Buradasınız
Anasayfa > KÖŞE YAZARLARI > ÖNEMLİ BİR GÜN 5 HAZİRAN YAŞAR EYİCE

ÖNEMLİ BİR GÜN 5 HAZİRAN YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- Buca’da Sahibi tarafından dövülen köpek kurtarıldı 

*- Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin ‘Ayvalık STK’ları’ ile birlikte açıklama yapacak

*- 31 ilin temiz hava eylem planını yenileyecek

*- Yedikçe yiyoruz, sonunda ‘obez’ yani fazla kilolu oluyoruz..

*- Dünya Çevre Günü kutlanıyor.. İki ay gibi kısa bir zaman diliminde bile özellikle taşıtlardan yayılan partikül madde kaynaklı hava kirliliğinin yüzde 32 azaldığını gördük.

*- Dünyada üretilen ilk plastik hala doğada kaybolmadı

*-

YAŞAR EYİCE

*-  Obez sayımız her gün artıyor

Korana virüslü günlerde, yani eve kapandığımız iki ayı geçen sürede hepimizin şikayeti şuydu; Kilo aldım…

Ekmekten pideye kadar her türlü hamur işi ustası olan kadınlar, ayaklarını uzatarak oturan ve can sıkıntısından neredeyse iki dakikada bir ‘Ne var?’ ya da ‘Ne ikram edeceksin?’ diyen erkeklere hizmetten belki de dinlenmeye bile zaman bulamadılar.

Yedikçe yedik ve sonuçta şiştikçe şiştik.

Büyük oranda kilo aldık…

Şimdi bir telaş başladı ‘Bu aldıklarımızı nasıl vereceğiz?’ diye…

Ama şimdi ben size Türkiye Sağlık Araştırması sonuçlarını vereyim:

Boy ve kilo değerleri kullanılarak hesaplanan vücut kitle indeksi incelendiğinde; 15 yaş ve üstü obez bireylerin oranı 2016 yılında %19,6 iken, 2019 yılında %21,1 oldu.

Yani biz zaten ‘obez’ olmuşuz..

Bunun farkında bile değiliz…

Ama rakamlar yalan söylemez…

Yani kendimizi aldatmayalım…

Devam ediyorum:

Cinsiyet ayrımında bakıldığında; 2019 yılında kadınların %24,8’inin obez ve %30,4’ünün obez öncesi, erkeklerin ise %17,3’ünün obez ve %39,7’sinin obez öncesi olduğu görüldü.

*- Çocuklara dikkat!

Ve tabii ki; Üst solunum yolu enfeksiyonu 0-14 yaş grubu çocuklarda en fazla görülen hastalık oldu .

Çocuklarda son 6 ay içinde görülen hastalık türleri incelendiğinde; 0-6 yaş grubunda %35,9 ile en çok üst solunum yolu enfeksiyonu görüldü.

 Bunu %28,7 ile ishal, %9,5 ile alt solunum yolu enfeksiyonu izledi. 7-14 yaş grubunda da %29,4 ile üst solunum yolu enfeksiyonu ilk sırada yer aldı.

Bunu %18,3 ile ishal, %14,2 ile ağız ve diş sağlığı sorunları izledi.

*- Kilo artınca…

Çoğunluğu değil, hepimizi ilgilendirdiği için araştırma sonuçlarını paylaşmaya devam edeyim:

Bel bölgesi problemleri 15 yaş ve üzeri bireylerde % 29,7 ile en fazla görülen hastalık oldu,

Son 12 ay içerisinde 15 yaş ve üstü bireylerde görülen hastalık türleri incelendiğinde; bel bölgesi problemleri 2016 yılında %27,1 ile 2019 yılında da %29,7 ile ilk sırada yer aldı.

Bunu sırasıyla; %20,5 ile boyun bölgesi problemleri, %16,4 ile hipertansiyon, %12,3 ile alerji ve %11,2 ile artroz izledi.

Bireylerin başlıca hastalık/sağlık sorunlarının dağılımı (%), 2014-2019

Her gün tütün kullanan bireylerin oranı %28,0 oldu

*- Nedense vazgeçilmiyor!

Her gün tütün kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı 2016 yılında %26,5 iken 2019 yılında artarak %28,0 oldu.

Bu oranın erkeklerde %41,3, kadınlarda ise %14,9 olduğu tespit edildi. Tütün kullanmayan bireylerin (bırakanlar ve hiç kullanmayanlar) oranı ise 2016 yılında %69,4 iken 2019 yılında azalarak %68,7 oldu.

Yaş gruplarına göre incelendiğinde en çok tütün kullanan bireyler %42,8 ile 35-44 yaş grubunda yer aldı.

*- Koruyucu hizmet!

En çok faydalanılan koruyucu hizmet %50,8 ile tansiyon ölçtürme oldu Son 12 ay içerisinde, 15 yaş ve üstü bireylerden tansiyon ölçtürenlerin oranı 2016 yılında %48,6 iken 2019 yılında artarak %50,8 oldu.

Bireylerin faydalandığı koruyucu hizmetlerden; 2016 yılına göre en çok artış gösteren hizmetler kolesterol ve kan şekeri ölçümü oldu.

*- Yüz yüze görüşme

Ciddiyeti göstermek için: İlk defa 2008 yılında gerçekleştirilen Türkiye Sağlık Araştırması, 2016 yılına kadar iki yılda bir, 2019 yılı itibariyle üç yılda bir düzenli olarak hane halklarına yüz yüze görüşme yöntemi ile uygulanıyor.

Araştırma ile ülkelerin gelişmişlik düzeylerini gösteren kalkınma göstergeleri içerisinde önemli bir paya sahip olan sağlık göstergelerine yönelik bilgilerin elde edilmesi amaçlanıyor.

Araştırma; Avrupa Birliği İstatistik Ofisi (Eurostat) tarafından üye ve aday ülkelere önerilen modüllerin yanı sıra, ulusal ihtiyaçları da karşılamak amacıyla hem 15 ve üzeri yaş grubundaki bireylere, hem de özellikle veri eksikliği bulunan 0-14 yaş grubundaki çocuklara yönelik sorular içermektedir. 

*- Yanlış bilginin sonucu büyük ceza…

Avrupa Sağlık Araştırması, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde ilk defa 2008 yılında uygulandıktan sonra 2013 yılına kadar ara verilmiştir.

Örneğe seçilen 9 470 haneden 8 166’sı ile anket sonuçlandırıldı.

17 084’ü 15 yaş ve üzeri, 6 115’i 0-14 yaş arası çocuk olmak üzere toplam 23 199 bireyin bilgileri derlendi.

Bunları konunun ciddiyetini anlatmak için paylaştım.

Umarım, araştırmanın sonuçları bizi ve ailemizin ne kadar tehlike altında olduğunu göstermiştir.

*- 5 Haziran Dünya Çevre Günü kutlu olsun

5 Haziran Dünya Çevre Günü hiç bu kadar anlamlı olmamıştı.

Covid 19 salgını başladığından bu yana pek çok bilim insanı, kurum ve kuruluş dünyayı gerçekten ne kadar hoyrat kullandığımıza dair vurgular yaptı.

O nedenle bu yıl Dünya Çevre Günü her zamankinden daha anlamlı olmalı.

Bu yılın dünya genelinde neredeyse yarısını evlerimize kapanıp kalarak, bırakın doğayı, yakın çevremizden, sokaklarımızdan, caddelerimizden mahrum kalarak tamamladık.

O nedenle bu yıl 5 Haziran her zamankinden daha anlamlı olmalı.

Dünyanın doğal dengesini bozacak eylemlerin, bazen iklim değişikliği gibi yıllar içinde zarar verebileceğinin yanı sıra bir anda da insanlığı tehdit edebileceğini gördük. 

O nedenle Dünya Çevre Günü her zamankinden daha anlamlı olmalı.

Ancak ne yazık ki halen dünyanın her yerinden; çevre kirliliğine neden olan uygulamalara dair haberler geliyor.

Zehirli atıkların sebep olduğu balık ölümleri, hava kirliliği nedeni ile yok olan tarım ürünleri, daha fazla para kazanmak amacıyla doğaya zarar vermenin ötesinde insan sağlığını hiçe sayarak yapılan kıyı düzenlemeleri, ekolojik ve doğal yaşam zenginliklerini değerlendirmeksizin hayata geçirilen inşaat, imar, yol çalışmaları ile tüm dünyada sanki Covid 19 ve bundan önceki tüm felaketler hiç olmamış gibi yaşamaya devam ediyoruz.

Dünya Çevre Günü bu nedenle bu yıl çok daha anlamlı ve bu yıl biyoçeşitliliğin önemine dair vurgunun bir kez daha Dünya Çevre Günü’nde dile getirilmesi de ayrıca önemlidir.

Biyolojik çeşitliliğe sahip çıkmak, dünyadaki tüm yaşamların haklarını savunmak, doğaya kalıcı zarar verecek eylemlerde bulunmamak, insanı ve maddeyi dünyanın merkezine yerleştirmemek mevcut dünya düzeninde çok zor olsa da vazgeçemeyiz.

Çünkü vazgeçersek vazgeçtiğimiz geleceğimiz olacaktır.

Piknik alanında çöp bırakmaksızın ayrılanların, gereksiz yanan ışıkları kapatanların, yere çöp atmamak için çöpünü gezdirenlerin, işinden olma pahasına çevre kirliliğine engel olmak için aldığı eğitimin hakkını verenlerin, daha fazla paranın derdine düşmeksizin üretirken çevre kirliliğine neden olmayanların, dünyada var olan tüm canlıların yaşam hakkına sahip çıkanların, insan olmanın hakkını vererek yaşamlarını anlamlı ve dünyayı yaşanabilir kılanların Dünya Çevre Günü kutlu olsun.

*- Yüzde 32 azaldı

İki ay gibi kısa bir zaman diliminde bile özellikle taşıtlardan yayılan partikül madde kaynaklı hava kirliliğinin yüzde 32 azaldığını gördük.

‘Korona virüs döneminde araçların trafikten çekilmesi ile birlikte hava kalitesinde yaşanan iyileşme, soluduğumuz hava üzerindeki bireysel sorumluluğumuzu da net bir şekilde ortaya koydu.

Bu sonuçlar da gösteriyor ki, hava kalitesinin iyileştirilmesine yönelik yapılacak her çalışma, hepimizin yaşam kalitesinin yükselmesini sağlayacak.

Bu nedenle 31 ilde hava kalitesine esas teşkil eden envanter ve modelleme çalışmaları sürerken, soluduğumuz hava üzerindeki bireysel sorumluluğa yönelik kamuoyu farkındalığı oluşturuluyor.

Bu arada; geçtiğimiz yıl Şehirlerde Hava Kalitesinin İyileştirilmesi ve Kamuoyu Farkındalığının Artırılması (CityAir) projesini hayata geçiren T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bir yandan 31 ilin temiz hava eylem planlarını yenilerken, diğer yandan bireysel farkındalığın artırılmasına yönelik çalışmalara hız verdi.

Bakanlık, vatandaşları uzak mesafeler için toplu taşıma araçlarını kullanma, yakın mesafelerde ise yürüme ve bisiklete binme konusunda yönlendirmeyi amaçlıyor.

Çocuklar ve yaşlılar gibi seçili hedef gruplara ve hamileler, hastalar gibi risk gruplarına yönelik özgün bilgilendirici içerikler geliştirilmeli; bu içeriklere yönelik broşürler basılıp, dağıtılmalıdır.

*- ‘Doğaya saygılı yaşam, doğaya saygılı tarım’

Korona günlerinde insan faaliyetleri kısıtlandı ve bu durum doğa üzerindeki insan yükünü önemli ölçüde azalttı.

Buna paralel olarak doğanın bu süreçte kendini nasıl toparlayabildiği görüldü.

Doğrusu, KoVİD-19 pandemisi doğaya bir süre nefes aldırdı.

İnsanlığın korona günlerinde yaşanan bu olguyu göz önüne alarak, pandemi sonrasında da doğaya saygılı bir yaşamı, bir ekonomi ve tüketim anlayışını etik bir duruş olarak benimsemesi bu mavi ve güzel gezegende varlığını sürdürmesinin ön koşuludur.  

Çevre bilinci ve duyarlılığı tarım ve gıda etiğinin omurgasını oluşturur.

Bu gerçekten yola çıkarak tarım ve gıda sisteminin tüm paydaşları, sistemin tüm katman ve süreçlerindeki etkinliklerin, mutlaka doğaya saygılı ve duyarlı olarak yürütülmesine özen göstermelidirler.

Tarım ve gıda sistemi, doğrudan mağduru olduğu doğanın tahribinin aynı zamanda faili olmaktan hızla kurtarılmalıdır.

Günümüzde tarım toprakları bir taraftan yerleşim, sanayi, ulaşım ve benzeri kullanımlara açılarak betonlaşırken, diğer taraftan yoğun bir erozyona maruz kalmakta, tarım kimyasallarıyla kirletilmekte ve yanlış toprak işleme yoluyla organik madde kaybına uğramaktadırlar.

Zaten kısıtlı olan sulama sularımız çok verimsiz olarak kullanılmak, çeşitli kirleticilerle kirletilmekte; özgür akan derelerimiz ticari hırslara kurban edilmektedir.

Ulusal sınırları tanımayan KoVİD-19 salgını nasıl bir küresel tehdit ise, yine ulusal sınırları tanımayan iklim değişikliği de tüm insanlığı yeryüzünden silebilecek büyük bir küresel tehdittir.

Son günlerde yaşanan ani hava sıcaklığı değişimleri, fırtınalar ve yağışlar bu tehdidin boyutlarını herkes için görünür kıldığı gibi, birçok bölgemizde tarımsal üretimde yarattığı kayıplar, iklim değişikliğinin tarıma etkilerinin giderek çok daha ciddileşeceğini bir kez daha kanıtlamıştır.

Özetle; Tarım ve gıda sisteminin sera gazı salınımında giderek yükselen payının hemen ve hızla azaltılması gereklidir.

*- Dünyada üretilen ilk plastik hala doğada kaybolmadı

TBMM Çevre Komisyonu Üyesi ve CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat, 5 Haziran Dünya Çevre Günü sebebiyle bir mesaj yayımladı.

Polat mesajında, dünyada üretilen ilk plastiğin hala doğada kaybolmadığını belirterek, çevre konusunda daha dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Pandemi süreci ile birlikte tüm dünyada sosyal izolasyon tedbiri çerçevesinde insanların sokağa çıkışının kısıtlandığını söyleyen Polat, ‘Atmosfere yayılan kirleticilerin üç ana nedeni olan araç trafiği, sanayi tesislerinin üretim hızının yavaşlaması ve ısınma amaçlı araçların kullanımının azalması dolayısıyla fosil yakıt kullanımında yaşanan büyük orandaki düşüş, tüm dünyada hava kalitesinde ciddi iyileşmelere sebep olmuştur. İnsan etkisi azalınca doğanın kendisini tedavi etmeye başladığı; insanlar evlerine çekilince, çevreyi daha az tehdit edince, doğanın gerçek sahiplerinin doğal yaşam alanlarına döndüğü gözlemlenmektedir’ dedi.

*- ‘Ellerimizle yeneceğiz’

Tüm dünya (Covid 19) Korona virüsü ile mücadele ederken tedbir ve korunma yöntemlerini de ardı ardına uygulamaya alınıyor.

Virüs en çok eller ile bulaşıyor.

Dolayısıyla virüsü ellerimizi koruyarak ve sosyal mesafe kurallarına uyarak yenebileceğimizi söyleyen  Akdeniz Üniversitesi Farmokoloji Anabilim Dalı Başkanı,Prof. Dr. Coşkun Usta  ‘Ellerimizi doğal yöntemlerle korumak en önemli önceliklerimizden biri olmalı’ dedi

*- Ağzında gümüş kaşık ile doğmak !

Çok eski bir deyim olan ‘ağzında gümüş kaşık ile doğmak’ aslında zenginliğe işaret eden bu deyim, hayat kalitesini anlatıyor.

Gümüş kaşıkla yemek yediğiniz zaman gümüşün 4 binden fazla mikrobu kırma özelliği olduğu biliniyor.

Padişahların bu yüzden gümüş kaşıkla yemek yediği bilinmekte.

Bu virüsü evinize getirebilmenin öncelikli iki yolu olduğunu söyleyen Prof.Dr. Usta ‘Ya ellerinizle getirirsiniz ya da enfekte olarak getirirsiniz. Maske ve siperlik gibi sosyal mesafe kurallarına uyarak insandan insana geçişi yavaşlatabiliriz.

Fakat eller o kadar riskli ki, üstelik kontrol etmemiz de çok zor.

Çünkü alışkanlıklarımız var.

Eller dışarıya açık olarak kullanılan ve neredeyse gün içerisinde binlerce kez kullanılan, ayrıca da temas noktalarıdır’ dedi.

*-

***-

GÜNCEL

*- ‘Müzelerimiz ziyarete hazır’

COVID-19 pandemisi nedeniyle 10 Mart 2020 tarihinden beri ziyarete kapalı olan Edremit Belediyesi A. Sıdıka Erke Etnografya Müzesi ve Atatürk Kültür Evi çeşitli önlemler alınarak bugün ziyaretçisiyle buluştu. Edremit Belediyesi Müze Sorumlusu Cumhur Dokur ile birlikte alınan önlemleri yerinde inceleyen Edremit Belediye Başkanı Selman Hasan Arslan, ziyaretçilerin gönül rahatlığıyla ziyarette bulunabileceğini söyleyerek müzelerde alınan önlemlerden bahsetti.

*- Şiddet mağduru köpeğe Buca Belediyesi sahip çıktı

Buca Belediyesi, önceki gün Adatepe Mahallesi’nde sahibi tarafından sopayla şiddet gören köpeğe sahip çıktı.

Buca İlçe Tarım Müdürlüğü yetkilileriyle şiddet uyguladığı sahibinden köpeği alan Veteriner İşleri Müdürlüğü,  Sokak Hayvanları Rehabilitasyon Merkezi’nde gözetim altına aldı.

Adatepe Mahallesi’nde önceki gün gerçekleşen olayda, bir vatandaşın Mia isimli dişi köpeğe uyguladığı şiddet kameralara yansıdı.

Mahalle sakinlerinin cep telefonu kameralarına yansıyan olayda şahıs, köpeğin kendi sözünü dinlemediği gerekçesiyle köpeğe bir cisimle vurduğu görüntülendi.

*- Ayvalık’ta tepkiler çığ gibi büyüyor!

Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, Doğuş Prina Fabrikası’nın zeytin karasuyunu Nikita Deresi’ne tahliye ettiğini, aynı zamanda yüksek su buharı içermesi nedeniyle bacasından da kente keskin bir koku bıraktığını hatırlatarak işletmenin ruhsatının iptali için takipçi olmaya devam edeceklerini söyledi.

Ayvalıklı Sivil Toplum Kuruluşları ile birlikte 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde vatandaşların da katılımıyla fabrikanın önünde açıklama yapacağını ifade eden Başkan Ergin, çevreye duyarlı herkesi saat 13.00’de buluşmaya davet etti.

Geçtiğimiz gün kentte olumsuz hava kirliliği yaratan ve Nikita Deresi’ne karasu tahliye eden fabrika hakkında Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunan Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin,  5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde de sessiz kalmayacağını söyledi. Tüm dünyada kutlanan bu özel günde kentin havasını olumsuz bir şekilde kirleten ve Ayvalıklıların yıllardır tepkilerine neden olan fabrika önünde açıklamada bulunacağını sosyal medya aracılığı ile duyuran Başkan Mesut Ergin sonuç alana kadar takipçisi olacaklarını vurguladı.

*- Menemen Kasımpaşa Köprüsü 8 Haziran’da açılıyor

Menemen’deki yaya trafiğini rahatlatmak, konforlu ve kaliteli bir ulaşım ağı oluşturmak için çalışan Menemen Belediyesi’nden yeni bir proje daha…

Yapımı tamamlanan Kasımpaşa Üst Geçidi 8 Haziran Pazartesi günü açılıyor.

İzmir Çanakkale Otoyolu üzerinde bulunan eski üst geçidin sökülmesi neticesinde yapımına başlanan modern ve kullanışlı yeni üst geçit Menemen’in en önemli yolcu aktarım birimlerinden biri olacak.

*-

Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir yanıt yazın

Top