Haberi Yusuf Çınar’dan öğrendik YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş
Yaşar EYİCE

*- Acil çözüm ekipleriyle sahada

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, mahallelerin ihtiyaçlarına kısa sürede cevap verebilmek için oluşturduğu Acil Çözüm ekipleri ile Buca ve Konak’a giderek 15 gündür devam eden çalışmaları yerinde inceledi.

Muhtarlar mahallelerindeki sorunların ilk kez bu kadar hızlı çözüldüğünü vurguladı. Bölge sakinleri ise Başkan Soyer’e teşekkür etti.

Demek ki istenirse oluyormuş;

Bu konuda bir iki söz etmek istiyorum:

Birincisi; Sorumlu Müdür değil, doğrudan Belediye Başkanı vakit yaratıp, örnek olarak verdiğim gibi Belediye Başkanı aniden hiç beklenmedik bir anda çalışma alanına gidip kendi gözleriyle çalışmayı izlemelidir.

Çalışmalar beklenen değil, beklenenin üzerinde gidiyorsa ödül yoluna gidilerek, çalışan ile çalışmayan arasındaki fark ortaya konulmalıdır.

Yani ödüllendirilmelidir.

Biri çalışıp 10’u izliyor ve vakit geçiriyorlarsa bunlar için de gereken yapılmalıdır.

Tabii ki sözde değil, gerçekte…

Performansın önemi böylece ortaya çıkar.

İkincisi;

Bir ya da iki mahalle veya iki nokta değil, tüm il için aynı anda benzer ekipler anında müdahale ile gönüllerde taht kurmalılar.

Şikâyet geldiği an, motorsikletli ekip olaya müdahale etmeli, ihbarı yapana teşekkür armağanı verilip, hemen ne gerekiyorsa o işi yapacak ekibi göndermeli ve bugünün işi bir gün sonraya kesinlikle bırakılmamalıdır.

Tabii ki bu arada, ‘Bu Büyükşehir’in işi’ ya da ‘Bu yerel belediyenin işi!’ diye sorun iki belediye arasında birbirlerinin sorumluluğuna atılmamalıdır.

Bir örnek vereyim:

Konak Belediye Meclisi üyesi ‘kıdemli CHP’li’ Av. Nimet Haytabay anlatmıştı:

‘Yıllar önce Basmane 9 Eylül Meydanı’nda, yani belediye binasının hemen önünde bir çukur açılmıştı. Kendisi küçük ama şikayet büyüktü. Binlerce araç sürücüsü ‘Bu nedir?’ diye şikayet üzerine şikayette bulunuyordu.

Görevliler ‘Evet efendim, haklısınız!’ diyorlardı.

O kadar!

Bizim yetkililerimize söyledim, ‘Bizim işimiz değil!’ dediler…

Büyükşehir yetkililerine sordum; ‘Programda yok!’ dediler..

Yani bir küreklik harç ile doldurulacak çukura kimse sahip çıkmıyordu.

Sonunda bir müteahhit arkadaşımdan rica ettim, sorun beş dakikada çözüldü…’

Karayolları ‘Karayolları’ iken Bölge Müdürü ile konuşurken şöyle demişti:

‘Kilometrelerce güvenli bir şekilde aracınla gidersin, ama bilmem kaçıncı kilometrede bir küçük çukur oluşmuştur. Farkında olmadan buradan geçersen keyfin kaçar ve bizim kulaklarımızı çınlatırsın…’

Yani hayatın gerçeği budur…

Örnekleri çok…

Umarım; bu önemli girişim yarıda kalmaz, ilk günkü heyecan ve işlemini kaybetmez.

Bir küçük örnek daha vereyim;

Bornova Küçükpark yakınındaki ‘Yeni Cami’ mahalle sakinleri tarafından ünlüdür.

Caminin de o zamanlar, henüz emekli olmamış Aydın Atatürkçü İmamı Mehmet Bey, caminin hemen yanındaki yolun ortasındaki rögar kapağının binlerce araç geçişinde yapıl özelliğini kaybettiğini ve bu nedenle her araç geçişinde büyük gürültü yaptığını ve ekonomik kayba sebep olduğunu söylemiş, kimseye derdini anlatamadığından yakınmıştı.

Belediyeye gittim, yetkilileri buldum, ‘Sinek küçük ama mide bulandırıyor’ dedim.

Çevrede yaşlıların, hastaların da bulunduğunu isim isim söyledim..,

Ne mi oldu?

Hiç…

Sonra sokak sakinleri ve yakındaki esnaf sorunu çözdü…

Yani işi bu olanlar, bu nedenle maaş alanlar ortalıkta yoktu…

Her zaman olduğu gibi bunların lafı şudur:

‘Ne kadar ekmek, o kadar köfte!’

Ama o ekmeği de köfteyi de bulamayan milyonlarca insanımız var,

Ya da işi hafife alıyor, küçümsüyorlar…

Benim de önem verdiğim bir cümle var:

‘Küçük ama etkili..’

Şimdi buna örnek ‘Covid 19’

Tamamını ölçen belki bir gram ancak gelirler ama dünyayı titretiyorlar…

Bunlar küçük mikrop…

Bir de büyükleri var…

Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in kurup kısa zamanda yaşama geçirdiği ‘Acil çözüm ekiplerini’ takip etmek şartı ile bir kenara bırakalım…

İşte büyüklere yeni ve güncel bir örnek…

*- Karşıyaka’nın göbeğinde!

Ben tanıyorum…

Benim gibi birçok İzmirli mutlaka tanıyor ya da ismini biliyordur…

Karşıyaka Yelken Kulubünün efsane yöneticilerinden Tahir Secder Akıncı, fecebook’da yaptığı açıklamada;

İki kişinin önünü kestiğini, kendisinden zorla para istediklerini, ‘yok!’ deyince de ‘Kredi kartını ver, çekelim!’ dediklerini belirtti.

Önemli iddiayı yılların gazetecisi Yusuf Çınar ortaya çıkardı ve ‘Çeşme’nin Sesi’nde yayınladı…

*- ‘Paran yoksa kredi kartını ver!’

Karşıyaka Kaymakamı ile Karşıyaka Emniyet Müdürü’nün dikkatini konuya çekmek isteyen ‘Yelkenci’ Tahir Secder Akıncı olayı şöyle anlatıyor:

’60 yıldır yaşadığım İzmir’in en eski yerleşim biriminde bunlar yaşanıyor.

Akşam saat 19.45 cıvarında mekânımız Cıbez’de yemekten sonra evime dönerken Tiyatro Sokak sonunda iki zibidi, şerefsiz para istedi. Kredi kartımı almak istedikleri sırada 3 harbi delikanlı Karşıyakalı olaya müdahil oldu.

İki serseriyi yere serdiler.

Sonra da beni evime kadar götürüp, sabaha kadar dışarıda bekleyeceklerimi ve huzur içinde olmamı söylediler.’

*- İşte İzmirlilik ruhu

Secder Akıncı ‘Karşıyaka formalı’ üç gençle olayın sıcaklığında tanışamadığını ve kendileri ile görüşerek, belki de hayatını kurtardıkları için teşekkür edeceğini belirtiyor.

Bu arada yetkililere İzmirlilik ruhu ile şu duyuruyu da yapıyor:

‘Karşıyaka Çocuk Yuvası önündeki trafik çilesi her gün daha da büyüyor. Buna mutlaka çözüm bulunmalı…’

Düşünebiliyor musunuz?

Kendi can ve mal sorununu bile bir an için unutuyor ve toplumun sıkıntısını dile getiriyor, Tahir Secder Akıncı…

Merak edenlere belirteyim:

Yazıdan anlamışsınızdır, Secder Bey, yol kesen, haraç isteyen iki kişi için, ‘Karşıyakalı gençler yere serdiler!’ demişti…

Devamı için ise şu yorumu yaptı:

‘Olayın etkisi ve heyecanı ile evime girerken 112 Acil Servis’in sirenini duydum. Herhalde bu zibidilere gidiyordu…’

*- Enver Kaya da uyarmıştı…

Bir süre önce yazmıştım:

Sözcü Gazetesi’nin Haber Ekspres’ten transfer ettiği Yazı İşleri Sorumlu Müdürlerinden Enver Kaya emekli olunca İzmir’e döndü…

Geçenlerde de Yusuf Çınar’ın Çeşme yolundaki kurmaya çalıştığı çiftliğinde konuk oldu…

‘İzmir’i nasıl buldun?’ diye sorduğumda ise söyle demişti:

‘Pandemi nedeniyle koronavirüs’ten korkup çekindiğim kadar izmir’de belli noktaları tutan ‘bir lira ver!’ diye önümü kesenlerden çekiniyorum. Bir değil çok sayıdalar.

Suriyeliler ise ayrı bir havada…

Sanki Kordondaki çimler onlar için özel olarak yapılmış.

Sahil kesimlerinde gezince gördüm, nasıl keyifle mangal keyfi yapıyorlar?’

Bu cümleler uzun konuşmanın özeti…

Herhalde yetkililer de biliyor ve görüyorlardır…

Belki de birçok kişi Secder Bey gibi ‘Param yok!’ demeyip, önünü kesenlerin istediklerini yerine getiriyorlardır…

Yakında birileri anket yaparsa sonucu öğreniriz…

*—


Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın