Korku her tarafımız sardı / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- Korku her tarafımız sardı

‘ABD’de virüs korkusu yüzünden acil servise gidenler azaldı!’

Haber böyle!

Haberin girişini okuyalım:

ABD’de Corona salgınının ilk aylarında kalp krizi gibi hayati tehlikesi bulunan hastalıklar sebebiyle acil servislere başvuranların sayısında salgından önceki döneme göre düşüş yaşandığı belirtiliyor.

Hastaların virüs korkusu sebebiyle hastaneye başvurmaktan kaçınmış olabileceğine dikkat çekiliyor…

Yalnız orada mı?

Bizde değil mi?

Nedenini söyleyeyim:

Korkudan…

Zaten ‘korku’ bizim hayatımın her anında var…

Daha önceki gün, İstanbul’daki ‘Hortum’ ile ‘sel felaketini’ medyadan okumuş, görüntülerini görmüşsünüzdür.

Evlerinin çatısının uçtuğunu görün çocuk, ‘Korkuyorum’ diye ağlıyor…

Diğerleri de öyle…

Ya Bodrum katında odanın tepesine kadar sel sularıyla dolan, nefes alabilmesi için vatandaşların uzattığı hortum ile nefes almaya çalışana ne demeli?

Herhalde kalbinin sesi o an ona davul sesi gibi geliyordur.

Korku her zaman her an birileri tarafından kullanılır.

Özellikle siyasetçiler, devletler…

Buna ‘korku imparatorluğu’ deniliyor…

*- En basitinden

Rüzgarlı bir gecede, camlara sürtünen ağaç dallarından korkmuş herkesin de itiraf edeceği gibi, korku merkezimiz, mantıklı düşünme merkezimizden daha güçlüdür.

Newsweek dergisi bunu şu şekilde açıklıyor.

‘Amigdala, beynin daha üst bölgelerine çok sayıda bağlantıyla bağlıdır.

Nöronlar amigdaladan neokorkortekse tek yönlü bir trafik taşır.

Ancak korteksten amigdalaya doğru olan bağlantı sayısı çok azdır.

Bu da amigdaların mantıklı ve düşünceli korteksin ürünlerine baskın çıkmasına yol açıyor.

Ucla’dan nörolog Michael Fanselow da şöyle diyor:

‘Korku, mantıktan çok ama çok daha güçlüdür…

Bizi yaşamdan tehditlere karşı korumak üzere evrimleşmiştir.

Ve evrimsel açıdan bundan daha önemli hiçbir şey yoktur.

*- Sağlıklı düşünemeyiz

Sol eğilimli siyasi site Daily Kos’ta çıkan yazıda siyasi korku tellallığına dair şöyle deniliyor:

‘Bir tehdit algılandığında vücut, otomatik moda geçer.

Beyne giden kan akışı vücudun diğer kısımlarına yönlendirilir.

Solunum sistemi de beyne giden kan akışını azaltır.

Ve bu da, kişinin sağlıklı düşünmemesine yol açar.

Bir başka deyişle, kişinin beynine giden kanın azalması, kelimenin tam anlamıyla onu aptallaştırır.

Dahası;

‘Genişletilmiş Paralel Proses Modeli’ adlı akademik bir araştırma, korku mesajlarına maruz kalan kişilerin, bu mesajlarında önerilen tepkileri dikkatle düşündüğünü ve daha sonra tehlikeyi nötralize etmek için ikna mesajının önerisini yerine getirdiğine söylüyor.

Çok açıktır ki korku, güçlü bir ikna aracıdır.

Siyasiler gibi, reklamcı ve pazarlamacılar da bunu çok iyi bildiğinden ve sonuna kadar sömüreceklerinden asla hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Uluslar arası pazarlama dünyası bize antidepresan  ilaçlardan tutun da, diş ipinden çamaşır deterjanına, hırsız alarmından cep telefonuna,  şişe sudan pizza hamuruna kadar her türlü malı satmak için korkutma taktiğini kullanırlar.

Biz bile çocuklara ne deriz?

‘Seni polis amcaya veririm!’

Çok eskiden kalma bir termos ilanını anımsıyorum.

İlanın altında unutamadığım şu slogan yazıyordu:

‘Süte düşmüş bir sinek, bebeğinizi mezara gönderebilir!’

Bir tane de siyasetten vereyim:

‘Bu kış komünistler gelebilir!’

Şaka değil gerçek bunlar, tabi biraz hafiflettim…

*- Sıralamaya göre…

Bizi bu aralar neler korkutuyor?

Bir sürü şey!

Birçoğumuz ekonomik krizden, işimizi kaybetmekten, konut kredimizi ödeyememekten korkuyoruz…

Eşimizin ya da sevgilimizin bizi terk etmesinden korkuyoruz…

Yalnızlıktan, arkadaşsız kalmaktan korkuyoruz!

Bazı konularda yetersiz kalmaktan da korkuyoruz!

Kanser olmaktan, uçağa binmekten, araba kullanmaktan korkuyoruz…

Teröristlerden, küresel ısınmadan tabii ki, en başta söylediğim gibi şu koronavirüsten korkuyoruz!

Yediğimiz  etteki E. Coli bakterisinden, sütümüzdeki hormonlardan, balıktakı cıvadan…

Virüslerin bilgisayarımıza ve suyumuza bulaşmasına korkuyoruz…

Deprem korkusunu, kaçırılma korkusunu, ameliyat korkusunu…

Dana neler, neler?

‘Korkmuyorum’ diyenlere sakın inanmayın…

Mutlaka bir yerimiz, bir şeylerden korkar…

Ve bundan yararlanan insanlar her zaman vardır…

*-

GÜNCEL

*- Altıntepe’de su taşkını olmayacak

Menderes Belediyesi tarafından Altıntepe Mahallesi’nde gerçekleştirilen çalışmalar ile su taşkını sorunu ortadan kaldırılıyor.

Gerçekleşen hizmetle ilgili açıklamada bulunan Menderes Belediye Başkanı Mustafa Kayalar, ‘Altıntepe mahallemizde su taşkını sorununu çözüyoruz. Toplam 1 kilometrekarelik alanı kapsayan hizmetimiz ile mahallemizin eksik kalan sokaklarında yağmur suyu kanalı çalışmalarını tamamlıyoruz. Dar olan sokaklarda da yol genişletme ve beton boru döşeme çalışmalarımız sürüyor. Fen işleri müdürlüğümüz tarafından sürdürülen çalışmalar ile Altıntepeli hemşehrilerimiz yıllardır beklenen hizmete kavuşmuş oldu. Hemşehrilerimizin istek, talep ve önerilerini dikkate alarak, ilçemizin her mahallesine eşit hizmet anlayışıyla çalışmalarımıza devam edeceğiz’ dedi.

*- Esnafa desteğe tam gaz devam

 Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, Gültepe’de şoför esnafıyla bir araya gelerek şoförlerin yaşadığı sıkıntıları dinledi. Pandemi sürecinde gıda kolisi, araçların ve durakların dezenfektasyonu ve Ramazan ayında iftar menüsü gibi desteklerle esnafın yanında yer alan Batur,  normalleşme sürecinde de esnafın yanında olacaklarını söyledi.

Gültepe’de esnaf odalarını ziyaret eden Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, pandemi sürecinde olduğu gibi normalleşme sürecinde de esnafın yanında olacaklarının sözünü verdi.

*-  Karaciğer nakli yapıldı

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde, Covid-19 salgını sebebiyle ertelenen tedavi ve ameliyatlara, normalleşme süreciyle birlikte yeniden başlandı.

Pandemi sürecinde, Ege Üniversitesi Organ Nakli Uygulama ve Araştırma Merkezinde ilk karaciğer nakli yapıldı. 

64 yaşındaki Meryem İmrek, EÜ Tıp Fakültesi Hastanesinde Organ Nakli Bölümü Karaciğer Nakli Sorumlusu Prof. Dr. Murat Zeytunlu ve Doç. Dr. Alper Uğuz tarafından gerçekleştirilen ameliyatla, normalleşme sürecinde hastanede nakil yapılan ilk hasta oldu.

*-  Rus kanalı IZ.RU TV’ye konuştu

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Rusya Federasyonu’na bağlı Başkurdistan Cumhuriyeti Hükümeti ev sahipliğinde 30 Haziran tarihinde çevrimiçi yapılacak ‘Geleceğin Ülkesi Avrasya’nın Kalbinden Bir Bakış’ konulu Birinci Uluslararası Kentsel Forumu öncesi ünlü Rus   İzvestiya’nın da bağlı olduğu yayın grubuna ait IZ.RU TV’ye konuştu. Yelena Lihomanova moderatörlüğündeki yayında Başkan Tunç Soyer, ‘Pandemi bize doğayla uyum içinde yaşamamız gerektiğini gösterdi. Doğayı korumak ve onu en önemli varlığımız olarak kabul etmeliyiz. Eğer doğa hasta ise biz iyi olamayız. Diğer önemli konu da hijyen. Kentimizin temiz ve güvenli olduğunu diğer ülkelere, turistlere göstermeliyiz. Gastronomi, turistik değerler, tarih ve kültür alanlarında turizmi geliştirmek için çalışmalarımız sürüyor.

Ancak pandemi süreciyle beraber ilk önceliğimiz kentimizin güvenli olduğunu göstermek.

Bundan sonraki süreçte kentlerde sivil toplum kuruluşlarının, hükümetin, belediyelerin ve özel sektörün birlik içinde hareket etmesi gerekiyor. Artık dayanışma çok daha önemli hale geldi’ dedi.

Toplantıya Başkurdistan Cumhuriyeti Devlet Başkanı Yardımcısı Aleksandr Sidyakin, İtalya Venoto kenti Minerbe Belediye Başkanı Andrea Girardi, Moskova Üniversitesi Kentsel Çalışmalar Başkanı Sergey Kapkov da katıldı.

*-

YAŞAR EYİCE

*- Korku her tarafımız sardı

‘ABD’de virüs korkusu yüzünden acil servise gidenler azaldı!’

Haber böyle!

Haberin girişini okuyalım:

ABD’de Corona salgınının ilk aylarında kalp krizi gibi hayati tehlikesi bulunan hastalıklar sebebiyle acil servislere başvuranların sayısında salgından önceki döneme göre düşüş yaşandığı belirtiliyor.

Hastaların virüs korkusu sebebiyle hastaneye başvurmaktan kaçınmış olabileceğine dikkat çekiliyor…

Yalnız orada mı?

Bizde değil mi?

Nedenini söyleyeyim:

Korkudan…

Zaten ‘korku’ bizim hayatımın her anında var…

Daha önceki gün, İstanbul’daki ‘Hortum’ ile ‘sel felaketini’ medyadan okumuş, görüntülerini görmüşsünüzdür.

Evlerinin çatısının uçtuğunu görün çocuk, ‘Korkuyorum’ diye ağlıyor…

Diğerleri de öyle…

Ya Bodrum katında odanın tepesine kadar sel sularıyla dolan, nefes alabilmesi için vatandaşların uzattığı hortum ile nefes almaya çalışana ne demeli?

Herhalde kalbinin sesi o an ona davul sesi gibi geliyordur.

Korku her zaman her an birileri tarafından kullanılır.

Özellikle siyasetçiler, devletler…

Buna ‘korku imparatorluğu’ deniliyor…

*- En basitinden

Rüzgarlı bir gecede, camlara sürtünen ağaç dallarından korkmuş herkesin de itiraf edeceği gibi, korku merkezimiz, mantıklı düşünme merkezimizden daha güçlüdür.

Newsweek dergisi bunu şu şekilde açıklıyor.

‘Amigdala, beynin daha üst bölgelerine çok sayıda bağlantıyla bağlıdır.

Nöronlar amigdaladan neokorkortekse tek yönlü bir trafik taşır.

Ancak korteksten amigdalaya doğru olan bağlantı sayısı çok azdır.

Bu da amigdaların mantıklı ve düşünceli korteksin ürünlerine baskın çıkmasına yol açıyor.

Ucla’dan nörolog Michael Fanselow da şöyle diyor:

‘Korku, mantıktan çok ama çok daha güçlüdür…

Bizi yaşamdan tehditlere karşı korumak üzere evrimleşmiştir.

Ve evrimsel açıdan bundan daha önemli hiçbir şey yoktur.

*- Sağlıklı düşünemeyiz

Sol eğilimli siyasi site Daily Kos’ta çıkan yazıda siyasi korku tellallığına dair şöyle deniliyor:

‘Bir tehdit algılandığında vücut, otomatik moda geçer.

Beyne giden kan akışı vücudun diğer kısımlarına yönlendirilir.

Solunum sistemi de beyne giden kan akışını azaltır.

Ve bu da, kişinin sağlıklı düşünmemesine yol açar.

Bir başka deyişle, kişinin beynine giden kanın azalması, kelimenin tam anlamıyla onu aptallaştırır.

Dahası;

‘Genişletilmiş Paralel Proses Modeli’ adlı akademik bir araştırma, korku mesajlarına maruz kalan kişilerin, bu mesajlarında önerilen tepkileri dikkatle düşündüğünü ve daha sonra tehlikeyi nötralize etmek için ikna mesajının önerisini yerine getirdiğine söylüyor.

Çok açıktır ki korku, güçlü bir ikna aracıdır.

Siyasiler gibi, reklamcı ve pazarlamacılar da bunu çok iyi bildiğinden ve sonuna kadar sömüreceklerinden asla hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Uluslar arası pazarlama dünyası bize antidepresan  ilaçlardan tutun da, diş ipinden çamaşır deterjanına, hırsız alarmından cep telefonuna,  şişe sudan pizza hamuruna kadar her türlü malı satmak için korkutma taktiğini kullanırlar.

Biz bile çocuklara ne deriz?

‘Seni polis amcaya veririm!’

Çok eskiden kalma bir termos ilanını anımsıyorum.

İlanın altında unutamadığım şu slogan yazıyordu:

‘Süte düşmüş bir sinek, bebeğinizi mezara gönderebilir!’

Bir tane de siyasetten vereyim:

‘Bu kış komünistler gelebilir!’

Şaka değil gerçek bunlar, tabi biraz hafiflettim…

*- Sıralamaya göre…

Bizi bu aralar neler korkutuyor?

Bir sürü şey!

Birçoğumuz ekonomik krizden, işimizi kaybetmekten, konut kredimizi ödeyememekten korkuyoruz…

Eşimizin ya da sevgilimizin bizi terk etmesinden korkuyoruz…

Yalnızlıktan, arkadaşsız kalmaktan korkuyoruz!

Bazı konularda yetersiz kalmaktan da korkuyoruz!

Kanser olmaktan, uçağa binmekten, araba kullanmaktan korkuyoruz…

Teröristlerden, küresel ısınmadan tabii ki, en başta söylediğim gibi şu koronavirüsten korkuyoruz!

Yediğimiz  etteki E. Coli bakterisinden, sütümüzdeki hormonlardan, balıktakı cıvadan…

Virüslerin bilgisayarımıza ve suyumuza bulaşmasına korkuyoruz…

Deprem korkusunu, kaçırılma korkusunu, ameliyat korkusunu…

Dana neler, neler?

‘Korkmuyorum’ diyenlere sakın inanmayın…

Mutlaka bir yerimiz, bir şeylerden korkar…

Ve bundan yararlanan insanlar her zaman vardır…

*-

GÜNCEL

*- Altıntepe’de su taşkını olmayacak

Menderes Belediyesi tarafından Altıntepe Mahallesi’nde gerçekleştirilen çalışmalar ile su taşkını sorunu ortadan kaldırılıyor.

Gerçekleşen hizmetle ilgili açıklamada bulunan Menderes Belediye Başkanı Mustafa Kayalar, ‘Altıntepe mahallemizde su taşkını sorununu çözüyoruz. Toplam 1 kilometrekarelik alanı kapsayan hizmetimiz ile mahallemizin eksik kalan sokaklarında yağmur suyu kanalı çalışmalarını tamamlıyoruz. Dar olan sokaklarda da yol genişletme ve beton boru döşeme çalışmalarımız sürüyor. Fen işleri müdürlüğümüz tarafından sürdürülen çalışmalar ile Altıntepeli hemşehrilerimiz yıllardır beklenen hizmete kavuşmuş oldu. Hemşehrilerimizin istek, talep ve önerilerini dikkate alarak, ilçemizin her mahallesine eşit hizmet anlayışıyla çalışmalarımıza devam edeceğiz’ dedi.

*- Esnafa desteğe tam gaz devam

 Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, Gültepe’de şoför esnafıyla bir araya gelerek şoförlerin yaşadığı sıkıntıları dinledi. Pandemi sürecinde gıda kolisi, araçların ve durakların dezenfektasyonu ve Ramazan ayında iftar menüsü gibi desteklerle esnafın yanında yer alan Batur,  normalleşme sürecinde de esnafın yanında olacaklarını söyledi.

Gültepe’de esnaf odalarını ziyaret eden Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, pandemi sürecinde olduğu gibi normalleşme sürecinde de esnafın yanında olacaklarının sözünü verdi.

*-  Karaciğer nakli yapıldı

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde, Covid-19 salgını sebebiyle ertelenen tedavi ve ameliyatlara, normalleşme süreciyle birlikte yeniden başlandı.

Pandemi sürecinde, Ege Üniversitesi Organ Nakli Uygulama ve Araştırma Merkezinde ilk karaciğer nakli yapıldı. 

64 yaşındaki Meryem İmrek, EÜ Tıp Fakültesi Hastanesinde Organ Nakli Bölümü Karaciğer Nakli Sorumlusu Prof. Dr. Murat Zeytunlu ve Doç. Dr. Alper Uğuz tarafından gerçekleştirilen ameliyatla, normalleşme sürecinde hastanede nakil yapılan ilk hasta oldu.

*-  Rus kanalı IZ.RU TV’ye konuştu

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Rusya Federasyonu’na bağlı Başkurdistan Cumhuriyeti Hükümeti ev sahipliğinde 30 Haziran tarihinde çevrimiçi yapılacak ‘Geleceğin Ülkesi Avrasya’nın Kalbinden Bir Bakış’ konulu Birinci Uluslararası Kentsel Forumu öncesi ünlü Rus   İzvestiya’nın da bağlı olduğu yayın grubuna ait IZ.RU TV’ye konuştu. Yelena Lihomanova moderatörlüğündeki yayında Başkan Tunç Soyer, ‘Pandemi bize doğayla uyum içinde yaşamamız gerektiğini gösterdi. Doğayı korumak ve onu en önemli varlığımız olarak kabul etmeliyiz. Eğer doğa hasta ise biz iyi olamayız. Diğer önemli konu da hijyen. Kentimizin temiz ve güvenli olduğunu diğer ülkelere, turistlere göstermeliyiz. Gastronomi, turistik değerler, tarih ve kültür alanlarında turizmi geliştirmek için çalışmalarımız sürüyor.

Ancak pandemi süreciyle beraber ilk önceliğimiz kentimizin güvenli olduğunu göstermek.

Bundan sonraki süreçte kentlerde sivil toplum kuruluşlarının, hükümetin, belediyelerin ve özel sektörün birlik içinde hareket etmesi gerekiyor. Artık dayanışma çok daha önemli hale geldi’ dedi.

Toplantıya Başkurdistan Cumhuriyeti Devlet Başkanı Yardımcısı Aleksandr Sidyakin, İtalya Venoto kenti Minerbe Belediye Başkanı Andrea Girardi, Moskova Üniversitesi Kentsel Çalışmalar Başkanı Sergey Kapkov da katıldı.

*- Bornovalı Balı marka olacak

Bornova Belediye Başkanı Dr. Mustafa İduğ’dan Bornovalı arıcılara tam destek geldi.

Bornova Arıcılar Derneği Başkanı Ali Bayık ve yönetim kurulu üyeleri Bornova Belediye Başkanı Dr. Mustafa İduğ’u ziyaret ederek yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Bornova İkiz Göller bölgesindeki 300 dönümlük alanın “Bal Ormanı” olarak Orman Genel Müdürlüğü’nce kendilerine tahsis edildiğini söyleyen Bayık, arıcılığa Bornova Belediyesi’nin verdiği eğitimlerle başladığını vurgulayarak destekleri nedeniyle Bornova Belediyesi’ne teşekkür etti.

*- Hobi değil, ekonomik değer

Bornova Belediyesi olarak tarımsal kalkınmayı desteklemek amacıyla her yıl arıcılık kursu düzenlediklerini hatırlatan Başkan İduğ, “Teorik eğitimlerimizin yanı sıra Kayadibi Mahallesi’nde 22.5 dönümlük alanda oluşturduğumuz arılıkta pratik eğitimler veriyoruz.

Popülasyonu arttırmak amacıyla araziyi arı otu çiçekleriyle de zenginleştirdik ama bunu hobinin ötesine taşımalı, arıcılığı ekonomik bir değer olarak Bornovamıza kazandırmalıyız.

Bunun içinde Bornova balının üretimi kapasitesini arttırıp marka haline getirmemiz gerekiyor. Çiçekliköy’den Manisa’ya doğru uzanan 1.100 dönümlük bölge Bal Ormanı için çok uygun. Üreticimize her türlü desteği vermeye hazırız” dedi.

*- Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nı denizde kutluyor

İzmir’in markalaşan sahil beldesi Sığacık’ın kalbi haline gelen yat limanı Teos Marina, 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nı denizde Kurtalan Ekspres konseri ile kutluyor.

Son 3 yıldır gelenekselleşen “Teos Marina Perşembe Konserleri” adıyla marinanın çarşısında halka açık ücretsiz konserler serisi ile adından sıkça söz ettiren Teos Marina, Covid-19 Salgın günlerinde toplum sağlığına verdiği önem ve sosyal mesafe kuralları gereği bu yıl eğlenceye yeni bir boyut kazandırarak sezonun ilk konserini 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nda denizde düzenliyor.

Marinanın ortasında 1 Temmuz Çarşamba akşamı saat 21.30’da gerçekleştirilecek Kurtalan Ekspres grubu ile sosyal mesafeli konser, Sığacık’ın eğlence hayatına ve ilçe turizmine katkı sağlamayı amaçlıyor. Çok özel bir konser olması planlanan gecede, Kurtalan Ekspres müzik grubu Teos Marina’nın ortasına demirlenecek olan günlük gezi teknesinin ikinci katında sahne alacak ve denizciler yatlarında otururken konseri izleyebilecek.

Dinleyicilerin iskele ya da rıhtımlarda toplanmak ya da yürümek yerine, alınan etkinlik izni çerçevesinde özellikle teknelerinde oturmaları ve sosyal mesafeli konserde alkışlarını tekne ışıklarını yakıp söndürerek ve cep telefonu flaşları ile göstermeleri isteniyor.

*- Covid 19 salgını, yaratıcılığı getirdi

Teos Marina Genel Müdürü Faruk Günlü, “Çok aktif, kültürel, sosyal etkinlikleri ile tanınan bir marina olarak planladığımız etkinliklerin çoğunu ne yazık ki salgın nedeniyle şimdiye kadarki sürede iptal ettik ya da erteledik.

Ancak enerjimizi ve coşkumuzu misafirlerimizin mutluluğundan alan bir bakış açısına sahip olduğumuz için bir kenara çekilip süreci seyretmek yerine yaratıcı bir şey yapmak istedik.

1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramını denizde, denizcilerimizle birlikte kutlayacağımız için çok heyecanlıyız. Uzakta olan denizci dostlarımızla da bu coşkuyu Teos Marina sosyal medya hesaplarından paylaşacağız. Herkesin bayramını kutlarım” diye konuştu.

*-

Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın