izmir escort - foca escort

Buradasınız
Anasayfa > Genel > KARA BİR GÜN! YAŞAR EYİCE

KARA BİR GÜN! YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- Ocak ayının içinde çok sevdiklerimizi kaybettik…

Hepsine yanıyoruz…

Bu sabah Eray Karacalar anımsattı;

İzmir Siyasi Şube’deki Gaffar Komserim ile şehit olan korumalarını, Gazeteci ‘adam gibi adam’ olan Uğur Mumcu’yu saygı ve hürmetle anıyorum, diye yazarak…

Emekli Başkomser Eray Karacalar ile Bornovalı Doğan Kaplan, rahmetli Yahya Berber’in oğlu Hüseyin Bayar ile Maymun Ahmet, teröristler tarafından katledilen Ali Gaffar Okkan’ın anma törenine katılacaklardı…

Hastalık ve pandemi bunu önledi…

Diyarbakır’a emniyet müdürü olarak atandığında Ali Gaffar Okkan şöyle demişti:

‘İnsanların sevgiye, saygıya ihtiyacı vardır. Biz halk için varız. Bana ‘git orada, halkın canını, malını, namusunu koru’ dediler. Onun için geldim’ demişti…

Uğur Mumcu’nun ise katledilişinin 28’nci yılı..

Sadece ‘Atatürk’ ve ‘cumhuriyet’ dediği için hainler tarafından yok edilmek istendi.

Uğur Mumcu ne diyordu;

‘Unutmayalım ki, cesur bir kez, korkak bin kez ölür!’

Ve dedikleri de çıktı…

İşte bir örnek:

‘Çocuklar; tarikat ve cemaatlere veriliyor. Çok değil, 40 yıl sonra bu çocuklar; general, hâkim, savcı olacaklardır. (07.12.1993)…

‘Vurulduk ey halkım!’ diyerek bizlere seslenen Uğur Mumcu ile bu değerlerimizi unutmamız mümkün mü?

24 Ocak 2007 günü kaybettiğimiz İsmail Cem de Türkiye Cumhuriyetinin yetiştirdiği en değerli siyasetçi ve düşünürlerden biri idi.

Aynı zamanda ülkemizde en uzun görev yapmış dışişleri bakanlarımızdan biri, Gazeteci idi…

O da birçok değerimiz gibi huzur içinde uyusun diye dua ediyoruz.

*- MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİ

Sadece Uğur Mumcu mu?

Sadece Gaffar Okkan mı?

Muammer Aksoy, Turan Dursun, Bahriye Üçok, , Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu, Org. Eşref Bitlis… Öldürülen hep aynı kişidir, Mustafa Kemal’in askeridir,  Kemalist Devrimin savunucularıdır…

Mustafa Kemal’in askerlerine kurşun sıkılmıştır, Mustafa Kemal’in aydınını susturmak için, Mustafa Kemal’in aydınlarını dize getirmek için…

*- AYNI TERANE

Bir yıl önce; Elazığ’da 6.8’lik deprem oldu.

İlk belirlemelere göre iki ilde 11 yurttaşımızı kaybettik.

İkisi ağır 225 yaralı var.

Bazı televizyonlar yayınlarını kesip verdi. Bazısı da bildiğiniz gibi vur patlasın- çal oynasın…

Eksi 10 derecede binlerce kişi sokaklarda… Kurtarma çalışmalarını halk başlattı. Konutlara kesinlikle girilmemesi istenen vatandaşlara sıcak çorba, battaniye ve çadır bekliyordu.

Manisa – Akhisar, ardından Ankara ve  Elazığ depremlerinden sonra uzmanlar yine gözü istanbul’a diktiler ve ‘Kanal İstanbul’a harcanacak ve sonu belli olmayan projeye gidecek pa ile kentlerin deprem sorunlarının ortadan kalkabileceğini belirttiler.

Ve ardından Pandemi geldi…

Ve gözler o günden bu güne hep ‘İstanbul’a dönmüşken, 30 Ekım 2020’de korkulan İzmir’de ortaya çıktı.

Hâlâ artçılar sürüyor…

Hâlâ onlarca insanımıza ve hasarlı evlerle yıkılanlar için bir çözüm bulunmuş değil…

Sadece arada konuşmalar oluyor…

O kadar!

*- BİR YIL SONRA

9 Eylül 2017 tarihinde temeli atılan Gürsel Aksel Spor ve Sağlıklı Merkezi’nin içinde bulunan Gürsel Aksel Stadı 25 Ocak 2020 Cumartesi günü Beşiktaş maçı ile hizmete girmişti.

Göztepe-Beşiktaş maçı nedeniyle ESHOT seferlerine geçici düzenleme yapmış, Güzelyalı’daki Göztepe Gürsel Aksel Stadı’nın açılışı nedeniyle bölgede bazı yollar kapatılmış, bu yolları kullanan belediye otobüslerinin güzergâhları da değiştirilmişti.

Bir yıl geçtikten sonra bu akşam yine Beşiktaş ile Göztepe’nin maçı var…

Ama bu kez İstanbul’da…

*- İZMİRLİ LEJYONER!

Madem spordan söz ettik…

Ben de bugün İzmirli bir lejyonerden söz edeyim;

Altay’ın unutulmaz isimlerinden Rıdvan Burteçin’den…

Nasıl Fransızların lejyonerleri varsa, bizim de Efelerimiz, kızanlarımız, zeybeklerimiz vardı…

Ama aradaki fark şuydu:

Lejyonerler kısaca paralı askerler idi…

Şimdilerde nasıl Amerikalılar kendi askerlerini değil, özellikle başkalarını kullanıyorlarsa, bunun gibi bir şey…

İzmir’de de bir lejyoner vardı;

Altay Kulübünün başkan ve yöneticilerinden Rıdvan Burteçin…

Lejyoner Rıdvan Burteçin Ağabey, yaşamının sonuna kadar Fransa’dan maaşını aldı…

‘Neden?’ sorusunun yanıtını da zaman zaman anlatırdı,

Kendine göre haklı yanları çoktu…

Ve işin garibi bir bilgi küpü olan Rıdvan Burteçin’in çevresindeki işadamlarının tamamına yakını da sağ görüşlüydü ama o solcu idi…

CHP bile yanında sağcı kalırdı, çünkü Türkiye İşçi Partisi’nin neredeyse tüm giderlerini kendisi karşılar, seçimlerde onlarla gezer hitabet kabiliyeti ile herkesi etkilerdi.

Spor muhabirliğim zamanında, ‘Rıdvan Ağabey, bana bir manşet ver!’ diye işin kolayına kaçardım…

Öyle laflar ederdi ki, Türkiye spor camiası sallanırdı…

Bir yönü de sürekli okuması idi…

Futbol ile ilgili tüm kurslara giderdi ve diplomalı teknik adamdı…

Bunun nedenini de sorduğumda;

‘Bu camia öyle ki, seni anında kandırırlar, en azından teknik adam gibi taktikten, futbolcu kadar onun psikolojisinden bilgi sahibi olmalısın…’

Kim bilerek sakatlandı ya da kendini oyundan attırdı, ya da takımda horozluk yapıyor veya futbolun ticaretini yapıyor, hepsinden önemlisi şikeye meyilli…

Hepsini ve hepsini bilirdi, külyutmazdı…

Bir ‘lejyoner’ sözcüğünden nerelere geldik…

Dobracı olduğu için ben de kendisine karşı bir sempati duyar, bilgisi ve yöneticiliğine hayran olurdum…

*- Anılarını bir türlü yazdıramadım…

Hayran olduğum bir başka İzmirli ‘usta’ gazeteci İrfan Türksever idi…

Ödemiş Efesi olan büyüğümüz, İstanbul’da eğitimini tamamlarken, o zamanlar Türkiye’nin en büyük ve fazla satan gazetelerinden Yeni Sabah’ta (1938-1964) anımsadığım kadarıyla Spor ve Gece Muhabiri olarak işe başlamış, sonra Hürriyet’e transfer olmuştu…

Şimdi konuya biraz ara vererek, Ödemiş’in Efesi İrfan Türksever’i anlatmaya devam etmeden, önceki zamanlardan bir iki gazete manşetlerini paylaşmak istiyorum:

*- Nereden nereye?

 Bu gazeteler ve başlıklar için çok değişik yorum yapabilirim…

Ama şimdi yeri değil…

18 Ağustos 1952 tarihli Son Posta Gazetesi, ‘Türk- Yunan deniz tatbikatı başladı- İzmir’deki Türk ve Yunan filoları bu sabah limandan ayrılarak

Ege Denizindeki tatbikat sahasına gittiler’

28 Kasım 1952 Cuma tarihli Vakit Gazetesi’nin sür manşeti:

‘Cumhurbaşkanı Yunanistan’da yürekten sevgi ile karşılandı’, ‘Pire’den Atina’ya kadar çiçek ve komfet yağmuru’

Arada en önemli haber olarak ‘Kore’ ortaya çıkıyor…

Konumuzla ilgili olmadığı için geçiyorum…

Ve bu arada iki yıl sonraya gelelim…

*- DURUM NAZİK!

9 Eylül 1954, Perşembe tarihli  ‘Hürriyet Gazetesi’nin manşeti:

‘Hükümet Kıbrıs için mitinge izin vermedi’

‘Başvekil bunu A.A. vasıtasıyla gece bildirdi’

‘Gençlik mitingde ısrar ettiği için durum nazik’

‘İzmir Valisi herhangi bir mitingi önlemeleri için Emniyet Kuvvetlerine kat’i emir verdi’

‘Başvekil Kıbrıs Heyetini dün de kabul etmedi’

Manşete bağlı fotoğraflı bir başka haber;

‘Makarios’un savurduğu yeni ilhak hezeyanları’

Sayfadaki bir başka haber:

‘Bugün iki 9 Eylül’ü birlikte kutluyoruz:

‘9 Eylül 1570 Kıbrıs’ta Lefkoşa’nın fethedildiği, 9 Eylül 1922’de İzmir’in istiladan kurtulduğu tarihtir’

*- KIZIŞTIRANLARI BİLİYORUZ… ARKALARINDA OLANLARI DA…

2 Nisan 1955 Cumartesi tarihli ‘Akşam’ Gazetesi:

‘Kıbrıs’ta infilaklar dün de devam etti!’

‘Kıbrıs Türkleri, İngiltere’den can ve mallarının korunması için tedhişçilere karşı sert tedbirler alınmasını istediler’

*-

7 Eylül 1955 Çarşamba günkü Yeni İstanbul gazetesi:

Üst başlık: ‘Atatürk’ün doğduğu eve yapılan iğrenç tecavüzden sonra,

Manşet:

‘İstanbul ve İzmir’deki hadiseler üzerine örfi idare ilan edildi’

Alt Başlık:

‘Taksim Meydanı’nda saat 18.00’de toplanan gruplar kısa zamanda şehrin muhtelif bölgelerine dağılarak birçok dükkanı tahrip ettiler, kiliseleri ateşe verdiler, şehre tank ve askeri birlikler sevk edildi’

Gazete tam sayfa olayları veriyor, İzmir’de nümayişçilerin Yunan konsolosluğunu yakmasından tutun da Başbakanın tebliğine kadar….

Ve 1955’den zamanımıza kadar Kıbrıs hep gündemimizde olmuştur…

Ama nedense yaşananlar, verdiğimiz şehitler hep unutulmuştur.

Ve Hürriyet’e geçen ve emekli oluncaya kadar bu gazetede kalan ‘Ödemiş’in Efesi İrfan Türksever mesleğinin en verimli günlerini Kıbrıs’ta geçirmiştir.

Ve bana ‘Mücahit’ lere (Türk Mukavemet Teşkilatı katıldığını anlatmıştı.

Ve memleketimize; Türklüğe yaptığı katkılardan dolayı çok kez ödüllendirilmişti.

Hatta birbirlerini bile tanımayan teşkilat üyelerinin tamamı kendisini tanıyordu, giydikleri ve şapkasından…

Onu vefatına kadar saklamıştı…

*- UNUTANLAR OLUYOR

Yıl 1963; Kıbrıs kaynıyor. Makarios yönetimindeki Rumlar, Akritas Planı (Türklerin imha edilmesi) doğrultusunda 21 Aralık’ta saldırıya geçiyor. Sonradan ‘Kanlı Noel’ olarak anılacak saldırıda Rumlar hiç beklemedikleri bir sürprizle karşılaşıyor. Türklerin tamamen savunmasız olduğunu düşünen Rumların karşısına çıkan silahlı bir direniş örgütü, planın başarıya ulaşmasına engel oluyor.

Çünkü o günlerde Türkiye’de, EOKA’nın faaliyetlerine bakılıp, ‘Bizimkiler uyuyor mu?’ diye konuşulmaktaydı ve Türk Mukavemet Teşkilatı hakkında bilgi sahibi olan çok az insan vardı.

Her şey daha en başından büyük bir gizlilikle yürütülmüştü.

İzmirli ‘Milli Yüzücü’ ve ‘Atıcı’ Alp Kızılsu’nun babasının da önemli görevleri olduğunu biliyorum.

*-  ANAHTAR!

Şimdi 21 Ocak 2019’a gelelim

İzmirli Gazeteci- Yazar arkadaşımız Nurten Akyazılılar’ın ‘Anahtar’ isimli

560 sayfalık eseri piyasaya çıktı.

‘Akdeniz’de kilit nokta konumuyla Kıbrıs, bölgedeki hâkimiyetin de anahtarıdır’ diyen Yazar Nurten Akyazılılar, Kıbrıs’ın; jeostratejik önemi nedeniyle özellikle ABD, Rusya, İngiltere, Fransa, İsrail, Yunanistan, Çin gibi devletler ile Avrupa Birliği’nin hedefinde olduğunu Memlüklülerden, Venediklilerden, Cenevizlerden bu yana ele alıp günümüze kadar getiriyor.

Kitap gecikmeli olarak elime geçti.

Sanıyorum; bir haftalık düzenli bir okuyuştan sonra daha sağlıklı bilgi sahibi olacağım…

*-

***-

GÜNCEL

*- ÇEŞME ÇARŞISINA KÖKLÜ ÇÖZÜM

Uzun yıllardır, aşırı yağışlarda, Çeşme çarşısının kanayan yarası olan ve Cumhuriyet Meydanı’nı da etkileyen su baskını sorunu, Çeşme Belediyesi ve İZSU işbirliğiyle yapılan çalışmalarla çözüldü.

Çeşme Belediyesi önündeki yolda bulunan ve çarşıdan gelen yağmur suyunu denize aktarmakta yetersiz kalan borular, Çeşme Belediyesi ve İZSU’nun bir ay kadar süren çalışmasıyla değiştirildi. 

Ayrıca denize akış noktasında da 600 mm çapında bir kollektör hattı oluşturularak, 10 adet de 250 mm çapında borularla denize çıkış montajı yapıldı. 10 adet boruya denize çıkış noktasında da kapaklar takıldı. Yeni döşenen bu hatla, yağmur suyunun hızı arttırılarak denize akışı sağlanmış oldu.

Öte yandan yapılan çalışmalara ek olarak, İnkılap Caddesi üzerinde yeni boy ızgaralar yapılarak, sistemin güçlendirileceği ve yüzey suyu toplama kapasitesinin arttırılarak, çarşıdaki su taşkını sorununun tamamen çözülmüş olacağı ifade edildi.

*-

Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın

Top