*- KIBRIS’IN 48’İNCİ YILDÖNÜMÜ / YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı olarak kutlanan Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 48’inci yıldönümü nedeniyle İzmir’de de tören düzenlendi.

Kıbrıs Barış Harekatı’nda emeği geçen herkesi anarak konuşmasına başlayan KKTC’nin İzmir Başkonsolosluğu Muavin Konsolosu Almıla Tunç, “KKTC olarak her zaman yanımızda olan anavatan Türkiye’nin destekleri sayesinde dimdik ayakta durmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Kahraman Mücahitlerin ve korkusuz Mehmetlerin, imanı ve süngüsüyle, 20 Temmuz 1974’te, yeniden yazdığın Kıbrıs zaferimizi bir an önce diplomatik zafere çevirmek şarttır!

Egemen Kıbrıs Türk Devleti Birleşmiş Milletler’ce  tanınmalıdır!..

Egemen Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin dünya devletlerince tanınmasını ve Birleşmiş Milletler (BM) üyeleri arasına girmesini sağlamak Türkiye için tarihî bir mecburiyettir!

Neden mecburiyettir?

Şundan:

Yunan Başbakanı Miçotakis, 17 Mayıs 2022’de Washington ziyaretinde, ABD Kongresinde yaptığı konuşmada, “Kıbrıs’ta iki devletli bir çözümü asla kabul etmeyeceklerini” söylemiştir de ondan!

Neden mecburiyettir?

Şundan: Rum lider Anastasiadis, 2 Temmuz 2022’de Madrid’teki NATO zirvesine katıldı. Rum lider, “Kıbrıs’ın tamamının meşru Cumhurbaşkanı” ünvanıyla NATO zirvesi liderler yemeğine oturdu. Oysa oturduğu koltuğun diğer meşru ortağı Türklerin lideri Ersin Tatar’ın orada esamesi bile yoktu!..

Neden mecburiyettir?

Avrupa Birliği’nde (AB) ve Birleşmiş Milletler’de (BM), Rum Yönetimi Kıbrıs’ın tek temsilcisi olarak görülüyor da ondan!

Neden mecburiyettir?

Şundan: Konya’da 9 – 18 Ağustos 2022’de ‘İslami Dayanışma Oyunları’ düzenleniyor. Ancak bu oyunlara Kıbrıslı Türk sporcular katılamıyor!

Oysa o Kıbrıslı Türk sporcular (KKTC), 1980’de İzmir’de yapılan ‘İslam Ülkeleri Spor Oyunları’na, 75 sporcuyla katılmış, 3 altın, 3 gümüş, 3 bronz madalya kazanarak vatanlarına dönmüşlerdi…

Unutmamamız gereken bir gerçek var o da şu:

‘Kıbrıs Düşerse Türkiye Düşer!..

*-  FRANSIZ’IN MEKTUBU

Sizi 23 Nisan 2019’a götüreyim…

Yani İstanbul’da ilk seçimi kazanan Ekrem İmamoğlu’nun ilk zamanlarına…

Sosyal Medyada Fransız bir arkadaşım var, Alexis Demoulin, adında…

Bu yabancı kişi o tarihte Ekrem İmamoğlu’na bir mektup yazdı…

Seçimlere geliyoruz ya, ben de bu mektubu paylaşmak istedim…

Alexis Demoulin bakın ne yazmış;

*- MESKEN TUTMUŞ

‘Ekrem İmamoğlu’nun dikkatine;

Sayın Ekrem Bey,

İstanbul’daki zaferiniz için sizi tebrik ederim.

Uzun zamandır bu şehirde yaşarım, uzun zamandır da bu baharı beklerim. Türk vatandaşı olmadığım için, oy verme imkânım da olmadı, fakat bir İstanbullu olarak kendimi ümit dolu hissederim.

Bugün, Çocuklar Bayramında, sizden bir ricada bulunmak istiyorum.

Yıllardır bu şehirde gördüğüm bir şey beni çok üzer. Tabii, daha eski günleri görmedim.

Çöp dağları, otobüs duraklarındaki kuyruklar, …

Bu sorunlar çözülmüştür, yapanlara hakkını vermek lazım.

Fakat İstanbul gibi bir şehirde görünmemesi gereken bir olaya halen her gün şahit olurum.

Dilenci çocuklardan bahsederim.

Benim gibi, herkesin gibi, onları siz de görmüşsünüzdür.

O çocukları suçlayamayız. Çünkü biliyoruz: kendi iradesiyle değil, başkasının iradesiyle bu işi yapıyorlar. Ya aileleri, ya da bir çete için, adeta köyle olarak, o işi yapmaktadırlar.

*- ELEŞTİRİ HAKKI

Şimdiden duyuyorum: bu adam, bu yabancı, hangi cüretle bizi eleştirir? Kendi ülkesinde her şey güllük gülistanlık mıdır?

Tabii ki değildir.

Fakat ateş düştüğü yeri yakar.

Burada yaşıyorum.

Ve kendimi bir Dünya vatandaşı gördüğüm için, evet, bu olaydan utanıyorum ve bu olaya herkesin dikkatini çekmek istiyorum.

Yıllardır bu duruma göz yumulduğunu bilirim.

*- ÖĞRENMİŞ

Bir kere, bir gece, güya okul için defter parası için sokaklarda para toplamaya çalışan iki kız çocuğu elden tutup evlerine kadar götürdükten sonra, ‘Ne yaptın, bir daha yapma, başın derde girer’ dedim ama duydum.

Benden önce kaç polis memuru onları görmüştü, neden müdahale etmediler?

Edemiyorlar mı, peki kim edebilir?

Yok mu kimse?

Türkiye ekonomisi iyi gitmediğini biliriz. İşsizlik var, enflasyon var, yolsuzluk var.

Sorun çok.

Bütün bunlara rağmen, çocukların huzurundan, emniyetinde, özgürlüğünden, hakkından daha önemli bir şey olabilir mi?

Hepimiz biliyoruz ki, önder Mustafa Kemal Atatürk bu çocukların durumunu görseydi, buna bir çözüm bulmak öncelik olurdu.

Sizden ricam bu, Sayın Ekrem Bey: bu bahar İstanbulluların baharı olacaksa, çocukları unutmayalım, hatta öncelikle çocukların baharı olsun.

Saygılar,

Alex ‘

Bu Fransız’a katılmamak mümkün mü?

Samimi olarak yaşadıklarını yazmış…

Dünden bu yana değişiklik var mı?

İzmir’de yok…

Bir ara bir valimiz ile karar almıştık, halkı aydınlatmak için…

‘Kesinlikle mendil satan, araç camı silen, bir şekilde dilenen çocuklara para vermeyin, diye…

Kısa sürdü…

Şu içimizdeki ‘acıma’ duygusu var ya, her işimizi bozan bu oluyor..

Ya da ‘vicdan’ dediğimiz bizi böyle durumlarda ikilemde bırakıyor…

*- İNGİLTERE’DE HAVA SICAKLIĞINDA REKOR

İngiltere’de Avrupa’yı etkisi altına alan, tarım alanlarını kavuran ve havaalanı pistleriyle tren yollarına hasar veren sıcak hava dalgasında bugüne kadarki en yüksek hava sıcaklığı kaydedildi. Hava sıcaklığı 40 Santigrat derece yani 105 Fahrenhayt olarak kayıtlara geçti.

*-

Yaşar EYİCE
0532 781 95 18
Twitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311
 

Bir cevap yazın