50 Okunma

Medya bu kadar kör ve sağır olabilir mi? Seçim her şeyi unutturdu YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- Nerede para varsa, tarafsız denetim şart

*- Yangınlardan neden ders almıyoruz?

*- Su fakiriyiz ama bilmiyoruz!

Aradan neredeyse bir hafta geçti, hiçbir yayın organında görmedim.

Aslında konu hepimiz can ve mal emniyeti bakımından çok ilgilendiriyor.

Ne zaman bir siren sesi duysam içim gider?

‘Acaba kimin ya da kimlerin canı yandı’ derken dua da ederim.

Bu şimdilerde ambulans denilen cankurtaran da olabilir, bir polis aracı da ya da itfaiye de…

Son zamanlarda bir de sahtekarlar çıktı…

Trafikte ön sıralara geçmek ya da kendilerine yol açmak için sivil araçlara takılan sahte sirenlerler…

Hangi makamda olursa olsun, insanlara saygı göstermeyen bu tür adamların ‘çakar’ mı ne dedikleri bu sahte sirenlere kesinlikle karşıyım..

Nedense İzmir’de görmeye başladığımız bu tiplere, trafik polisi kardeşlerimiz de, bir şekilde saygı gösteriyorlar….

‘Sen kimsin?’ diyerek kenara çekmiyorlar…

Bun yapsalar eminim ki, büyük takdir toplarlar…

*-

Şunu unutmamak lazım;

‘Yangın değil, denetimsizlik can alır!’

Bu, Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İzmir Şubesi Yönetim Kurulu`nun sloganı…

Yaşamın her alanında ‘denetim’ şart!

Belediyeler de, resmi kurumlar da, odalar da, sivil kuruluşlar da…

Yani nerede aidat varsa, nerede para varsa mutlaka ve mutlaka denetim olmalı…

Ama iki kere ikinin dört ettiğini bilmeyen denetleme üyeleri, ne bileyim sendikalarda, kooperatiflerde, derneklerde önlerine getirilen sayfaları imzalayıp, hazurun adı verilen genel kurul üyelerinin önlerine ‘Her şey normal’ diye getirirlerse, kötü niyetli olabileceklerin ekmeklerine tereyağı sürerler.

Örneklerini biliyoruz.

*-

Kamuya açık binalardaki yangın haberlerin artması üzerine bu nedenle,

‘Yangın kaderimiz olmasın!’ diyoruz.

Öncelikle elektrik tesisatlarının standartlara ve yönetmeliklere uygun tesis edilmemesi, işletme ve bakımına da önem verilmemesinin kaçınılmaz olarak yangınlara neden olacağını biliyoruz.

Bir ay içinde aralarında İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi`nin, Bakırköy Adliyesi`nin, İstanbul Kadıköy`de özel bir okulun da yer aldığı çok sayıda yangın haberi yayınlandı.

Söz konusu yangınların kesin nedenleri düzenlenecek raporlar sonucunda anlaşılacak olmakla birlikte; elektrik tesisatı ve trafolara işaret ediliyor.

Önemli konulardan biri de; İşletmeye alırken tesisat kontrolü; bilgi sahibi ve deneyimli elektrik-elektronik mühendisleri tarafından yerine getirilmelidir.

Dikkat ettiyseniz, Adliye’de  nasıl tecrübeli hakim diyorsam, burada da ‘bilgi sahibi ve deneyimli’ sözcüklerinin altını dikkat çekmek için çiziyorum.

Kontroller sonucu oluşturulan raporlar sıradan evraklar gibi raflara kaldırılmamalıdır. Bu raporlarda tespit edilen eksiklikler ve hatalar hızla giderilmelidir.

Hastaneler başta olmak üzere tüm kamu binalarında tespit edilen eksiklerinin giderilmesi için ödenek ayrılmalıdır.

Alınan tüm önlemlere rağmen yangın çıkma olasılığına da hazır olunmalıdır.

Binalarda çıkacak yangınlara erken müdahale edilebilmesi için, teknolojik olarak en önemli güvenlik önlemleri arasında yangın algılama ve uyarı sistemleri gelmektedir.

Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelikte, 29 Haziran 2017 tarihinde Resmi Gazete`de yapılan değişiklikle; 2007`den önce yapı ruhsatı başvurusunda bulunan binalar; o tarihten önce tamamlanmış binalar gibi “mevcut yapı” statüsüne alınarak, muafiyet genişletilmiştir. Önlem alınmayacak bina sayısını artırmak yerine azaltacak düzenlemeler yapılmalıdır.

Geçmişte mevzuat eksikleri nedeniyle yeterli önlemler alınmadan tamamlanmış binalarda ek önlemler hayata geçirilmelidir.

Can güvenliği için alınacak önlemleri ‘kaynak israfı’ olarak gören anlayışla yalnız Elektrik Mühendisleri Odası değil bizlerin de destek ve mücadelesi gerekiyor.

Mevzuat eksiklikleri giderilmediği gibi ‘önlemsizliğin’ boyutu düzenli olarak büyütülüyor

Bu nedenle, Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Yönetim Kurulu başkan ve üyeleri gibi ben de, yurttaşlara, bina yöneticilerine, işletmecilere, hastane, yurt ve okul yönetimlerine ‘zorunlu’ olmasa da, ek önlem alma çağrılarını yayınlıyorum:

Yurttaşlar, can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla binalarındaki elektrik ve elektronik sistemlerin kontrol edilmesi ve eksiklerinin belirlenmesi için EMO İzmir Şubesinden de bilgi alabilirler.

*- Hepimizin sorunu!

Herhalde kendisini çaresizlik içinde hissediyor ki, son olarak bana mektup yazmış.

Her zaman ‘önce okuyucumuz ve vatandaşımızın sorunu’ dediğimiz için tatil günü olmasına rağmen konuya paylaşmak istiyorum.

Belki hatırlayan olur; Antalya’da ayrıldığı sevgilisi tarafından darp edilip, ölüm tehditleri almasına rağmen duruşma tarihi 7 ay sonraya verilen İ. Ö.’nün durumunu ne olacak?

*- Medya’da yer almıştı

Önce bir anımsatma yapayım:

Sevgilisi tarafından darp edilen, Mart ayından itibaren de ölümle tehdit edilmesinden dolayı 3 defa polis merkezine başvuran, son olarak da savcılığa suç duyurusunda bulunan İ. Ö.’nün açılan davaya 7 ay sonrası için duruşma günü verilmesine ‘O güne kadar bu erkek tarafından öldürülüp, öldürülmeyeceğimi ben bilmiyorum. Pekâlâ, sizler biliyor musunuz? Şikâyetlerime rağmen adalet bir şey yapmıyor!’ şeklindeki can güvenliği olmadığı açıklamaları çeşitli basın organlarında ve sosyal medyada yer almıştı.

*- Aslında devlet politikası

2012 yılında bizim de imzaladığımız ‘İstanbul Sözleşmesi’nde kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi alanında öncelikli olarak mağduru farklı şiddet türlerine karşı korumak için gerekli önlemlerin alınması, eğer mağdurun can güvenliği riski varsa mağdura güvenlik sağlanması, ikincil mağduriyetlerin önlenmesi ve mağdurlara kısa ve uzun dönem uzmanlık gerektiren özel destek hizmetlerinin sunulması, söz konusu sözleşmenin hükümleri belirlenirken esas alınan temel konulardı.

Yani  ‘kadına yönelik şiddetin önlenmesinin’ devlet politikası olması zorunluluğu getirildi.

Mağdurun saldırıya karşı hukuki yollara başvurmasını sağlayacak önlemlerin alınması, soruşturmaların ve yargı sürecinin tüm safhalarında mağdurların haklarını koruyacak tedbirlerin alınması, mağdurların, aileleri ve tanıklarca sindirilmeye çalışılması veya tekrar mağdur edilmeye karşı korunmalarını sağlayacak tedbirlerin alınması, mağdurun özel yaşantısını korumak için gerekli tedbirlerin alınması taraf devletlerce uyulması gereken yükümlülük.

Tehditten korunamamış bir kadın zarar gördüğünde etkin kovuşturma yapılmaması: cezasızlığa neden olan indirimler, serbest bırakmaların uygulanması kadınların ve ailelerinin zarar görmelerine, hem şiddet uygulayanlarla hem kurumlarla mücadele etmelerine neden oluyor. Uzaklaştırma erkekler için caydırıcı olmadığından kadınlar kendilerini güvende hissetmemekte ve devamlı korku ile yaşayarak sosyal hayattan kopma noktasına geliyorlar.

Bu bağlamda akla şu sorular geliyor: 

1- İ.Ö.’nün yapmış olduğu açıklamalarını ihbar kabul edip önlem alınmış mıdır?

2- Olayda adı geçen eski sevgili F.A. ’ya Türk Ceza Kanunu kapsamında etkin bir soruşturma açılmış mıdır?

Kadın dernekleri ise bu soruları çoğaltarak, bakanlıktan açıklama istiyorlar…

Konu ile ilgisi yok ama genelde bilmemiz gerekiyor:

3- 2010-2019 yılları arasında Bakanlık bünyesinde savcılıklara şiddet dolayısı ile başvuran kadın sayısı kaçtır?

4- 2010-2019 yılları arasında Türkiye genelinde savcılıklara şiddet dolayısı ile başvuran ve korunamadığı için yaşamını yitiren kadın sayısı kaçtır?

*- Bakan söylüyor…

Bilmeyenlere yine anımsatayım:

25 Kasım 2018 tarihinde ‘Kadına yapılan şiddet bütün insanlığa yapılan ihanettir. Hiçbir şekilde tolerans gösterilecek bir olay değildir’ açıklaması doğrudan bakan tarafından yapılmıştı.

Ayrıca; Bakanlık; yaklaşık 9 aydır,  Mağdur Hakları’ Kanun Teklifinin çalışması yapılıyor.

Başta kadınlar olmak üzere, tüm mağdurların adli süreçte yalnız olmadıklarını hissettirmeyi ve bu süreçte mağdurların her yönüyle desteklenmesini amaçlayan bir çalışma sürdürülüyor.

Yani üst yönetim de konuya sağır ve dilsiz değil…

 Bildiğim kadarıyla konunun takipçisi Serpil Kemalbay Pekgözegü… 

*- Hızlandırma şart!

Şiddet mağduru kadınların adalete erişiminde hukuki, kurumsal, ekonomik ve sosyokültürel olmak üzere, olası engelleri ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar hızlandırılmalı…

İkincisi,  Adli hizmet sunan kişiler için suç mağdurlarına yaklaşımda dikkat etmeleri gereken rehber ilkeler ve davranış kurallarını içeren ‘Mağdura Yaklaşım Kılavuzu’nun, görevli adli personelinin, uyumunun denetiminin yapılması…

Bu anlattıklarım sadece (İ.Ö) yü değil, tüm kadınları hatta erkekleri ilgilendiriyor.

Umarım artık şiddet yok denecek kadar azalır….

Sonuçta, bizden yardım ve destek istemeye kadar gelmez..

***-

GÜNCEL

*- Su fakiriyiz, artık bilelim!

Gülizar Biçer Karaca, ‘Orman ve su varlığımız açısından karanlık bir dönemdeyiz. Ormanlar talan ediliyor, Türkiye  ‘su fakiri’ ülke haline getiriliyor!’ diyerek şu bilgiyi verdi:

‘Anayasa ile korunan ormanlar yasa değişiklikleriyle yok ediliyor. Fidan dikmek çare değil. Su varlığımız ciddi bir kirlilik tehdidi altında. Sorunun nedeni olanlar çözüm üretmeye yanaşmıyor.’

2001-2017 yılları arasında Türkiye’nin 425 bin hektar ağaç örtüsünü kaybettiğine dikkat çeken  Biçer Karaca, bu rakamın 2000 yılındaki toplam ağaç örtüsüne göre yüzde 4.2’lik bir düşüş anlamına geldiğine dikkat çekti.

Topraklarımızın, suyumuzun ve havamızın sigortası olan, yüzlerce çeşit canlıya ev sahipliği yapan ormanlarımızın son yıllarda yasal düzenlemelerle büyük bir yıkıma uğratıldığı da ileri sürülüyor.

Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözünü unutmamamız lazım;

‘Bir şahsın yaşadıkça memnun ve mutlu olması için lazım gelen şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmasıdır.’

*- ÖTV ve KDV indirimi açıklaması!

Otomotiv sektörü için hayati önem taşıyan ÖTV ve KDV indirimleri, Resmi Gazete’de yayımlanan kararla 30 Haziran 2019 tarihine kadar uzatıldı.

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Otomotiv Sanayii Derneği  Başkanı Haydar Yenigün, ‘Kasım ayından itibaren devreye alınan ÖTV ve KDV indirimleri, devam eden 5 aylık süreçte pazar daralmasını azaltıcı bir etki yaratmıştı.

Bizler, seçimden sonra ekonomideki genel gidişatın daha iyi olacağını öngörmekteydik.

Seçimlerden hemen önce gelen ÖTV ve KDV indirimlerinin uzatılması kararı bu öngörümüzü daha da kuvvetlendirdi’  diye konuştu.

*— 
Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comve yeyice@mynet.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın