8 Okunma

Hepimiz gülmeyi çok severiz… YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- Planlama hatası!

*- Ne merdivenmiş?

*- Bize Atatürk yeter, başkasına, çakmalara ihtiyacımız yok

Yine hafta ortasına geldik…

Hemen herkesin durumu ‘yamalı bohça’ görünümünde…

Herkes şikayetçi, bazılarının dışında.

Bilgin Önder ile Murat Eştürk ve Mehmet Özüdoğru ‘Hep sıkıntıları, üzüntüleri, memleketin halini yazıyorsun, biraz da bizi güldürsene’ demişler.

Yani iyi haber bekliyorlar…

Bu biraz zor, ama onlara henüz duyduklarını sanmadığım bir gerçekten söz edeyim;

Rize’de kaza geçiren bir işçi, olayı ayrıntılarıyla anlatmak için şantiye şefine bir mektup yazmış ki, evlere şenlik.

İtiraf etmek gerekirse, klasik Karadeniz fıkralarından biri sandım ama değilmiş.

Bire bir gerçek bir hikâye…

Çünkü olayı nakleden de aynen böyle diyor…

*-  Hikâye değil gerçek!

‘Sayın şantiye şefim, iş kazası tutanağında ‘planlama hatası!’ diye yazmıştım.

Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı bilgi istemişsiniz.

Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıdaki gibi olmuştur:

Bildiğiniz gibi ben duvar ustasıyım.

İnşaatın 6. katında işimi bitirdiğimde, biraz tuğla artmıştı.

Yaklaşık 250 kg olduğunu sandığım bu tuğlaları aşağıya indirmem gerekiyordu.

Bunun için bir varil buldum.

Ona sağlam bir ip bağladım.

6. kata çıkıp, ipi bir çıkrıktan geçirerek, ucunu aşağıya saldım.

Tekrar aşağıya inip, ipi çekerek varili 6. kata çıkardım.

İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp, tekrar yukarı çıktım.

Tüm tuğlaları varile doldurup aşağı indim.

Tam ipin ucunu çektim ki, kendimi havalarda buldum.

Ben yaklaşık 70 kiloyum.

*- Heyecan olunca!

250 kiloluk varil aşağı düşerken, beni yukarı çekti.

Heyecandan ipi bırakmayı akıl edemedim.

Yolun yarısında dolu varille çarpıştık.

Sanıyorum sağ iki kaburgam bu sırada kırıldı.

Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple birlikte çıkrığa sıkıştı.

Böylece parmaklarım da kırılmış oldu.

O sırada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa dağıldı.

*- Hesabı kuvvetli

Varil hafifleyince, bu kez ben aşağı inmeye, varil yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık.

Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı.

Can havliyle ipi bırakmayı akıl ettim ve tabii yaklaşık 3 kat yükseklikten aşağıya doğru düştüm.

Sol kaburgalarım, sol el bileğim de o zaman kırıldı sanırım.

Başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin hızla üzerime doğru geldiğini gördüm.

Kafatasımın da böylece çatladığını düşünüyorum.

Bu sırada bayılmışım.

Gözümü hastanede açtım.

Allah’ın, herkesi böyle görünmez kazalardan korumasını diler, hürmetle ellerinizden öperim.’

*- Şimdi de bir başka gerçek!

AKP’li Beykoz Belediyesi’nin, Necmettin Erbakan Kültür Merkezi’nin yenilenen merdivenlerine 6 milyon 940 bin 519 TL ödendiğinin ortaya çıkması tepkilere neden oldu.

31 Mart Yerel Seçimleri’nden önce Beykoz Belediyesi’ne ait Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür Merkezi’nin giriş merdivenleri için tadilat yapıldı.

Bu tadilatla birlikte aynı merdivenlerin önüne birde fıskiye inşa edildi. Geçen zaman içinde yapılan tadilat işinin ortaya çıkan rakamları tartışmalara neden oldu.

Dost Beykoz’da yer alan habere göre, Necmettin Erbakan Kültür Merkezi’nin giriş merdivenleri, su fıskiyesi ve yine aynı bina içinde bir odanın prekast kaplaması işi 7 milyon 58 bin 795 TL’ye ihale edildi.

İhale bedelinde 116 bin 275 TL indirime gidilirken, işin karşılığında; Abdullah Varan’ın sahibi olduğu Teknik Mühendislik İnşaat Taahhüt Enerji Turizm Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi’ne tam tamına 6 milyon 940 bin 519 TL ödendiği ortaya çıktı.

*- ‘Girmedik kapı bırakmayacağız!’

‘Girmedik kapı bırakmayacağız vatandaşlarla her an iç içe olacağız’ sloganı ile yola çıkan AKP İzmir Milletvekili Cemal Bekle ‘Bizim davamız Hak davasıdır, hak ile batıl kıyamete kadar mücadele içerisinde olduğuna göre bizlerde hak davamız için her zaman mücadele etmeye devam edeceğiz’  diyor.

*- ‘Aşırılma’ üzerine…

Son zamanlarda neler yazıldı, çizildi..

Neredeyse hepsi Bakan’ın açıklamalarını olumlu buluyor.

Ama arada birkaç uzman var ki, onlarda ‘yukarısı bıyık, aşağısı sakal’ cinsinden hareket ediyor.

Ben en akla yatkın yorum yapanlardan birinin de Adnan Pelvanlar olduğunu düşünüyorum.

Söylediği özetle şöyle:

‘Vatandaşın aldığı ücretler ve bankalardaki mevduatları aşırılıyor!’

*- Müteahhitler nasıl kurtarılır?

AKP Hükümetinin öncelikli hedefi, kredi faizlerini düşürmek.

Böylece konut satışlarına yol açıp yandaş müteahhitleri kurtarmak.

Tabi bunun için önce enflasyonu düşürmek gerekiyor.

Ama nasıl?

TÜİK, Temmuz’da %16,65 olan enflasyonu, Ağustos’ta %15,01’e düşmüş olarak açıkladı.

Oysa, 2019-Ağustos ayında benzine, motorine, çaya, sigaraya, harca, vergiye ve her şeye zam geldi.

Doğalgaza, 2019-Ağustos ayında yapılan %30 zamla birlikte son bir yılda yapılan zam %53,8 oldu.

İstanbul Ticaret Odası, 2019-Ağustos ayı için aylık perakende fiyat artışını %2,53, Birleşik kamu iş, zorunlu gıdadan oluşan enflasyonu %54 olarak açıkladı.

Bu iki kurumun açıklamalarını dikkate alırsak, gerçek enflasyon rakamını %40 olarak kabul etmemizde bir yanlışlık olmayacaktır.

AKP Hükümeti ise, TÜİK’in inandırıcı olmayan enflasyon rakamlarına göre kararlar almaya devam ediyor.

2019-Temmuz’da, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde 5, memur ve memur emeklilerine yüzde 6 zam yapıldı.

Bu durumda; %40 enflasyonu yaşayacak olan işçi, memur ve emeklilerin maaşları, yılsonuna geldiğimizde aldığı zam sonrası %35 oranında erimiş olacaktır.

*- Basit anlatım…

Konuyu bir örnekle açıklayalım:

Kişinin maaşı 100 lira olsun.

%5 zam ile maaşı 105 lira oldu diyelim.

Bu durumda kişi, ihtiyaçları için 105 lira harcayabilir durumdadır.

Ancak, enflasyon yani fiyatlar %40 artarsa bu kişinin 140 lira harcaması gerekecektir.

Fakat cebinde 105 lirası olan kişi, önceki dönemde yaptığı harcamanın 33’ü kadar daha az yani ancak 70 liraya denk gelen alışveriş yapabilecektir.

Vatandaşın bu kayıpları, devletin aldığı gizli vergidir.

*- Zamlar devam edecek…

Hükümet, 80 milyar bütçe açığını kapatmak için zam yapmaya devam edecek, devam etmek zorunda.

Bu zamlar halkımızın sırtına binecek, yoksulluk daha da artacak.

Merkez Bankası, TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına dayanarak 25 Temmuz 2019’da banka faizlerini %24’ten %19,75’e çekti.

Bunun üzerine bankalar, TL mevduat faizlerini %16’lara, Ticari Kredi faizlerini %19 seviyesine, Tüketici Kredi faizini de ortalama %23’lere çekti.

Merkez Bankasının, 12 Eylül’de faiz oranlarını tekrar 2-3 puan daha düşüreceği kesin görülüyor. Böylece TL mevduat faizleri %12-13’lere, kredi faizleri de %20-21’lere çekilecektir.

*- Vatandaşın kaybı…

Hem enflasyona karşı değerini korusun hem de faiz getirsin diyerek biriktirdiği parasını Bankaya yatıran Vatandaşın parası, %40 enflasyon karşısında, aldığı %12-13 faizi ve hak ettiği ama alamadığı %5 reel faizi de dikkate alırsak %33 kayba uğrayacaktır.

Vatandaşın bu kayıpları, yerli/yabancı bankaların ve yandaş müteahhitlerin cebine girecektir.

Aynı hesap, %1-2 faiz uygulanan ve faizinden %20 stopaj kesilen döviz mevduat hesapları için de geçerlidir.

Bu durumda, Bankalar tasarruf sahiplerine faiz veriyorum derken gerçek anlamda faiz almaya devam edecektir.

Daha açık bir anlatımla vatandaş her yönden soyulmaktadır.

*- İleriye görememek…

Diğer taraftan imalatçı şirketler, kurların oynaklığından dolayı maliyet hesabı yapamamakta, zarar endişesi ile siparişleri kabul etmekte zorlanmaktadırlar.

Ülkenin durumu bu iken; Kılıçdaroğlu’nun gündemi ne?

Bunu da herhalde tüm vatandaşlarımız biliyor, sadece CHP’li milletvekilleri bilmiyor.

*- Atatürk yeter…

Peki, çözüm, çıkış yolu nedir?

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet ve halkın çıkarlarını önde tutarak uyguladığı üretime dayalı planlı karma ekonomi modelidir.

Bize, bu hedefleri konuşan siyasetçiler gereklidir.

Gerisi yalandır!

*—
Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comve yeyice@mynet.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın