Buradasınız
Anasayfa > Genel > *- LEZZETİ DE ÇALIYORLAR / YAŞAR EYİCE

*- LEZZETİ DE ÇALIYORLAR / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

İstanbul’un tanınmış pastanelerinden biri de ‘Beyaz Fırın!’

Yıllardır müşterisi sayılırım.

Bir de kendisi gibi Kara Fırın!…

Gençliğimizde ‘Saray Muhallebi’ vardı.

Maça geldiğimizde İstiklal Caddesi’nde mutlaka uğrar, muhallebi ile poğaçamızı keyifle tabii ki lezzetle yerdik.

Beyaz Fırın’ın Kanyon’daki pastanesine abartısız son 15 günde 4-5 kez gittim.

Birincisi süslü püslü, ‘Al beni, ye beni!’ diyor…

Fiyatlar hem el hem cep yakacak cinsten diğer sıradan pastanelere rağmen…

Müşteri sırada, kuyrukta bekliyor…

Aklıma bir zamanlar tanınmış bir hastanenin basın ve halkla ilişkiler sorumlusu Mevlüt isimli arkadaşım geldi.

Bir gün, ‘Mevlüt, şu doktorun vizit ücreti şu kadar, bir başka daldaki bir başka doktorun ise çok daha fazla, neden?’ diye sormuştum.

Yanıt düşündürücüydü:

‘O branşa ve o doktora büyük rağbet var! Bu yüzden, yönetim fiyatı arttırıyor!’

Nasıl olsa ‘kuzular!’ çok…

Bir zamanlar hem SSK’da hem de özel hastanede çalışan bir dahiliye uzmanı vardı.

Hadi ona bir isim verelim:

Örneğin ‘Dr. Rıza!’ olsun…

Özellikle ‘sosyete’ dediğimiz kesimden, yani paralı hastaları çok fazla idi…

Doktor ‘seçici’ davranıyor muydu, tam anımsamıyorum….

Ama yürüyüşlerindeki o mağrur halini unutmuyorum…

Bir gün meslektaşına sordum, ‘Bu nasıl oluyor?’ diye ve devam ettim:

‘Gazete ilanlarında teşekkürden geçilmiyor!’

Ama ne teşekkürler?

‘Annemizi, babamızı rahat öldürdü!’ diye…

Tabii böyle ilan yoktu, ama hastanede ilgisinden söz ediliyor, teşekkür ediliyordu.

Bir zamanlar, yani o zamanlar, bazı gazeteler sırf ‘Eş dosttan’ yani ‘Öbür dünyaya gönderdiklerimizden’ haberimiz olsun diye satılırdı.

Zaten ekmek, gazete ve dolmuş fiyatı aynı idi:

25 kuruş…

Bu durum, bozuk para durumu 100 kuruşa, bir liraya kadar sürdü ve makas açıldı.

Şimdi her şey tutarsız ve hesapsız…

Yani Doktor Rıza’nın adı böyle hep ölüm ilanlarında adı geçiyordu, bunu anımsattım doktor arkadaşıma o da yanıt olarak gülmüştü?

Artık yediklerimiz göz zevkimizi okşuyor ama sokak lezzetlerinin bile onda biri yok!

Yemek yarışlarında bile görmüyor musunuz?

Şefler, ‘Tabağı süsle!’ diyorlar…

Geleneksel tatlar da kalmadı…

Fiyatlar ise tavan yapıyor!

*- AKIL İŞTE!

Hiç unutmuyorum;

Aynı zamanda belediye meclis üyesi bir fırıncılar odası başkanı zamanın büyükşehir belediye başkanına, ‘Başkanım geçinemiyoruz!’ diyerek, sohbet arasında zam isteklerini anlatıyordu.

Ben de yanlarındaydım…

Hatta bu konuyu önceki zamanlarda isim ve mekan vererek yazmıştım.

Başkan ‘Olmaz!’ dedi ama yol gösterdi:

‘Değişik isimlerle yeni ürünler çıkarın, vitrinlerinize raflarınıza koyun, kazancınızı katlayın!’

O güne kadar fırınlarda bir iki çeşit ekmek biliyorduk.

Ve ekmek çeşitlerinden tutun da, bin bir çeşit unlu mamüller yaşamımızda yer almaya başladı.

Ama fırıncıların bu atağı, bu kez pastanelerle aralarını açtı.

‘Bizim işimize karışmayın!’ dediler…

Bir şekilde iş tatlıya bağlandı…

Güçlü olan kazandı…

Mahallelerde, köşelerde kıyılarda bazı dededen kalma fırınlar hala ayakta kalmaya çalışıyor.

Kendini yenileyen, taze para bulan, reklamını iyi yapan kazanıyor…

Ne yazacaktım, neleri anımsadım?

Şu meşhur Beyaz Fırın’da saat 11.00’de gittiğimde, istediğim börek çeşidi yoktu.

‘Kalmadı!’ dediler.

Saat 13.00’de gittim, yine yoktu…

Yine bitmişti!

Son gittiğim ise İzmir yolculuğu öncesi saat 17.00 cıvarındaydı…

Yine yoktu!

Garsona, ‘Demek ki, bu ürün satılıyor, neden müdürünüze ve üst yönetimi bildirmiyorsunuz? Bir tava geleceğine  iki tava gelir. Bitenin yeri doldurulur…’ dedim…

Benim bu söylediklerimi duydunuz mu?

Beyaz Fırın ve böyle darphane gibi çalışan işyerlerinin ve yöneticilerinin umurunda mı?

Garson  işi özetlemişti:

‘Zaten biraz sonra tezgah kapanacak!’

Nasılsa o yoksa, bu var!

Ben de bu sisteme kandım!

‘Tezgahta açma duruyordu, harika görünümüyle!…’

Çayımla söyledim…

Bir lokma aldım, ‘Aldanmışım!’ dedim.

Ne lezzet var, ne de tat…

Yavan bir şey!

Bunları kontrol imkanı yok…

Belki Tarım Bakanlığına bağlı bazı birimler vardır…

Onlar da masalarından kalkmazlar…

Tadım uzmanları nasıl var?

Özellikle gıda ürünü satan yerlerde de olmalı…

Yeterli ve sağlıklı ürünleri yoksa, gereken cezalar yazılmalı…

Ama nasıl okkalı fiyat alıyorlarsa bir tutam yiyecekten, aynı şekilde olmalı ki, ‘Yandım!’ dedirtmeli…

Bu kadar önemli sorunun içinde, millet ekmek almakta zorlanırken, ben de kalkmış önünden geçerken neredeyse düğme ilikleyecek olduğumuz bu lüks ve pahalı vitrin güzeli işyerlerinden söz ediyorum…

Hayal görüyor olmalıyım…

Emekliden sabah 15 akşam 20 lira çay parası alıp çarpana bile bir şey yapamadığımız bir zamanda yazdıklarım normal olabilir mi?

Dünya reklam dünyası…

Bir de parası olanın…

*- İZMİR’DE YOLU ŞAŞIRIRSINIZ

20 milyonluk mega kent İstanbul’da yaşayanlar da, benim gibi gidip gelenler de bilir.

İstanbul’a ilk kez gitseniz ve araç kullanıyor olsanız bile, istediğiniz noktaya kadar, trafik levhaları sayesinde çok rahatça ve kimseye sormadan ulaşırsınız.

Köklü İzmirli olarak İzmir için aynı sözü söyleyemem.

Ben bile şaşırıyorum.

Hiç unutmuyorum, çok yıllar önce Aydın’a Aydınspor maçına gitmiştik.

Aracımızı da rahmetli Tuncay Attila kullanıyordu.

Karabağlardan girişte, bir baktık Yüksel Çakmur bize el sallıyor.

Meğer Konak yönüne gideceğimize Buca’ya girmiş, gitmişiz…

Şimdi Mustafa Kemal Sahil Bulvarı’ndan Çeşme yönüne gidin…

Mutlaka hala üst köprü geçişinin yapılacağı (!) noktada şaşırırsınız.

Ya da Balçova’dan Havaalanına gitmeye çalışın bakalım, şaşırıp şaşırmayacak mısınız?

En basiti, okuyucularımdan Ali Kıray bile kaç kez uyarmıştı, ‘Kaymakamlık!’ uyarı tabelaları ve İzmirspor metrosundaki tabela hatalarını…

Neden?

Ne ölçüler nizami, ne de uyarı zaman ve uzaklıkları, yükseklikleri..

Görüş açıları hesapsız…

Ama reklamda üzerimize yok!

Az önce şöyle duyuru yaptılar:

‘İzmir Büyükşehir Belediyesi yılda 15 bin trafik levhası monte ediyor!

İzmir Büyükşehir Belediyesi, yaya ve yolcu güvenliği için çalışmalarını sürdürüyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanlığı Trafik Hizmetleri Şube Müdürlüğü’ne bağlı Mürselpaşa Trafik Hizmetleri Yerleşkesi’nde bulunan atölyede, trafik levhası üretimi yapılıyor. İzmir il sınırları içinde, Karayolları sorumluluk alanlarındaki yollar hariç 30 ilçe ve köy yollarına yeni levha takılıyor ya da eskiyenler değiştiriliyor.

Yurttaşlar, muhtarlar, kamu kurum ve kuruluşlarından gelen talepler de değerlendirilerek üretim yapılıyor.

Trafik Hizmetleri Şube Müdürlüğü ekipleri ayda bin 250, yılda ise 15 bin levha montajı yapıyor.

*-

*- LEZZETİ DE ÇALIYORLAR / YAŞAR EYİCE
*- LEZZETİ DE ÇALIYORLAR / YAŞAR EYİCE

Yaşar EYİCE
Twitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311
 

Bir yanıt yazın

Top