42 Okunma

Nereye bakarsanız bakın! YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

 Yıldızı parlayan bir hastane Çiğli Bölge Araştırma Hastanesi…

*- Servet Vural’dan sonra Necdet Nas da…

*-  At sahibine göre kişner…

*- Sıkıntı yaratmamak için randevu istemedim…

*- Yetkililer halkın gördüğünü görmüyor mu?

Foça denilince aklıma gelen ilk isimlerden biri de  Gazeteci Servet Vural!..

Yalnız Bakırçay Bölgemizde değil, Körfez’de, örneğin Çeşme’de iyi bilinir.

Örneğin Çeşme’nin köklü ailelerinden ve efsane başkanlarından Nuri Ertan’a da sorabilirsiniz bu çalışmadan duramayan Servet Vural’ı…

Belki özele kaçıyor ama bildiğim kadarıyla 81 yaşındaki annesinden bir türlü kopamıyor…

Bu nedenle beş kez evlenip mutlu bir yuva kurmasına rağmen hep ‘Anne, anneciğim’ demiştir.

Gazeteciliğin yüz akı diyebileceğim bir kişiliğe de sahip olan Servet’in annesi şimdi son yıllarda hizmete giren Çiğli Bölge Eğitim Hastanesi’nde şifa bulmaya çalışıyor.

Bazı hastaneler gibi hiç ama hiç reklamı olmayan bir sağlık mabedi halinde Çiğli Bölge Eğitim hastanesi!

Harıl harıl çalışıyorlar…

Görmesem, söyleseler inanmam…

Çünkü; çoğu hastanemizin ne halde olduğunu görünce, ‘Met edilen bu mu?’ diye kendi kendime söylendiğim çok oldu…

Şimdi vereceğim rakamlara dikkatinizi çekmek istiyorum:

Çiğli Bölge Eğitim Hastanesi’nde, 10 binin  üzeri poliklinik yapılıyor.

Yani ayakta hasta sayısı en azından bu kadar…

Yani bir Anadolu kentinin tamamı kadar…

Bunlara bir de günde ortalama 1600 acil servis hastasını ekleyin…

Yok yok, bu kadar da değil…

Günlük 500 yatan hastayı da ekleyebilirsiniz…

‘Oooo!’ diyerek hayretini gizleyemeyenleri anımsar gibiyim…

Bunları nereden mi biliyorum;

Çiğli’de, kentin yerlisi çok sayıda akrabam var da ondan…

Çiğli’ye yerleşen yakınlarımın sayısı da az değil…

Türkiye’mizde bazı ameliyatların ileri tarihlere atıldığını, hatta bir şekilde yapılamadığını da duyuyoruz.

Ama size Çiğli Bölge Hastanesi’nde günde ortalama 130 ameliyat yapıldığımı söylersem ne düşünürsünüz?

Ben bir atasözü ile söyleyeyim:

At sahibine göre kişner!

Şahlanmış sessiz sedasız kahraman sağlıkçılarımızla işler aksamadan yürütülmeye çalışılıyor…

Bölge’deki Üniversite Hastaneleri’nin ameliyat sayılarını bile ikiye katlayan bu güzide hastanemizin yöneticilerini sordum:

‘Başhekim Op. Dr. İlker Kızıloğlu’ dediler…

Tanımam etmem…

Hiç de karşılaşmadım…

Kutlamak istedim vaz geçtim…

Çünkü bir yıl kadar önce, bence hiç hak etmeyen bir başhekimi, hakkında yazılanların etkisi ile ‘Geçerken kutlayayım’ demiştim…

Aman yarabbim…

Adam ‘Dünyaları ben yarattım’ diyordu…

Öyle küstah tavırları vardı ki anlatamam…

Neredeyse mahkemelik olacaktık, davranışları, insanlara ve personele yüksekten bakması yüzünden…

Meğer hemşehrisi siyasiler arkasındaymış hem onun, hem de eşinin…

Yani ailece İzmir’de sağlam yere temel atmışlar…

Bilmeyen yok!

Bu yüzden; ‘ne olur ne olmaz?’ düşüncesi ile ve de bir zarar vermemek için Başhekim Op. Dr. İlker Kızıloğlu’nu gerçekten ve yürekten tebrik etmekten vazgeçtim…

1980 öncesinde Uşak Devlet Hastanesi’nin cerrah başhekimi aklıma geldi.

Adını unuttum…

Ama tipi de, konuşmaları da hafızamda…

Gece yarısı saat 01.00’de ancak boş zaman bulmuştu…

Yanımda ailecek gazeteci ‘Özler Kardeşler’ vardı; Coşkun, Aşkın, Taşkın…

Gazeteci Yavuz Kuşdemir üçüncü kuşağın mesleklerini başarı ile sürdürdüklerin söylemişti yakın zamanda…

İşte o Başhekim, oturduğu yerden kollarını bize doğru uzattı…

Parmaklarını oynatıyordu…

‘Beni görevden alabilirler ama bunları asla!’ demişti…

Yani zaman zaman siyaset ön plana çıkabiliyor, örneklerini gördüğümüz halde ama meslek elden alınamıyordu…

*-

Gazeteci Servet Vural’dan öğrendim.

Hastaların başında neredeyse 24 saat gözlerini kırpmadan bekleyen fedakâr hemşireleri…

Hani bizim meşhur bir sözümüz vardır:

‘Bir dokun bin ah işit!’ diye…

Bu konuda da duyduklarım var…

İnsanın dayanma gücü ve sınırı vardır…

Konu hemşireler değil, tüm personel…

Hatır niyaz, rica bir noktaya kadardır…

Herhalde vilayette bir de ‘Sağlıktan sorumlu’ Vali Yardımcısı vardır…

Bence benim gibi bir de şu Çiğli Devlet Hastanesi’ne İl Sağlık Müdürü ile yetkilileri alıp gitse de, sorunları yerinde çözse…

Şimdilik daha fazla yazmak istemiyorum, çünkü kabak yine bir suçsuzun başında patlayabilir…

En iyisi ‘Sürekli nöbetçi’ Servet Vural dinlensin….

Son saniyede aklıma geldi:

Çok eski dostum ve arkadaşım, birlikte çalıştığım Necdet Nas’ın rahatsızlığı nedeniyle 2 Nisan’da biopsisi sonucu tedavi için karar verilecek.

Örneğin ilaç da devam edebilir, cerrahi müdahale kararı da alınabilir.

Sevgili Necdet Nas’a diğer hastalar gibi acil şifalar diliyorum…

Önemli nokta, Necdet diyor ki, ‘Ameliyat gerekirse Çiğli Bölge Araştırma Hastanesi!’

Neden başka hastane değil?

Yorumunu sizlere bırakıyorum…

Yani bu methiye boşuna değil…

***-

GÜNCEL

*- İşgal de kurtuluş da yaşandı!

Usta Gazeteci Erol Akıncılar ile Muzaffer Cellek yazmışlar:

‘İzmir’de nereye bakarsanız bakın, mutlaka ‘Cumhuriyet’i görürsünüz!’ diye…

Bazı şehirler sizi, dünyanın merkezinde olduğunuzu anımsatır.

Geçmişinden gelen, havasında suyunda, hissettiğiniz bir gücü vardır.

Zor dönemde bile ışığını, rengini kaybetmeyen, umudu devam ettiren…

Her şey İzmir’de başlardı ve İzmir’de noktalandı;

İzmir işgali de, kurtuluşu da gördü!

Sokaklarında 16 dil konuşulan 8 bin 500 yıllık bir kenttir İzmir…

Yıldızı parlayan bir hastane Çiğli Bölge Araştırma Hastanesi…
Yıldızı parlayan bir hastane Çiğli Bölge Araştırma Hastanesi…
Başhekim Op. Dr. İlker Kızıloğlu

Bir cevap yazın