Karaburun denilince akla gelen YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş


*- Meyve veren ağaç taşlanır! Bir yılda Karaburun’un çehresini değiştiren ve ismini duyuran kadın Başkan, söylentilere, uyduruk haberlere önem vermeden kısa sürede öyle bir kent yarattı ki, sevdalılarını arttırdı.

*- Bir zamanlar 99 virajlı yolu nedeniyle kuş uçmaz, kervan geçmez Karaburun şimdi gözde bir tatil merkezi oldu

*- Urla ve Çeşmeliler de, daha doğrusu yarımada halkı kahvaltı ve balık dışında ‘huzur’ denilince tercihlerini söylüyorlar; Karaburun…

*- Hemşireler Haftası sorunlarla başladı.. Yıllardır bekledikleri olmadı. Özlük haklarını istiyorlar.

*- Miigros Ziraat Bankası ile anlaştı… Üreticinin hakkını hemen ödeyecek…

*- Ekonomiyi korumak, salgınla korunmak kadar önemli… Uzmanlar bu konuda hemfikir…

*-

YAŞAR EYİCE

*-

Benim özelimde olan bazı isimler ve belediye başkanları var…

Nasıl partiler ‘Gölge Kabine!’ kuruyorlarsa,  ya da kurumlar rakiplerini izleyip, takip ediyorlarsa bunun gibi…

Blaise Pascal çok uzun zaman önce sezgilerin gücü için ‘Kalbin, aklın hiç bilmediği kendi gerekçeleri vardır’ demiş…

Ben de, örneğin Yarımada’nın en bakir kalmış ilçelerinden Karaburun’un  kadın belediye başkanı için, mutlaka ‘kendi gerekçeleri vardır’ diye düşünüyorum, seçildiğinden bu yana…

Yalnız İzmir’de değil, birçok yerde biliyor, görüyor ve rastlıyorum:

Çalışanları pek sevmiyorlar…

Bence bunlardan biri de Karaburun’un Kadın Belediye Başkanı;

İlkay Girgin Erdoğan…

O CHP’li bir Hukukçu…

Sanıyorum;

Şu andan itibaren belki de hoşnut olmayacak ama AKP Genel Başkanı’ndan daha kolay anımsarım…

İlgilenenler bilir;

İzmir’de İlkay Girgin Erdoğan, yani Karaburun’un kadın belediye başkanı gibi Balçova ve Kiraz ilçelerimizde de kadın başkanlar bulunuyor.

Belki de bundan böyle ‘Çiçek’ sözcüğü de bana özellikle Karaburun ve Balçova’nın yine CHP’li kadın belediye Başkanı Fatma Çalkaya’yı anımsatacak.

Özellikle şu günlerde, Anneler Günü’nde çiçek üreticileri için yaptıkları çalışmalardan…

*- Etkilendim

Bu satırları neden yazıyorum?

Artun Sucuoğlu,  Yerel Gözcü’de Karaburun’u fotoğraflarıyla anlatmış…

Çok güzel fotoğraf görüntüleri ile de süslemiş…

Karaburun için ‘Kadın eli değince yıldızı parladı!’ demiş…

Kesinlikle doğru…

Karaburun’u kim biliyordu, daha düne kadar…

Ben işim gereği yıllardır gidip geliyordum…

*- Sıradalar…

Son olarak da İstanbullu misafirim Ayfer Hanım ile Petersburg’dan Yana Hanım, hatta Urla’dan Bilgin Önder ile Mümin Sertbaşı da methini duydukları Karaburun’u görmek istediklerini ve gezdirmemi istediler.

Benim de, birlikte çok seyahat ettiğim milli futbolcularımızdan Metin Oktay’dan aklımda kalan bir cümle var:

‘Ya nasip!’

Nasipse mutlaka olur, yanlış hesap ise Bağdat’tan döner…

Kim düşünebilirdi ki, bir hukukçu kadın İlkay Girgin Erdoğan başkan adayı olacak ve Karaburun’u kısa sürede önemli bir üretim merkezi haline getirecek…

İç ve dış rakipleri kendisiyle o kadar çok uğraştılar ki, bu nedenle hep yazımın başında da belirttiğim gibi ‘ilgi alanım’ oldu…

Onlar uğraşmaktan, Başkan Erdoğan ise çalışmaktan bıkmadı….

Tabii ki az önce belirttiğim ‘Kadın Başkan’, yoksa Reis ile bir ilgisi yok…

Şimdi onları anlatmayacağım;

‘Çok gittim geldim!’ diyorum ya, kalbim başka bir şeyi söylüyor itiraf ediyor, Pascal’ın söylediği gibi:

‘Kalbin, aklın hiç bilmediği kendi gerekçeleri vardır!’

Şimdi Doğu İllerinde, önceden İzmir’de Karayolları Bölge Müdürü idi, Erol Altın…

Ankara’ya Genel Müdür Yardımcısı olarak gitmeden önce, ‘Ne olacak bu Karaburun’un yolları?’ demiştim…

Bazılarına göre, tam 99 kıvrım, ya da dönemeç vardı…

‘Başladık!’ demişti düzeltmeler için…

Son gittiğimde bazı yerler düzeltilmiş idi…

Şimdi ise bana gitmem için ‘yeşil ışık’ yakanlar var…

*- Girişim yarıda kaldı

Bir ara değerli büyüğümüz, Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Kurucu Başkanı  Prof. Dr. Oğuz Manas’ın girişimci oğlu Alphan Manas bir ‘deniz ulaşımı’ şirketi kurdu..

Hızlı deniz araçlarını İzmir’e getirtti ve Uçkuyular- Karaburun arasında hızlı deniz ulaşımını gerçekleştirdi.

İlk seferinde davetliler arasında idim…

O gün Prof. Dr. Oğuz Manas Karaburun’un önemini anlattı ve çok yıllar önceki ‘deniz ulaşımı’ hakkında öğretilerde bulundu.

Ancak; deniz ulaşımı ekonomik olmayınca, daha doğrusu giderleri karşılayamayınca askıya alındı.

Sonra konu sık sık gündeme geldi ama bir türlü istenildiği şeklide gerçekleşmedi.

Belki önümüzdeki yıllarda bu güzellik bir şekilde gerçekleşir.

Aslında başlı başına bir inceleme konusu, bilim dalı gibi bir şey…

*- İşten nedenleri?

Başkan İlkay Girgin Erdoğan, Mavimiz, sevgimiz ve insanımızla biz Karaburun’uz…’ diyor…

Başkan İlkay Girgin Erdoğan, ‘Umudumuz, doğamız ve huzurumuzla biz Karaburun’’uz’ diyor…

Başkan İlkay Girgin Erdoğan, ‘Tarihimiz, geleceğimiz ve değerlerimizle biz Karaburun’uz!’ diyor…

Başkan İlkay Girgin Erdoğan, ‘ Evimiz, düzenimiz, doğal dengemizle biz Karaburun’uz!’ diyor…

Devam edeyim:

Başkan İlkay Girgin Erdoğan, ‘Denizimiz, güneşimiz ve neşemizle biz Karaburun’uz!’ diyor…

Başkan İlkay Girgin Erdoğan, ‘Kıyılarımız, koylarımız ve plajlarımızla; biz Karaburun’uz!’ diyor…

Başkan İlkay Girgin Erdoğan masajında şöyle diyor:

‘Bizim için Karaburun, sadece doğup büyüdüğümüz, ekmeğini yediğimiz, tatilimizi geçirdiğimiz, doğasının bahşettiği nimetlerden yararlandığımız bir ilçe değildir…

Bir sevdadır Karaburun…

Evimiz, barkımız, aşımız, huzurumuz, geleceğimizdir…’

Ve şöyle tamamlıyor:

‘Doğup büyüdüğü, sokaklarında oynadığı, denizine girdiği memleketinin; 117 yıllık tarihindeki ilk kadın Belediye Başkanı olarak seçilmek, benim için evladıma bırakacağım en büyük miras olacaktır.’

10 bin 700 yerleşik nüfusu ile izmir’in en küçük ilçesi olan Karaburun, 415 kilometrelik yüzölçümü ile kentin en büyük ilçeleri arasında yer alıyor.

Bir gün de, bir yıllık görev süresi içinde büyük değişim ve ilerlemelere

*- Yarım kaldı

Konu olan Karaburun’un; ekonomik, kültürel, sosyal, sanatsal projeleri ile çevreci girişimcilerinden söz edeceğim…

Dr. Cengiz’den, Av. Senih’ten, önceki başkanlardan ve de 23 Temmuz 1949 Karaburun’undan…

O zaman Karaburun’da genç bir Hükümet Tabibi olan, SSK’nın unutulmaz Nur Hani Dispanseri Başhekimlerinden Uz. Dr. Kemal Ağabeyimizin anlattığı o günleri paylaşacağım…

***-

GÜNCEL

*-  Ziraat Bankası ve Migros’tan çiftçiye büyük destek

Çiftçilerin tarım ve hayvancılık ürünlerini Migros kanalıyla doğrudan tüketiciye ulaştırırken bedellerini de peşin alabilmelerini sağlamak üzere Migros ile Ziraat Bankası önemli bir iş birliğine imza attı.

Migros ve Ziraat Bankası’nın, tarımın geleceğine yatırım yapmak ve tarımsal üretimde sürdürülebilirliğin sağlanmasına katkı amacıyla geliştirdikleri ‘Üretici Finansman Sistemi’ne ilişkin protokol, Migros Ticaret A.Ş. İcra Kurulu Üyesi Cem Rodoslu ve Ziraat Bankası Tarım Bankacılığından Sorumlu Pazarlama Grup Başkanı Ferhat Pişmaf tarafından imzalandı.

Çiftçi – market – banka işbirliği ile ülkemizde ilk kez gerçekleştirilen proje kapsamında çiftçiler, Migros’ta satılacak ürünlerinin bedelini vade beklemeden Ziraat Bankası’ndan peşin olarak alabilecek.

Proje ile ürünlerini Migros’a satan üreticilere, ürünleri daha raflarda tüketicilere sunulurken alacaklarının ödenmesi Ziraat Bankası tarafından yapılacak.

Böylece, bir yandan üreticilerin alacaklarını daha kısa sürede tahsil etmesi sağlanırken, bir yandan da üreticiden tüketiciye uzanan tedarik zincirindeki aracılar azaltılarak gıda fiyatlarının dengelenmesine katkı sağlanmış olacak.

 *- Çiftçi alacak vadesi beklemeyecek, finansman maliyetleri düşecek

Halen uygulamada olan sistemde çiftçiler ürünlerini sattıklarında, alacaklarını tahsil edebilmek için belirli bir vadeyi beklemek ve bu dönemin finansman maliyetine katlanmak zorunda kalıyor.

Uygulamaya konulan yeni sisteme göre ise Migros, doğrudan ürün aldığı çiftçileri Ziraat Bankası’na bildirecek.

Banka, Migros’un vereceği bilgilere göre her çiftçi için bir kredi limiti oluşturacak.

Çiftçiler ürünlerini Migros’a teslim ettiklerinde, buna ilişkin bilgiler online çalışan özel bir veri akışı sistemi ile otomatik olarak Ziraat Bankası’na da aktarılacak.

Banka çok uygun bir oranla iskonto uygulayıp, çiftçilerin Migros’tan olan alacaklarını satışın gerçekleşmesini takip eden iş günü çiftçinin hesabına aktaracak.

Migros, satınalma sırasında belirlediği ödeme gününde ödeme tutarını aktardığında krediler tahsil edilmiş olacak.

Bu işlemler için çiftçilerden ayrıca bir teminat alınmayacak ve Migros’a sattığı ürünlerin bedeli aynı zamanda kredinin de teminatını oluşturacak. Bütün bu akış, Migros ve Ziraat Bankası arasında bu konu özelinde oluşturulan online veri akışı sistemi üzerinden otomatik olarak gerçekleşecek.

*- EGİAD ekonomiyi masaya yatırdı

Ege Genç İş İnsanları Derneği EGİAD, Covid19 salgınının ekonomiye etkilerini tartışmak ve değerlendirmek üzere “Salgınla Mücadelede Makro Ekonomik Görünüm” konulu bir web semineri düzenledi.

EGİAD üyelerine yönelik olarak Genel Sekreter Prof. Dr. Fatih Dalkılıç’ın moderatörlüğünde gerçekleşen seminere TÜSİAD Baş Ekonomisti Zümrüt İmamoğlu konuşmacı olarak katıldı.

TÜSİAD Baş Ekonomisti Zümrüt İmamoğlu’nun ayrıntılı bir sunumuna yer verilen seminerin açılışını EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Aslan yaptı.

Aslan, yeni büyüme tahminlerinin salgının kontrol altına alınacağı varsayımıyla yüzde 0-2 bandında seyretmesini beklediklerini kaydederek, ekonomiyi korumanın sağlığı korumakla eşdeğer olduğunu ifade etti.

Covid-19 kaynaklı ekonomik yavaşlamanın, bütün sektörleri aynı şekilde etkilemediğini belirten Aslan, “Bazı sektörler ciddi şekilde yavaşlayıp kayba uğrarken bazı sektörlerde artış gözlenmektedir.

Örneğin, hava ve kara ulaşımı, eğlence ve otelcilik gibi turizme dayalı birçok sektör ciddi hasar görürken, temizlik maddeleri, maske yapımı, online alışveriş, uzaktan eğitim sistemleri gibi sektörlerde artış görülmektedir. Bu değişmeler, ithalat ve ihracata da benzer şekilde yansıyacaktır. Toplamda ekonomik faaliyetlerde ciddi bir yavaşlama söz konusu olduğu için genel olarak net bir makroekonomik kayıp yaşanacaktır” dedi.

*- Dünya Eşi Benzeri Görülmemiş Derinlikte Bir Ekonomik Krizle Yüz Yüze

Covid-19’dan sağlığımızı olduğu kadar ekonomiyi de korumanın yolları olması gerektiğini vurgulayan EGİAD Başkanı Mustafa Aslan, “Toplumsal refah maksimizasyonu için sağlık ve ekonomi birbirinden ayrılmaz bir bütünün parçalarıdır. Salgının tıbbi boyutları kadar dünya ekonomileri üzerinde oluşturduğu riskler, bugünlerin en çok konuşulan gündem maddelerinden biridir. Salgın nedeniyle üretim faaliyetleri dünya genelinde ciddi yavaşlama göstermiş, birçok sektör ağır hasar almış durumdadır. Global düzeyde olduğu gibi Türkiye ekonomisi de salgından olumsuz bir şekilde etkilenmektedir. Türkiye ve dünya, hem ölümlere yol açan bir salgınla hem de milyarlarca insanın refahını olumsuz etkileyecek eşi benzeri görülmemiş derinlikte bir ekonomik krizle yüz yüzedir. Bu yüzden, salgının kontrolü için alınacak tıp ve halk sağlığı tedbirleri kadar, bu tedbirlerin ekonomik etkilerinin de dikkate alınması gerekmektedir” dedi.

*- Türkiye Ekonomisi Daralma Yaşama Riski İle Karşı Karşıya

Ekonomideki toplam üretimin başlıca; hizmetler, sanayi, inşaat ve tarım sektörlerinde gerçekleşmekte olduğunu ifade eden Aslan, “Salgın, şirketlerde gelir kaybına ve borç geri ödeme sıkıntılarına yol açarken, azalan ihracat ve turizm gibi gelir kalemleri dengeli büyüme hedefini sekteye uğratıp cari açığın artmasına ve kur üzerinde baskıya neden olabilecektir. Küresel piyasalarda yaşanan likidite sıkışıklığı da kur üzerinde baskı yaratacak bir diğer etken olarak karşımıza çıkacaktır. Bu durum da döviz cinsinden yükümlülüklerin yerine getirilmesinde zorluklar doğuracaktır. Özel sektörün devlet bankalarının garantörlüğü ile büyük yatırımların finansmanında kullandığı dış borcun geri ödemeleri de bu anlamda risk altında görülmektedir. Türkiye ekonomisi söz konusu olası etkiler altında kısa süreli bir ekonomik daralma yaşama riski ile karşı karşıya kalabilecektir” dedi.

*-  Kartlarımızı iyi oynamalıyız

Türkiye Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Baş Ekonomisti Dr. Zümrüt İmamoğlu ise, Türkiye’de ve diğer ülkelerde virüs salgınına dair istatistiklerle başladığı sunumunda, mevcut ulusal ve küresel ekonomik durum ile açıklanan destek paketlerine dair değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin pandemi sürecini iyi yönettiğini belirten İmamoğlu, “Türkiye kartlarını iyi oynamalı. Türkiye’nin şu anda elinde sağlık sisteminden ötürü iyi bir hikâye var. Yeni dalgalar gelse bile diğer ülkelere göre üstesinden gelebileceği daha iyi bir sağlık sistemi ve tedarik zinciri bulunmakta. Bu bir fırsattır. Çünkü şu anda tüm dünya ülkelerinin gündeminde sağlık sistemi var. Bu yeni fırsatları iyi görüp, Avrupa’nın Türkiye’ye bakış açısını yumuşatabiliriz. Bu fırsatı iyi kullanabiliriz” dedi. İmamoğlu, toplantının son bölümünde ise katılımcıların sorularını da yanıtladı.

*- Başkan Soyer hemşireleri unutmadı

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer 12 Mayıs Dünya Hemşireler Günü nedeniyle Eşrefpaşa Hastanesi’ni ziyaret ederek sardunya dağıttı. Soyer, “Hemşireler gününüzü kutluyorum. İyi ki varsınız. Bu sıkıntılı günlerde varlığınız bize güç veriyor” şeklinde konuştu. İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nin Başhemşiresi Ayşe Koçyiğit ise “Hemşireler haftasında bizi yalnız bırakmadığınız için çok teşekkür ediyoruz” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi koronavirüs salgını nedeniyle sıkıntılı günler yaşayan çiçek üreticilerini desteklemek amacıyla kooperatifler aracılığıyla küçük üreticiden aldığı sardunyaları dağıtmaya devam ediyor. 12-16 Mayıs Hemşireler Haftası nedeniyle İzmir’in farklı hastanelerinde toplamda 5 bin sardunya dağıtılacak.

*-

Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın