RADYO , TV VE GÜZEL TÜRKÇE EFSANESİ: H A L İ T K I V A N Ç / ATİLLA KÖPRÜLÜOĞLU

Sosyal Medyada Paylaş

Mesleğinde doruğa çıkmış en ünlüydü Halit Kıvanç.
Bir medya profesyoneliydi, bir tarih, yaşayan efsaneydi o!
Radyoyu, televizyonu ve futbolu, zarif diksiyonuyla kusursuz Türkçesi’yle güzelleştirendi o!
Maç anlatırdı, bayılırdık. Nice zaferleri onun sesiyle yaşadık.
Çocuktum, 1966’da Yavru Ayhan ve Buldozer Fevzi’nin golleriyle futbol tarihimize geçen Moskova Zafer’ini radyoda onun sesinden dinlediğini dün gibi anımsarım.

****
Televizyon da öyle.
Bir bakarsınız eğlence, bir bakarsınız yarışma, bir bakarsınız defile sunmuş.
Gelmiş gazetede yazısını yazmış.
(Yıllarca Milliyet’te, Hürriyet’te yazılarını keyifle okurduk.)
Türk televizyon tarihinin ilk bilgi yarışması programı “Bildiklerimiz Gördüklerimiz
Duyduklarımız”ı sunandı.
Sesi, üslubu ve nezaketiyle bir ekoldu o!
Bir koltukta birden fazla karpuz taşıyandı
Halit Kıvanç Usta.
Mikrofon aşkı tükenmez, zaman zaman daktilosunu bastırmıştır ustanın…

****
BBC’de çalışan Halit Kıvanç’a 1963’te 5 yıllık sözleşme teklif edilmiştir.
Can Yücel de o sırada BBC’dedir.
Halit Kıvanç “Ben öğrendiklerimi memleketimde uygulamak için gitmek istiyorum” dedi ve Türkiye’ye dönmüştür.

****
Hemen bir anekdot; spor spikerliği, spor gazeteciliği ile ilgili…
1969’da Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ona gümüş madalya vermiştir.
Anlatıyor Halit Kıvanç;
“Bence bu futbol ve yayıncılık tarihimizde bir ilk ve sondur.
Orhan Şeref Apak TFF Başkanı’ydı. Milli takım forması giyen futbolcular için altın gümüş ve bronz madalyalar veriyorlardi.
50 kez giyen Altın, 25’e ise gümüş madalya veriliyor.
Bir yurt dışı seyehattan dönüyorum. Apak, ‘Senin kaçıncı milli maçın oldu?’ diye sordu. ’25’i geçtim, 29 mu ne oldu’ dedim.
O da ‘Futbolcu Ay-yıldız’ı temsil ediyor, sen de bunu Turkiye’ye duyuruyorsun, milli futbolcu kadar hizmet etmişsin. Ben de madalya vereceğim sana.’
Medya da destekledi. Ankara’daki Polonya maçında gümüş madalya verildi.”
Peki 1954’ten beri Dünya kupası finallerini TRT’de anlatan Halit Kıvanç’ın, 2002’de onu çağırılmayarak “vefasızlıkla” ödüllendirildiğini(!) Bilir misiniz?
Oysa o TRT için bakın Aydın Engin’e verdiği “nehir söyleşide” neler demiş?;
“TRT benim okulumdu. Anaokulum, ilkokulum, ortaokulum, lisem,
üniversitemdi. Ben okulda hem öğrenciydim, hem profesördüm. Biz hem birbirimize öğrettik, hem de kendi kendimize öğrendik birçok şeyi…”

****
Acı ve tatlı deneylerinden süzülmüş dersleri benliğine sindirmiş ustalar ustasıydı
Halit Kıvanç.
Titiz, dikkatli ve tedbirli…
Yine Aydın Engin’in kitabından bir alıntı;
“O bir tv programında konuşacak olsa, bir spor programına katılacak da olsa, defile sunsa da bedeninin doğal bir uzantısına
dönüşmüş çantasında minik bir ilaç kutusu taşır. İlaçlar mı?
Baş ağrısına, ishale, baş dönmesine, soğuk algınlığına, ses kısılmalarına karşı ‘ani etkili’ haplar.
Bu ilaçları mutlaka taşır. Çünkü bilmektedir: Sunucu, gazeteci, spiker, showman, yorumcu, yazar hasta da olsa, soğuk algınlığından bedeninin her yanı kırılmakta da olsa, ateşi çıkmış olsa da, dişi ağrısa da, öksürse de sahnenin perdesi açılacak, gazete mutlaka basılacak, ekran mutlaka aydınlanacak, radyo hiç susmayacaktır.
Bunu her profesyonel bilir.”
Onu dinledik, okuduk, izledik; TRT’de.TV’de. Radyoda…
Zaman zaman özel kanallarda…
Keyifle yıllarca…
Futbolu her şeyden önce “dostluk, kardeşlik, arkadaşlık ve gerçek bir aşk gibi” düşünmesine katıldık…

****
Halit Kıvanç…
Mikrofon uzatmadığı kimse yoktur!
“Siyah İnci” Pele ile daha ünlü değilken röportaj yapan ilk gazeteci olduğunu, Alman gol kralı Gerd Müller’den “İmparator” Franz Beckenbauer’e kadar birçok isimle yakın dostluğu bulunduğunu, terör saldırısı ile lekelenen 1972 Münih Olimpiyat Oyunları’nı Uğur Dündar ile birlikte anlattığını, 10 tane Dünya Kupası’nı yerinde gördüğünü ekleyelim.
TRT’deki 23 Nisan programlarındaki sesinin bizi çok mutlu ettiğini de unutmadan…

****
Mikrofonda sözleri ve ekranda yüzüyle çok sevdiğimiz, yazar ve sunucu olarak yüzlerce ödül kazanan Halit Kıvanç, ”Bugüne kadar aldığım en büyük ödül herkesin bana ‘Halit Ağbi’ diye hitabetmesi” derdi ve devam ederdi;
“Hayatım boyunca kimseyle kavga etmedim, kimseye bağırmadım, kimseye vurmadım. Kimseye gücenmedim. Kimseyi de kırdığımı düşünmüyorum.
Belki incitmişimdir ama hemen de gönlünü almışımdır. Hayata ve futbola böyle baktım.”

****

O “dünyada bir ‘hoş seda’ bırakmak istiyorum. Ötekileri ise ‘boş seda’ kısmına koyuyorum.
Bak kötü bile demiyorum, sadece boş seda” diyorum” derdi!
Bizi duygulandırdı, düşündürdü, gülümsetti, eğlendirdi, heyecanlandırdı, sevindirdi Halit Kıvanç…

****
Onunla tanışma onurunu yaşayanlardanım.
TSYD genel kurullarında, Milli maçları anlatmak için İzmir’e geldiğinde çevresini saranlardan biriydim
En son 4 yıl önce yakın dostu Müjdat Gezen’in müzikalinin galasında bir araya gelmiş, fotoğraf çektirmiştim.
Elini de öpmüştüm…

****
Bır efsane, kendi destanını yazmış bir efsaneydi.
Anılarımıza ve onu tanıyan seven kalplere gömüldü.
Harika Türkçenizle
iyi ki vardınız Halit Kıvanç Usta ve iyi ki sizin gibi bir değer hep hayatımızda oldu.

Bir cevap yazın