın temasta olduğu için sağlıklı insanların da hasta olmasına neden olabiliyor.’

*- Gıda stratejik bir güçdür.

7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Günü; dünyada herkesin güvenli ve kaliteli beslenmeye hakkının olduğundan yola çıkarak belirlendi.

Dünya Gıda Güvenliği Günü aracılığı ile gıdanın stratejik bir güç olduğunun altı bir kez daha çizildi.

Korona virüs dünyadaki mevcut gıda sektörünün kırılganlıklarını ortaya koyması bakımından hepimizi konu üzerinde tekrar düşünmeye sevk ediyor.

Salgın süreci yerelden başlayarak gıda sistemlerine önem vermemiz ve direnç kazandırmamız gerektiğini gösteriyor.

*- Sonu gelmiyor!

Hemen her gün bir gıda zehirlenmesi haberiyle karşı karşıya olduğumuzu, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın taklit ve tağşiş yapan firmaları ifşasını, kayıt ve kontrol dışı gıda üretiminin hala var olduğunu ve yapılan denetimlerin yetersizliğini göz önünde bulundurursak ülkemizde gıda güvenliğinin sağlandığından söz etmemiz mümkün gözükmüyor.

*- Gıda güvencesi tehlikede!

Güvenli gıda ve suya erişimdeki en önemli engellerden olan tarım ve endüstride bilinçsizce kimyasalların kullanımı, tarım arazilerinin azalması ve jeotermal enerji santrallerinin kurulması, tarımsal üretimde girdi fiyatlarının artması, gıda enflasyonunun artması, insanların alım gücünün düşmesi, iklim değişikliği, verim düşüklüğü, özellikle yanlış tarım politikaları sonucu maalesef gıda güvencesi de tehlikede.

Yerel üretici ve yetiştiricilerin yeterince desteklenmemesi, tarımda ürün ithalatının ihracatı aşması, tohum dahil dışa bağımlı bir ülke haline gelmemiz ne yazık ki ülkemizde gıda egemenliğini de sıkıntıya sokuyor.

Oysa gıda egemenliği; ırk, dil, din, cinsiyet farkı gözetmeksizin tüm toplulukların, halkların ve ülkelerin sağlıklı, toplumun kültürüne uygun, adil ve ekolojik gıdayı üretebilme, tüketebilme ve tüm aşamalarda karar alma süreçlerine katılarak kendi tarım ve gıda sistemlerini belirleyebilme haklarını kapsıyor.

*- Sorunlar özetlenirse

Tüm bu örnekleri dünya genelinde değerlendirdiğimizde; yeterli gıdaya hiç ulaşamama, ulaşılan gıdanın sağlıksız olması ve hastalıklara neden olması, ulaşılan gıdanın besleyici değerinin olmaması, gıdanın tüketiciye ulaşması aşamasında gıdanın bozularak zehirlenmeler görülmesi, bilgi kirliliği, kalitesinin üzerinde maliyetle piyasaya sunulması nedeni ile gıdaya herkesin olması gerektiği şekilde ulaşamaması gibi sorunlar olarak özetleyebiliriz.

Bu kapsamda; gıda ürünleri kaynaklarının korunmasında, ürünlerin yetiştirilmesinde, tüketim aşamasına kadar geçtiği tüm yollarda her aşamada herkesin gıda güvenliğine karşı sorumlu olduğunu unutmamalıdır.

Sağlıklı bir yaşamın sürekliliğinin sağlanmasında yeterli ve dengeli beslenmenin önemini anlamak ve anlatmak oldukça önemli bir görev olarak algılanmalı ve toplumun güvenilir gıdaya erişiminin sağlanması, başta devlet olmak üzere ilgili her kurum ve kuruluşun asli görevleri arasında görülmeli.

*- Bilgi kirliliği

Özellikle son yıllarda gıdaya dair bilgilendirme adı altında olumsuzu öne çıkaran ve bununla medya organlarında kendisine yüksek izlenme karşılığı yer bulan uzman görüşleri, toplumun gıda ile ilgili bilgilerine kaynak teşkil etme düzeyine ulaştı.

Bu durum, ciddi bir bilgi kirliliğine neden oluyor.

Bilgi kirliliği de ülkemizde gıda ile ilgili en büyük sorunlardan biri.

Neredeyse her konuda olduğu gibi medyadaki yayınlarda gıdada uzmanlığı ve yetkisi olmayan kişiler, tüketicileri doğru ve güvenilir gıda tüketmekten alıkoyuyorlar.

*- Bilinçsizce kullanılınca

Bilinçsiz şekilde kimyasal kullanımı toprak, su ve havanın kalitesinin değişmesine neden oluyor.

Özellikle tarımsal üretimin yoğun olduğu ülkemizde bilinçsizce kullanılan tarımsal ilaçlar ve gübreler özellikle toprakta kirlilik yaratmakta ve biyo çeşitliliğe zarar vermektedir.

Sulara karışan başta azot ve/veya fosfor bileşikleri de sudaki flora-fauna dengesini ve su kalitesinin istenmeyen yönde değiştiriyor.

*- Yine gördük!

Özellikle Covid 19 ile küresel dünyada zoonoz hastalıkların da küresel boyutta yaşanıp salgınlar haline dönüştüğünü, yaşayarak bir kez daha gördük.

Bu süreç sağlıklı beslenmenin ne kadar önemli olduğunu ve bunun için kendi sağlıklı kaynaklarımızın olması gerektiğini gösteriyor.

Hayvansal ürünlerin kıymetli protein kaynağı olması nedeni ile hayvancılıkta yerinde ve yerli üretim stratejiktir.

Dolayısıyla, ülke olarak kendi kendimize yetmemiz gerektiği unutulmamalı.

*- Böyle olamaz!

Ülkeler için sadece ithalat ve ihracat üzerine kurulu bir tarım ve gıda politikası düşünülemez. 

Önümüzdeki dönemde; bütünlüklü politikaları kapsayan gıda egemenliği kavramını gündemimize almamız gerektiği, bilgi kirliliğine sebep olmak dahil halk sağlığını tehdit edenlere karşı yıldırıcı politikaların üretilmesi gerektiği, gıda sektöründe her aşamada herkesin gıda güvenliğine karşı sorumluluk bilincinde olması gerektiği, biyoekonomi modellerinin uygulamaya konması gerektiği, yerelde üretici ve yetiştiricilerin ve aile işletmeciliğinin desteklenmesine önem verilmesi hususları tüm yetkililer ve sektör paydaşları tarafından dikkate alınmalıdır.

*- Aile çiftçiliği de desteklenmeli

Türkiye bunun için çekimser kalarak imza vermediği, 2018 yılında BM Genel Kurulu’nda kabul edilen ‘Köylülerin ve Kırsalda Çalışan Diğer İnsanların Hakları Deklarasyonu’nu imzalayarak gıda egemenliğinin teminatı olan aile çiftçiliğinin haklarının tanınması için gerekli girişimlerde bulunmalıdır.

Biyolojik çeşitliliğin arttırıldığı, yerel tohumların kullanıldığı, aile çiftçiliği ve kooperatifçiliğin desteklendiği, gıda egemenliği ilkelerine dayalı bir tarım politikasının hâkim kılındığı 7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Gününe erişebilmek umuduyla.

*- Çevre gününde doğanın çığlığını çizdiler

Gaziemir Belediyesi’nin 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde düzenlediği etkinlikte, belediyenin çocuk kursiyerleri çevre sorunlarını konu alan resimler yaptı.

Boyalarına ve hayal dünyalarına sarılan çocuklar, gördükleri çevre sorunlarını ve hayal ettikleri doğanın resmini tuvale döktü.

Belediyenin çevre dostu nesiller yetiştirmek için ‘Doğa için çiz’ temasıyla düzenlediği etkinlikte çevre sorunlarına vurgu yapan çocuklar herkesi çevre konusunda daha duyarlı olmaya davet etti.

Festival Alanı’nda açık havada düzenlenen etkinlikte sosyal mesafenin korunması, maske kullanımı gibi kurallara uyulması için gerekli önlemler alındı. Etkinliğe katılan çocukların ateşleri de ölçüldü.

*- En kötü gün geride kaldı

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre, otomotiv endüstrisi Covid-19 salgınının etkisinin sürdüğü mayıs ayında geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 56 düşüşle 1 milyar 203 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi.

Bununla birlikte ihracatın lider sektörü, mayıs ayında nisana kıyasla daha iyi bir performans sergileyerek en kötünün geride kaldığının ipuçlarını verdi.

OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik: ‘Mayıs ayında Ramazan Bayramı tatili nedeniyle işgünü sayısının dört gün az olması da ihracat rakamlarına olumsuz yansıdı. Bununla birlikte nisan ayında bıraktığımız aylık bazda ihracat liderliğini mayısta geri aldık’ dedi.

*- Düşüşle başladı

Türkiye otomotiv endüstrisinin ihracatı, Covid-19 salgınının etkisinin sürdüğü mayıs ayında nisan ayına göre daha iyi bir performans sergiledi ancak geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 56 düştü. 

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği verilerine göre, sektör ihracatı Mayıs’ta 1 milyar 203 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Türkiye’nin toplam ihracatında yine ilk sırada yer alan sektörün ihracat payı da yüzde 12 oldu.

Sektörün yılın ilk beş ayındaki ihracatı ise yüzde 33 düşüşle 8,8 milyar dolar olarak kayda geçti.

*- Almanya’ya ihracat yüzde 57 geriledi

Endüstrinin en büyük pazarı olan Almanya’ya ihracat mayısta yüzde 57 gerileyerek 182 milyon dolar olurken, ikinci büyük pazar olan Fransa’ya yüzde 55 düşüşle 144 milyon dolar, Birleşik Krallık’a yüzde 53,5 azalışla 81 milyon dolar ihracat yapıldı. Yine önemli pazarlardan İtalya’ya yüzde 76, İspanya ve Romanya’ya yüzde 56’şar, Polonya’ya yüzde 55, Hollanda’ya yüzde 52, ABD’ye yüzde 81 ihracat düşüşü yaşandı.

Ülke grubu bazında en büyük pazar olan Avrupa Birliği Ülkeleri’ne ihracat mayısta yüzde 55 düşüşle 925 milyon dolar oldu. AB Ülkelerinin sektörün toplam ihracatından aldığı pay yüzde 76,9 olarak gerçekleşti. Geçen ay Afrika Ülkelerine ise yüzde 66, Ortadoğu Ülkelerine de 53 ihracat düşüşü yaşandı.

*- KAREKOD İle ödeme dönemi başladı

Müşterilerinin hayatını kolaylaştırmayı hedefleyen Ziraat Bankası SGK prim ödemelerinde yeni bir uygulamayı hayata geçirdi.

Banka, SGK prim tahsilatları için halen var olan TCKN/VKN/Sicil numarası ile ödeme yöntemlerine ek olarak karekod okuma teknolojisi aracılığıyla da ödeme imkanı sunmaya başladı.

Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ziraat Bankası Bankacılık Operasyonları ve İletişim Genel Müdür Yardımcısı Ali Kırbaş ‘Hayata geçirdiğimiz yeni kanal ve ödeme uygulamaları ile müşterilerimizin işlemlerini kolay ve hatasız olarak gerçekleştirmelerine katkı sağlıyoruz. SGK prim ödemelerinde sektörde bir ilki gerçekleştirdik. Ziraat Mobil için yeni geliştirdiğimiz SGK prim tahsilatlarında karekod okuma yoluyla tahsilat uygulaması ile müşterilerimiz SGK tahakkuk fişleri üzerinde yer alan karekodu telefon kamerasına okutarak SGK prim ödemelerini yapabiliyorlar’ dedi.

*- Genç girişimciye ucuz kredi, uzun vade ve hibe

Avrupa Genç Girişimciler Konfederasyonu Başkanı (YES For Europe) Gürkan Yıldırım, Avrupa birliğindeki ekonomik hayatı değerlendirdi. AB’nin varlıklarının 3’te birini bir gecede kaybettiğini belirten Yıldırım, ekonomiyi canlandıracak önerileri sıraladı.

Avrupa Birliği’nin tarihindeki en büyük ekonomik resesyona girmiş olduğunu söyleyen YES For Europe Başkanı Gürkan Yıldırım, pandemi sonrası ekonomik hayatı, Avrupa ve Türkiye’deki son durumu değerlendirdi.

Yıldırım, ekonomideki daralmanın %4,5 civarında olduğu 2009 yılını referans alırken, 2020 yılında bu oranın %7,75’lere ulaştığını belirtiyor. 2021 yılı büyüme hedefinin %6,3 olarak belirlendiğini fakat yaşanan pandemi sonrası hedeflenen oranın 2020 yılının kaybını karşılamak için dahi yeterli olmadığına da dikkat çekiyor. 

*- Birlikten ayrılamaz

Shuman Deklerasyonu ile 1950’li yıllarda temelleri atılan Avrupa Birliği’nin ilk altı üye ülkeden birinin İtalya olduğunu söyleyen Yıldırım, 2 trilyon Euro büyüklüğündeki İtalya ekonomisinin, milli geliri 1,5 trilyon Euro büyüklüğündeki Rusya ekonomisinden de büyük olduğunu belirterek şuna dikkat çekti; İtalya’nın borç oranının %130’larda olduğunu, İtalya ve İtalya gibi borçlu ülkelerin bu şartlarda birlikten ayrılmalarının mümkün olmadığını anlattı.

AB üye ülkelerinin bazılarından çatlak sesler geldiğine ama bu çatırdamasının teknik olarak mümkün olmadığına inanan Yıldırım, ülkelerin bu şartlarda kendi para birimlerine dönmelerinin çok zor olduğunu ifade etti. Bazı üye ülkelerin risklerinin Avrupa Merkez Bankası tarafından satın alındığını sözlerine ekleyen Yıldırım, ülkelerin kendi para birimlerine dönmesinin borçlanmalarını imkânsız hale getirebileceğini, bu şartlarda faiz oranlarının belirlenmesinin teknik olarak çok mümkün olmadığının ve maliyetlerinin çok yükseleceğinin altını çizdi.

*- Başka ülkeler

Birlikten ayrılık açıklamalarını dezenformasyon olarak gördüğünü belirten Yıldırım, görüşlerini şu şekilde özetledi.

‘Ne yazık ki AB birlik halinde performans gösteremedi, kurucu ülkelerin medikal destek çağrılarına olumlu cevap veremedi. Daha ilk başlarda ihracat yasağı getirdi ve ülkelerin bu tür malzemelerine başka ülkeler el koydu.

Örneğin Norveç’in ihraç ettiği ürünler Fransa Limanı’nda mahsur kaldı, sonra da el değiştirdi. Bu tür tecrübeler maalesef travma yarattı. Her ne kadar sıkıntılar yaşansa da AB üye ülkelerden bazılarına destek sağladı. Ben orta vadede bu hususların iyileşeceğine inanıyorum. Bununla beraber AB’nin yardım yapmadığına yönelik eleştirilerin hepsini doğru bulmuyorum. Buna Macaristan’ı örnek gösterebiliriz. Ülkeye 5,6 milyar Euro’luk destek sağlandı, ülkemiz bazında bakıldığında bu miktar Türkiye için büyük olmayabilir ancak Macaristan milli gelirinin %10’una denk geliyor.’

*-  Kredi garantisi sağlanmalı

Avrupa’daki genç girişimcinin kredi notunun oluşmadığını ifade eden Yıldırım, bu konuda neler yapılması gerektiğine de değindi.

Kredi notu oluşmamış genç girişimciler için istikrar ya da stratejik büyüme fonundan kredi garantisi sağlanması gerektiğini ifade eden Yıldırım, bu borçların bir kısmının hibe, bir kısmının ucuz kredi diye adlandırılan uzun vadeli ve çok düşük faiz oranı ile kullandırılması gerektiğini söyledi. İlk 3 yılını doldurmamış olan girişimcilerin tüm ödeme yükümlülüklerinin en az bir yıl ertelenmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Yıldırım, fizibilite çalışmalarına göre olgunluk aşamasında olan girişimcilerin finansal anlaşmalarının gözden geçirilmesi, gerekirse yapılandırmalarda kolaylık sağlanması ve vadelerde uzatma seçeneğine başvurulmasının doğru olacağını ifade etti.

*- İstikrar fonu daha fazla devreye alınmalı

Yıldırım sözlerini şöyle sonlandırdı:

‘İstikrar fonu daha fazla devreye alınmalı, AB Merkez Bankası üye ülkelerinin ihtiyaçlarını asgari düzeyde de olsa karşılamak için para basmalı ve gelişmekte olan ülkelere de likidite sağlamalı. Krediler ve oluşturulacak fonlar sağlık ve alt yapı harcamalarında kullanılmalı.’

*- ABD özel sektöründeki istihdam kaybı yavaşlıyor mu?

Corona virüsü salgınının sert vurduğu Amerika’da, özel sektör istihdamında Mart ayında başlayan gerileme Mayıs ayında yavaşlamış görünüyor.

ADP firmasının yayınladığı Ulusal İstihdam Raporu, geçen ay özel sektördeki işten çıkarmaların tahmin edilenin çok altında olduğunu ortaya koydu.

İnsan kaynakları ve istihdam alanında faaliyet gösteren ADP firmasının Çarşamba günü açıkladığı rapora göre, Mayıs ayında özel sektörde işten çıkarılanların sayısı 2 milyon 760 bin olarak kaydedildi. Reuters’ın verdiği bilgiye göre, ekonomistler Mayıs ayındaki istihdam kaybını 9 milyon civarında öngörmüştü. Salgının zirvede olduğu Nisan ayındaysa, yaklaşık 20 milyon çalışan işini kaybetmişti.

ADP’nin, Moody’s ile birlikte hazırladığı istihdam raporunda, ABD özel sektöründe son üç ayda 25 milyon istihdam kaybı meydana geldiği kaydediliyor.

*- ABD Çin’in dört havayolu şirketinin uçuşlarını durduruyor

Başkan Donald Trump Yönetimi Çin havayolu şirketlerinin ABD’ye uçuşlarını yasaklama kararı aldı. 

ABD Ulaştırma Bakanlığı, 16 Haziran’dan itibaren Çin’deki dört havayolu şirketinin ABD’ye ve ABD’den uçak seferlerinin durdurulacağını bildirdi.

ABD ve Çin arasındaki gerilim, son dönemde ticaret savaşları, Washington’un Çin’i Corona virüsü salgınının başladığı dönemde şeffaf olmamakla suçlaması ve Çin’in Hong Kong’da uygulamaya koymak istediği ulusal güvenlik yasası nedeniyle tırmandı.

Çin, 2020 başında Corona virüsü salgını nedeniyle ABD havayolları United ve Delta’nın uçuşlarını durdurmuştu. Havayolu şirketleri, uçuşların bu hafta yeniden başlatılmasını umuyordu. Ancak Çin’in beklenen bu adımı atmaması, ABD’nin de uçuş yasaklarıyla karşılık vermesine neden oldu.

***-

GÜNCEL

*- Konak’ta tehlike saçan binalara geçit yok

Konak Belediyesi kötü amaçlar için kullanıma zemin oluşturan, metruk hale gelmiş binaların, yapılan ihbar üzerine yasal işlemlerin gerçekleştirilmesinin ardından yıkımını sağlıyor.

Bu kapsamda Konak Belediyesi tehlike saçan, kamu için risk taşıyan yapılara geçit vermeyerek son 6 ay içinde 6 binanın yıkımını gerçekleştirdi.

*- Açık alanlara taşındı

Bornova Belediyesi’nin Koronavirüs vakalarının azalmasıyla kadınlara yönelik step, aerobic, pilates ve yoga kursları açık alanlara taşıdı. Salonların kapalı olduğu süre boyunca sosyal medya üzerinden devam eden kurslar açık havaya taşınınca, Bornovalı kursiyer kadınlar parklara akın etti.

Koronavirüs salgını öncesi ilçenin dört bir yanındaki kurs merkezlerinde çalışan Bornovalı kadınlar, Bornova Büyükpark, Çamdibi Atatürk Parkı ve Mevlana Mahallesi Göçmen Parkı’nda ilk kez gerçekleştirilen kurslar yoğun katılımla gerçekleştirdi.

*- Yaklaşımına karşı

ABC televizyonu ve Ipsos araştırma şirketinin ortak anketine göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın siyah Amerikalı George Floyd’un ölümünün ardından yaşanan protesto gösterilerine yönelik görüşleri, Amerikalılar’ın üçte ikisi tarafından kabul görmüyor

*- Askerler üslerine dönsün!

ABD Savunma Bakanı Mark Esper’ın, George Floyd protestoları nedeniyle başkent Washington’a getirilen askerlerin ana üslerine geri dönmesi talimatını verdiği bildirildi.

Açıklamayı Kara Kuvvetleri Genel Sekreteri Ryan McCarthy yapt

*- İki ABD’li polise soruşturma

ABD Park Polisi, George Floyd’un ölümü sonrası başlayan protestolarda Avustralyalı gazetecilerin saldırıya uğramasıyla ilgili iki polis memurunun açığa alınacağını ve olayla ilgili soruşturma başlatılacağını açıkladı

*- 31 Temmuz’a kadar

TBMM’de CHP İstanbul Milletvekilliği’nin düşürülmesi ardından tutuklanarak Maltepe Açık Cezaevi’ne gönderilen Enis Berberoğlu, dün akşam Corona virüsü salgını nedeniyle ev izni hakkından yararlanmaya başladı.

*- İstanbul’da Trump Towers önünde protesto

ABD’nin Minneapolis kentinde polis tarafından gözaltına alınırken hayatını kaybeden George Floyd’un ardından Amerika ve dünyaya yayılan ırkçılık karşıtı protestolar İstanbul’a da sıçradı

*-

Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın