22 Okunma

“Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü”

Sosyal Medyada Paylaş

“Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü”nde,
Foça Barış Kadınları olarak geçen 3 yılda yaptığımız gibi bu yıl da 25 Kasım 2018 “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü”nde Foça’da bir davetimiz var.
https://www.facebook.com/events/195206828058164/

25 Kasım Pazar günü Foça Belediyesi Reha Midilli Kültür Merkezi Salonu’nda saat: 15:00 de yönetmeni Ahu Öztürk’ün katılımı ile “TOZ BEZİ” film gösterimi ve salon fuayesinde 25 kasım 2018 saat 14:00 da açılışı yapılacak ve 1 hafta süre ile açık kalacak olan; fotoğraf sanatçısı Hülya Anbarlı’nın kadına şiddeti konu alan fotoğraflarının sergileneceği TEMSİLİ HAYATLAR “Şiddetin Renkleri” fotoğraf sergisi
FOÇA BARIŞ KADINLARI’NIN “25 KASIM, KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI MÜCADELE VE DAYANIŞMA GÜNÜ” KAPSAMINDA ORGANİZE ETTİĞİ ETKİNLİĞE HEPİNİZ, HEPİMİZ DAVETLİYİZ!

AHU ÖZTÜRK (Yönetmen)
1976 yılında İstanbul’da doğdu. Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Felsefe bölümünden mezun oldu. 2002’de Marmara Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Sinema-TV bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. 2000 yılından bu yana çeşitli sinema projelerinde çalışmaktadır.

Toz Bezi (Dust Cloth)

35. Uluslararası İstabul Film Festivali’nde ödülünü Jüri Başkanı Müjde Ar’dan alan Ahu Öztürk, yaptığı konuşmada, “Ben ödülü, Şırnak’ta çocuklarının ölüsünü buzdolabında saklayan annelerden, yurtdışında çocuğuyla vedalaşıp burada tekrar cezaevine gelen sevgili Meral Camcı’ya uzanan o yol adına alıyorum. Savaşlar kadınları ve önce çocukları vuracaksa, barışı da kadınlar kuracak” dedi.

İki gündelikçi kadın, temizliğe gittikleri evlerdeki insanlarla kurdukları ilişki, gündelik çatışmalar, kendi arkadaşlık-kardeşlikleri ve bu yakın arkadaşlığın hiyerarşisi, hayata tutunma çabası, kadınlık, annelik, temizlik ve yoksulluk…
Nesrin ve Hatun şehrin yoksulluğu ve zenginliği arasındaki bir vagonda gelip giderken, hayatı anlamaya ve kendilerine gidecek yollar bulmaya çalışırlar.

Yönetmen: Ahu Öztürk
Yapımcı: Çiğdem Mater / Nesra Gürbüz
Ortak Yapımcı: Stefan Gieren
Senarist: Ahu Öztürk
Oyuncular:
Nazan Kesal (Hatun),Asiye Dinçsoy(Nesrin),Mehmet Özgür(Şero),Serra Yılmaz (Ayten) Didem İnselel (Aslı), Asel Yalın (Asmin), Yusuf Ancu (Oktay), Gökçe Yanardağ (Ferda), İbrahim İris(Hakan)
Görüntü yönetmeni: Meryem Yavuz
Sanat yönetmeni: Aslı Dadak / Barış Yıkılmaz
Kurgu: Ali Aga
Kurgu Süpervizörü: Ayhan Ergürsel
Casting: Ezgi Baltaş
Cinsi:Sinema filmi
Türü: Dram
Süre:99 dk
Ülke:Türkiye
Dil:Türkçe
Altyazı:İngilizce

FİLMİN ÖDÜLLERİ:
35. Uluslararası İstabul Film Festivali Ulusal Yarışma Altın Lale ödülleri
En iyi film (Ahu Öztürk )
En iyi kadın oyuncu(Asiye Dinçsoy )
En iyi senaryo (Ahu Öztürk)
27. Ankara Uluslararası Film Festivali
Mahmut Tali Öngören Özel Ödülü (Ahu Öztürk)
En iyi kadın oyuncu (Asiye Dinçsoy)
21. Nürnberg Türkiye-Almanya Film Festivali
En iyi film (Ahu Öztürk)
En iyi kadın oyuncu (Asiye Dinçsoy ve Nazan Kesal )
49. Sinema Yazarları Derneği Ödülleri
“Ahmet Uluçay En İyi İlk Film” ödülü (Toz Bezi)
18. Napoli Film Festivali
En İyi Film Ödülü (Toz Bezi)

YÖNETMEN FİLMOGRAFİSİ
Toz Bezi (Dust Cloth) – 2014_
Gösterime giriş tarihi: Eylül 2015 (Türkiye)
(Uluslararası prömiyeri 66. Berlinale Film Festivali Forum bölümünde yapılmıştır)

Kars Öyküleri – 2010_ 6. Londra Türk Filmleri Festivali, Uzun Metraj Altın Kanatlar Yarışması. 2010

YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI BELGESEL FİLMLER
Sandık – 2004

YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI KISA FİLMLER
Açık Yara – 2010
Açık Yara, 2010 yılında Rotterdam, İstanbul, Kudüs, Saraybosna, Beyrut gibi pek çok uluslararası festivalde gösterildi.
6. Londra Türk Filmleri Festivali, Uzun Metraj Altın Kanatlar Yarışması. 2010
Hisar Kısa Film Seçkisi. 2011
23. İstanbul Uluslararası Kısa Film Festivali, Yarışma Filmi. 2011
13. Eskişehir Film Festivali, Kısa Filmler Bölümü Seçkisi. 2011

HÜLYA ANBARLI

TEMSİLİ HAYATLAR
‘şiddetin renkleri’

Şiddet, bedenlerimize aldığımız yara ya da yaşam hakkımızın ihlali değil sadece…Kendi yolumuz sanarak sanarak saptığımız patikalarda, her gün biraz daha içselleştirdiğimiz kabullerde, kuşandığımız kimliklerde, bizi insan olmanın dışına savuran söylemlerde, usul usul oluşturulan rızada gizli. Hepimizin hayatında az ya da çok, türlü biçimlerde varlığını duyuran ‘gündelik şiddet’ biçimleri, son yıllarda gittikçe artan fiziksel şiddeti de aşıyor; ancak ‘erk’ tarafından ‘normalleştirilen’ algı nedeniyle aynı ölçüde görünmez kılınıyor. Bu ‘görünmez hâkikat’ genç/yaşlı, zengin /yoksul, eğitimli/eğitimsiz, şu ya da bu kültürden neredeyse bütün kadınları büyük bir hikâyenin parçası haline getiriyor.
Bu gerçekten hareketle, fotoğraflarımda, normalleştirilmeye çalışılan cinsiyet rollerinin, sıradan, alışıldık, siyaset dışı gibi görünen şiddet biçimlerinin, aslında alenî olandan çok daha yaygın, sistematik ve sanıldığının aksine ne kadar politik olduğunu anlatmaya, gündelik hayata gizlenmiş şiddeti açık etmeye çalıştım. Kadınların ‘türlü hallerinden’ yola çıkarak ‘kadına dair bir durumun’ altını çizmeye çalıştığım fotoğraflarım, kadını kuşatan, sıkıştıran nihayetinde görünmez kılan normlar, beklentiler ve kodlar hakkında birlikte sorular sorabilme ve görünür olanın ardına bakma /baktırma çabası olarak değerlendirilebilir.

Fotoğrafın, her ne kadar bireyselmiş izlenimi verse de, aslında fotoğraf izleyicisini de içine alan ortak bir üretim olduğunu düşünüyorum. Bu noktadan hareketle, fotoğraflarımın bir hikâye anlatmaktan çok kendilerini ‘anlatmasını’, ‘birbirleriyle ‘konuşmasını’, farklı hayatları ‘davet etmesini’, bu şekilde de izleyenin kendi hikâyesini yazmasına olanak tanımasını istedim. Bu bakımdan fotoğraflarım, onlara yüklenen tüm anlamları barındırabileceği gibi, hiçbirini barındırmayabilir. Ya da çoğunluğa ‘değen’ durumlarla örtüştüğünde, anlamını daha çabuk ele verebilir. Benim için önemli olan, fotoğraflarımla ne kadar geniş bir anlam dünyasına dokunabildiğimdir.

Yaptığım her fotoğraf, dokunduğum her hayat, başka hayatlara giden bir yol olsun istiyorum…Tam da bu nedenle, sergimi, yine bir kadına, çok güzel ve çok özel bir kadına, bu hayatlarda mutlaka izine rastlayacağınız ‘annem’e ithaf ediyorum…
Hülya Anbarlı
FOTOĞRAF SANATÇISI HÜLYA ANBARLI ÖZGEÇMİŞ
İzmir doğumluyum. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü mezunuyum. Uzun zamandır, doğduğum kent olan İzmir’de yaşıyorum. Fotoğrafla yirmi beş yılı aşkın bir süredir ilgileniyorum. Fotoğrafa İzmirli fotoğraf sanatçısı Cavit Kürnek grubunda başladım. Ardından çalışmalarımı ‘İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği’ (İFOD) bünyesinde sürdürdüm. Şimdilerde bağımsız olarak fotoğraf üretmeye devam etmekteyim.
Genellikle kurgusal / kavramsal çalışmalar yürütüyorum. Toplumsal cinsiyet rollerinin kucağına doğduğum ve bir kadın olarak bu rollerin en yakın tanığı yaşadığım için, fotoğraflarımda genellikle ana tema olarak ‘kadın’ı işledim. Kadına dair kodların / normların gündelik hayatta görünme biçimlerine, bu biçimlerin içerdiği ayrımcılık ve şiddete, doğal gibi görünen ‘kadınlık’ (ve erkeklik) hallerinin aslında ne kadar kurgusal olduğuna dikkat çekmeyi ve özel olanla politik olan arasındaki sınırları aşındırmayı amaçladım.
Bugüne değin birçok karma sergiye katıldım, kişisel sergiler açtım. Şu sıralar, üzerinde yaklaşık beş yıl çalıştığım ve toplumsal cinsiyet rollerinin izini kadın üzerinden sürdüğüm fotoğraflarımı, ‘Temsili Hayatlar’ başlığı altında sergilemekteyim.
Hülya Anbarlı

Bir cevap yazın