7 Okunma

Sabırsızlık mı sinyalizasyon hatası mı? YAŞAR EYİCE

Gündoğdu’da miting yapmak için istenen birinci belge!

*- Gösterilerde vitrin kıranlarla, yağma yapanların zararını kim öder?

*- Sarıyı görünce ne yapmalı?

*- Dikkat; ‘Avokadolar çocuklara yararlı’ ,kedi, köpek, tavşan gibi ev hayvanları için zehirlidir

*-

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 70’nci yılı kutlanıyor.

Kutlamalar 8 Aralık’ta başladı, 15 Aralık’a kadar çeşitli etkinliklerle sürüyor,

Örneğin 14 Aralık 2018 Perşembe günü Gündoğdu Meydanı’nda ‘İnsan Hakları Şenliği’ yapılacak…

Çocuklarla; Uçurtma ve balon uçurma etkinliği var.

Ve Çocuk Hakları Sözleşmesi dağıtılacak.

Neden sadece bu konuyu gündeme getirdim?

Örneğin Sasalı’da Perşembe günü yapılacak ‘Çevre Davalarında Yargı Kararları Uygulansın’ eylemi değil de, ‘Gündoğdu’daki şenlik!

Paris’te başlayan ve neredeyse tüm Avrupa’ya yayılan ‘Sarı Yelekliler’ in akaryakıt fiyatları ve vergiler indirilsin eylemlerinin bazı noktalarda anarşiye döndürülmek istenmesi bana Gündoğdu’yu anımsattığı için…

Macron bu akşam, gece yarısı televizyonlardan canlı yayınla halka seslenecek,…

Bu kısım da beni ilgilendirmiyor…

Şimdi İzmir’e ve yakın zamana gidelim…

Gençler hatırlamaz, Gündoğdu Meydanı’nda yapılan mitingi ya da gösterilerden sonra, Alsancak sokakları aynen Paris’in şu ünlü Şanzelisesindeki yağmacılığın benziyordu…

Bazı provokatörler eylemcilerin arasına giriyor, bu arada söktükleri kaldırım taşları ile vitrinleri parçalıyorlardı.

Sonuçta: burada yani Gündoğdu Meydanı’nda kim toplantı yapmak istiyorsa, valilik izin vermenin birinci şartı olarak, miting öncesinde ya da sonrasında, kalabalık dağılıncaya kadar olabilecek muhtemel olaylara, yani mağaza ya da çevrede oluşabilecek her türlü zararı karşılama garantisi yazılı olarak ellerinden alınıyordu.

Yani otokontrol sisteme böylece yaşama geçirilerek, tedbirlerin düzenleyiciler tarafından, örneğin sendika ya da sivil toplum örgütleri tarafından karşılanması sağlanıyordu.

Şunu da unutmayalım:

AKP’nin kuruluş zamanındaki mitingleri dahil, izmir’de, özellikle Alsancak’ta tüm işyerleri kapatılıyor, kent ‘terk edilmiş’ bir hale bürünüyordu.

Yine hatırlatayım, ilk bakışta belki birçoğumuz şu ‘Sarı yeleklileri’ karşıyız..

Belki bir kısmımız da ‘Sarı yeleklilere’ karşı sempati duyuyor.

Çünkü isteklerini okuyunca hak verenlerin sayısı artıyor, gibi…

Birlik ve beraberlik yalnız bizim içimizde olmaz!

Ülkeler arasında da oluyor…

İnsanlar için de…

Burada ‘Halklar’ sözcüğünü kullanmak istemiyorum…

Çünkü; çoğu kişi ‘özgürlük’ ve ‘demokrasi’ sözcükleri gibi ‘halkların’ sözcüğünü de, ‘bölücülük’ olarak algılamamıza neden oluyorlar…

Bunlar tehlikeli insanlar ve tehlikeli görüşler…

Yıllardır ‘Bunlara dikkat!’ diyenlerdenim…

*-

Şimdi çoğumuzun umursamadığı ama her an başımıza gelebilecek bir müessif olaydan söz edeceğim..

Konuya belki de Türkiye’de ilk kez TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi önem verdi ve araştırdı.

Bu sorun yalnız Ankara ve İstanbul’da değil izmir’de de var…

Konuya bir başlık da verebiliriz, örneğin ‘Saniyeler Yaşama Son Vermesin!’ sloganını kullanabiliriz…

*-

7 Aralık 2018 tarihinde kent merkezi Kızılay korkunç bir kazaya sahne oldu.

Bir belediye otobüsünün çarptığı, karşıdan karşıya geçmeye çalışan iki yayadan biri yaralanırken, bir diğeri maalesef hayatını kaybetti.

Kaza sonrası güvenlik kamerası görüntüleri incelendiğinde, otobüs şoförünün kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmeye çalışan yayalara çarpmamak için direksiyonu kırdığı ve sonrasında da karşıdan karşıya geçmek için bekleyen diğer yayalara çarptığı görülmektedir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, bu kazanın nedenini sabırsız  yayaların kırmızı ışıkta geçmeye çalışması ifadelerine indirgemek, sorunun temel nedenlerinin gözden kaçmasına neden olacaktır.

*-

Bu kaza, kentlerimizin dört bir yanında sürdürülmekte olan ve daha önce onlarca açıklamamızda dikkat çektiğimiz bireysel araç kullanımını önceleyen ulaşım politikalarının ve yayayı ikinci plana iten ulaşım yaklaşımının bir sonucudur.

Kazanın yaşanmasının temel nedenlerinden birinin yayalar için çok kısa tutulan geçiş süresi olduğu açıktır.

Kazanın yaşandığı kavşakta yapılan inceleme sonucu 42 metre uzunluğundaki yaya geçidi için, yayalara yanan yeşil ışık süresinin yalnızca 28 saniye olduğu, buna karşılık yayalar için kırmızı ışık süresinin ise tam 110 saniye olduğu görülmektedir.

Ufak bir hesaplamayla söz konusu geçitte yayaların karşıdan karşıya geçebilmesi için saatte 5.5 km hız ile yürümesi gerekmektedir.

Sağlıklı bir insanın ideal koşullarda ortalama yürüme hızı 5 km/saat iken, yaşlılar, engelliler ve çocuklarda bu hız daha da düşmektedir.

Başka bir deyişle kazanın yaşandığı ve Ankara’nın yaya yoğunluğunun en yüksek olduğu merkezi kavşakta trafik ışıkları, sağlıklı bir insanı dahi koşar adımlarla karşıdan karşıya geçmeye zorlamaktadır.

Buna karşılık yayalar karşıdan karşıya geçememeleri durumunda yaklaşık dört katı bir süre kırmızı ışıkta beklemek durumunda kalmaktalar.

Bu durum yayaların ‘sabırsız’  bir şekilde kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmelerini olağan hale getirmiştir.

Bu sinyalizasyon sistemiyle, bugüne kadar herhangi bir kaza yaşanmaması adeta mucize olarak tanımlanabilir.

*-

Semt ismi vermeden belirteyim:

Bu tip kazalarda, örneğin ‘A’ yönündeki  araçlar için kırmızı ışık yandığı, ancak ters taraf olan ‘B’ istikametindeki araçlar için ise kırmızı ışığın 9 saniye sonra yandığı görülmektedir.

Kaza da bu 9 saniye içerisinde yaşanır.

Otobüsün kavşakta yaya geçitlerinin bulunması sebebiyle yavaşlaması gerekirken, kırmızı ışığa yakalanmamak için oldukça hızlı bir şekilde ilerlemesi de durmasını zorlaştırır.

Avrupa’da son yıllarda çok söylenen bir fıkra vardır;

Özete derler ki, ‘Sarı ışıkta frene değil gaza basanlar Türklerdir!’

Yani; sık karşılaştığımız bu tür kazaların yaşanmaması için bir an önce bireysel araç kullanımı öncelikli ulaşım politikalarından vazgeçmeli; yaya ve motorsuz taşıt kullanımını odağına alan, güvenli toplu taşımayı özendiren, yaya, bisiklet, engelli, yaşlı ve çocuk dostu ulaşım politikaları geliştirmelidir.

Bir an önce kent merkezindeki araç yoğunluğunu azaltıcı uygulamalara geçilmeli, yayaların yürüyüş konforunu arttırıcı projeler geliştirilmeli, kent merkezlerindeki bütün yaya üst geçitleri kaldırılmalı, sinyalizasyon sistemleri yaşlılar, engelliler ve çocuklar gibi bütün kullanıcıların rahatlıkla kullanabileceği şekilde düzenlenmeli ve kent merkezinde motorlu araç hızını düşürücü uygulamalar geliştirilmelidir.

Aksi halde yaya yoğunluğu oldukça yüksek olan Alsancak, Çankaya ,Konak, Basmane, Tepecik, Bornova, Buca, Karşıyaka daha doğrusu İzmir’in her köşesinde aynen İstanbul ve  Ankara ya da Kayseri ve Konya gibi kazaların önüne geçemeyiz….

Bu gibi merkezi bölgelerde bu tip kazaların tekrar yaşanması kaçınılmazdır.

Bu arada bir anımsatma daha yapayım; kaldırımları büyütüp yayaya değil de esnafa yer açmak, caddeleri, yolları daraltmak da bu işe çare değildir…

*-

İster parapsikoloji  isterseniz gizem diyebilirsiniz.

Kendinize göre özel bir isim de koyabilirsiniz.

Hızımı Hasan Avcıoğlu gibi alamadığım için devam ediyorum:

National Geographic’in Bizlerle Paylaştığı 14 İlginç Gerçekten söz edelim:

*- Mısır Piramitlerinin Tepeleri

Milattan önce 1840’lı yıllara ait olan bu Benben taşı, Phoenix Tapınağında keşfedildi.

Antik Mısırlılar, Anka Kuşu’nun yaratma ve yeniden diriltme özelliklerini olduğuna inanıyordu.

Bilim insanlarına göre Benben taşı, 3. Amenemhat Piramidi’nde konumlandırılmıştı.

Taşın üstündeki yazılar ise firavundan ‘tekrar hayata gelmeyi’ dileyen bir dua.

*- Rengi değişir

Kanaryaların kanatlarında, renklerinden sorumlu olan pigmentler bulunuyor.

Bu yüzden, tükettikleri gıdalar ve güneş ışığından kaynaklı olarak renkleri değişiyor.

Vatikan’da sergilenen bu performansların kopyalanması yasaktı ve bu sır 150 yıl boyunca korundu.

Ta ki 14 yaşındaki Mozart duyana kadar.

Mozart, kompozisyonun aynısını kız kardeşine söylemişti.

Vatikan bunu öğrendiğinde hayretler içinde kalmıştı.

‘Kesişen Deniz’ çok nadir görülen ve güzel bir manzara sunan bir doğa fenomeni.

İki dalga sisteminin eğik açılarla hareket etmesiyle oluşuyor.

Uzaktan çok güzel gözükse de, dalga sistemine yakalanan gemiler bir anda tepe taklak olabiliyor.

2014 yılında Mısır Müzesinde yapılan bir temizlik sırasında Tutankamon’un sakalı düşmüş

Firavun Tutankamon’un defin maskesi, hem Mısır’ın sembollerinden bir tanesi hem de insan uygarlığının 10 sembolünden birisi.

Maske 1922 yılında bulunmuş, birçok savaş ve devrim atlatmış fakat 2014 yılında müze çalışanları tarafından bozulmuştu.

Çalışanlar daha sonra, kazayla düşürdüklerini ve hatalarını gizlemek için yapıştırıcıyla yapıştırdıklarını itiraf etmişti.

Şeytan Orkidesi, son yıllarda Kolombiya ormanlarında bulundu.

Bu türün eşsiz olmasının ve şeytanın bitkisi olarak adlandırılmasının sebebi ise çiçeğin ortasında bulunan, şeytana benzeyen kırmızı gözler ve boynuzlar.

Bir sis yayı veya beyaz bir gökkuşağı.

Çok nadir görülen bu fenomen sis sırasında gözlemlenebiliyor.

Geceleri ay yeterince parlak olursa da görülebiliyor ve ona da ‘Aykuşağı’ (moonbow) deniliyor.

24 uyduyla dünya çapında hizmet sunan GPS için ABD yıllık 750 milyon dolar harcıyor ya da başka bir hesapla günlük 2 milyon dolar.

ABD hükümetine göre ise bu işten herhangi bir çıkarları yok.

Petersburg’da doğmuş, Petograd’da okula gitmiş, Leningrad’da nişanlanmış, St. Petersburg’da yaşlanmış olabilirdiniz, hem de hiç taşınmadan.

Bu Rus şehir adları aslında tek bir şehre ait fakat çeşitli dönemler içerisinde sık sık adı değiştirilmiş.

Penguenler, Antartika’ya 5000 yıl boyunca, 7 milyon kg’dan fazla yüksek besin oranlı dışkılarını bıraktı. İklim değiştiğinde, bu elementler bitkileri soğuk topraktan koruyacak ve hayvanların hayatta kalmasına yardımcı olacak.

Avokadolar kedi, köpek, tavşan gibi ev hayvanları için zehirlidir

Çok ilginç olsa da avokadolar neredeyse insan hariç bütün canlılar için oldukça zehirlidir.

İçinde barındırdığı persin adındaki zehirli asit, birçok hayvan türünün kalp kaslarında nekroza sebep oluyor.

İzlanda’da yerin altında ekmek pişirme geleneği vardır

İzlanda, gayzerler ve volkanların ülkesi ve yerel halk, bunu nasıl kullanacağını öğrenmiş durumda.

En eski tariflerinden biri olan hatta günümüzde de kullandıkları ‘volkan ekmekleri’ var.

Bu ekmek, tencerenin içine konulmuş hamuru bir gayzerin yakınında toprağın altına gömerek yapılıyor.

Piştikten sonra, sülfür tadını alması için tereyağı sürülerek yeniyor.

2016 Yılında, Batı Sibirya’da bir kıyıda binlerce devasa kar topu ortaya çıktı.

Arctic and Antartic Research Instıtute’dan uzmanlar, bu nadir görülen doğa fenomeninin; güçlü rüzgârların karları yuvarlayıp, ‘cilalaması’ ile ortaya çıktığını söylüyor. Bu devasa topların çapları ise 50 santimetreye kadar ulaşabiliyor.

Her 23 bin yılda bir, sahra çölü önce ormana sonra tekrar çöle dönüşüyor

Bilim insanlarının söylediğine göre 6 bin yıl önce Sahra ağaçlarla kaplı, yeşil örtüye sahip bir ormandı fakat iklimin değişmesiyle bölge tamamen çöle dönüştü. Araştırmalara göre bu değişim yaklaşık olarak her 23 bin yılda bir meydana geliyor.

*-
— 
Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comve yeyice@mynet.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Please follow and like us:

Bir cevap yazın