16 Okunma

Hak iade ediliyor YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş


Gazilerden engellilere hatta Bornova Küçükpark 162 sokağın bugüne kadar gelen 5-6 yerli ailesinin sıkıntısını, ellerinden kısa süre önce alınan haklarının geri verilmesi için İZBAŞ yöneticileri ile konuştum. Bildiklerimi anlattım. Onlar da yaşanan olumsuzlukları ve şikayetleri dile getirdiler. 31 Aralık’tan itibaren yaşanan olumsuzlukların bilgisayarlar üzerinde yapılan değişikliklerle yani programlarla çözüleceğini söylediler.

*- Kadın Doğum Uzmanı Dr. Serhat Sakız gibi ben de ‘sulu göz’ oldum… Olumsuzluklara dayanamıyorum… Özellikle çocuklarımızın başına gelenlere…7 Yaşındaki Mert’in ölümü benim gibi onu da çok etkilemiş… O İstanbul’da, ben İzmir’de Ankara’da yaşananı unutamıyorum…

*- Nefes borusu tıkanan ve can havliyle müstahdemin ceketine asılan ama derdini anlatamayarak can veren Mert’in o halini gözüme getirdikçe ağlıyorum…

*-

Devreye para girince millilik falan kalmıyor…

Bu Özgür özel’in sözü…

Ortada kanun varken kanunsuzluk yapanlara hesap sorulmalı…

Bu da tren kazasında can verenlerin yakınlarının sözü…

Bağrı yanık anne, ‘Bunlara hesap mutlaka soracağız!’ diye haykırıyordu.

İlgimi çeken ‘Hesap sorma!’ eylemi…

Keşke mahkemelerde haksızlık yapanlara, iş görmeyenlere, halkın sorunlarını bilinçli olarak çözmeyenlere, savsaklayanlara hesap sorabilsek…

Adliyelere gidebilsek, yargıçların karşısına korkmadan, çekinmeden, güvenle çıkabilsek…

Berlin’deki hâkimleri anımsasak…

Biliyorsunuz, hâkimlerin sözcük anlamlarının karşılığı aynı zamanda ‘egemen’ dir…

Egemen ve güç çok önemlidir…

Ama yerinde ve doğru olarak kullanmak çok daha önemlidir…

Hak yememek esastır…

Ya ‘dede’ye ne demeli?

Haykırışına?

‘Torunumu nasıl seveceğim?’ diye soruyor, büyüklerimize….

Devam ediyor, ya da laf çarpıyor:

‘Siz torunlarınızı dizlerinize oturtup severken, kameralara da poz veriyorsunuz!’

Bunları yufka yürekli olarak izliyorum…

Son derece sinirim bozuluyor…

Kimyam değişiyor…

*- Eskisi gibi değiliz…

Kadın Doğum Uzmanı Dr. Serhat Sakız’ın yazılarını takip ediyorum…

Önceki gece şunları yazmış:

‘Eski Serhat değilim artık…

…..Ankara’da, daha yedi yaşındaki yakışıklı Mert okulunda öldü…

Şırıngaya konularak pazarlanan ve okularda satılan ‘sıvı çukulata’ nefes borusuna kaçtığı için ölmüş yavrucak…

Can havliyle okulun müstahdeminin ceketine yapışarak, derdini anlatamamanın ne demek olduğunu iyi bilirim ben…

İşte bu yüzden hepinizden daha çok koydu bu ölüm bana…

O kadar çok yaşadım ki benzer çaresizliği…’

Bu satırları okurken ve tekrarlayıp yazarken gözlerim doldu…

Ruhum sıkıldı…

Demek ki, ben de Dr. Serhat’ın dediği gibi ‘Eski Yaşar değilim…’

Özellikle çocukların bırakın boşu boşuna ölmesi, herhangi bir şekilde üzülmeleri bile beni perişan ediyor.

Çok yıllar önce Çocuk Hastanesi karşısındaki SSK Dispanseri’nde diş hekiminin kapısında birçok kişi gibi sıramı bekliyordum.

İçeride bir çocuk korkudan ağlıyor, tepiniyordu…

Hekim kendini tutamadı ve bir tokat attı…

İşte o anda ben de kendimi tutamadım ve hekime ‘Sen ne yapıyorsun?’ diyerek olaya müdahale etmek istedim…

Sonradan samimi arkadaş olduğumuz ve şu anda emekli olan spora meraklı diş hekimi elindeki aleti yere atarak odayı terk etti.

Hasta bakıcılar araya girdiler…

Bu arada bir başka diş hekimi de olaya karıştı ve çocuğun sıkıntısını giderdi.

Yani o günü hala unutamıyorum…

*- Her zaman yetişen olmaz ki!

Dr. Serhat Sakız’ın hikâyesine devem edelim:

‘…..Bir Ramazan akşamı, Hizmet Hastanesi’nde doğum takip ediyorum…

Oruç tutmuyorum ama iftarı bekledim, karnımı doyurmak için…

Durak’ta dürüm yaptırdım, önce bir dilim salatalık turşusu attım ağzıma, tıkadı nefes borumu…

Hastane bir adım ötede, ama oraya gidecek ne zamanım var ne mecalim!

Kimse ne olup bittiğinin farkında bile değil…

Mangalın başındaki çocuk yerlerde debelenirken ben, yetişti imdadıma…

Sıktı göğsümü, çıkarttı boğazıma kaçanı…

Üç kaburgamı kırmış o esnada…

Umurumda bile olmadı o an, ertesi gün anladım…

O gece Facebook arkadaşlarımdan biri olan gebenin ilk çocuğunu, oğlunu doğurttum normal yolla…

Hiçbir acı hissetmedim ki, tekrar yaşama dönmenin verdiği haz ile…

…..Çok ama çok üzüldüm Mert’e…

Uyuyamayacağım birkaç gece kesinlikle…

…..Bu paylaşımı sabah saatlerinde yapacaktım, vazgeçtim…kim kimin umurunda ki…

‘Senin de umurunda olmamalı!’ dedim bu kez kendime…

…..Dayanamadım, yazdım yine…’

Ben de dayanamıyorum işte…

***-

GÜNCEL

*- 31 Aralık’a kadar sabır!

Dünkü yazımda, ‘Alınan hak geri verilmeli!’ dedim..

Sabah erkenden Bornova Suvari Caddesi No:17’deki kısa adı İZBAŞ olan ‘ İzmir İlçe Belediyeleri Otopark İşletmeleri’ müdürlüğüne gittim.

Müdür Bey beni ciddiyetle dinledi.

Bornova Metrosu yanında Viyadük altındaki otoparka 41 gün önce konulan otomatik bariyeri ve yaşananları, ‘elden edilen hakların böylece geri alındığını’ anlattım….

Örnekler verdim…

Not alındı…

31 Aralık’tan, daha doğrusu yeni yılla birlikte tüm sorunların çözüleceğini, bu arada yapılan çalışmaları ve yaşanan olumsuzlukları şikayetleri dile getirdiler.

Sonuçta; Haklar geri verilecek…

*-


Yaşar EYİCE
0532 781 95 18

E-Posta: yasar.eyice@gmail.com
ve yeyice@mynet.com
Twitter: @Yeyicee
Facebook: yasar.eyice.311

Bir cevap yazın