27 Okunma

İlkler denilince Selçuk Yaşar. YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

‘Çoban Ateşi’ parti mi oluyor?

*-  Selçuk Yaşar ödülleri sahibini buldu

*- Tarihi Elektrik Fabrikası İzmir’indir, AVM olamaz…

Zaman çabuk geçiyor…

Bir türlü yakalayamıyorum…

‘Çoban Ateşi İzmir’de Yanıyor!’ haberini alınca, ‘Ne çabuk!’ demekten kendimi alamadım..

Geçen yıl sözünü etmiştim, bu Çoban Ateşi’nin…

Merkez Sağın tecrübeli siyasetçileri, Adana,Çanakkale ve Antalya’dan sonra çoban ateşini yakmak için 23 Şubat 2019 Cumartesi günü geniş bir katılımla Cumhuriyetin kalesi İzmir’de bir araya geliyorlar.

Çoban Ateşi hareketinin lideri eski Sağlık ve Devlet Bakanı Rifat Serdaroğlu yaptığı açıklamada;

‘Çoban Ateşi hareketinin sahibi sadece Türk Milletidir.

Çoban Ateşlerinin, siyasi bir yapıya dönüştürülüp, dönüştürülmeyeceğine yine Türk Milleti karar verecektir.’ ifadelerini kullandı.

*-

Serdaroğlu, açıklamasının devamında;

‘Bu rezil düzeni, bu kepazeliği demokratik yolla yıkmak bu günkü düzen partilerinin yapabilecekleri bir iş değildir.

İktidarı muhalefetiyle bunlar birbirine benzediler.

Birbirlerinden farkları kalmadı.

Tek başına yerel seçimlere bile katılamayan particiklerden Türk Milletine artık hayır gelmez…

Türkiye’yi yeniden Demokratik Parlamenter rejime, Hukuk Devletine, Lâik Cumhuriyete kavuşturmak, yeniden kalkınmış Büyük Türkiye’yi yaratıp, bölünmüş bir milleti birleştirmek ve ülkeyi kaybettiğimiz huzura kavuşturmak için ‘Çoban Ateşi’ hareketini başlattık.

Ülke genelinde toplantılar düzenliyoruz.

Binlerce insanımız, kendi olanaklarıyla salonlara koşuyor.23 Şubat 2019 Cumartesi günü İzmir Fuar Basmane Kapısı girişindeki 1/B Holünde toplanacağız.

Tüm Egeli demokratları, özellikle kadınlarımızı ve gençlerimizi bekliyoruz.

Bizler, bölünmüşü birleştirmek için geleceğiz.

Biliyor ve inanıyoruz ki; Bölünürsek YOK oluruz, bütün olur ve hakça bölüşürsek hem ÇOK hem de TOK oluruz…

Ne Mutlu Türküm Diyene…’ dedi.

Bu açıklamadan şunu anlıyorum:

Yeni bir siyasi partinin temelleri atılmak üzere…

Başarılı olurlar mı, olmazlar mı, onu zaman gösterecek ama ‘Biraz zor’ gibi geliyor bana…

Bir yandan birçok partiyi örnek göstereceğim ama, onlar da bana ANAP’ı ya da AKP’yi gösterirlerse bir şey diyemem…

*- ‘Millet İttifakı’ adaylarını destekleyecekler

Rifat Serdaroğlu 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak yerel seçimde CHP+İYİ Parti adaylarından namusuna, iş ahlakına, çalışkanlığına güvendiği kişilerin destekleneceğini belirterek ‘01 Nisan 2019 tarihinden başlamak üzere, AKP ve MHP’ye karşı, Türk Siyasi Tarihinin görebileceği en yoğun muhalefet başlatılacaktır.

7 gün 24 saat esasıyla gençlerimizle- kadınlarımızla- tecrübeli arkadaşlarımızla her kapıyı çalıp, derdimizi- çözüm önerilerimizi vatandaşlarımıza yüz yüze anlatacağız.’ ifadelerini kullandı.

*- İyi ki varsın Selçuk Yaşar

Perşembe günü sabahtan telefonum çaldı.

Arayan Yaşar Holding’in çalışkanlarından Mehmet Aykırı idi…

Yıllar öncenin en başarılı gazetecilerinden biri olan Mehmet Aykırı, ‘Akşam birlikteyiz galiba!’ dedi.

İstanbul uçağında yazımı okuyunca, ‘Selçuk Yaşar Ödül Gecesine’ gideceğimi öğrenmiş, sürpriz yaptı.

Havada, karada, denizde her yerde bizi bulursunuz, hatta dünyanın her köşesinde…

Yaşar Üniversitesi belki de Türkiye’de bir ilki yaşama geçiriyordu…

‘İnsanlar Yaşarken Anılmalı’ projesi de biliyorsunuz ilk kez İzmir’de yaşama geçirildi.

İşadamı Selçuk Yaşar’ın ‘en büyük eserim’ dediği , İzmir’in gururu Yaşar Üniversitesi ilk kez bu yıl yani 2019 yılında düzenlediği ‘Selçuk Yaşar Ödülü’ sahiplerini bulacaktı…

Gerek Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Yığıtbaşı, gerekse Rektör Prof. Dr. Cemali Dinçer ‘ödül kazananı’ büyük bir sır olarak sakladılar.

Tüm ekip çok ketumdu…

Hatta Çırağan Sarayı’ndaki toplantıda, her zaman olduğu gibi en arka kısımda Majestik Pr. Elemanları ile oturdum, böylece çevreyi çok daha rahat takip ettim.

Örneğin Prof. Dr. Cemali Dinçer ile Yönetim Kurulu Üyesi İdil Yiğitbaşı’nın masaları gezerek, hatta oturarak misafirleriyle ilgilenmeleri örnek davranışlardı.

Çok önemli konuklar vardı…

Örneğin Bülent Eczacıbaşı…

Benim ‘İzmir’in gururları’ listesinde ön sırada tuttuğum Bülent Eczacıbaşı’nın ‘Eğitim, eğitim, eğitim’ ana temalı konuşmasını can kulağı ile dinledim…

Rahmi Koç ise videodan seslendi….

Tane tane Selçuk Yaşar’ı öyle anlattı ki, kitap olur…

Asıl konuya geleyim:

1919 Selçuk Yaşar Ödülü, bir değil eşit oy alan, daha doğrusu ince eleyip sık dokumadan sonra iki kişiye verilmiş…

Biri; Prof. DR. Aytül Ayçil…

Değerli Bilim insanı Prof. Dr. Aytül Ayçil, ‘Zamanımızda akıl teri, alın terini’ geçti dedi.

Hedefinin değerinin,1 milyar doların üzerinde bir Türk firmasını görmek olduğunu söyledi…

Biliyorsunuz; Prof. Dr, Aytül Ayçil ‘Yapay Zeka’ da dünyanın en önemli bilim kadını…

Geleceğimizi hazırlayanlardan…

İkinci isim ise; Ali Nihat Gökyiğit…

Bazıları TEKFEN’den bilir…

Ama çoğunluk onun sanayici yönünden çok çevreci yönünü bilir.

Hatta TEMA deyince ilk akla gelen isimlerden biri Ali Nihat Gökyiğit…

Eşi adına onlarca dönüm üzerine kurduğu ‘Botanik Bahçesi’ ülkemizin gurur merkezlerinden biri…

Teşhis de doğru, tespit de…

Jüriyi kutlamak lazım, 6 aylık uğraşları boşa gitmemiş…

Selçuk Yaşar İzmir’deki evinden, odasından geceyi canlı yayınla izledi.

Video yayınının sonunda ‘İyi ki varmışım!’ deyince onlarca özel davatlinin keyif içinde alkışını aldı.

Ben de ‘İyi ki varsın, büyük girişimcimiz, ağabeyimiz Selçuk Yaşar’ diyorum…

Ferhan hanım’dan, Selim Yaşar’dan da söz edecektim ama şimdilik bu kadarla kalıyorum…

*- Desteklememiz şart

Kaç gündür gündemimde var, ama bir türlü ele alamadım..

Biliyorsunuz; İzmir Tarihi Elektrik Fabrikası özelleştirme kararına karşı İzmir’de bir grubun başlatmış olduğu çalışmalar sürüyor.

Av. Senih Özay, Av. Nart Atik, Av. Nefne Atik, Av. Ahu Tahmilci, Av. Sevim Çiğdem Kelek,        Av. Hazar Can Kıpçak, Av. Nevzat Kaan Çabuk, Stj. Av. Ensar Aktürk maddi manevi tüm güçleriyle Fabrika’nın İzmirlilerin olması için hukuk mücadelesi veriyor.

Belki bu arada isimlerini unuttuklarımla beraber, Konak ilçesi, Umurbey Mahallesi, 3535 ada, 6 parselde  bulunan TARİHİ ELEKTRİK SANTRALİ FABRİKASI’nın özelleştirme kararına karşı açtıkları davada  şöyle diyorlar:

‘Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 10/01/2019 tarihinde yayınlanan ilanda Ankara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.’nin diğer taşınmazları ile birlikte İzmir ili, Konak ilçesi, Umurbey Mahallesi, 3535 ada, 6 parselde bulunan TARİHİ ELEKTRİK SANTRALİ FABRİKASI’nın da özelleştirileceği duyurulmuştur.

Ancak söz konusu tarihi fabrika İzmir 1 No’lu Kültür  ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 8 Ocak 1998 tarihli ve 7003 numaralı kararıyla ‘Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı’ olarak tescil edilmiştir. Her nasılsa bu şerh şu anda kaldırılmış ve söz konusu taşınmaz halihazırda özelleştirilmeye elverişli sıradan bir arsa niteliğine çevrilmiştir.

1928 yılında inşa edilen söz konusu yerdeki Elektrik Fabrikası, elektrik  santrali, su kulesi, yakıt tankları ve depoları, atölyeler vb. yapılar ile bir bütünün parçası olarak tasarlanmış, eskimiş ama bileşeninden kopmamış,’ endüstriyel yapı’ tasarımlarının bir örneği olması nedeniyle mimarlık tarihi açısından yeri son derece önemli, tasarım ve mimarlık tekniği ve teknoloji açısından bir daha yerine konulamayacak değerde bir yapıdır.

Ulusal ve uluslararası belgelerde ‘sanayi arkeolojisi”’olarak tanımlanan  Elektrik Fabrikası  binasının bu ihale süreci ve satışı süreciyle yok olması, binanın çevresi ile birlikte düşünülerek tasarlanmış olan ve birbirini bütünleyen kentin bir dönem kültürünün belgesi de yok olmuş olacaktır.

Kültürel ve tarihsel özgünlüğü bulunan bir endüstri yapısı, ihale yoluyla satışa çıkarılarak yerle bir edilmeye çalışılmakta, ender, özgün değerlere sahip, gelecek kuşaklar için belge değeri olan bir mimari kültürel miras, sıradan bir taşınmazmış gibi adeta yok edilmeye çalışılmaktadır.’

Söz konusu ihale kararına karşı Danıştay 13. Dairesi 2019/318 E. Sayılı dosyası ile iptal davası açılmıştır.

İzmir’in İstanbul’laşmaması adına yürütmüş olduğumuz çalışmalara ve açmış olduğumuz bu davaya müdahil olmanızı ve çalışmalarımıza destek vermenizi bekliyoruz.’

***-

GÜNCEL

*- Foçanın antik dönemi

İzmir’in Foça İlçesi’nde çalışmalarını sürdüren Foça Kitap Kulübü aylık söyleşi programı kapsamında turizmci, yöre tarihi araştırmacısı Sebahattin Karaca’yı konuk etti. Karaca, ilçenin ve çevre yerleşim birimlerinin antik çağdan orta çağa uzanan tarihini ilginç detaylara değinerek anlattı.
— 
Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comve yeyice@mynet.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın