17 Okunma

Kıran kırana geçmez… YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Binali Yıldırım, ‘İzmir İzmirli değil!’ demişti… Yani yerli halkın ekseriyette kaldığını söylemişti

*- Bu nedenle bu kez Denizlili bir fabrikatör aday gösterildi…

*- Türk halkı gibi İzmirlinin bir özelliği unutuldu gibi, ‘Halk daima mağdurdan yana!’ Bu da Tunç Soyer’e avantaj sağlıyor

*- Yalnız CHP’liler mi, bir de AKP’nin yapısına bakın!

*- ‘Ben bilirim’ diyen hep kaybeder…

Siyasette en önemli konulardan biri de takip…

Tabii ki rakibin ya da rakiplerin yaptıkları hareketler….

Bunun içine söylemler de giriyor…

Bir hatırlatma yapayım:

Biz İzmirliler yıllardır hep ‘Adaylar İzmir’den olsun!’ deriz ama bunda pek muvaffak olamayız…

Arada tutturduğumuz da oluyor…

Binali Yıldırım, İstanbul’dan önce İzmir’de AKP tarafından aday gösterildiğinde slogan gibi öne iki laf çıktı…

Birincisi ‘İzmir CHP’nin kalesi!’

Günlerde bu ‘kale’ meselesi sürdü…

Sonuçta Kale’nin sahibi herkesin bildiği gibi Aziz Kocaoğlu olmuştu…

İkincisi ise, ‘İzmir nire, Erzincan Nire?’ denilmeye başlandı…

Aynen şimdi olduğu gibi?

Şimdi ise eski Bakan Denizlili Zeybekci aday olunca yine aynı nakarat söylenmeye başlandı…

Amma…

Evet aması var bu işin…

Binali Yıldırım düğümü çözmüştü:

O iddialı günlerinde, ‘İZMİR, İzmirli değil!’ dedi.

Ne demek istiyordu?

Söylediği şuydu:

İzmir’de yerli sayısı çok gerilerde kaldı!

Hemşehri derneklerini ve güçlerini belirtmek istiyordu…

Sıralamada, anımsadığım kadarıyla Manisa birinci geliyor…

Denizli ikinci mi, üçüncü sırada mı ne?

Google amcaya sormam lazım…

Ama bir de ‘Anadolu Birliği’mi ne var?

AKP’nin hesabı şöyle:

‘Bu kez tüm Anadolu’dan gelenler bize yeter de artar bile…’

Sonucu yakında göreceğiz…

Ancak şunu unutmamak lazım…

Biz Türkler daima mağdurdan, garipten, yoksuldan yanayız…

Bir yanda fabrikatör Zeybekci, diğer yanda bilgisi ve tahsili ile Seferihisar’ı dünyaya tanıtan bir vizyonist…

Şimdi Tunç Soyer’e vuran vurana, babası nedeniyle…

Eski, ünlü bir savcı olduğu için…

İşte bu vuruş bana göre ‘Seven ve sevmiyeni’ birleştirdi…

Bunun sonucu da İzmir’de İzmirli olanların çoğunluğu oyunu açık bir şekilde belirtiyor, ‘Ona vereceğiz’ diyorlar…

Yalnız ben değil, kiminle konuşsam böyle diyor…

Bakalım seçim sonuçlarına göre İzmir İzmirli mi?

Yoksa bu özelliğini kaybetti mi, Binali Yıldırım’ın önceden söylediği gibi…

*- Banko CHP!

AKP, Denizlili Nihat Zeybekci’yi İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak gösterince, aynen CHP’nin içindeki tepkilerin benzerini gördü.

Çok yıllar önce, Denizli’ye giden ekipte ben de vardım.

Reis Recep Tayyip Erdoğan’ın İmam Hatip’ten, yani liseden bu yana arkadaşı olduğu belirtilen Nihat Zeybekci belediye başkanı olmuştu.

Gün gibi anımsıyorum;

İstanbul’dan gelen danışmanlar, reklamcılar, şunlar bunlar Amerikanvari bir seçim çalışması yapmışlar ve ‘algı operasyonu’ ile başarı sağlamışlardı.

İzmir’de bu sistem geçerli olur mu?

Sanmıyorum;

Zaten bu iş için devasa bütçeler gerekli…

Ben bir öneride bulunmuştum;

‘Nihat Bey, size en doğru haberi Reis hayranı Denizlili hemşehrin Kadir Gümüloğlu’nu bul!’ demiştim…

Geçenlerde Kadir Gümüloğlu’na ‘Buluştunuz mu?’ diye sordum, ‘Yok!’ dedi.

CHP’li Kemal Karataş dageçenlerde ‘Zeybekci İzmir’de yolunu bulamaz!’ şeklinde söylemlerde bulunuyor.

Ben bu arada ‘iyilik olsun!’ diye bir isim daha vereyim:

Denizlilier Derneği Onursal Başkanı Gazeteci Erol Akıncılar…

Sanıyorum; iki hemşehrinin birbirlerine gönül dostlukları da var…

Erol Akıncılar ne kadar Sosyal Demokrat olsa da, İzmir’in gerçeklerini açık yüreklilikle anlatır, eğrisiyle doğrusuyla…

İkinci iyiliğim de, şu:

*- Önemli bir nokta

Prof. Dr. Adnan Gülerman’ı çok kişi tanır…

Benim de bir noktada  takdir ettiğim, çok önemli ‘sağ’ görüşlü ender isimlerden biridir.

Tam milliyetçidir…

Hatta şu anda, AKP’lilerden daha fazla, siyasi açıklamalarıyla AKP’lilere güç ve moral verenlerin başında geliyor.

Şunu da belirteyim:

Prof. Dr. Adnan Gülermen sanıyorum, 92 yaşında… Yani ‘dalya’ demesine az kaldı…

Ve önceki gün, hiç umulmadık bir yazıyı paylaştı.

Aynen vereyim:

‘ÖNEMLİ UYARI: 
Birkaç gün önce bir yakınıma seçimde sandık görevi mesajı geldi.

4605 numaraya da, kabul edilip edilmediğinin bildirilmesi istenildi. Yakınımın uzun süren bir rahatsızlığı olduğu ve seçim sırasında da bu görevi yerine getirebilmesi şüpheli olduğu için, bu görevi ben yerine getirmeyi düşündüm.

Konak İlçeden tanıdığım Bayan F.D.na telefon açıp yardımını istediğimde bana,

‘Hocam, bizi küstürdüler bir kenara ittiler’ cevabını aldım.

Bu kez, saygı duyduğum önceki il başkanlarından bir arkadaşımı aradım, ondan da, ‘Bir kenara itildikleri’ni çağrıştıran bir cevap aldım.

İzmirli Yöneticiler, aklınızı başınıza devşirin.

Rakipleriniz bir kaç fazla oy alabilmek için bölücüler ile iş birliği yaparken, sizin kendi gönüllülerinizi küstürmeniz ayağınıza kurşun sıkmak değil de nedir?

Uykunuzdan 1 Nisan günü mağlubiyet haberi ile mi uyanacaksınız?

Bu durumun hesabını veremezsiniz.

Benden söylemesi.

Sayın Zeybekçi’ye başarılar diliyorum.

Kolay gelsin!’

*-

Değerli Hocamız Prof. Dr. Adnan Gülermen’in görüşü belli…

Yani bazıları gibi ikili üçlü oynamıyor.

‘Ben buyum’ diyor, yıllardır…

Ben her ne kadar aynı görüşte değilsem de, arşivlere bir bakın!

Kaç kez; AKP içindeki kırgınlıkları dile getirdim…

Kaç kez; birçok kişinin küçük bir çalımla diskalifiye edildiğini anlattım…

Dahası; AKP’nin kurucularından da, il çapındaki ilk isimlerden de hiç kimsenin kalmadığını belirttim…

AKP’ye gerçek gönül veren ve koşturanların hiçbir dileklerinin yerine gelmediğini de vurguladım…

Binde bir de olsa, bazı isimlerin, seçilemeyecek noktalara konularak protestoların olmasının önlendiğini de örnekleriyle anlatmıştım…

Aynen, hocamız Prof. Dr. Adnan Gülerman’ın da yaptığını yapmış, isimlerin baş harflerini vermiştim, parti içinde linç edilmelerini önlemek için…

İzmir’de AKP’de durum bu…

Yani İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığını kimin alacağını herkes biliyor:

‘Banko CHP!’

*- Menfaat hep önde!

Adnan Gülerman Hocamız, ‘İyi de insanları küstürerek, kıra döke kaç adım gidilebilir?’ diyor…

Bazı dostlar ise, ‘İlk yapılan yanlışa kaza, ikincisine hata, üçüncüsüne de tercih denir’ diyor…

Bir AKP’li M.K.’nin söylediği şu:

‘Bu günkü yöneticilerin tarzı!’

Yani; Bu günkü anlayış; ‘küçük olsun benim olsun!’

Partilerimizde;

‘Menfaatçilik , bencilik, adamcılık ve kayırmacılık’ hep önde oluyor..

Davaymış, liyakatmiş, samimiyetmiş hepsi hak getire!…

Birçok kişinin, partisine oy ve seçim kazandırmak gibi bir dertleri yok!

Onlar ‘dünyalık ne kazanırız’ onun derdindeler…

Kendilerine engel olacak partilileri de AKP’de olduğu gibi uzaklaştırırlar.

*-

.– 
Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comve yeyice@mynet.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın