30 Okunma

Güzel haberi umutla bekliyoruz YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

Güzel haberi umutla bekliyoruz

*- Mustafa Kemal’i etkileyen bir köylü

*- Sıfırdan üretiyoruz, geri adım atılır mı?

*- Tecrübeyi yok sayamayız

*- Dışişleri, yeni konsolosluklarla güçlendirilmeli…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çok veciz sözleri vardır.

Bunlardan biri de ‘Köylü Milletin Efendisidir’ sözü…

Sık sık duyarız…

Peki kaynağını biliyor muyuz?

Atatürk, Enver Paşa tarafından Sofya’ya askeri ataşe olarak gönderilir. Bulgaristan henüz 5 yıllık bir ülkedir.

Üzgündür Atatürk İstanbul’dan gittiği için.

Bir pastane vardır Sofya’da. Diplomatik erkan genel olarak o pastanede kahvaltı yapmaktadır.

Mustafa Kemal de orada yapar kahvaltısını.

*- Üretiyorsa sahibi odur….

Bir sabah bir köylü girer pastaneye.

Bohçası vardır yanında, bırakır bir masanın yanına, oturur.

Bir garson gelir, köylü ‘süt ve kek’ ister.

Garson ise köylünün pastaneden ayrılmasını ister.

İtiraz eder köylü.

Birkaç garson daha gelip tekrarlarlar dışarı çıkmasını.

Köylü öfkelenir ve bağırmaya başlar:

 ‘Senin sattığın sütü ben üretiyorum, senin sattığın pasta, börek, çöreğin ununu ben üretiyorum.

Peynirini, yoğurdunu ben üretip veriyorum.

Pastana koyduğun meyveyi ben üretiyorum ve sen benim ürettiklerimi bana vermiyorsun öyle mi?

Hayır çıkmıyorum ve kahvaltımı burada yapacağım’ der…

Herkes suspus olur.

Köylünün istedikleri masasına gelir, kahvaltısını yapar ve bir miktar parayı masaya fırlatarak çıkar ve gider.

*- Her satır önemli

Tüm her şeyi izler, Mustafa Kemal Atatürk.

Küçük kareli not defterine şu notu düşer:

‘Bir gün benim köylüm de bu köylü gibi olursa millet olduk demektir’

Ve şu cümleyi ekler

‘Köylü Milletin Efendisidir’

İzmirli olarak ULU ÖNDER ATATÜRK’ün Ankara’ya gelişinin 99. Yılını kutlar, tüm Şehitlerimizi minnet, saygı ve özlem ile anarız.

Aynı şekilde, vatansever şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u vefatının 82 yılında minnet ve özlem ile anıyoruz. Ruhları şâd olsun

*- Daha zaman var ama…

Bu arada İktisatçı Prof. Dr. Mustafa Öztürk,’Birincisi 2008 yılında Türk İktisat Tarihi Platformu (TİTAP) iş birliği ile Marmara Üniversitesinde, ikincisi de 2010 yılında Fırat Üniversitesinde düzenlenen İktisat Tarihi Kongresinin üçüncüsü, 25-27 Nisan 2019 tarihleri arasında İzmir Demokrasi Üniversitesinin ev sahipliğinde düzenlenecektir.

Her iki kongrenin bildirileri yayımlanmış olup, kongreye katılmayı arzu eden meslektaşlarımızın, bir fikir edinmek amacıyla TİTAP (titap.org) sayfasındaki bu eserlerimize göz atmalarını tavsiye ederiz.

Kongreye katılım ücreti talep edilmeyecektir.

Öğle ve akşam yemekleri Üniversitemiz tarafından karşılanacaktır.

Kongrenin dili Türkçe ve İngilizcedir. Meslektaşlarımızın katılımına istinaden duyurulur.’ açıklamasını yaptı.

*-Kesinlikle dikkate alınmalı

Doğruluk derecesini bilmiyorum…

Ama bir Türk vatandaşı olarak, yetkililerin mutlak dikkatini çekmek istiyorum.

Eğer yüzde 10 gerçeklik payı bile varsa, üst makamların, Türkiye Cumhuriyeti’nden yani devletimizden aldıklarının karşılığını mutlaka vermeleri gerektiğine inanıyorum.

Önceki gün medyada ilk Türk harp uçağının fotoğraflarını görünce, daha önceleri ‘Bize otomobil değil uçak fabrikası lazım’ diyerek kaleme aldıklarımı anımsadım.

Tabii ki, Gazi Mustafa Kemal’in, ‘İstikbal göklerdedir’ deyişini de….

İddiaya göre, Tank palet fabrikasında bir çalışanın whatsapp gruplarına yolladığı bir mesaj şöyle:

 *- Özel sektöre karşı değiliz amma….

‘20 Aralık 2018 Tarihli ve 30631 Sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan 481 sayılı Özelleştirme İdaresi ile ilgili Cumhurbaşkanlığı kararı ile; Milli Savunma Bakanlığı Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü 1’nci Ana Bakım Merkezi Müdürlüğü işyerinin tüm mal ve hizmet üretim birimleri (fabrika) ‘milli savunma sanayiinde ülke kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasının sağlanması ile fabrikanın işletme verimliliğinin arttırılması ve yeni iş/üretim imkanları oluşturmaya yönelik yatırımların özel sektör tarafından yapılacağı’ gerekçe gösterilerek özelleştirme kapsam ve programına alındığı ilan edilmiştir.

 *- Sıfırdan üretiyor!

1’nci Ana Bakım Merkezi Müdürlüğü Fabrikasının 50 yılda oluşan savunma sanayi tecrübesiyle zırhlı araçları (Fırtına obüs) sıfırdan üretmesi, tank modernizasyonunda tecrübe, bilgi ve deneyime sahip yetişmiş işgücü, son 10 yılda 3 defa özel sektörü bile gıpta ettirecek şekilde Milli Prodüktivite Merkezi’nin en verimli işyeri olarak tescil ettiği, Dünya’daki ilk beş arasındaki bir işyeridir.

Bu fabrikanın bu gün yeniden kurulması sadece 20 milyar dolarlık bir yatırımı gerektirmekte, bilgi ve tecrübe oluşumu ise en az 10 yılı bulmaktadır.

Fabrikada gururumuz FIRTINA ÖBÜS seri üretimi, gündüz ve gece görüş dürbünleri üretimi, dünyanın en uzun süre dayanıklı tank ve tırtıllı araç paleti üretimi sıfırdan %100 milli olarak yapılmakta, Leopard 1 ve 2 tanklarının ve diğer tankların modernizasyonu tamamen sökülerek yeniden yapılması şeklinde modernize edilmeye devam edilmektedir. TSK’nın mevcut taleplerine bile 7/24 esasına göre çalıştırılarak yetişmekte zorlanmaktadır.

*- Yeri ve stratejik önemi bilinmeli

Fabrika, Sakarya ili Arifiye ilçesinde, E-5 ile Otobanın tam ortasında Adapazarı şehir girişinde, 1 milyon 804 bin metrekarelik her türlü yeni yatırıma müsait çok geniş bir arazi üzerinde kuruludur. 

500 ile 700 milyon dolarlık bir yatırımla 6 ay içerisinde seri Altay tankı üretim kapasitesi Savunma Sanayi Başkanlığı tarafından tespit edilmiş, bizzat Başkan ve MSB Bakan yardımcısı tarafından, Altay tankının ana üretiminin bu fabrika tarafından MSB-ASFAT A.Ş kanalıyla yapılacağı deklere edilmiştir. 

Fabrika, ülkemiz savunma sanayii açısından vazgeçilemez kritik önemde ve tekrar yerine konulması mümkün olmayanstratejik önemdeki bir tesistir.

*- Tecrübe istiyor

10 yıldır sadece prototipi için ALTAY tankına 1 milyar doların üzerinde ülkemizin kaynakları harcanırken, ülkemizde ALTAY tankını az bir yatırımla, 100 kadar yeni işçi alımı yapılarak 6 ayda seri üretimi yapabilecek devletin elindeki tank üretme kapasitesi ve tecrübesi olan tek fabrikamız için alınan karar tekrar gözden geçirilmelidir.

Elimizdeki, pırlanta değerindeki, ekonomiye sağladığı katma değeri olan böyle bir fabrikayı kaptırmamak için gerekeni yapmalıyız.

Silahlı Kuvvetlerimize ve stratejik işbirliği içerisinde olduğumuz dünyanın diğer silahlı kuvvetlerine üretim ve satış yapmakta olan böyle bir fabrikayı millilikten çıkarmamalıyız herhalde.

Bu arada bir anımsatma yapayım:

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı’na bağlı Askeri Fabrikalar ve Tersaneler Anonim Şirketi (ASFAT A.Ş.) adı altında zaten 2 yıl önce bu amaçla kurulmuş olup, bu şirketin tüm askeri fabrikalarla, askeri tersanelerle, yurt içi ve yurt dışı firmalarla, askeri fabrika ve tersanelerin imkânlarını kullanarak ortak üretim, ortak kullanım ve çalışma yapması imkanı varken, Fabrikanın özelleştirilerek tamamen devredilmesi nasıl yorumlanabilir?

Fabrikada halen bir albayın komutasında 29 subay, 50 astsubay, 22 uzman çavuş, 112 memur ve 714 işçi çalışıyor.

Güzel haberi umutla bekliyoruz…

*- Mecbur hissediyorum

Farkındayım;

Bu yazımı oldukça uzattım…

Ama ‘milli’ yani ‘ulusal’ olduklarını ve her Türk vatandaşını yakından ilgilendirdiği için yazmaktan kendimi alamıyorum…

Yine beni ‘uzun yazıyorsun’ diye tenkit edip, başka sözde yazarların her paragrafım kadarla yetindiklerini ve yasak savdıklarını da biliyorum…

Neyse devam edeyim…

*- 50 yeni ülke…

Uluslararası İlişkiler Uzmanı ve emekli konsolos Vahit Özdemir, aklımdan geçenleri dile getiriyor.

Dediği şu:

‘Birleşmiş Milletlerde oy hakkı olan en az 50 ülkede, konsolosluk açılması zaruret arz etmektedir!’

Yani ‘şart’ diyor emekli konsolosumuz…

Bilindiği üzere, Birleşmiş Milletlerde (BM) yapılan Kudüs oylamasında Amerika Birleşik Devletlerini (ABD), sadece Nauru ve Marshall Adaları gibi nüfusları on binle ifade edilen ülkelerin desteklemesi dikkat çekmişti.

*- Seçimler dikkatli olmalı

Türkiye; Afrika, Latin Amerika ve Asya’daki stratejik ülkelerde Büyükelçilik açıyor.

Bu önemli bir gelişme.

Uzmanlara göre, Türkiye’nin Birlesmis Milletlerde oy hakkına sahip küçük ülkelerde bütçeye daha az mali külfet getireceği de dikkate alınarak;

Örneğin; Butan, Doğu Timor Demokratik Cumhuriyeti, Haiti, El Salvador, Liberya, Honduras, Maldivler, Nepal, Liechtenstein, San Marino, Izlanda, Jamaika,Seyseller, Komorlar Birliği,  Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, Kosta Rika, Nikaragua , Mauritius , Malavi  ve Papua Yeni Gine gibi ülkelerde Konsolosluk açılması şart gibi görünüyor.

Bu arada ben de şunu anımsatayım:

İzmir olarak EXPO’ya talip olduğumuzda birlik ve beraberliğimizi sağlamıştık.

Ancak; küçük devletler yüzünden oylamada istediğimiz sonucu alamamıştık.

Öyle ki sömürge dediğimiz devletler bile efendilerinden yana tavır takınmışlardı.

Doğruluk önemli değildi…

Ama içimizde bazılarının da yönetimdeki görevlerini ihmal ettiklerini ya da görevlerini maddi yönden kötüye kullandıklarını da unutmamamız gerekiyor.

Özel yasa gereği bunlara hesap sorulamadı.

Sadece iddialar arasında yer aldı…

Örtülü ödenek nasıl kullanıldı, herkes biliyor ama ses çıkaramadı.

Belki bir gün bu isimler bunun hesabını bir şekilde vereceklerdir.

Tabii ki benim gibilerin doğrudan veya bir başka şekilde yazmaları da vatandaşlar adına canlarını okuyacaktır.

*- Hesap ortada

 Vahit Özdemir’in yaptığı hesaba göre; çeşitli ülkelerde açılacak her bir Türkiye Cumhuriyeti Konsolosluğunun ortalama yıllık gideri 300.000,-USD olacaktır.

Şöyle ki;

Konsolos’un aylık maaşı 10.000,-USD, Yıllık maaşı: 10.000 x 12 = 120.000 USD.

Konsolosluk kirası:Aylık:2.500,-USD. Yıllık: 12 x 2.500,- = 30.000,-USD

Mahalli Personel Gideri: Aylık: 5.000,- USD, Yıllık : 5.000,- x 12= 60.000,-USD

Büro Gideri: Aylık:5.000,-USD, Yıllık: 5.000,- 12 =60.000,-USD

Temsil ve Ağırlama Gideri:Yıllık: 30.000, USD.

*- Görevlerini yapan da var, böylesi de…

Büyükelçiliğimiz olmayan ülkelere, civar ülkelerdeki Büyükelçilerimiz akredite ediliyor.

Akredite büyükelçi nedir?

Görevli bulunduğu yabancı ülkenin yanı sıra, diplomatik temsilciliğin bulunmadığı çevre ülkelerde de devletini temsil eden büyükelçi…

Ancak; Dışişleri Bakanlığı kulislerinde, Türkiye’nin bazı büyükelçilerinin

güven mektubunu sunmak için bile  olsa akredite olduğu ülkeleri ziyaret dahi etmediği iddia edilmektedir.

Oysa, Büyükelçiliğimizin olmadığı küçük ülkelerde birer Konsolosluğumuz olursa şanlı bayrağımızın dünyanın her yerinde 24 saat dalgalanması mümkün olabilecektir.

*- Say say bitmez

Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda (BM), Türkiye’nin arzu

ettiği kararları geçirebilmesi için;

Andorra, Bahamalar,Belize, Butan Kralligi, Cabo Verde, Dogu Timor Demokratik Cumhuriyeti, Antigua-Barbuda, St.Kitts ve Nevis,St.Lucia, St.Vincent ve Grenadines,Dominika, Grenada, Haiti, Ekvator Ginesi, El Salvador, Sao Tomen ve Principe, Liberya, Gine Bissau, El Salvador, Honduras, Belize, Lesotho, Swaziland, Haiti, Andorra, Maldivler, Nepal, Butan Kralligi, Liechtenstein, San Marino, Izlanda, Jamaika, Palau, Mikronezya, Orta Afrika Cumhuriyeti,Seyseller, Komorlar Birligi, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, Kosta Rika, Nikaragua,Bahamalar, Jamaika, Laos, Liberya, Mauritius Adasi, Komorlar Birligi, Malavi, Maldivler, Monako Prensligi, Nepal Kralligi, Nikaragua, Izlanda, Orta Afrika, Papua Yeni Gine, Sao Tome ve Principe, Gine Bissau, Cabo Verde, Seyseller, Sierra Leone, Surinam, Svaziland, Laos Demokratik Halk Cumhuriyeti, Togo, Trinidad ve Tobago, Barbados, Guyana, Aruba ve Hollanda Antilleri, Samoa, Fiji,Tonga,Tuvalu, Cook Adalari, Malavi ve Comesa’da birer Türkiye Cumhuriyeti Konsolosluğuna ihtiyaç var.

3,5 milyon Suriyeli ile 1,5 milyon diğer ülkelerden ülkemize gelen toplam beş milyon kişiye yaptığımız yardım ve desteklerin yanında bu rakamlar devede kulak kalıyor.

Sanıyorum konu eninde sonunda dikkate alınacaktır.

Tabii ki buralara atanacak genç hariciyecilerimiz de en iyi şekilde hazırlanmalı ve yetiştirilmelidir.

Devlet memuru zihniyeti ile değil ‘vatansever’ olarak görev yapmalılar.

*-
— 
Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comve yeyice@mynet.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın