İki saat bekleyemedi mi? YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- Düne kadar böyle bir sistem yoktu… Valiler görevleri bitince ‘Allahaısmarladık’ turları yapar, onlara ‘güle güle’ ziyaretleri yapılır ve bir de ‘yemek’ verilir, anılar konuşulurdu. ‘Güle oynaya’ bir şekilde gönderilirdi! Ya şimdi?

*- Bugün bir yeni Vali geldi İzmir’e… Diğeri de iki saat kadar önce gitti…. Emekli olmadı… Buradan yani İzmir’den nereye gidilir? Bunu önceki dönemleri bilenlere sormak lazım…

*- Vali Hüseyin Öğütçen ile Vali Kutlu Aktaş’ın İzmir’de bıraktıkları hoş sada ile eserlerini hemen aklımıza getiriyoruz. Son zamanlardaki valilerin adlarını bile hatırlayan kaç kişi var? Bir anket yapın çevrenizdekilere sorun, kaçı kaçını bilecek?

*- ‘Model Ayvalık’ tanıtıldı…

*-  Bir annenin feryadı! Bakalım duyan olacak mı?

*-  250 bin kişiye 30 milyon Avro! Nerede? Yunanistan’da…

*-

*- YAŞAR EYİCE

*- İki saat ara ile!

Bu yaşıma geldim, böyle bir gönderiye rastlamadım.

Bir gece bir baktık, İzmir Valisi Erol Ayyıldız’ın tayini çıkmış!

Nereye?

Eskişehir’e!

Halbuki İzmir’den sonraki yer, genelde İstanbul eh olmadı Ankara olmalı idi…

Gelenek böyle idi…

Ama İzmir’de bir şekilde bekleneni veremediysen, eski liyakatına bakılarak yine bir başka Anadolu kentine gönderilirsin…

Bu da çalışma disiplinine bağlıdır…

Ya sana bir iki isim verirler, ya da ‘Nereyi istiyorsun?’ derler…

Bunlar önemli değil…

Valiler, ya da tayini çıkan yönetici durumundaki insanların ağızlarından şu çıkar?

‘Her yer bizim… Her yer hizmet bekliyor… Görev seçilmez verilir… Benim için İstanbul da bir, Mardin de…’

Böyle diyene ne yapılır?

Nasıl yanıt verilir?

Bence sıradan bir memura bakın anlarsınız?

O bırakın oraları, İzmir’in Kiraz’ını, Beydağ’ını bile daha düne kadar istemiyor, rapor üzerine rapor alıyor, ‘Aman beni buraya göndermesinler?’ diye kapı kapı gezip torpil arıyordu…

Ama kapılar kapandıysa yapacak bir şey yok…

Kınık’ı bile istemiyorlardı, Bergama ile Soma arasındaki küçük ama şirin ilçemizi…

Bunu bilenler, bir ara düzenleme yaptılar yıllar önce….

Dediler ki, ‘İzmir’in bu ilçeleri de Şark Hizmeti kapsamına alındı!’

Yani çift maaş…

Hâlâ bu güzellik devam ediyor mu bilmiyorum…

Çünkü o günlerde, İzmir’in bu ilçeleri bile il merkezine uzak olduğu için birçok kişi, hatta her memur için cazip değildi…

Şimdi geleyim esas konuya;

Geçmişten gelen bilgilerime göre, vali veya bir üst düzey devlet memurunun normal sürede tayini çıkınca önce o ‘veda ziyaretleri’ yapar…

Yani helallik ister…

Sonra belli süre içinde kendisine ziyaretler yapılır, ‘güle güle’ denilir, başarı dilenir ve de bir de ‘veda yemeği’ verilir…

Törenle gönderilir…

Şimdi öyle mi oldu giden vali için bilmiyorum…

Gördüğüm kadarıyla, yani yapılan açıklamaya göre, adını bir türlü öğrenemediğim giden Vali’ye İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Tunç Soyer gitti ve ‘İzmir hatırası’ hediyeyi de vererek, bundan sonraki yaşamında, yani yine CHP’li Büyükşehir Belediyesi olan Eskişehir’de başarı diledi.

Tabii ki bu arada mutlaka Eskişehir Belediye Başkanı Büyükerşen’e de gerçek raporu vermiş. 31 Mart Yerel seçimlerinden bu yana birlikte gerçekleştirdikleri çalışmaları anlatmıştır.

Adet böyle!

Mutlaka bir yönetici bir kente gelmeden önce, örneğin bir il emniyet müdürü, o daha gelmeden teşkilattan o müdürün sevdiklerinden sevmediklerine, hatta ‘protokol müdürü’ mü, ‘asayişçi mi, ‘ ‘terörcü mü?’ konuları hakkında bilgi gelir…

Bilmem anlatabildim mi?

Yani benim anlamadığım konu şu:

Eskişehir’e giden vali İzmir’e neler verdi neler kazandırdı?

Onu unutmayacağımız, unutamayacağımız eserler kazandırdı mı?

Kimlere ne gibi yararı oldu?

Fakirlere fukaralara, yetimlere, öğrencilere, engellilere, İzmir’in tarımına, eğitimine, turizmine, şirketlerine, sosyal derneklere katkısı ne kadardı?

Ve de basit ama önemli, kendisin geldiği gibi mi gitti?

Yani şerefine yemek verildi mi?

Kimler katıldı, anılarını paylaştılar mı?

Bu arada öğrendiğime göre sanayiciler, işadamları, gazetelerde her gün resimleri çıkan para babaları , patronlar kendisine çalışmalarından dolayı teşekkür etmişler…

Gün olur devran döner…

Bakarsın yarın daha yüksek yerlere de gelebilir, İzmir’den giden bazı valiler gibi Bakan da olabilir…

Olmaz olmaz demeyin neler görüldü, neler yaşandı…

Büyükelçi olarak bile atanır…

Umut yalnız vatandaş Mehmet’in ekmeği değil ki!

Bugün  (18 Haziran 2002 Perşembe) yeni Vali İzmir’e geldi…

Yine bugün saat 11.00’de bültenden okuduğuma göre Vali Erol Ayyıldız Karataş’taki konutundan ayrılmış…

Herhalde konuttaki aşçılar, bahçıvanlar, yardımcılar, güvenlik görevlileri ‘Sizi unutmayacağız’ diyerek bir bardak su da arkasından dökmüşlerdir.

Uzaktan değil hemen dibimizden Aydın’dan İzmir’e tayin olan yeni Vali

Yavuz Selim Köşger ise yine bugün (18.06.2020 Perşembe günü saat: 13.30’da)  İzmir Hükümet Konağı önünde karşılandı…

Biz neler gördük neler?

İzmir il sınırlarında karşılanmak isteyenler mi ararsınız?

İzmir il sınırına kadar götürülüp oradan uğurlanmak isteyenler mi?

Onlarca motosikletli polislerin arasında kornalarını çalarak halka duyurmak isteyenler mi?

Neler neler?

Bir de devir teslim törenleri olurdu…

Anladığım kadarıyla bu da olmuyor…

Baksanıza biri gidiyor, diğeri iki saat ara ile geliyor…

İki saat önce gelemez mi?

Ya da iki saat sonra gidemez mi?

Bilemiyoruz işte…

Bildiğimiz devlette daimilik vardır…

Yani işler durmaz…

Yola devam…

*- Ayasofya tuzak mı?

54. Hükümet döneminin Turizm Bakanı Bahattin Yücel; tarihçi, siyasetçi, 40 yıllık turizmci deneyim ve birikimi ile meslek örgütü başkanlığı yapmış kişi olarak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘partisi AKP’ye ‘Bu konuda bir çalışma yapın’ talimatıyla gündeme getirilen Ayasofya tartışmalarını tarihi, siyasi ve güncel yönleri ile değerlendirdi.

‘Türkiye’de Lozan dahil bir takım uluslararası sözleşmelerde, Ayasofya’nın ibadete açılıp açılmaması ya da cami olarak kullanılması konusunda Türkiye’ye dönük herhangi bir talep yok.

Yani ‘Bunu müzeye dönüştürün’, ‘Burada artık Müslümanlar cami olarak ibadet etmesin’ anlamına gelecek hiçbir şey yok.’ diyor.

‘Türkiye sıkıntılı bir dönemde, ekonomik çok kötü.

Böyle bir kamburu neden sırtımıza yükleyelim.

Burada iyi niyet görmüyorum”’diyen Yücel , özetle;

‘Ayasofya tartışması tuzaktır, bizi zor durumda bırakır’ diyerek önemli bir konuya açıklık getirmiş oldu.

*- 250 bin kişiye 30 milyon Avro

Yunanistan Turizm Bakanı Harry Theoharis iç turizmi desteklemek amacıyla başlatılan ‘Herkes İçin Turizm’ kampanyası ile ilgili bilgi verirken, ‘250.000 Yunanlıya ülke genelinde güzel destinasyonlarda bir haftalık tatil yapmalarına fırsatı vermek için ilk kez devlet bütçesinden 30 milyon avro ayrılacağını söyledi.

Bakanı Harry Theoharis Santorini’de düzenlediği basın toplantısında kampanya ile düşük gelirli yurttaşların tatile çıkmaları ve sektöre katkı yapmayı amaçladıklarını belirtti.

Kampanyadan yararlanmak için yıllık geliri 16 bin ile 28 bin Avro arasında değişenler başvurabiliyor.

Kampanya ile anlaşmalı otellerde 4 gecelik konaklamaların yarısı sübvanse ediliyor.

Bakan Theoharis, ‘Herkes İçin Turizm’ kampanyası ile yaklaşık 1 milyon konaklama sağlanmasının beklendiğini söyledi.

*-  Dev eğitim projesi

TÜROB, ECOLAB ile bugüne kadar yakından sürdürdüğü işbirliğinde yeni bir boyuta geçiyor; Ecolab’ın sahibi olduğu, dünyanın en büyük ve en yaygın online eğitim şirketlerinden biri olan Lobster Ink ile yeni bir işbirliğine gidiyor.

İki kuruluşun ortak projesi olan ‘Online Personel Eğitimleri’nden 80 bine yakın otel çalışanı faydalanacak.

TÜROB Başkanı Müberra Eresin, ECOLAB’ın Lobster Ink projesini hayata geçirerek turizm sektörünün yaşadığı en zor dönemde sektöre büyük bir destek verdiğini, bunun son yılların en önemli sosyal sorumluluk projesi olarak tanımlanabileceğini belirtti.

*- Tarım girdilerinde ÖTV kalksın

CHP Genel Başkan Yardımcısı Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, tarımsal ürünlerde ve hayvancılıkta kullanılan girdilerde (mazot, gübre, tohum, ilaç, yem vb.) ÖTV’nin kaldırılmasına ilişkin verdiği kanun teklifi hakkında TBMM Genel Kurulu’nda konuştu.

‘Çiftçimiz üretirse, çiftçimiz kazanır, çiftçimiz kazanırsa her birimiz kazanırız.’ dedi.

Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, tarım girdilerinde ÖTV olmasını eleştirerek ‘Mücevher ve pırlantada ÖTV yoksa çiftçinin kullandığı gübrede neden ÖTV var?

Yatta kullanılan mazotta ÖTV yoksa çiftçinin kullandığı traktöre koyduğu mazotta neden ÖTV var?’ Diye sordu.

Gülizar Biçer Karaca TBMM kürsüsünde yaptığı konuşmada tarım alanlarındaki azalmaya, üretimden vazgeçen çiftçi sayısına dikkat çekti. Çiftçinin Tarım Kanunu’na göre devletten 175 Milyar TL alacaklı olduğunu belirtti.

 ‘2020’nin ilk 5 ayında bir avuç faiz lobisine  65 milyar lira para ödeyebiliyorsak çiftçimizin mazotundan, gübresinden, ilacından ÖTV kaldırılabilir.

Yandaşlara 80 milyar lirayı geçen bir garanti ödemesi bu bütçeden ödenebiliyorsa o zaman çiftçimizin de mazotundan, gübresinden ÖTV kaldırılabilir.’ dedi.

*- İslami Model önerisi

Sürekli kriz üreten kapitalist sistemin, sürekli işsizler ordusu yarattığını belirten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iktisadi krizden çıkışın anahtarı İslami ekonomi ve finans modeli uygulamaktan geçtiğini söyledi.

*- Endişe yaratıyor

ABD’de et sektöründen sonra sebze ve meyve üretimi de tehlikede

Corona virüsü salgını sürecinde ABD’de sekteye uğrayan et sektörünün ardından sebze ve meyve üretiminde de risk büyüyor.

Son verilere göre sebze ve meyve ambalaj firmalarında çalışanlar arasında Corona virüsü vakalarda artış görülmesi, endişe yaratıyor.

*- Turuncu Çember’de ilk değerlendirme

Kentteki turizm faaliyetlerinin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için hayata geçirilen Turuncu Çember sertifikasında değerlendirmeler İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki Grand Plaza’ya ait yeme içme tesisleriyle başladı. İ

lk değerlendirmeleri hijyen kriterlerini de hazırlayan Turizm Hijyen İcra Kurulu üyeleri yaptı.

Değerlendirme Kurulu, diğer işletmeleri teşvik etmek amacıyla öncelikle Büyükşehir’in iştiraki Grand Plaza’ya ait Yasemin Kafe ve Asansör Restoran’ı inceledi.

*- Google ve NFL’den 19 Haziran Hamlesi

Google ve Ulusal Futbol Ligi (NFL), Amerika’da siyah Amerikalılar’ın özgürlüklerini kutladıkları 19 Haziran’ı resmen tanıyan şirketler arasına katıldı.

Google çalışanların toplantılarını iptal ederken, NFL 19 Haziran’ı lig tatilleri arasında soktu.

Başkan Donald Trump Amerikan Ulusal Futbol Ligi’nde (NFL) oyuncuların milli marş sırasında diz çökmesi durumunda müsabakaları izlemeyeceğini belirtti.

*- Birlikte başarabiliriz

Bugün yine sağlık konusuna eğilmek istiyorum.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, 7’si kanser, 4’ü MS tedavisinde kullanılmak üzere 11 ilacın daha geri ödeme listesine alındığını duyurdu.

Bu açıklamanın hemen ardından ‘Geri ödeme listesine alınan ilaçlar hangileri?’ sorusunun yanıtı merak konusu oldu.

SGK geri ödeme listesine alınan ilaçlar listesine göre, yani Sağlık Uygulama Tebliğine (SUT) ilişkin yeni düzenlemelerin yayımlandığını incelediğimizde; 4 meme kanseri, 2 hematolojik kanser, 4 Multipl Skleroz (MS) ve 1 lösemi tedavisinde kullanılmak üzere 11 ilacın olduğunu görüyoruz.

Yani; şu anda SGK’nın geri ödeme listesindeki ilaç sayısı 8 bin 603 oldu…

Ama ben bu arada bir mektuptan söz edeceğim..

İlaçların ne kadar önemli olduğunu vurgulamak istiyorum.

Yalvarıp yakaran bir anneye dikkat çekmek istiyorum…

*- Önce okuyalım

Bebek ölümlerinin en önemli nedenlerinden olan SMA tip 1 hastalığı için geliştirilen yeni ilacın Türkiye’ye gelmesi için çalmadık kapı bırakmayan Esra Aslan’ın kızı Ada da SMA tip 1 hastası.

Esra Aslan, ‘Kızım sağlığına kavuşup yürüyebilsin, yaşıtları gibi oyunlar oynayabilsin diye savaşacağız’ diyor ve Sağlık Bakanlığı’nın bu konudaki çalışmalar hakkında bilgi vermesini talep ediyor.

Yazımın girişinde belirttiğim gibi 8 yeni ilacın artık insanlarımızın yararına, sporcu terimiyle sahaya sürüldü ama bunu kaç kişi biliyor?

Yandaşlar belki yazıyor ama onları okuyan da yok ki!

Tirajları daha doğrusu satışları yerlerde sürünüyor.

Televizyon yayınlarını ise seyreden yok…

Sadece para kazanmak yani belli çevrelerden ilan alarak kendi keyiflerini sürüyorlar.

Esra Aslan, ‘Kızım Ada ve tüm SMA Tip1’li bebekler için. Zolgensma (Gen terapisi) Türkiye’de onaylansın’ diyor kaç zamandır…

Şimdi en iyisi mektubu okuyalım, sonra vicdanımızın sesini dinleyerek kendi düşüncemize göre karar verelim…

Bizim kararımızı yani aklımızdan geçeni herhalde yetkililer de duyacak ve gerekeni yapacaktır.

Esra Hanım şöyle diyor:

‘Merhaba;

Ben Sma tip 1 hastası bir bebeğin annesiyim.

Ve çocuğum için şu an elimden ne geliyorsa yapıyor savaşıyorum. Çünkü bir anneyim.

Kızım sağlığına kavuşup yürüyebilsin, yaşıtları gibi oyunlar oynayabilsin, yatağa mahkum kalmaması için savaşacağız. Çünkü bir Umudu var. Bunu birlikte başaracağız.

*-  Çok sayıda bebek!

Şimdi; Bu hastalık maalesef zamanla kaslarda güçsüzlük yutma, solunum güçlüğü gibi problemler ortaya çıkıyor.

Şu anda bu kötü durumları yaşayan birçok bebek ve aile var.

Zaman geçtikçe bebeklerimizi ne kadar zorlandığını ve tedavi süreçlerinin zor olduğunu anlatamam.

Ülkemizde onaylı olan ilacını alıyorlar ve bu ilaç sayesinde güçleniyorlar. Fakat ilacı alamadığında maalesef kazanımlar tekrar kaybedilmeye başlanıyor.

Şimdi bir umudumuz daha var Zolgensma Gen Terapisi.

*- Çok yeni bir tedavi

Bu ilaç tüm SMA hastaları bebeklerimiz için bir mucize.

FDA tarafından 24 Mayıs 2019 yılında onaylanan Gen Terapisi ZolgenSMA dünyada çok yeni bir tedavi.

İlaç hastalığa sebep olan eksik geni tamamlamaya yönelik bir tedavi de bulunuyor.

Tek dozluk bir gen terapi ilacı ve 2 yaş altındaki bebeklere veriliyor. Ancak fiyatı 2.1 milyon dolar.

Yani normal bir ailenin karşılayamayacağı kadar pahalı.

*- Zor bir hastalık

Şu anda Amerika, Japonya, Çek Cumhuriyeti, İsrail gibi ülkeler de bu ilaç kullanılıyor.

Geçtiğimiz ay Avrupa onayını da aldı ve hastalara verilmeye başlandı. Bu çok zor bir hastalık.

Bir umudumuz daha varsa buna da ulaşmak istiyoruz.

Bu ilacı ne kadar kısa sürede alırlarsa o kadar iyi olacak bebeklerimiz için.

Biz de sizlerin desteğiyle bunu başarmak istiyoruz.

Sizde bu elden tutarak çemberi büyütüp çocuklarımıza umut olur musunuz?

*- Sesini duyurmak için

Cumhurbaşkanımıza ve Sağlık Bakanımıza sesleniyorum:

Bu ilacı Türkiye ye getirip SGK kapsamında çocuklarımızın alabilmesini ve sağlığına kavuşabilmesini sağlasınlar lütfen.

Bir anne olarak size yalvarıyorum.

Bu hastalığın umudu varken çocuklarımızı kurtarın.

Eğer bu yeni ilaçla ilgili Türkiye’de çalışmalar yapılıyorsa lütfen biz ailelerle yeni tedavinin Türkiye’de kullanılması ile ilgili yol haritasını bizlerle paylaşın.

Onaylanan her yeni tedaviyle birlikte SMA hastalığıyla mücadele şansı artıyor..

İlgili bakanlıkların dünya ile entegre bir şekilde gelişmeleri takip edip, yeni tedavileri ülkemizdeki hastalara da sunmalarını rica ediyorum.

Hepinize şimdiden çok teşekkürler. 

Unutmayın, siz varsanız başaracağız.’

Anladığım kadarıyla bu ilaç SGK’nın geri ödeme listesinde henüz yok…

Bakalım ne zaman ‘Anneler haklı’ denilicek?

Umarım bir milletvekili ya da bir partilinin başına gelmeden sorun ele alınır ve çözülür.

Yani zaman kaybı da, bebek kaybı da daha fazla olmadan!

*- Bunlar ‘Şeytan’ gibiler

Daha önce yazmıştım;

İnsanlarımız sahtekâr ve dolandırıcıların yandaş medyada çıkan ilanları ile kandırıldıklarını anlatmıştım.

‘Hobi bahçeli’ diyerek yasalara uymayan bir tabela ila milyonlarca lira kazananlardan söz etmiştim.

İşte bu konuda son gelişmeden söz edeyim:

TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Kılıç şimdi ‘Tarım arazilerine kurulan hobi bahçelerindeki yapılar yıkılacak!’ açıklamasını yaptı.

TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Yunus Kılıç, hazırladıkları kanun teklifinin kabul edilmesiyle, arsa özelliği kazanmamış tarım alanına kurulan hobi bahçelerindeki yapıların yıkılacağını bildirdi.

*- Nasıl çalışıyorlar?

Hobi bahçelerinin ortaya çıkma sürecini de anlatayım:

Önce devlete araziyi tarımsal amaçlı kullanacakları beyan ediliyor.

 ‘Bu tarlada üretim yapacağım.’ deniliyor.

Sonra da ‘Tarım yapmam için su ve elektriğe ihtiyacım var.’ denilerek yerel yönetimlerden destek isteniyor.

Yerel yönetimler de haklı olarak bu hizmeti yapıyor.

Ancak daha sonra kendi aralarında kooperatif kurmak suretiyle arazi paylaşımı veya satışı yapılıyor.

Bu araziler üzerinde prefabrik ve kalıcı konutlar yapılıyor…

Yasalar nasıl deliniyor değil mi?

Tabii ki bunu sen ben bizimoğlan yapmıyor…

Ali kolu uzun olanlar bunlar…

Yani hırsız, fırsatçı, namussuz takımı…

Tarım alanlarımız bu kişiler tarafından soyratça suistimal ediliyor…

Şimdi bakanlık bunlara izin vermeyeceğini açıklıyor.

Bu süreçte bazı insanların dağ tepe dolaşıp, yeşil alan bulup, oraya baraka yapmanın peşine düştüğünü bilmeyen yok.

Eğer hızlı davranılmazsa, önlem alınmazsa tarım alanlarını korumamız da imkansız olacak.

Düşünülene göre; ‘Bozulan tarım arazisinin her metrekaresi için 165 lira idari ceza verilecek’ milyonlarca senenin kaybının fiyatı da böylece belirlenmiş oluyor.

Bu uyanıklara önce üç ay süre verilerek, tarım arazisi üzerideki kurulu yapının kaldırılarak eski haline getirilmesi istenecek.

Acaba bu imkân dâhilinde mi?

Herhalde önümüzdeki günlerde bazıları uyanır da bu konuda açıklama yaparlar…

***-

GÜNCEL

*- Model Ayvalık

‘MODEL AYVALIK’ ile yeni sezona “Merhaba” diyen Ayvalık Belediyesi, gelecek nesilleri de ilgilendiren yeni projenin tanıtımını gerçekleştirdi.

İlk etapta Uluslararası Gourmet Destinasyonlar Derneği ile özellikle  tüm dünyada  varlıklı  kültür, sanat  ve tat amacıyla seyahat edenler için  “Antiqueroutes&Gourmetline” kapsamında  önemli etkinlikler düzenlenecek.

Ayrıca şimdiden çok ses getirecek olan dünyanın ilk  GOURMETKIDS buluşması yakında Ayvalık’ta başlatılacak.

Aralık 2019 yılından beri dünyayı kasıp kavuran korona virüs tehlikesini hiçbir vaka yaşamadan atlatan Balıkesir’in turistik ilçesi Ayvalık yeni sezona “Model Ayvalık” sloganıyla hazırlanıyor.

Yeni modelin tanıtımı  Ayvalık Belediyesi iştirakleri arasında yer alan Paşa Restaurant’ta gerçekleştirildi,  basın toplantısına Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, Uluslararası Gurme Destinasyonları Derneği Başkan Yardımcısı Hüseyin Baraner, Ayvalık üzerine çok sayıda basılı eserleri bulunan Prof.Dr.Ayhan Gökdeniz ile yerel ve ulusal basın temsilcileri katıldı.

Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, önümüzdeki günlerde pandemi krizinin izin vermesi durumunda geniş katılımlı bir çalıştay düzenleyerek herkesin fikrini alacaklarını söyledi.

Uluslararası medya kuruluşları ve seyahat acentaları ile çok sıkı iş birliği içerinde Ayvalık’ı  bir zindelik, sağlıklı yaşam, tarih, sanat, doğal ürünler  ve lezzet diyarına dönüştüreceklerini vurgulayan Başkan Ergin,” Çok  farklı yeni  bir davetkâr destinasyonu yaratılacak. Ayvalık’ta korana sonrası “Model Ayvalık” zihniyetinin anayasası olan katılımcı, geliştirici ve koruyucu bir çizgide yaşamın tüm zenginliklerini ve renklerini sayıları her yıl büyüyen ziyaretçilerine sunacaktır” dedi.

*- 10 bin adım atmalıyız!

Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu, ‘Egzersiz yapmamanın verdiği büyük zararlar var. Bunun için bizim belirlediğimiz kriter, günlük 10 bin adım. Eğer 10 bin adımın altında günlük adım atıyorsak artık sedanter yaşıyoruz demektir’ diyor…

Yani;

Uzmanlar, hareketsiz yaşamın birçok sağlık sorununu beraberinde getireceğine işaret ederek, günlük en az 10 bin adım atılarak sedanter yaşamdan uzak durulması gerektiğini bildiriyor.

Peki insanlarımız bu10 bin adımı nerede atacak?

Evlerindeki salonlarda mı, caddelerde mi?

Şunu da aklımızdan çıkarmayalım:

Spor yaparken ilk etapta vücudu ısıtmanın yanı sıra daha hafif egzersizlerle ilerlenmesi gerekiyor.

Vücuda aşırı yüklenmek sakatlıklara yol açabilir.

Kilo vermek isterken daha kötü sonuçlara gitmemek için düzenli egzersiz yapmakta fayda var.

Ve mutlaka tek kullanımlık havlu alınmalıdır.

*- Atık Pillerin Toplanması kampanyası başladı

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Atık Pillerin Toplanması Kampanyası küresel salgın nedeniyle gecikmeli başladı. Salgın önlemleri kapsamında bu yıl Büyükşehir Belediyesi’nin önüne pil toplama standı kurulmadı, atık piller ilçe belediyelerince toplanıyor. Kampanya 26 Haziran’a kadar sürecek.

*-

Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın