Mustafa Kemal başlatmıştı YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Mustafa Kemal başlatmıştı  YAŞAR EYİCE

*- Kermes ve festivallere devam

Benim ve birçok kişi için ilk ama Türkiye için ilk değil…

Biraz düşününce çok örnekleri olduğunu anlıyoruz.

İzmir ve Egemizden örnekleri var:

İlk örnek; Bergama’dan…

Bergama Kermesi, Bergama’nın tarihsel, kültürel ve doğal güzelliklerinin tanıtılması amacıyla Mustafa Kemal Atatürk’ün başlattığı bir festival.

İlki 1937 yılında gerçekleşen Bergama Kermesi, her yıl aralıksız devam ediyor.

Türkiye’nin ilk, dünyanın ise Fransa’nın Nice şehrinde yapılandan sonra ikinci yerel festivali olarak tanıtılıyor.

Dönemin geleneğine uygun olarak adına Kermes denilen şenlikleri Bergama halkı her yıl, haziran ayında Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelen misafirleriyle birlikte kutluyor.

*- Sıradan değil!

Bergama Kermesi kapsamı itibariyle Türkiye’de bir ilktir.

Bergama Kermesi sadece eğlencelerin, gösterilerin düzenlendiği sıradan bir festival değildir.

Her yıl çok sayıda yazar, bilim insanı, profesör, sanatçı, gazeteci, çeşitli konularda düzenlenen konferans ve panellere katılıyor.

Kermes süresince, aynı saatte farklı yerlerde birçok etkinlikler düzenleniyor.

Aynı saatte bir yerde halk oyunları gösterileri varken, diğer bir yerde bir panel, bir tiyatro oyunu organize ediliyor.

Kermes süresince Bergama halkı ile civar il ve ilçelerden gelen yerli ve yabancı turistler, kermes süresince 7 günü her açıdan dolu dolu yaşıyor.

Ancak şu kadarını söyleyeyim:

Nedense bu önemli Kermes, bir türlü Bergama’yı hak ettiği şekilde tanıtamıyor.

Nedenini kendimce anlatmaya çalışayım:

*- Gerçek geride kalıyor

Çok yıllar önce hasbelkader beni de daha doğrusu çalıştığım medya grubunu da davet etmişlerdi.

Beni gönderdiler…

Baktım davetliler arasında kayırmacılık yapıyorlar, açılışı takipten sonra, yerleştirdikleri otelden eşyalarımı toparlayıp apar topar kenti terk ettim.

Aslında o günlerde en güçlü kuruluş bizdik.

Tirajımız çok yüksekti…

Ama biz şimdi olduğu gibi abartılı rakamlarla ya da yanıltıcı reklamla değil, sadece ve sadece işimizi yapıyor, ‘İt ürür, kervan yürür!’ diyorduk.

Yani o günkü düzenleyiciler, kılık kıyafet ya da bilgisiz ya da ilgisizlikten olacak bazı kişilerin etkisi altında hareket ediyorlardı.

Şimdi herhalde gerçekler daha yalın bir şekilde ortaya çıkmıştır.

*- Aldatılmaya alışmışız

Şimdi aynı durum biraz daha ileride örneğin Ayvalık’ta yaşanıyor.

‘Zeytin’ adı altında son yıllarda festivaller düzenleniyor sonra da kentten çok, bazı isimlerin ve markaların reklamlarının yapılması sağlanıyor.

Yok efendim villası şöyleymiş, ikramda şunlar varmış ya da ağırlayanlar şu markaları giyiyormuş…

Zeytincinin yani üreticinin sorunları ise 15-20 kişinin katılımıyla içe dönük bir şekilde konuşuluyor.

Yani medyada yer almıyor…

Önceki gün Vakıflar’ın bir satış mağazasını gezdim,

Fiyatlara baktım…

Süper!

Yani iyice fırlamış…

‘Müşteri’ yani ‘alıcı’ var mı? diye sordum örtülü kızımıza…

‘Olmaz mı?’ diye sordu…

Demek ki, insanımız güvenli bir liman istiyor…

*- Çağlak Festivali

Şimdi ikinci örneğe geleyim:

Akhisar Çağlak Festivali’ne!

Çağlak Festivali Akhisar’a özgü geleneksel bir bahar bayramı.

15. yüzyılda yaşamış bir Akhisar’lı olan Şeyh İsa’nın Çağlak Mesiresinin halk tarafından benimsenmesinde önemli rol oynadığı düşünülmekle birlikte, kültürümüzde önemli yeri olan Hıdrellez, Nevruz vb. gelenekleriyle büyük benzerlik gösteren yerel bir bayram.

*-  Başkanlar Hızlı ile Ergün’e iş düşüyor!

Geleneksel Çağlak Mesiresi son zamanlarda Akhisar Belediyesinin girişimleriyle bölgesel bir festival haline dönüştürüldü.

 Festival etkinliklerinde yer alan çeşitli oyun ve spor karşılaşmalarına ek olarak, kültür sanat etkinliklerine de yer veriliyor.

Festival boyunca Akhisar ve yöre halkı etkinliklere büyük ilgi gösteriyor.

Çağlak Mesiresinin başladığı gün Akhisar halkı geleneksel olarak sabahın erken saatlerinde hazırladıkları yiyecekleri de alarak, mesire alanlarına akın ederler. Akşama kadar yiyip, içilir.

Genç kız ve delikanlılar en yeni ve güzel elbiselerini giyerler.

Çeşitli etkinlikler, güreş ve cirit yarışmaları düzenlenir.

Tüccar ve çiftçiler mal ve ürünlerini açtıkları sergilerde satışa çıkarırlar. Gençler tanışma fırsatı bulurlar.

Ve bu festivali de yine bir zamanlar takip etmiştim.

Sanıyorum Belediye Başkanı Nuri Giyik davet etmişti.

Ve musahhih yani düzelticinin kurbanı olmuştuk, Başkan Nuri Giyik’in soyadı, ‘Geyik!’ olarak gazetemde çıkmıştı.

Nuri Bey de, şair Attila İlhan’ın adına verdiği önem kadar, soyadına büyük önem veriyor, ‘Benim soyadım Geyik değil, giyik!’ diyordu. Sonra şu açıklamayı yapıyordu:

‘Geyik boynuzlu!’

Son yıllarda;  Akhisar Zeytin Hasat Şenlikleri’nin takipçisiyim.

Sadece bu yıl aynı tarihte bir başka kentte olduğum için kalbimin kendileriyle birlikte olduğunu davet edenlere bildirdim.

Ancak şunu da söylemeden edemeyeceğim;

Büyük göç alan, büyüyen, sanayici Mustafa Alhat’ın belirttiği gibi İl Olma Hakkını çoktan hak eden Akhisar’da, özellikle gençlere ‘Çağlak’ sözcüğü bir şey ifade etmiyor.

Belediye Başkanı Salih Hızlı hatta Manisa Büyük Şehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün’e büyük iş düşüyor.

*- Antalya Kumluca domates yarışması…

Festival denilince aklıma ilk gelen isim Kumluca!

Bence Türkiye’de ‘festival’ kavramını duyuran ve birçok kentin turizmli birlikte önemli etkinlik olarak ele almasını sağlayan Kumluca oldu…

Yaklaşık 40 belki de 45 yıl önce Kumluca Muğla’nın Fethiye ilçesine bağlı bir uç köy idi.

Antalya’ya daha yakın idi.

Hatta seracılık bile Türkiye’de ilk başlayan köylerden biriydi.

Adını anımsayamıyorum Dursun olabilir.

Ve Türkiye’de belki de ilk kez o ‘Domates Festivali’ni başlattı. Çünkü domates tarlası halindeki köyden binlerce ton domates üretiliyor fakat halk bundan kazançlı çıkmıyordu.

Şimdi Antalyalı olan Kumlucalılar 7-8 yıldır bu eski geleneği belediye aracılığıyla yine yaşama soktular.

Bu yılki etkinliği dün televizyondan izleyince beni eskilere götürdüler.

Nostalji yapmamı sağladılar.

‘Domates Yeme Yarışması’na katılan kadınlarla çocukları görünce, ‘Bahar geldi!’ dedim.

Zaten Şubat 28 çekti ve 1 Mart’a yani takvime göre de artık Bahar günlerine, aylarına girmiş olduk.

Yine anımsıyorum;

Menemen’de ‘Şeftali’ biraz ilerisinde ‘Çilek Festivali’ yapılıyordu.

Bornova ve Buca’da Bağbozumu şenlikleri ünlü idi.

Kemalpaşa’daki ‘Kiraz Festivali’ son yıllarda Bornova ve Kiraz ilçelerinde de yapılıyor.

Genç olduğu için Bornova Belediye Başkanı Olgun Atila’ya anımsatayım:

Bornova’nın eski köylerinden Pınarbaşı’nda ‘Ayva ve Nar Festivali’ yapılırdı.

Şimdi orada ayva ve nar bahçeleri kalmadı gibi…

*- Türksüz Türk Köyü ve Türk Karnavalı!

Şimdi biraz uzaklara gedelim…

Hatta sınırlarımızı aşalım…

Belçika’nın Almanya sınırına yakın Faymonville Köyü’ne!

Bin kişilik bu köyde Türk Bayraklı bir festival yapıldı.

Bu ilk değil!

Yıllardır Türk köyü olarak bilinen ve karnaval tarihinde de Türklerin akın ettiği Faymonville kasabası Avrupa’daki Türkler tarafından biliniyor.

İki yıldır, azalan Türk simgelerinin karnavaldan tamamen kaldırılması tartışılıyor.

Liege bölgesindeki Türk köyü olarak bilinen Faymonville’de kutlanan karnavalın bundan sonra ‘Türk karnavalı’ olarak anılmama durumu olduğu ortaya çıktı.

Herhalde Türk yöneticiler buna bir çare bulacaktır.

Ellerinde Türk bayraklarıyla karnaval kortejlerine eşlik eden Türk vatandaşlarımız ise sıkıntılı durumdan habersiz olarak gelecek yıllarda daha fazla ilgi göstermeyi planlıyor.

‘Türksüz Türk Köyü’ olarak bilinen ve her yıl binlerce Türk vatandaşının akınına uğrayan Faymonville, bir rivayete göre;Haçlı seferlerine katılmadıkları için ‘Türk’ denildi.

En yaygın rivayete göre ise 16’ncı ve 17’nci yüzyıllarda, Osmanlı’ya karşı koymak için Kilise önderliğinde Avrupa’da toplanan vergilere katılmayı reddeden Faymonville köylüleri, Müslümanlarla ittifak yaptıkları gerekçesiyle ‘Türk’ olarak adlandırıldı.

Farklı bir kaynağa göre eski rejimde; Faymonville, Sourbrodt kasabası ile Rahip Prens Stavelot Malmedy’e bağlı olmayan tek Valon kasabası idi. Lüksemburg Dükasına bağlı olması sebebiyle rahiplerin Hristiyan olmayanlara karşı giriştikleri mücadelelerde onları desteklemiyor ve birçok mükellefiyetten kurtuluyorlardı.

Bu durumlarını kıskanan komşuları onlara bu sebepten ‘Türk’ adını takmışlardı.

*-

NOT: Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Seferihisar ilçe Müdürlüğü tarafından, ‘Geleneksel Şefketi Bostan Şenliği’ 04 Mart 2017 Cumartesi günü saat 12.00’de Seferihisar Orhanlı Mahallesi Piknik alanında düzenlenecek.

***-

GÜNCEL

Liseli müzisyenler yarışıyor

Karşıyaka Belediyesi tarafından geleneksel hale getirilen ‘Liselerarası Müzik Yarışması’nın finali 1 Mart Çarşamba (bugün) yapılacak.

Bostanlı Suat Taşer Açıkhava Tiyatrosu’nda, saat 17.00’de başlayacak final heyecanında, elemeleri geçen 10 okul, derece için yarışacak. İlk 3’e giren gruplara toplam 16 bin lira para ödülü dağıtılacak.

Ödül töreni saat 20.00’de yapılacak.

*- Açıklasınlar da görelim?

İktidara geldiği 2002 yılından bu güne dek memurluk güvencesini kaldırmayı planlayan mevcut hükümet, 657 sayılı devlet memurları kanununu değişikliğini yine gündeme getirdi

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, bu konuda bazı açıklamalarda bulundu, özetle memurluk güvencesinin kaldırılacağını, yerine performansa dayalı bir sistem getirileceğini, memurluk güvencesinin terör örgütlerini besleyen bir yapı arz ettiğini, 20 yıl sonrasını görebilen memurların darbe yaptıklarını ifade etti.

Şehsen, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından yıllar önce duyduğum günden beri desteklediğim bu yasaya Türkiye Kamu Sen İzmir İl Temsilcisi  Ahmet Doğruyol   gerekçelerle karşı olduğunu dün açıkladı.

Dün; Memur-Sen İzmir Yöneticileri de, referandumda ‘evet’ tercihiyle Türkiye genelinde yürütülecek çalışmalar kapsamında, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ve milletvekillerinin katılımıyla bir toplantı düzenleyeceklerini açıkladılar. AKP’li milletvekillerinin sözcüsü durumunda olan bu Memur- Sen Sendikası genel başkanı ile siyasete soyunan İzmirli yöneticilerinin bir ay sonra Meclise sunulacak, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nu, yani emekli oluncaya kadar devlet güvencesi altında kalmanın kaldırılacağı yasaya da benim gibi ‘evet’ demelerini bekliyorum. Bakalım ‘Can mı Canan mı?’ diyecekler, Kamu- Sen gibi mi hareket edecekler?

Bu arada bir anımsatma yapayım:

Geçen hafta Ankara Cumhuriyet Başsevcığı ‘Evet’ ve ‘hayır’ kampanyalarının sadece Siyasi Partiler tarafından sürdürülebileceğini açıkladı, yani Memurların ve sivil toplum kuruluşlarının değil!

***-

GICIK

*-  Kimse senin dalgalarla nasıl boğuştuğuna bakmaz, gemiyi limana getirip getirmediğine bakar.

*- Bir vatandaş günün mesajını şu şekilde vermiş, haklı galiba: ‘Hayat zenginlerden yana olabilir ama ölüm tarafsızdır.’

*-Bir insanın ar damarı ne zaman çatlar biliyor musunuz? Birinin gözyaşına sebep olduğu halde, sanki hiçbir şey olmamış gibi davranmaya başladığında.

*- Dış görüntün nasıl olursa olsun, içindeki iyi niyet, seni dünyanın en güzel insanı yapar.

*- Belki aslan ve kaplan kurttan daha güçlüdür, Fakat; hiçbir kurt sirkte soytarılık yapmaz.

*- Ayakta duracak halin yokken, hayatta duracak nedenlerin varsa, korkma! Düşmeyeceksin sen…

*- Şoför Dursun, ‘Hayatım boyuncu bu sapağı, ‘Günyüzü’ nu kaçırdım, hiç görmedim!’ diyerek , ‘Günyüzü’ yazılı bir trafik levhasını göndermiş.

*- Yolu bilmek ile yolu yürümek asla aynı şey değildir. Bazen tek yapman gereken; sevgiyle bakmak olduğunu anlarsın!

*- Esra Dereobalı, ‘Kendini af ettiğinde, dünya insanlığa zulmü bitirir’ diyor.

*-  Bir söz, bir davranış sizi sinirlendirse, rahatsız ettiyse içinize bir bakın; kime aynısın yapıyorsunuz?

*- Haset edenin huzuru, çabuk darılanın dostluğu ve yalancının yiğitliği olmaz.

*- Erol Akıncılar yazmış; ‘Kâinatta ilk işlenen günah; kibirdir. Yolda karton toplayıp, çöpten yemek yiyen insanlarla eşitiz. Kimse kendini bir şey sanmasın!’ diyor bazılarına…

*- Bir cümle yeter sözden anlayana, destan yazsan fark etmez laftan anlamayana!

*- Tayfur Göçmenoğlu söylüyor; ‘Geçimini mertçe kazanmaya çalış, nefsini alçaklıktan koru ki, fakir olsan bile şerefli kalasın…”

*- Hulusi Şenel, ‘Akıl verenlere değil, huzur verenlere ihtiyacımız olur!’ diyor.

**-

*- GÜNÜN SÖZÜ: Yağ yiyen köpek, tüyünden belli olur.

**-

*- PÜF NOKTASI: Bayatlamış ekmeklerin üzerine su serpin, folyo kağıdı ile sarın, 5-10 dakika fırınlayın. Böylece taptaze olacaktır. Uzmanları dinleyip, sakıncalı olduğunu düşünenler folyo kağıdı kullanmayabilir.

**-

*- GÜNCEL BURCUNUZ: Sağlığınıza dikkat edin, özellikle erken saatler ile akşamlara dikkat edin.  İş hayatınızdaki ufak tefek sorunları çözmeye çalışınız, 3 milyon emeklinin iş istediğini düşünerek görevinizi tam anlamıyla yapın. Ruh eşinizle karşılaşmaya hazır olun! Renginiz mor, sayınız ise 12!



Yaşar EYİCE
0532 781 95 18
Twitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın