45 Okunma

Ne kadar çabalasalar boş… İmamoğlu sağlıklı şekilde yürüyor YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- Yandaşlar kaybedilmiş maçta, hakemi de suçluyorlar, golü atanı da…
*- Mahalle maçlarında olduğu gibi İmamoğlu karşılaşmayı 12-0 kazanmış durumda. Binali, hakemin uyarısına rağmen, 12 gole de sürekli itiraz etti…
*- Yandaş medya, bildiğinden şaşmıyor… Bir iki görüntü ile bir iki cümleyi alarak, 3 saatlik buluşmadan, Yıldırım’ı ‘galip’ ilan etmeye ve algı operasyonu yapmaya çalışıyorlar… Ama ‘Yemezler!’
*- Sıradan vatandaşlar gibi, artık AKP zamanında yöneticilik ve müdürlük yapan emekliler de açık ve seçik ‘İmamoğlu’ diyor… Makas, yani İmamoğlu farka gidiyor… Rakibi de, ‘Gerekirse yine itiraz ederiz’ diyebiliyor…
*- Namazında, abdestli adamın ‘Şeytana uydum!’ dediği rezalete bakın…
*-

Yanıltmaca ve aldatmaca sürüyor…
Ama buna halk diliyle yanıt vereyim:
‘Yemezler!’
Sahneye çıkanlar açık konuşmuyor:
‘Bilirkişi’ ya da ‘uzman’ denilen isimlerinin başında büyük sıfatlar olanlar neler saçmaladılar, neler?
‘Ne olur, ne olmaz!’ düşüncesi ve gelecek endişesi içinde hemen hepsi, ‘Maç berabere bitti!’ dediler.
Beden dili hemen hemen hepimiz tarafından artık uzmanlaşma alanımız oldu..
12 kez İmamoğlu’nun konuşması Binali Yıldırım tarafından kesildi…
Bu ne demek?
İki kez ‘Hırsız’ sözcüğünü kullanan, rakibinin hiçbir açığını bulamayan, yani ‘Çamur at izi kalsın!’ sistemini uygulayan Binali Yıldırım gerekli yanıtları aldı, sesini kıstı.
Olay mahallinde olduğum için biliyor ve görüyorum:
31 Mart, yani seçim gecesi, daha sonuçlar bırakın resmen, gayri resmi bile belli olmadan gece yarısı, koskocaman İstanbul ‘Gönül Belediyeciliği kazandı!’ afişleri ile süslenmişti…
Bunların bir kısmı hala duruyor…
Binali Yıldırım, ‘Ne olacak, bunda ne var?’ diye soruyu yanıtlıyor ve ‘Biz İstanbul’da kazandığımız belediye başkanlıkları için bunları astık!’ açıklamasını yapıyor…
Güzel de, ‘Tüm afişler sadece Binali Yıldırım ile AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafları ile süslenmişti…’
Binali Yıldırım hangi ilçenin belediye başkanı seçildi?
Daha da açığını belirteyim:
Binali Yıldırım bugüne kadar katıldığı hiçbir seçimi kazanamadı…
Ama ona sorulunca; ‘İzmir’de en fazla oyu ben aldım!’ dedi…
İzmir’e yaptığı hizmetleri anlattı…
İstanbul – İzmir arası otoyolun bu yıl sonunda biteceğini v e 2 saat küsur dakika ile iki kent arasında (Ne kadar para alınacak henüz belli olmadı) ulaşımın sağlanacağını açıkladı…
İstanbul – İzmir arası kuş uzaklığı da belli, yolun uzunluğu da…
Yani ‘Mühendislik başka!’ diyerek, kendini yine her kişiden ve meslekten üstün gördüğünü, tepeden baktığını hissettiren Binali Yıldırım, herhalde her aracın bu yolda 276 kilometre hız yapamayacağını hesaplayamamış olmalı…
Yollardan, köprülerden söz ederken hep ‘Ben yaptım!’ diyerek, AKP’nin diğer yönetici ile plan ve projeleri hazırlayanlara da biraz haksızlık etmiş olmuyor mu?
Yalnız o değil, ben de, sen de, bir yere talimatla getirilirsen, uzman ve danışmanlara, örneğin; ‘Şu İzmir Körfezi Tünelinin fizibilitesini, plan ve projesini hazırlayın’ talimatını verirsin, önüne gelir…
Bir de brifing verip anlatırlar…
Sen de mevkin ve sorumluluğun gereği bir imza atarsın, ‘Nasıl yaptım?’ diye hava da atabilirsin…
‘Parayı nereden bulacaksın?’ diye soran uzmanlara da, ‘Para kolay!’ diye bir yanıt verirsin…
Ama bir bakarsın bir gün, müfettişler çıkar, bir genel müdürlüğün sırasında yaptığın yolsuzlukları ortaya çıkarır ve de seni o göreve getiren ‘Hadi güle güle!’ der..
Daha önce yazmıştım…
Hesap uzmanı Dr. Burhan Özfatura AKP’li belediye başkanlarının zamanında, şimdi bildiklerimiz ve duyduklarımızın dışında, daha önceleri Binali Yıldırım’ın ‘prens’ olduğu ve önemli bir belediye müdürlüğü zamanında yapılan bilmem kaç tane yolsuzluğun nasıl kapatıldığını ve çözüm yolu bulunduğunu anlatmıştı…
Burhan Özfatura ağabeyimiz sağ…
İnanmayan kendisine sorsun…
Gayet açık ve net hem rakamları ham da yasa maddelerini anlatsın…
Açık ve net söylüyorum:
Binali Yıldırım, ne bileyim, Yüksek Seçim Kurulu kararını da Sayıştay raporlarını da okumamış olmalı, zaten kendisi bunu da itiraf etti, 16 Milyon İstanbullu’nun adayı Ekrem İmamoğlu’nun karşısına çıkmış…
‘Hırsız’ demek kolay…
Çamur atmak da…
Kibir sahibi de olabilirsin…
Ama nereye kadar?
Bence 23 Haziran’a kadar olabilir…
Bu arada söyleyeyim:
Bu kez, AKP iktidarı döneminde üst düzey polis yöneticiliği yani müdürlüğü yapanlarla konuştum:
‘İstanbul’da bir hafta daha kalacağım. Önceden kaydımı buraya aldırdığım ve belirttiğim gibi oyumu Ekrem İmamoğlu’na verdikten hemen sonra İzmir’e döneceğim’ dedim…
‘Ya siz?’ diye sordum…
‘Tabii ki öyle!’ dediler….
‘Ekrem İmamoğlu’na mı benim gibi!’ diye lafı açtım…
‘Elbette!’ dediler ve ‘Şüphen mi var?’ diye sordular…

*-

Bornovalı Emekli Başkomiser Eray Karacalar bizim çocukluk, gençlik arkadaşımız…
Polis tabiriyle ‘Allahın Aslanı’ bir dostumuz…
Mesleğini şöyle tanımlıyor:
‘Üniversite sınavını kaçıran gencimizi, siren çalarak sınava yetiştiren polisim, Ankara’da selde, evinde mahsur kalan anne ve kızını boğazına yakın sudan, hayatını birçok olayda gibi hiç sayarak, bütün gücünü sonunu kadara kullanan, biz emeklilerden bayrağı alarak hizmet yarışını sürdüren Türk Polisinin Babalar gününü kutluyorum’
Polisle ilgili yansız ve doğru haberleri, hatta içlerindeki bazı çürük dişleri de çoğu zaman Eray Karacalar’dan alıyor ve öğreniyorum.
Ve de iddiam şu, yine emekli polis kardeşim Sait gibi, haksızlığı uğrayan ve emeklinin, dulun, yetimin bir kuruşuna bile göz dikenleri bildiklerini ve bunlara artık hiçbir şekilde oy vermeyeceklerini belirtiyorlar…
Kime?
Artık bunu da siz tahmin edin…

*-

Yine söylemeden edemeyeceğim:
Yandaş veya yandaşa yakın tüm kanallar, yaklaşık 3 saat süren ortak yayından, belli kısımları, yeni bir iki cümleyi alarak, Binali Yıldırım’ı daha üstün olarak göstermeye gayretleri sürüyor…
Yani tamamı izlenince aradaki büyük farkın Ekrem İmamoğlu’nun ne kadar başarılı olduklarını görüyorsunuz…
Yandaşlar; ‘Gollü beraberlik!’ derken, ben mahalle maçlarımızın örneğini vereyim; 12- 0 Yıldırım mağlup…

*-

Binali Yıldırım’ın ‘fetö’ sistemini dile getirip, İmamoğlu’nu suçlarken, İmamoğlu, bizim de yazdığımız ve belirttiğimiz gibi, ‘Şahıslara ait devlette bulunun gizli bilgilerin AKP’ye nasıl verildiğini ve sızdırıldığını anlatıp, sordu?
‘Yasaklıları’, ‘akıl hastalarını’, ‘cezaevlerindeki durumu’ ve benzer gizli bilgiler AKP tarafından nasıl elde ediliyor?
Bunları veren ve sızdıranlar neden belirlenip, ‘Feto sistemini’ uygulayanlara hesap sorulmuyor?
Dedim ya bunlardan söz eden yok!
Bir okuyucum, Binali Yıldırım’ın fotoğrafını da koyarak, yazmış:
‘Canlı yayında, Fetö’yü bilmem, tanımam!, dedi. Belki de gofret markası sanmıştır!’ diye…
Ama altta bir video linki konmuş:
‘Binali Yıldırım’dan İzmir’de birine övgüler!’ yazıyordu..
İzleyince kim olduğunu anlıyorsunuz…

*-
Ekrem İmamoğlu konuşurken, Binali Yıldırım ‘pişkinlikle’ yani uyarılara rağmen, sözünü kesmeye, konuyu değiştirmeye çalışıyordu…
İmamoğlu da, her seferinde, ’10 saniyem, 15 saniyem alındı (çalındı) dedi…
Yani hakkını yedirmedi…
Yandaşlar değil, Ödemişli Altan Düzalan, Yusuf Riza Düvenci gibi vatandaşlar soruyor:
‘Adam saniyesini yedirmiyor size, çatır çatır kazandığı İstanbul’u yedirir mi?’
Ama şunu da hatırlatayım:
Yıldırım, açık ve net şekilde, 26 Haziran’da da seçimi kaybederlerse ve bir şüpheye düşerlerse yine itiraz hakkını kullanabileceklerini anlattı…
Buna da hazırlıklı olmak lazım…

*-

Yine bir okuyucumun, Mehmet Toki’nin paylaşışından söz etmeden geçemeyeceğim:
‘Hızlı trenin ilk seferinde 41 kişi öldüğü zaman, ‘Treni ben kullanmıyorum, niye istifa edeyim!’ diyen Binali, ‘Ulaşım benim işim!’ dedi…
Özeti bu…

*-

**-
GÜNCEL..

*- Aman Yarabbi, ne günlere geldik!

Kentinden, semtinden söz etmeyeceğim:
14 yaşındaki kız çocuğu hamile çıktı…
39 yaşındaki kişi, ‘Ben abdestli namazlı insanım, cami cemaati beni bilir’ dedi…
Polis DNA raporu isteyince; bu ‘baba’ rolündeki adam, ‘Şeytana uydum’ yanıtını verdi.
Diyanet’in fetvası da aklımızda:
‘Babanın kızına şehvet duyması helaldir!’
Bunlar sayesinde, Dünya’nın sonu yaklaştı galiba…

*- Mühendislik buluşu…

Binali Yıldırım, ne olduğu belli olmayan bir görüntü gösterdi..
İstanbul’da bilmem kaç tane dere varmış, çoğu değil hemen hepsi binalarla doldurulmuş…
İsimleri bile unutulmuş…
Bunları çıkartmış ve buraları ‘yeşil alan’ yapacakmış…
Birden bastıran sağanakta insanlar yaşamlarını kaybetsinler diye mi?
Ya da, AKP zihniyeti ve yönetimlerin imar izni verdikleri binaları yıkıp alan mı açacağını mi söylemek istiyor…
Atmak ve rakibe ‘yalancı’ demek serbest…

*-

Bir cevap yazın