13 Okunma

Hektor’ün öcünü aldık.. YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- Bu şehitlerimizin hesabını kim verecek, biz nasıl soracağız? Her gün yazıp herkesin, her kesimin daha duyarlı olması için çalışacağım herhalde…

*- Bir ara değil, hemen çoğu zaman ‘Papaz’ olduğumuz ülkelerden biri de Avusturya! Ama onların da bir başbakanı var… Nasıl biri? İki üç gün öncesinden söz edeceğim…

*- Berfin’i de unuttuk değil mi? Şimdi herkes bol keseden atıyor? Nereye kadar? Kısa zaman içinde yenisi yaşanıncaya kadar…

*- Hektor’un öcünü aldık!

Kuzey Irak’ta Pençe-3 harekatında çıkan çatışmada 3 yiğit askerimiz şehit olmuş, 7 yiğit askerimiz de yaralanmış…

İki günde, yani arka arkaya 6 şehidimiz var.

Aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, başsağlığı ve sabır, yaralanan askerlerimize acil şifalar diliyoruz.

Üzüntümüzü büyüten de, nedense içimizde, bizden olan çoğu kişinin habersiz ya da ilgisiz gibi görünmeleri…

Bize, bizlere ne oldu?

Artık yanıtını siz verin, yetkililere bir şey sormuyorum…

*- Avusturya Başbakanını kıskanmamak elde mi?

İlgimi ve dikkatimi çeken haberleri de, yaşadığım olaylar gibi zaman zaman sizlerle paylaşıyorum:

Ancak baştan özel notu da geçeyim;

Şimdi başlığa bakıp, ya da yazıyı okuduktan sonra bizi eleştirebilirsiniz. Diyebilirsiniz ki; ‘Türkiye başka, Avusturya başka bir coğrafyada ve risk bölgesinde biziz.

Evet, günümüz şartlarında biz de buna katılırız.

İki farklı ülke, iki farklı coğrafya.

Avusturya başbakanının içinde bulunduğu risk ile bizim başkanımızın daha doğrusu reisicumhurumuzun içinde bulunduğu riskler farklı.

Doğru.

Buna da tamam!

Ama bu durum bizim devlet büyüklerimizin ziyaretlerinde, bir yerden bir yere gidişlerinde onlara bir üstünlük sağlamaz.

Eğer trafikte seyrediyorlarsa, çocuklarımıza söylediğimiz, anlattığımız gibi;  trafik ışıklarına uyacaklar.

Yol kesmeyecekler.

Herkes gibi toplu taşıma aracı kullanacaklar, kuyruk bekleyecekler.

Yani kısacası halktan korkmayacaklar ve halkın içinde olacaklar.

Hatırlarsınız; rahmetli Ecevit işte böyle bir liderdi.

O da başbakanlık yaptı ama kendisine tanınan geçiş üstünlüğü imtiyazını hiç bir zaman kullanmadı.

Bu tavırları ile de halkın kalbini kazanan ender siyasetçilerden oldu.

Bu halk ne zaman Ecevit lafı geçse şükran ile anar.

Biz de diğer günümü siyasetçilerimizden mümkün mertebe bunu istiyoruz…

Tabii ki yönetici durumunda olanlardan da…

 *- Fotoğrafları var..

Elimde fotoğrafları da olan, bu adam dün akşam, ucuz biletleriyle bilinen Eurowings’in Barcelona-Viyana uçağına binmek için tek başına havaalanına geldi.

Uçak iki saat rötar yaptı.

Diğer yolcularla birlikte bekledi.

Sonra ekonomi sınıfına oturdu.

Viyana’da inince herkesle birlikte sıra halinde havaalanına girdi.

Kendi başına valizini aldı.

Yine tek başına havaalanından çıktı.

‘E bunda ne var,?’ dediğinizi duyar gibiyim.

O yüzden son bir bilgi daha vereyim:

 Fotoğrafta gördüğüm kişi Avusturya başbakanı Sebastian Kurz.

Şimdi ilk paragrafı bir kere daha okumanızı diliyorum…

Viyana’da yaşamını sürdüren Gazeteci arkadaşımız İsmail Gökmen’e de bu arada sevgilerimizi iletiyorum.

*- Ne oldu bilmiyorum?

Sizi yakın zamana götüreyim:

Berfin 19 yaşında, uğradığı saldırıdan dolayı yüzü kezzapla yanmış durumda.

Yüzünde kalan hasarı onarmak ve tek gözünü kurtarabilmek için gereken tedaviye ailesinin gücü yetmiyor.

Bu sebeple, Berfin için maddi yardım kampanyası başlatılmak isteniyor. Fakat yardım kampanyasına henüz onay çıkmamış.

Bora, başlattığı kampanya ile yetkililere sesleniyor.

Berfin’e destek olmak için bu kampanyayı imzalamak isteyeceğini düşündük.

Kampanyanın muhatabı: sağlık bakanlığı..

Sağlık Bakanlığından istek; Yüzüne asit atılan Berfin’e yardım kampanyası başlatmak için onay verilsin

Başlatan ise: Bora Yılmaz Çetinkaya …

*- Aklıma Berfin geldi..

İskenderun’da yaşayan 19 yaşındaki Berfin Özek, ilişki tekliflerini reddettiği ısrarcı takipçisinin yüzüne kezzap atması sonucunda bir gözünü kaybetti.

Tedavi geciktiği için diğer gözünde kornea erimesi başlamış.

Ailenin maddi durumu kötü.

Berfin’in gülüşünü ona yeniden vermek ve tedavisi için tek yürek olmak istiyoruz.

Hatay Valiliği ve Sağlık Bakanlığı’nın, yardım kampanyası başlatılması için onay vermesini talep ediyoruz.

Bu onay verildiğinde, Berfin’in tedavisi için gereken para bağış olarak toplanabilecek…

Benden de istenen yardım ve destek böyle idi…

Son durumu ve gelişmeleri bilmiyorum…

Kadınların herkesin, hatta çocuklarının gözleri önünde öldürülmelerini yazarken, aklıma Berfin geldi…

*-  Üzücü ama mecburum…

Biri sönmeden diğeri başlayan  İzmir’deki orman yangınları, yetkililerden çok insanımızı üzmüşe benziyor.

Bazı üst yetkililer öyle açıklamalar yapıyor ki, çocuklar bile güler…

Bunları zaten biliyoruz…

Ben halkımızın ve yetkili olarak gördüğüm ve inandığım veterinerlere inananlardanım.

Tabii ki, Güzel İzmir’imizde farklı noktalarda olmak üzere başlayan orman yangınları hepimizin canını yakmıştır.

İlk belirlemelere göre,  toplamda yangının 500 hektar kadar bir alanda etkili olması, Karabağlar, Menderes, Seferihisar ilçelerindeki orman varlığımızda, kırsal yaşamda hatta belli bir kentsel alanda kaybımız olması üzücüdür.

Bu arada belirteyim:

CHP’liler yangının Karşıyaka ilçesi büyüklüğündeki yeri kül ettiği görüşü ve iddiasındalar.

Ama bu konuda da kesin bilgi sahibi değiliz.

Belirttiğim gibi biri sönmeden, ya da söndü diye düşündüğümüz anda bir başka yerde esrarengiz şekilde başlıyor.

Bu süreçte orman yangınları nedeni ile mağdur olan köylülerimiz, yani insanımız kadar, yaralı yaban hayvanları için elimizden gelen katkıyı koymalıyız.

Her zaman hatırlattığımız gibi; yanan sadece ormanlarımız değil, kaybımız da sadece hektarlık alanlar değil.

Kaybettiğimiz doğal varlığımızın içinde yaban hayatının üyesi ve bizlere emanet canlılar da var.

Acaba, bu zor zamanda, yangınla mücadele sırasında yaralanmış olan yaban hayvanlarına ilk müdahalelerini yapmak amacıyla gönüllü klinisyen ya da resmi veterinerlerden yararlanıldı mı?

Akla geldi mi?

Ya da ‘hayvanseverim’ diyenler ya da dernekler ne yaptı?

Bence bu konularda, hiç olmazsa bundan sonraki durumlarda, İzmir Veteriner Hekimleri Odası Yönetimi ile Başkanı H. Gökhan Özdemir’den yararlanılmalıdır.

*- İhmal yukarıdan başlıyor!

Tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olurmuş…

İzmir’in çiçekler açan dağları cayır cayır yanarken, yangın söndürme çalışmalarındaki ihmaller de ortaya çıktı.

Daha doğrusu ileri sürülüyor.

İzmir’in Karabağlar ilçesinde başlayıp Seferihisar ve Menderes ilçelerine yayılan orman yangını kaç gündür devam ediyor.

Belediye ekiplerinin, Orman Genel Müdürlüğü ekiplerinin ve bölge haklının yangını söndürme mücadelesi sürüyor.

Sürüyor ama;

Çalışmalarda çok büyük bir koordinasyon eksikliği olduğu ortaya çıktı.

Haber Ekspres’te yazdığı gibi,  Bakan Bey helikoptere binip havadan bakıyor ama aşağıdaki koordinasyonsuzluktan haberi yok.

Çeşitli kentlerden gelen araçlar var, yol bilmiyor iz bilmiyor, nereye nasıl gideceklerini ne yapacaklarını köylüye soruyorlar.

Arazöz yangının yanında su sıkmıyor, vatandaş ‘neden sıkmıyorsun’ diyor, ‘amirimden talimat almadım’ diyor…

Mazotları yok, mazot takviyesi yapabilecekleri tanker yok, araçlar yangın bölgesini terk edip taa Gaziemir’e mazot almaya gidiyor.

Diğer kentlerden gelen ekiplerin yemeği yok…

Koordinasyon hiç yok!

Tüm bunları sabaha kadar bizzat yaşayarak gördük” diye konuşuyor, açıklayanlar…

.

*- Bilen de bilmiyor…

Bu arada aklıma takıldı:

Bakan Bey; Daha kötü bir tablo beklerken daha iyi bir tablo gördük. Sabah saatlerinde çok hızlı müdahale edeceğiz, yarın öğleden önce kontrol altına almayı umut ediyoruz’ diyor.

Bir kere yangın alttan yayılıyor!

Çam ağaçlarının altında çamın ince kurumuş yaprakları var ve bu yangının alttan yayılmasına neden oluyor.

Bunu yukarıda baktığınızda görmüyorsunuz, alanda görüyorsunuz.

Uçaklar zaten yok!

Nedenlerini duymuşsunuzdur, hem de Bakan Bey’ın ağzından…

Eskiden askeri birliklerden de yardım istenirdi, biz alanda askeri ekip de görülmedi…

*- Acaba kimler?

İşin özeti Ali Güreli’den;

İzmir yanıyor .

Kim yaktı İzmir’i?

Kaçarken Yunan mı yaktı, affedersiniz Ermeni işbirlikçi mi?

Yoksa Sakallı Nurettin Paşa mı?

Tabi tartışmak lazım!

Aslında İlber Ortaylı biliyordur, anlatsa bize yumuşak yumuşak, ya da, karşıt görüş tamburi Murat Bardakçı .

Ya da depremci Prof. Celal Şengöt .

Bence 97 sene önce kim yaktıysa İzmir i yine o yakıyor belki.

Neyse nasıl olsa kimin yaktığı / yaktırdığı bilinmeyecek hiç bir zaman . Mangalcı makambolar yüzünden yandı vs gibi bir şeyler söyler devletimiz (Orman şefi filan )

Olan: yanan ağaçlara, bitkilere, kuşlara, böceklere ve ülkemize olmuştur. O yüzden aklınızdan kim geçiyorsa yakan / yaktıran, o yapmıştır!

Ben aklımdan geçene küfür ediyorum, bela okuyorum isim vermeden.

Tek bildiğim, ağaç diken insanlar, ağaç yakmaz .

Şimdiye kadar ağaç kesip inşaat yapan, maden arayan, otel yapanlar belki de insan değil, bozkır ayıları idi…

***-

GÜNCEL

*- Çok ilginç!

Rakamlar bazı kaynaklarda değişik ama, Orman Bakanlığının açtığı ihaleye THK 70 milyon TL, mimarlık firması 113 milyon TL vermiş.

Bugüne kadar yangın söndürme işini THK yapıyordu.

İhaleyi alan mimarlık firması helikopterleri ve pilotları Kanada ‘dan kiralıyor.

Niye Kanada?

Kaz Dağları’nda siyanürlü altın arama işini yapan taşeron firma ile yangın söndürme işini alan firma arasında ilinti var.

Helikopter ile yangın söndürme tüm dünyada çok elzem olmadıkça kullanılmıyor.

Özellikle çam ormanlarında helikopter pervanesinin yarattığı rüzgar, kozalakları metreler öteye fırlatması nedeniyle yeni alanların yanması anlamına geliyor.

*-  Aynı gün başladı…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, sahip olduğu tarih bilinci ve derinliği nedeniyle Malazgirt Meydan Savaşı’na gönderme yapmak için Dumlupınar Meydan Savaşı’nı aynı gün, 26 Ağustos’ta başlatır.

Yani Alp Arslan’dan tam tamına 851 yıl sonra; ‘Senin Türklüğe kazandırdığın Anadolu’ya kanımızın son damlasına kadar sahip çıkacağız, düşmana terk etmeyeceğiz’ demiştir.

Bu suretle Atatürk; hem tarih bilgisini ve tarihte dönüm noktası sayılabilecek olaylardaki farkındalığını ortaya koymuş, hem de gelecek nesillere bu farkındalık üzerinden mesaj vermek istemiştir.

Bu tarih bilincini, Atatürk’ün yaşamında ve icraatlarında çokça görmek mümkün…

*- Hektor’un Öcünü Aldık!

Atatürk, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra 1922’de ‘Hektor’un öcünü aldık’ derken; yaklaşık olarak 3200 yıl önceye, Truva Savaşı’na referans yaparak buradan, Doğu-Batı arasındaki tarihsel çekişmenin farkındalığı üzerinden bize ve gelecek nesillere mesaj vermek istiyordu.

İngilizlerin adını Aka Orduları Komutanı Agamemnon’dan alan HMS Agamemnon zırhlısının 1915’de Çanakkale’ye gönderilmesinin ve 30 Ekim 1918’de, Mondros Mütarekesinin yine bu gemide Doğu’nun en büyük gücü olan Osmanlı Devleti’ne imzalatılarak baş eğdirilmesinin tesadüf olmadığını biliyordu.

*- Anadolu’daki Türk varlığı…

Hatay davası ile uğraştığı sırada Atatürk ‘40 asırlık Türk yurdu yabancı eline bırakılamaz’ derken; Ön Türklere referans yapar ve Anadolu’daki Türk varlığının Malazgirt’in çok öncesinde olduğunu göstermeye çalışır. Atatürk, bu farkındalık nedeniyle Tahsin Bey’i Meksika’ya Mayaları, Mu Kıtasını ve bunların Türklerle olabilecek ilişkisini araştırması için gönderir.

Tahsin Bey’e ‘Mayatepek’ (Maya dilinde tepek, tepe demektir) soyadını Atatürk vermiştir, bu bilinç nedeniyle.

*- Atatürk’ün Büyükelçileri

Atatürk’ün büyükelçi atamaları da anlamlıdır ve derinliği vardır.

Ali Fuat Cebesoy, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Vasıf Çınar ve Hamdullah Suphi Tanrıöver gibi!

Bin akınlarda çocuklar gibi şendik

Bin atlı o gün dev gibi orduyu yendik

Haykırdı, ak tolgalı beylerbeyi ‘ilerle!’

Bir yaz günü geçtik Tuna’dan kafilelerle!..

Deniz ufkunda bu top sesleri nereden geliyor?

Barbaros, belki donanmayla seferden geliyor!

Adalar’dan mı? Tunus’tan mı, Cezayir’den mi?

Hür ufuklarda donanmış iki yüz pare gemi

Yeni doğmuş aya baktıkları yerden geliyor;

O mübarek gemiler hangi seherden geliyor?

Yukardaki alıntılar; 15 Temmuz bahanesi ile kapatılan ve işgalden sonra açılacağından şüphe bile etmediğimiz Deniz Lisesi’nin ve Nazım Hikmet’in edebiyat hocası ve Atatürk’ün büyükelçisi Yahya Kemal Beyatlı’nın eserlerine ait.

Bu satırları Türker Ertürk’ten aldım…

Devamı da var…

Bazı AKP’lilerin hoşuna gitmeyecek ama böyle!

*- Atatürk’te tarih bilinci vardı!

Ya şimdi! İngiliz ajanı olduğu yolunda devletin kayıtlarında yer alan Kıbrıslı şeyhin dizinin dibinde oturup el alan bayanı, darbecinin kardeşi ile bakara-makaracıyı büyükelçi atayan iradenin hangi farkındalık ve anlam ile bu atamaları yaptığının yorum ve değerlendirmesini ise okuyucularıma bırakıyorum.

Atatürk’te; ‘Bir vatana sahip olmanın yolu o topraklarda yaşanmış tarihi olayları bilmek, doğmuş uygarlıkları tanımak ve sahip olmaktan geçer’ diyen bir tarih bilinci ve ‘Nerede yaşıyoruz? Nereden geldik? Nereye gidiyoruz? İnsanlığın yarattığı medeniyete katkımız nedir ve ne yapmalıyız?’ sorularını içselleştirmiş bir farkındalık var!

*- Yapılan Şark kurnazlığıdır, yemezler!

İşte bu nedenle Atatürk, Hititler (Etiler) ve Sümerler gibi uygarlıkların peşine düşüyor, araştırılmasını istiyor, bizzat kendi ilgileniyor, tarihi kalıntılarına sahip çıkıyor ve ‘çanak-çömlek”’muamelesi yapmıyor. Sakinleri farkında mıdır, bilmiyorum ama İstanbul’un Beşiktaş ilçesi sınırları içinde bulunan Etiler ile Zeytinburnu ilçesinin sınırları içindeki Sümer mahallelerinin adları, Atatürk’ün ektiği tarihi farkındalık tohumunun bir ürünüdür.

*- Yüreklerine ve geçmişlerine bakmak lazım…

Bugün (26 Ağustos 2019), Malazgirt’ten tam tamına 948 yıl sonra, Türklükten bahsetmeyen, ‘Ben Türk’üm!’ diyemeyen, milletin adını koyamayan, çağdaşlıktan zerre kadar nasibini almayan, çağdaş kimliğe (ulus kimlik) ve çağdaş devlete (ulus devlet) düşman olan ve çağdaş değerleri katleden (özgürlükler, demokrasi, hukuk) bir irade Malazgirt’i kutlamaya çalışıyor.

Bu yalandır, rejim değişikliği, yeni bir devlet kurma ve Türk ulusal kimliğini yok etme yolunda halkı kandırmak için bir manevradır ve Cumhuriyetimizin kuruluş mücadelesinde Dumlupınar Meydan Savaşı’nın üstünü örtmek için yapılmış bir şark kurnazlığıdır, yemez!

İşte Türker Ertürk bunları yazmış….

Ben de birçok etkinlik ya da açıklamalar için aynı şeyi söylemek istiyorum;

‘Yemezler!’

*— 
Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comve yeyice@mynet.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın