21 Okunma

Hayalleri çalınanlar YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş


*- Gazeteci Ünal Tümin de söylüyor: ‘You have stolen my dreams! How dare you?’

*- Hayatı sorgulatacak ders niteliğinde 17 söz… Bakalım ders alan çıkar mı?

*- Faytonlar hep sorun oluyor…. Daha doğrusu atlar… Ama Avrupa’da olduğu gibi vazgeçmemiz de mümkün değil…

*- Cezaevlerinde tutsaklar: Gazeteci ve avukatlar

Birleşmiş Milletler’de ‘İklim Konferansı’ programına davet edilen 16 yaşındaki İsveç’li aktivist Greta, Dünya Liderlerine gereken cevabı verdi: ‘You have stolen my dreams! How dare you?’

Yani:

‘Hayallerimi çaldınız… Bu ne cüret!!’

Bu sözü son yıllarda Türkiye’de de çok duyuyoruz…

Yalnız gençler değil, ileri yaşlılarda da…

Örneğin;

Büyüklerimizden Usta Gazeteci Ünal Tümin gibi…

Onun da bu yaşında ‘hayalleri’ çalındı…

Kim tarafından mı?

Önce Ulaştırma Bakanlığı zamanında, İzmir Milletvekili Binali Yıldırım tarafından…

Daha sonra ise yerel yöneticiler tarafından…

Anımsıyorum:

Hem TCDD ile mahkemelik olduğunda ‘Benim hayallerini çaldınız!’ diye konuşmuştu, hem de mektuplarında…

Hilal’de büyüklerinden kalan evi demiryolu geçtiği yani İZBAN için istimlak edilmişti,

Daha doğrusu bir kısmı…

Ya geride kalan kısım?

Boş bir şekilde duruyor….

Vergisini ödüyor…

Ama ne Konak ya da Büyükşehir Belediyesi tarafından istimlak edilmiyor, ya da TCDD veya Bakanlık tarafından….

Mücadelesi bitmeyen Ünal Tümin’in sıkıntısı ile ilgilenen de yok, çaresini bulan da…

O da arada söyleniyor, ya da yazıyor:

‘Benim hayallerimi çaldılar!’ diye…

Çünkü buraya kütüphane yapacaktı, Mesut Tim gibi…

Semt sakinleri ve özellikle çocuklar için…

*- Hepimiz için geçerli

Aramızda bilenlerin sayısı oldukça fazladır.

Ama ben yine de anımsatayım:

Bir tren garında ölen Rus edebiyatının dev ismi Tolstoy’un son fotoğrafı ve ‘Hayatı sorgulatacak ders niteliğinde’ 17 Sözü:

  1. Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar.
  2. Hayat ne gideni geri getirir, ne de kaybettiğin zamanı geri çevirir. Ya yaşaman gerekenleri zamanında yaşayacaksın, ya da yaşamadım diye ağlamayacaksın.
  3. Bozuk para insanın cebini deler, bozuk insan da kalbini. Bu yüzden harcayın ikisini de gitsin.
  4. İnsanı bedenen ameliyat etmek için uyutmak, ruhen ameliyat etmek için ise uyandırmak gerekir.
  5. Herkes insanlığın kötüye gittiğini kabul eder ama hiç kimse kendisinin kötüye gittiğini kabul etmez. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.
  6. Varlığı bir şey kazandırmayan insanların, yokluğu hiçbir şey kaybettirmez.
  7. Ne diye şeytana kızarsın? Bir iyilik yap da, o sana kızsın.
  8. Bil ki, yaşadıklarınla değil yaşattıklarınla anılırsın. Ve Unutma; ne yaşattıysan elbet bir gün onu yaşarsın.
  9. Bir insanı bulunduğu mevkiyle değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmek gerekir.
  10. En güçlü iki savaşçı sabır ve zamandır.
  11. Bir insan acı duyuyorsa canlıdır. Başkasının acısını duyuyorsa insandır.
  12. İnsanın gerçek gücü sıçrayışta değil, sarsılmaz duruştadır.
  13. Kendi mutluluğundan başka hedefi olmayan insan kötüdür.
  14. İnsanların çoğu onu yapıyor diye yanlış, yanlış olmaktan çıkmaz.
  15. Kimse, kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir, bilmelisin. Küçümsediğin her şey için gün gelir, önemsediğin bir bedel ödersin.
  16. Birine çamur atmadan önce iyi düşün ve sakın unutma: önce senin ellerin kirlenecek.
  17. Başkalarının hayatından ders alın. İnsan, bütün hataları kendisi yapacak kadar uzun yaşamıyor.

*- ‘Atları da vururlar!…’

Birçok roman ve filmde benzer başlıkları okumuş ya da görmüşüzdür.

Bir vatandaşımız da, ‘Acı çekmesin!’ diye bir koşu atının vuruluşunun fotoğrafını çekmiş, ya da kullanmış…

Fotoğraf da düşünce de tartışılabilir.

Ötenazi gibi bir şey…

Ama atın bundan haberi yok…

O zaten kaderine razı olmuş bir durumda…

O vatandaşımız, Erol Akıncılar ağabeyimiz gibi şöyle düşünüyor:

Bir at ortalama 25 yıl yaşar.

Faytona koşulan atların ömrü ise sadece 2 yıldır.

Oysa,’Hayvan Hakları Beyannamesi’ ile hayvanların hakları tanınmış ve 14.madde de ayrıntılı olarak gösterilmiştir.

Bu beyannameyle insanlar gibi eşit yaşama, saygı görerek var olma, insanlar tarafından gözetilme ve fark edilmesi, bakılma ve korunması, kötü muamelelerden uzak tutulma,beslenme ve dinlenme gibi birçok hak tanınmış olup,ulusal düzeyde koruma açısından bir sınır tayin edilmiş ve hayvan haklarının, insan hakları gibi, ulusal düzeyde yasalarla korunması gereği de Beyannamenin14.maddesinde detaylı, açık seçik bir şekilde düzenlenip belirtilmiştir.

Vicdanı olan yöneticilere sesleniyorum;

Bir kez daha paylaşmıştım.

Karşıyaka Vapur İskelesi ile Bostanlı/Atakent semti arasındaki faytonlar bir türlü kaldırılmadı.

Yolunuz düşer, o atların yanından geçerseniz, o atların gözlerine dikkatlice bakın.

İnanın sessizce ağladıklarını göreceksiniz..’

Aslında bu görüşe ben de katılıyorum…

Ama madalyonun bir başka tarafı da var…

Birçok insanımız da ‘mutlaka’ tarih boyunca kullanılan bu atlardan ve at arabalarından yararlanılmasından yana…

Bu ulaşımdan daha çok, turizm amaçlı olarak düşünülüyor.

Avrupa’nın bile birçok turizm merkezlerinde örnekleri var.

Bir ara benzer ve sağlıklı bir uygulamayı, ithal katanalarla uygulayan İzmir Büyükşehir Belediyesi de, şu anda yine gündemde olan, turist getiren gemilerin seferlerini iptal etmesi üzerine ortadan kaldırmıştı.

Yani işin orta yanı bulunabilir…

*- ‘İşini sıkı tutuyor!’

Ödemiş’ten Cengiz Varolsan yazmış:

‘İlçemize yeni atanan Emniyet Müdürü Mümin Sevgen, vatandaşların huzur ve rahatı için denetimleri sürdürüyor.

Başta Eski garaj yuvarlağı, Ulus Park yanına bir polis aracı ile görevli polisleri 7/24. görev yapmalarını sağlarken çeşitli cadde ve sokaklara da gece ve gündüz rastlayacağınız yaya devriye polis ekiplerini görevlendirdi.

Motorize Trafik ekipleride Kask, Eksoz gürültüsü ve yüksek sesle çalınan müziklere karşı denetimlerini sıklaştırırken sivil ekiplerde uyuşturucu ile mücadelesini sürdürüyor.’

Görüyorsunuz; insanımız en basit bir çalışmadan bile ne kadar mutlu olabiliyor. Sadece makamında oturup, halkın dilek ve isteklerine kulaklarını tıkayanlara duyurulur.

***-

GÜNCEL

*- , 28 Eylül’de Gündoğdu’da

Konak Belediyesi’nin Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP), Lider Pet Food ve Kinderland/Çocuklar Ülkesi’yle birlikte düzenlediği, 40’a yakın sivil toplum kuruluşunun da destek verdiği, Türkiye’nin en kapsamlı festivali ‘Patival Konak; Can Dostlarımızla Buluşuyoruz’, 28 Eylül Cumartesi günü, Gündoğdu Meydanı’nda yapılacak.

*- İzmirlilere çağrı

Bağışlanan mama miktarının katılım oranında artacağını belirterek, tüm İzmirlileri festivale çağıran Batur, sözlerini şöyle noktaladı:

‘Festivalin tüm destekçilerine çok teşekkür ediyorum; onların emekleri büyük. Tüm hemşehrilerimi de bu hafta sonu, Gündoğdu’ya, aslında Konak’ta bundan böyle her öykünün daha iyi nasıl yazılacağını görmeye bekliyorum; çünkü biz bunun için gece gündüz çalışıp, elimizden gelen ne varsa yapıyoruz.’

*- Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım…

27-29 Eylül 2019 tarihleri arasında Kültürpark’ta düzenlenecek pasta ve tatlı festivali PASTART İZMİR, mutfak tarihçilerini yerli yabancı pasta şefleri ile buluşturacak.

Üç gün sürecek Bravo Sponsorluğu’nda Pastart Buluşmaları’na Türk mutfak tarihinin duayen isimleri Nevin Halıcı, Priscilla Mary Işın, Ahmet Örs, Ragıp Güzelbey, Nihal Kadıoğlu Çevik ve Nejat Yentürk’e, Azerbaycan’dan Azerbaycan Milli Mutfak Komitesi Başkanı ve Şef Tahir Emiraslanov ile Yunanistan’tan pasta ve tatlı ustası Kosta Antoniadis eşlik edecek.

Pastacılık ve tatlıcılığın iç içe geçen serüveninin anlatılacağı etkinlikler ilk gün İsmet İnönü Kültür Merkezi’nde, sonraki günler ise İzmir Sanat’ta gerçekleşecek ve her gün saat 15.00’de başlayacak.

*-

İzmir Barosu ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ortaklığında Susma Platformu’nun katkılarıyla düzenlenen ve iki gün süren Uluslararası İfade Özgürlüğü ve Medya Çalıştayı İzmir Barosu’nda yapılan atölye çalışmalarının ardından sona erdi.

Yurt içi ve yurt dışından çok sayıda baro temsilcisi, gazeteci, insan hakları savunucusu ve akademisyenin katıldığı çalıştayda uluslararası hukukta ifade ve basın özgürlüğü, dünyada ve Türkiye’de internet ve medya yasakları ve Türkiye’de basın özgürlüğü ve tutuklu gazeteciler gibi konular katılımcıların aktif katılım sergilediği oturumlarda masaya yatırıldı.

*- Cezaevlerinde tutsaklar

İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel ise yaptığı konuşmada ifade özgürlüğü konusunun günümüz Türkiyesi’nde artık en önemli sorunlardan biri haline geldiğini söyleyerek merkezi otoritenin bu baskı sistemini sürdürme isteğini asla kabul etmeyeceklerini dile getirdi. Yerelden insan haklarını kurabilmenin, yerelden insan haklarına sahip çıkabilmenin, yerel yönetimlerle, meslek örgütleriyle, demokratik kuruluşlarla bunu inşa edebilmenin mümkün olduğunu ifade eden Av. Özkan Yücel, “İnsan haklarına saygılı tam demokratik bir ülke hayalini mümkün kılacağız. Bunu başaracağız. Bu amacımızın ilk nüvelerini bugün burada görüyoruz” dedi.

Bugün Türkiye’nin en büyük cezaevlerinden biri olduğunu dile getiren Av. Özkan Yücel, “Birilerine inat tekrar söyleyeceğim: Cezaevlerinde gazeteciler tutsak, cezaevlerinde avukatlar tutsak. Çünkü tutuklu dediğiniz şey, hukuk üzerinden yürür. Eğer tutuklama işlerinde hukuku yok sayıyorsanız, hukuk üzerinden bir yargılama yürütmüyorsanız bu insanların tutsaklıklarını belgelemişsiniz demektir” dedi.


Yaşar EYİCE
0532 781 95 18

E-Posta: yasar.eyice@gmail.com
ve yeyice@mynet.com
Twitter: @Yeyicee
Facebook: yasar.eyice.311

Bir cevap yazın