Buradasınız
Anasayfa > KÖŞE YAZARLARI > NEYMİŞ? OKUMA ÖĞRETİYORMUŞ… ANLAT ANLAT GÜZEL OLUYOR / YAŞAR EYİCE

NEYMİŞ? OKUMA ÖĞRETİYORMUŞ… ANLAT ANLAT GÜZEL OLUYOR / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- SEN BEN BİZİM OĞLAN!

Birisinin işine son vermişler…

Daha önce televizyondan çıkarmışlardı…

Şimdi de, canlı yayınlarda sık övdüğü gazetesinden…

Üzülerek okudum, veda yazısını…

Hiçbir kimse için kesinlikle ‘ohh iyi olmuş!’ diyemem…

Ama gazete yönetiminde kimin görüşü ağırlıklı bastı ise onu destekliyorum…

Hiçbir zaman ‘Bizim hırsız iyidir!’ diyemeyiz…

Son zamanlarda ülkeler arasında moda olduğu gibi ‘Bizim teröristim iyidir!’ denilemez…

Ama kim korkar hain kurttan…

Herkes iyi veya kötü kendi kuralını uyguluyor.

‘Benim ihale ili işim olamaz!’ diyor…

İşte benim aklım bu cümleye takıldı!

O zaman sen İstanbul’dan ya da Ankara’dan yani uzak bir yerden kalkıp gelecek ve İzmir’de Büyükşehir’den iş alacaksın!..

Bu nasıl oluyor?

Hem de yüklüce bir para çok kısa süre için…

Kim aracı olduysa, kim İzmirlinin parasının çar çur edilmesine yol açtı ise yazıklar olsun…

Ne oluyor?

Hep aynı sistem:

‘Sen ben bizim oğlan!’

Aslında ben 1980 öncesinde ‘Bizim oğlan!’ diyen bir köylü kadın sayesinde ölümden, öldürülmekten kurtulmuştum…

Uşak’ın Büyük Kayallı Köyü var…

Dağın tepesinde!

Bu yana dönersen Uşak’a ve Ulubey ilçesine gidersin, dolambaçlı dar yollardan…

Diğer yana gidersen ormanlar içinden geçerek Denizli’ye ulaşırsın…

İşte burada sağcılar ve solcular (O zamanın değişiyle) toplandılar.

Tabii herkes silahlı…

Bir de kollarında pazubent olan görevliler…

Nedeni basit herkes değişik yörelerden geldiği için birbirlerini tanımayabilirler…

Gerilim son haddinde…

İlk iki kontrollarından geçtik…

Köyün içine girdik…

Yanımda ‘Cuma’ isminde bir şoför vardı…

Tipi Eddi Constantin gibi idi…

Film meraklıları gözlerinin önüne getirecektir…

Karanlık tip işte…

İşte sloganların atıldığı bir anda biri bizi gözüne kestirmiş olacak ki, yanımıza geldi, ‘Kimliğinizi gösterin!’ dedikten sonra, ‘Bunlar hain!’ demesin mi?

Herkes üzerimize çullanacaktı ki, köyden bir kadın ortaya çıktı ve kalabalığı durduran bağrışını yaptı. ‘Bunlar bizim oğlanlar!, ben tanıyorum!’

Ve de Denizlili olduğunu öğrendiğim kolu pazubentli biri de, ‘Ben de tanıyorum!’ dedi…

Gerçekten gazeteye gelmiş gitmiş…

Bizi korumaya aldılar…

‘Şu resimleri çekebilirsiniz, şunları çekemezsiniz!’ dediler…

Bir köylü kadının ‘Bizim oğlan!’ deyişi, cesurca ortaya çıkışı belki de hayatımızı kurtarmıştı…

Bu anlattığım hikâye değil, gerçek…

Çünkü bu köye gitmeden önce ne postanedeki memurlar kapıyı bize açmamışlardı.

Kentten örgüt toplantısının olacağı yokuşa sarmadan yanı gitmeden önce bu kez jandarma kontrolüne takılmıştık…

Şu uyarıyı yapmışlardı:

‘Giderseniz hayatınız tehlikeye girer… Sorumlu olamayız…’

*- 10 PARMAĞINDA…

Gazeteci kimdir?

Ya da nasıl tarif edilir?

Söyleyeyim:

‘Geçimini sadece yaptığı haberler ve yazdıklarından kazanan kişidir!

Benim gibi sadece ve sadece kaleminden geçimini sağlayanlar var…

Ama sayımız çok az…

O ünlüler var ya!

Aman yarabbim!

On parmaklarında on marifet!

Ama nasıl?

Bunlar Şeytan’a bile pabuçlarını ters giydirirler…

Bir elleri yağda, diğeri balda…

Eşleri, çocukları üzerinden şirket kuranlar mı, çalıştıkları işyerini dolandıranlar mı, menfaat karşılığında haber yapanlar satanlar mı?*-

Emin olun, facede bazen ‘Çok iyi idi!’ diye yazılanlar var ya, onlar hakkında bildiğim ya da tanık olduğun bir iki olaylarını anlatsam nefret edersiniz…

Şimdiki onursal Başkan Erol Akıncılar, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu başkanı olduğunda ben de bir ara yönetimde idim…

‘İz bırakanlar!’ diye bir kitap hazırlandı üye ne kadar kişi varsa hepsi ile yapılmak kaydı ile…

Ben ‘Kaç kez aramalarına’ rağmen, ‘Burada hiç hak etmeyen, sadece bazı patron ve yöneticilerinin emir kulları oldukları için basın kartı alarak, gerçek çalışanların haklarını yiyerek içimizde görülen bazıları ile aynı kitapta yer alamam!’ dedim…

Tanıklar hâlâ var…

Bir de benim gibi düşünen İrfan Türksever kabul etmemişti.

*- İŞTE GERÇEK

‘Dansöz gibi!’ denilen başkan çok gördük…

‘Dönek!’ denilenleri de…

Yani milletin oyu ile gelen ve bunu unutanları da..

Verdikleri sözleri…

Sonuç olarak:

Doğru, dürüst, duyarlı ve gerçek dost olanlar nedense hep sürünüyor…

Ya da bunların sözlerine kulak asılmıyor…

Sonuç mu?

Söyleyeyim:

‘Çıktım!’ diyenler var ya, işten bir şekilde çıkarılmışlardır…

Yani atılmışlardır…

‘Türkçesi’ deriz…

Yani daha doğrusu kovulmuşlardır..

Biz merhametli milletiz, bunlara acırız…

Ama bunlar diğer çalıştıkları müesseselere de hainlik ederler…

Birilerinin hakkın yerler ve ekmeklerinden olmalarına yol açarlar…

Hadsiz oldukları kadar gaddardırlar…

Hani bir atasözümüz var:

‘Acıma acınırsın!’ diye…

Ama birilerinin tuzağına düştü ise işte o zaman iş başka…

Çünkü piyasa cambazlarla doludur..

Bir de ‘Cambaza bak!’ diyenlerle…

Son sözüm:

‘Okur yazarlık kursu’ imiş…

Geçin efendi geçin…

Sözleşme iptal edilmiş!

Bu nasıl oluyor?

Dedim ya, kim kimin adamı?

Kimin bu işlerden beklentisi ya da faydalanması var?

İnce konular bunlar…

Sen ben bizim oğlan işleri…

*- AĞZI LAF EDER AMA…

Adamın 10 parmağında 10 marifet varsa gazeteci değildir..

Ya tiyatrocudur, ya da canbaz…

Yani gazeteci değildir…

Bakın bir olayı daha anlatayım:

Aydın Bilgin yönetiminde Türkiye’nin en büyük bölge gazetesini çıkarıyoruz…

Aslında iki elin değil, bir elin parmakları kadar az kişiyiz…

Sonra kadro büyüdükçe büyüdü, şiştikçe şişti…

‘Ben de oradaydım’ diye fotoğraflarını paylaşanların hemen hemen yüzde 90’ına ‘güle güle’ denildi…

Kimi torpilini buldu geri döndü…

Kimi birilerinin kurbanı oldu…

Ama birilerinin canlarını yakanlar da işsiz güçsüz kaldı sonunda…

Tek tek isimlerini de yazarım, yaptıklarını da, hainliklerini de…

Şimdi o günlerden bir anı:

Fuar zamanı!

Bütün sanatçılar İzmir Enternasyonal Fuarı’nda gazinolarda kendilerine iş bulmaya çalışıyorlar…

İzmir Fuarında bir ay çıkarılmasızın çalışan kendini Türkiye’ye kanıtlamış oluyor…

O güne kadar hangi sanatçı ile anlaşıldıysa o ve onun alt kadrosu kendi fotoğrafları ile tanıtılıyor.

Bir gün Filiz Akın ile Ahmet Özhan anlaştıkları gazinonun patronu ile birlikte ilan servisindeler.

‘Filiz Akın’ (Bu ismin yerine Türkan Şoray ya da Fatma Girik ya da bir başka ismi de koyabilirsiniz)  ile Ahmet Özhan kapıştılar…

Ben de tesadüfen haberlerini yapacağım için yanlarındayım…

Filiz Akın ‘Benim fotoğrafım’ daha büyük olacak, çünkü ben assolistim, anlaşmam böyle’ diyor…

Ahmet Özhan, ‘Seni ve sanatını kabul ediyorum. Ama sen film artistisin, ben ise ses sanatçısıyım’ diyerek ya fotoğrafının tam sayfa ilanda daha büyük, ya da en azından eşit boyda olmasını, istiyor…

Tartışma sürdükçe sürüyor…

İşte o anda Arda isminde grafiker araya giriyor ve şöyle bir öneri getiryor:

‘Bu tür anlaşmazlıklar hep önümüze çıkıyor. En iyisi mi, bundan böyle birlikte fotoğraf çekilsinler bunu ilanlara ve sayfalara koyalım!’

Bu öneri kabul oldu…

Ondan sonra tüm gazino ilanlar grup halinde çıkmaya başladı…

Bir süre daha as solist ya da flaş isimler yalnız başlarına gazino ilanlarına çıktı.

Türkiye’de ses sanatkarları bir noktada haklarını korudular…

Ne Spor yazarları, ne de gerçek haberciler ve gerçek yazarlar haklarını korumayı bilmediler.

Birileri hep mantar gibi ortaya çıkıyor, sonra puf diye sönüyor…

Ama gerçekleri hep sahnede kalıyor…

Diğerleri de ‘Ben bir zamanlar aslandım!’ diyorlar…

Ama sözde, özde değil…

*-

Yaşar EYİCE
0532 781 95 18
Twitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311
 

Bir cevap yazın

Top