Kitap gibi okuyabilirsiniz YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- Cumhurbaşkanını beklerken…

Günlük ilk yazımda Çanakkale Zaferi’mizden söz etmiş ve nedense bu yıl özellikle birçok kurum, yönetici, siyasetçi, sivil toplum örgütleri ile hemen her konuya ‘maydanoz’ olanların ses ve sedasının çıkmadığından dem vurmuştum…

Baktım, inceledim…

Bu arada bazı başkanlar ve belediyeler de bir iki cılız, yani ruhsuz bildiriler yayınlamışlar, yasak savar cinsinden.

Daha fazla ne yapabilirlerdi?

Ben bulmadım ama onların ellerinde her türlü imkan ve eleman var, bir şeyler yaratabilirlerdi…

İnanın sıradan insanlar, yani bizler ‘vatan’ gibi konularda çok daha hassasız.

Bu konuda bazı paylaşımlar yapmaya karar verdim.

Bu arada şunu da söyleyeyim:

Saray’ın kapılarını kapatan AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çankaya’da topladığı bakanlar ve bazı sivil toplum dernekleri sözcüleri ile ‘ekonomik tedbirler’ için görüş alışverişinde bulunuyor.

Yani davet ettiği sözcüleri 3’er 10’ar dakika dinliyor.

Öneriler bittikten sonra da kararlarını açıklayacak…

Toplantı kaç saat sürer, kararlar ne zaman açıklanacak bilmiyorum, ben de sizler gibi bekliyorum…

Benim önerim;

Büyük patronların hiçbir kaybı olmadığından şu anda onlara kesinlikle destek verilmesinden yana değilim.

İşçi, işsiz, emekli ve yaşlılar önemli…

Öncelikle  Çanakkale Zaferi’nden söz edeceğim, çünkü ‘Korona’ ile herkes bilgi sahibi olmaya çalıştığı ve gün boyu televizyonlarda uzman ya da uzman olmayan herkesi görüp dinledikleri için daha sonraya bırakıyorum.

*- ‘Sömürgeciliği yendiğimiz ilk zaferimizdir”

Cumhuriyet Kadınları Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Tülin Oygür, 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi”nin 105. yıl dönümü dolayısıyla şöyle diyor:

‘Yüz beş yıl sonra bugün de Mehmetçiğimiz, aynı Kuva-yi Milliye ruhuyla, güneydoğu sınırlarımızda, sömürgeciliğe karşı vatanımızı savunuyor. Emperyalizme yine geçit vermiyor.

Dünya tarihinin akışının değiştiği, emperyalizmin ilk defa yenildiği, Çanakkale’yi emperyalizme ‘Geçilmez’ yapan büyük zaferimizin, 105’inci yılı kutlu olsun!’

*- Geleceğimiz için

Namık Kemalli M.Ali Özeriç’in dörtlüklerini hemen her gün keyifle okuyorum.

Bu kez şunları yazmış:

‘Bu ülke, Çanakkalede vatanını savunmak için 252.000 evladını şehit verdi .

Bu savaş ülkenin kurtuluşuna doğru Mustafa Kemalin ilk adımları idi.

Ve ardından kurtuluş savaşı geldi.

Bir o kadar da şehit verdi bu ülke tam bağımsızlığı için…

Can verdiler, kanlarını döktüler; sana huzurlu bir gelecek vermek için.

Her adımda ATAMIZIN imzası var!

*- Bana göre; hainler…

Ey gafil !

Ey densiz nankör!

Senin yaptıklarına bak! ..

O azizleri unutturmak için her kötü olanı kullanıyorsun..

Yalakaların lağım fareleri gibi yapılan tüm iyi güzel şeyleri kemiriyor, yok edip unutturmaya çalışıyorlar ..

Bak!

Eğer bugün bulunduğun yerde sefa sürüyorsan, O kurucu babaların sayesindedir.

Üzerine babanın malı gibi oturduğun her şey, O’nların bu kadim ülkeye bıraktığı emanetlerdir.

Sana ait olmayanlar üzerinden caka satıyorsun ve de emanete ihanet edip onları müflis karakterli mirasyediler gibi günü kurtarmak için üç kuruşa yakınlarına satıyorsun!…

Erk sende diye,  bu dünyada hesap vermeyeceğini düşünüyorsun…

Bunca adaletsizliğe şahit olunca haklısın elbet .

Öyle olsun !..

Ancak bil ki:

250.000 şehit ve de Kurucu Babalar öte dünyanın kapısında senden hesap sormak için bekliyor!…

*– Aydan yine coşmuş

Nedense önemli günlerde hep gazeteci Arkadaşım Aydan Hanım hep en önde olanlardan…

Bir de ona kulak verdim…

O da ‘gafillere, densiz nankörlere,’ benzer cümlelerle sesleniyor… Binlerce şehidimizin sesi oluyor…

*- Bakalım neler duyup, öğreneceğiz

Reis’in toplantısı sürüyor..

Ama ben yine de Ali Barış Çakırcan’ın aklından geçenleri duyurayım:

‘İşe gitmediği gün aç kalacak yevmiyeci insanlar var!

İşyerini 2 gün açmasa evine ekmek götüremeyecek küçük esnaf var!

İşe ara verse, SGK’yı, vergiyi, kirayı ödeyemeyecek işletmeler var!

Elektriği var, suyu var, doğalgazı var…

Sosyal devlet denilen şey, tam da bunun için var!’

Bence bu konular şu anda ele alınıyor, çözüm üretiliyordur

*- Kim ödemeli?

Bir başka dostumuzun söyledikleri de şunlar:

‘Malum, Mart ayı vergi ayı.

Ayrıca faturalarımız, zorunlu harcamalarımız var.

Belirsiz bir süre için tüm iş yaptığımız sektörlerde (konferans, kongre, konser, tiyatro, düğün, eğlence vs) işlerimiz iptal oldu.

Bu dönemde reklam tanıtım filmi işi zaten gelmez.

Bu bağlamda;

Mart sonuna kadar ödememiz gereken emlak, gelir, kdv, yapılandırma, ötv, vs vs… tüm vergilerimizi yasakları kim koyduysa onlar ödemeli.

Ayrıca iş yapıp para kazanamadığımız için, tüm faturalarımızı, mutfak ve temizlik masraflarımızı da rica ediyoruz.

Maaş alan insanların maaşlarında kesinti olmuyorsa bizim gibi kendi işini yapan insanların da engellenen kazançları yüzünden oluşan zararlar karşılanmalı.

En azından 3-6 ay tüm zorunlu ödemelerimiz ertelenmeli.

Zorunlu ödemelerimizi ertelemiyorsanız, bize faizsiz, 12 ay erteleme ile 48 ay vade ile kredi verin.

*- Tuzu kuru olanlar

Şimdi çalıştıkları büyük şirketler veya devlet kurumlarından maaşlarını alıp bize akıl vermeye çalışan arkadaşları duyar gibiyim:

‘3-5 ay dişinizi sıkın kardeşim!’

Cevabım: Maaşınızı 3-5 ay almayın ama tüm zorunlu harcamalarınızı ödemek zorunda kalın, bakalım size ne olacak?

Küçük, orta işletme sahibi insanların durumu bundan ibaret.

Bu işin sonu çok kötü olacak.!’

Umarım ‘çok kötü’ olmaz, esnafın, sanatkârın dediği gibi…

*- Yazık değil mi?

İnanılmaz bir olay.

Bencillik cahillik, aptallık….

Yazık bu gençliğe..

Ailesi olmayanlar var..

Her şeyi yurt olan gençler var…

O umreye gidenler ‘ben yurtlara destek olayım umre parası ile bir genç okutayım!’, derler mi?

Nasıl ödeyeceksiniz vebalini bu gençliğin.

Lütfen okuyun bir öğrencinin isyanını…

*- Binlerce gencimiz

‘Gece saat ‘ te odana gelip ‘Kalkın!’ diye uyandırılıyorsun.

Bu da yetmezmiş gibi sokağa atıyorsun 3 yurt dolusu öğrenciyi.

Yaklaşık 3000 kişiyiz.

Peki Neden?

Umreden gelenleri karantinaya almak için.

Tüm eşyalarımız, bilgisayarlarımız, ilaçlarımız, kitaplarımız orda kaldı. Başka zaman ‘Bu Kızın 10-11 de dışarıda ne işi var?’ diyenler nerede?

Sonra saygı bekleniyor, mağdur olduğumuz halde bizden.

O kadar vaka varken, Umre’ye gidilmesi de ordan dönüş alınması da çok yanlış.

Kusura bakmayın ama buna saygı duymam.

Elbette herkesin inandığı değerler vardır ancak bu durum değeri de geçiyor.

Farz olan bir durum olsa başımızın üstüne, bu bir ziyaret.

Bu kadar olay sırasında da gerekli değildi.

Keyfi yapılan bir şey yüzünden gecenin 4 ünde sokakta kaldık.

Kovulduk.

Ama hala bizden anlayış bekleniyor.

Uyku sersemliğiyle o saatte yaşanılanlar kolay değil.

Karantina için Ankara’da bir çok hastane var, öğrenci yurduna kadar.

Kaldı ki umre dönüşleri belliydi.

Bizi uyarabilirdiniz kovmak yerine.

Takdir edersiniz ki gece o saatte yurttan kovulmak hiçbirimizin aklına gelmedi.

Gelemezdi de.

*- Potansiyel taşıyıcılar!

Haberlerde olaylar o kadar sevimli gösterilmiş ki inanamadık.

Ordan gelen herkes potansiyel bir taşıyıcı 14 gün boyunca benim yatağımda yatacaklar, benim duş aldığım yere, lavaboya girecekler, kullandığım musluğa dokunacaklar.

İstediğiniz kadar dezenfekte edin, o virüs kuytu köşelere girecektir.

Ve biz 3 hafta sonra o yere geri dönmek zorundayız.

Ne kadar hijyen sağlayacaksınız bizim için, sağlığımız için?

*- Kamuoyu araştırması;  Koronavirüs

Geçtiğimiz hafta ülkemizde de ilk vakanın tespit edildiği Kovid-19 tipi koronavirüs ile ilgili NG Araştırma şirketi bir kamuoyu araştırması yaptı.

Araştırma şu ana kadar Türkiye genelinde ve en fazla kişiyle yapılan çalışma olması açısından ayrı bir önem taşıyor.

Araştırmamız 10-14 Mart 2020 tarihleri arasında Türkiye genelinde, 18 yaş üzeri 2397 kişinin katılımı ile online araştırma platformumu (www.benderimki.com) üzerinde gerçekleştirildi.

Genel Müdür Nedim Barut şu bilgileri verdi:

*- Koronavirüs hakkında ne kadar bilgiliyiz?

Çok hızlı bulaştığı için kısa süre içinde tüm dünya ülkelerinde görülmeye başlandı. 16 Mart 2020 itibariyle dünya genelinde hayatını kaybeden kişi sayısı 6 bin 606’ya, teyit edilmiş hasta sayısı ise 167 bin 511’e yükselirken1; bu sayılar her geçen gün artmaya devam ediyor.

Peki ülke olarak koronavirüs hakkındaki bilgi düzeyimiz nasıl?

Katılımcıların %64’ü koronavirüs hakkında yeterli bilgiye sahip olduklarını belirtirken, %35’i ise az da olsa bilgisi olduğunu belirtti. Koronavirüs hakkında hiç bilgisi olmayanların oranı ise %1’den daha az.

*- Koronavirüsle ilgili bilgileri nereden öğrendik?

Koronavirüs oldukça hızlı yayılabiliyor. Bu nedenle hastalığın kontrol altına alınabilmesi ve hayati risklerin engellenebilmesi için herkesin bu hastalık hakkında bilgili olması önemli.

Katılımcılara koronavirüs ile ilgili bilgiyi hangi kaynaklardan edindiklerini sorduğumuzda medya kanallarının bir kez daha ne kadar önemli etkisi olduğunu görüyoruz.

Koranavirüsle ilgili televizyondan bilgi edinenlerin oranı %63, sosyal medya kanallarından öğrenenlerin oranı ise %60 oldu. Uzman doktor yorumlarını takip edenlerin oranı %42 olurken, kendi başına araştırma yapanların oranı ise %41. Çevresindekilerden bilgi alanların oranı ise %30.

*- Koronavirüs belirtilerini biliyor muyuz?

Uzmanlar Kovid-19’un sebep olduğu hastalığın belli belirtileri olduğu üzerinde hemfikirler. Sağlık Bakanlığı’nın verdiği bilgilere göre ateş, nefes almakta zorluk ve öksürük gibi belirtiler varsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor. Peki bu belirtileri tam olarak ve başka hastalıkların belirtileriyle karıştırmadan biliyor muyuz?

Katılımcıların %96’sı koronavirüsün belirtilerini bildiğini söyledi. Fakat Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan belirtileri tam ve doğru bir şekilde tanımlayabilenlerin oranı yalnızca her 3 kişiden 1’i. Bu kişilerin haricinde yaklaşık olarak her 3 kişiden 1’i de hastalığın tüm belirtilerinin yanı sıra başka hastalık belirtilerini de ekledi. Geri kalanlar ise hastalık belirtilerini ya tam olarak bilmiyor ya da başka hastalık belirtileriyle karıştırıyor. Bu sonuç gösteriyor ki bazı kişilerde bilgi kirliliği oluşmuş.

*- Koronavirüs belirtilerinin görülme oranı ne?

Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı açıklamalara göre ülkemizde koronavirüse yakalanan hasta sayısında artış var. Kovid-19 tipi bu koronovirüsün kuluçka dönemi 14 gün. Uzmanların bahsettiği koronavirüs belirtilerinden herhangi birini son 1 ayda yaşadık mı?

Katılımcıların %79’u koronavirüs belirtilerinden herhangi birini geçirmediğini belirtti. %16’sı öksürük, %4’ü nefes darlığı ve % 4’ü ateş yaşadığını belirtti. Bu üç belirtiyi de yaşadığını belirtenlerin oranı ise %1. Fakat unutmayalım ki bu belirtiler soğuk algınlığı ve grip ile benzerlik göstermektedir. Doğru tanı için uzman sağlık personelinin teşhis koyması gerekmektedir.

 *- Virüsten korunmak için hangi önlemleri alıyoruz?

Koronavirüsten korunmak için dünya genelinde ve ülkemizde önlemler arttırılmaya devam ediyor. Sağlık Bakanlığı’nın aldığı önlemlerin yanında şirketler de çalışanları için önlemler almaya başladı. Peki, bizler kendimiz için önlem alıyor muyuz?

Her 10 kişiden 1’i koronavirüsten korunmak için herhangi bir önlem almadığını belirtti. Oran azınlıkta gibi görünse de çok hızlı bulaşabilen ve hayati riskler taşıyabilen böyle bir hastalık için azımsanmayacak kadar yüksektir.

Önlem alanların uyguladıkları yöntemlerin oranları şu şekilde sıralandı:

Sürekli ellerimi yıkıyorum (su, sabun, alkol içerikli el dezenfektanı ile): 94%

İnsanlarla tokalaşmamaya, temas etmemeye çalışıyorum; 82%

Bulunduğum kapalı yerleri sık sık havalandırıyorum; 75%

Öksürme sırasında ağız ve burnumu tek kullanımlık bir mendille kapatıyorum; 65%

Bağışıklık sistemimi güçlendirecek önlemler alıyorum; 63%

Soğuk algınlığı veya grip hastası kişilerden 1 metre uzakta duruyorum; 57%

Hasta olduğumda evde istirahat ediyorum; 40%

Öksürük, ateş ve nefes darlığı şikayetim olduğunda doktora gidiyorum; 34%

Hasta olduğumda maske takıyorum; 28%

Hayvansal ürünler tüketmeden önce iyice pişiriyorum; 27%

Bu cevapların yanı sıra kolonya ve sirke kullandığını belirtenler de görülüyor.

Kendi sağlığımızın yanı sıra sevdiklerimizin ve toplumun genel sağlığını etkileyecek bu konuda, uzmanların yaptığı açıklamaların yakından takip edilmesini bir kere daha hatırlatıyoruz.

*- Bu kadarı olamaz…

Önemli bir yerde olan bir gazeteci arkadaşımız, büyük olasılıkla bir ‘hatır haberi’ yapmış…

Başlık şöyle:

‘Türk gençler ABD’de Korona virüsü testi kitleri üretti!’

Sevinç verici bir haber değil mi?

Demek ki bu uluslar arası mücadelede biz de varız..

Ama okuyanca bir noktada takıldım:

İsimleri verilen bu genç girişimcilerimiz, ‘Bir damla kanla 3-10 dakikada tespit eden’ kit yapmışlar…

Bizim Sağlık Bakanı boşuna mı, geceyarısına kadar bekleyip, sonuçları açıklıyor…

Ne duruyorlar, hemen bu kitleri işleme soksalar ya…

Yine habere göre, tüm dünyaya satıyorlarmış…

Güleyim mi, ağlayayım mı?

Ben inanmadım, siz inandınız mı bilmiyorum…

Abartı olur ama bu kadar değil…

Şu ‘hatır’ var ya bizi yoldan çıkartıyor…

Baksanıza, AKP’li bir Genel Müdürün kızı ile yakını Karantina’ya giderken, bir polis arabası ile motorlu ekipler önlerini kesiyor, bunları diğer yolculardan ayırarak, evlerine götürüyor….

Yalan falan değil…

Gerçek…

Görüntüleri var…

Bakan Soylu bile olayı doğruladı…

Öncelikle ve öncelikle olaya karışan tüm memurlar, bunların amirleri derhal ve derhal açığa alınmalıdır.

Bunlara en azından terfi cezası verilmelidir.

Hatta hapis cezası bile olur….

Şimdi de size yasadan söz edeyim:

*- Tedbirlere aykırı davranmak suçtur

Corona gibi bulaşıcı hastalıklara ilişkin yetkililerin aldığı tedbirler herkes için bağlayıcıdır.

Bu tedbirlere uymamak Türk Ceza Kanunu ( TCK ) 195 uyarınca suçtur ve bu hükümlere aykırılığın cezası 2 ay ile 1 yıl arası hapis cezasıdır.

Yeni tip Corona Virüs ( Covid-19 ) olarak bilinen solunum yolu bulaşıcı hastalığı, Dünya Sağlık Örgütü’nün 09.03.2020 tarihli raporuna göre 100’den fazla ülkeye sirayet ederek teyit edilmiş 109 bin kişiye bulaştığı tespit edildi.

Bu küresel yayılma karşısında da “Uluslararası Kamu Sağlığı Acil Durumu”  ilan edilmiş ve bu kapsamda karantina ve sokağa çıkma yasağı başta olmak üzere pek çok tedbir pek çok ülke tarafından hayata geçirildi.

Peki alınan tedbirlere uymamak kişiye ne gibi kanuni sorumluluklar doğuruyor?

Konuyla ilgili açıklama yapan Lider Hukuk Bürosu Avukatı Zafer Binici; ‘’Corona gibi bulaşıcı hastalıklara ilişkin yetkililerin aldığı tedbirler herkes için bağlayıcıdır. Bu tedbirlere uymamak Türk Ceza Kanunu ( TCK ) 195 uyarınca suçtur ve bu hükümlere aykırılığın cezası 2 ay ile 1 yıl arası hapis cezasıdır’’ dedi.

Kamuya karşı suçlar bölümünde yer verilen bu suç tipi; hastalığa yakalanmış kişileri değil, hastalığın bulunduğu yer ile bir şekilde temasta bulunan kişileri korumaya yönelik olarak getirildiğini belirten Avukat Zafer Binici şunları söyledi:

Kanunen uyulması gereken önlemler kapsamında (bar, disko, gibi umuma açık eğlence mekanlarına yönelik tedbiri getiren yönerge hükmü hariç olmak üzere) toplu organizasyonlara katılmama gibi genel nitelikli tavsiyeler dâhil değildir. Bu tedbirler kapsamına; corona virüsü bulaşmamış olsa dahi umre ziyareti veyahut üniversite eğitimi dolayısıyla virüsün bulunduğu ülkelere seyahat eden veya bulunan kişilere özel olarak doğrudan direkt olarak bildirilen kişilere bildirilir ve zorunlu tutulur.

Virüsün bulunduğu yerlerden gelen kişilere – imza karşılığı- bizzat bildirilen yükümlülükler ise;

İlgili kişiye 14 günlük süre içerisinde duruma göre belirli bir tıbbi kurumda ya da evde kalması zorunlu tutulur.

Somut olayın ciddiyetine bağlı olarak, ev dışına çıkmanın mutlak olarak gerekli olduğu hallerde başka kişilerle aynı ortamda bulunulacaksa tıbbi (cerrahi) maske takılması gerekir.

Evde bulunulan süre içerisinde tıbbi olarak beklenmeyen bir durum gerçekleştiğinde, semptomun ortaya çıktığı hallerde 112 acil hattına haber verilmesi gerekir.

Eğer mümkünse ev içerisinde diğer ev sakinlerinden farklı bir odada kalınması gerekir, eğer bu mümkün değilse farklı bir odada bulunulması gerekir, ayrıca diğer kişilerle en az 1 metrelik mesafe korunmalıdır. Bunların yanında tıbbi (cerrahi) maske takmak gene zorunludur.

Tıbbi (cerrahi) maskenin nemlenmesin halinde değiştirilmesi zorunludur. Eve ziyaretçi kabul etmek yasaktır.

Kişiye imzalatılan evraklarda; yukarıda bildirilen yükümlülüklere uymama durumunda C. Savcılığına suç duyurusunda bulundurulacağı konusunda da bilgilendirme yapıldığına ilişkin ihtarat da bulunmaktadır.

Bu suçla ilgili soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin gerçekleştirilebilmesi için kimsenin şikayeti gerekmez.

Re’sen kovuşturulan suçlar arasında yer alır.

Yani savcılık veya kolluk, bu tedbirlere uymayan kişinin haberini bir şekilde aldıktan sonra direkt olarak süreci başlatır ve asliye ceza mahkemesinde yargılama yapılır.

  *-TCK 213- Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit

Corona virüsüne karşı ülkemizin yetkili kurum ve kuruluşları tarafından verilen mücadeleyi; sosyal medyada yapılacak olan kötü niyetli ve gerçek dışı paylaşımlarla; değersizleştirmek ve asılsız iddialarda bulunmak suretiyle akamete uğratıp, halk arasında korku ve panik yaratan kişi / kişiler hakkında şikâyet  üzerine veya savcılıkça re’sen soruşturma yapılabilecek, mahkemenin suçun oluştuğuna yönelik karar vermesi durumunda 2 yıl ile 4 yıl arasında hapis cezası verilebilecektir.

Bu suç tipine yönelik olarak en güncel örnek ise 24.01.2020 tarihinde Elazığ’da meydana gelen depreme yönelik provakatif paylaşımlarda bulunduğu tespit edilen 50 şüpheli hakkında bu suç tipi nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşma başlatılmasıdır.

****-

GÜNCEL

*- Öğrenecek ve yapacak çok şeyimiz var

İtalyan psikolog Morelli’nin yazısınin cevirisi:

“İnanıyorum ki evren, kuralları tepetaklak geldiğinde, bunları düzeltmenin bir yolunu bulur.

Birçok anomaliyi ve paradoksu yaşadığımız bu günler düşündürücü…

Küresel ısınmanın çevreye yarattığı zararların endişe verici boyutlara ulaştığı, Çin ve onu takip eden birçok ülkenin bloke olmak zorunda kaldığı bir dönemde, ekonomi yerle bir olurken hava kirliliği önemli oranda azalmakta; hava düzelmekte, maske kullanmak zorunda kalırken aslında daha temiz bir nefes almaktayız.

Dışlayıcı politikaların ve ideolojilerin, tarihimizdeki aşağılık bir dönemi anımsatarak tüm dünyada artmaya başladığı bu tarihi noktada, bir virüs gelir ve bizi dışlanan, tecrit edilen, sınırlarda bloke edilen ve hastalık taşıyan yapar.  Hiçbir suçumuz olmasa da. Beyaz, batılı ve business class yolcusu olsak da.

Üretime ve tüketime dayalı bir toplumda, günde 14 saat ne olduğu belli olmayan bir amacın peşinde, Cumartesimiz, Pazarımız, takvimde kırmızı ile belirtilmiş tatillerimiz olmadan koşarken, bir anda DUR karşımıza çıkar. 

Evde, günlerce, dururuz. 

Karşılık ya da para ile ölçmeye alıştığımız, gerçek değerini hatırlamadığımız ‘zaman’ ile hesaplaşmamız başlar. 

Hala onunla neler yapabileceğimizi hatırlıyor muyuz?

Çocuklarımızı büyütmeyi, öyle gerektiği için, başka kişilere, kurumlara devrettiğimiz bir dönemde virüs okulları kapatır, bizi alternatifler yaratmaya, anne ve babayı tekrar çocukları ile birlikteliğe zorlar. 

Tekrar aile olmaya mecbur bırakır.

İlişkilerin, iletişimin, sosyalleşmenin virtüel dünyanın sosyal medyasında gerçekleşerek, bizi yakın olduğumuza dair bir yanılsamaya ittiği bu dönemde virüs bizden gerçek yakınlığı çalar: kimse birbirine dokunamaz, öpemez, sarılamaz; birbirine uzak ve dokunamamanın soğukluğunda kalırız. 

Bunların anlamını ve önemini ne kadar göz ardı ettik?

Herkesin kendi bahçesini düşünmesinin kural olduğu bu dönemde virüs bize açık bir mesaj yollar: tek çıkış yolu aitlik duygusu, topluluk bilinci, başkasını düşünmek, kendinden daha büyük bir şeyi korumak ve onun tarafından korunmak. 

Paylaşılan sorumluluk, attığın adımın sadece kendi kaderini değil etrafındakilerinkini de belirlemesi; ve senin kaderinin de onlara bağlı olması.

Öyleyse cadı avını, kimin suçlu olduğunu, sebebini düşünmeyi bırakır, onun yerine kendimize bundan neler öğrenebileceğimizi sorarsak, öğrenecek ve yapacak çok şeyimiz olduğuna inanıyorum.

Çünkü belli ki evrene ve onun kurallarına borcumuz çok ve bize bunu bir virüs bedelini ödeterek hatırlatıyor.”

İtalyan Psikolog F.MORELLI

*-

Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comve yeyice@mynet.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın