20 Okunma

Günlük tembih şöyle idi: ‘Saçakların altından gitmeyin!’ Yaşar EYİCE

*- Milliyetçiliği bizim iş adamları ve yerel yöneticiler öğrensin

*- Hayat dediğiniz nedir?

*- Bakanlık kapandı! Buca’lı artık beklemesin…

*- Enflasyon canavarının önüne geçilmeli…

Yeni yılın ilk günü tabii ki, klasik bir ‘tebrik’ ile söze başlayacağım:

‘2019’un size ve ailenize, sevdiklerinize, dost dediklerinize ve kısaca tüm Okuyucularına, mutluluk ve huzur ile sağlık getirsin…’

Bizi sorarsanız, özetle ‘iyi olmaya’ çalışıyoruz…

Bazen gördüklerimi de yanlış okuyorum;

Yani gördüm sanıyorum ama şaşı bakıyorum, herhalde…

Örneğin; çok beğendiğim bir reklam filminin tanıtım başlığı şöyle idi:

‘Karanlık günlere alışalım!’

Bunu görünce başta İstanbul olmak üzere birçok kentte sık sık elektrik kesintilerini anımsadım.

Mum ışığında elektrik gelmesini titreyerek bekleyenleri…

Tam bir yıl önce, ‘Ne oluyor?’ diye soranlara verilen yanıtlar şöyle idi:

‘Kar ve buzdan iletişim telleri (kabloları) yenilenemiyor.’

Bir de bir fotoğraf gözümün önünden gitmiyor:

İki teknisyen belki de eksi 30-40 derecede üç dört metre karla kaplı alanda, enerji taşıyan direklere canlarını tehlikeye atar şeklinde tırmanıp arızayı gidermeye çalışırlarken…

Acaba bu cesur ve kahraman mühendis ve teknisyenlerin aylıkları ne kadardır?

Çocukluğumuzu anımsadım:

Bornova’da ‘ova’ olarak adlandırdığımız bahçemizdeki kulede (evde) önceleri gaz lambasında, sonraları lüks ışığı altında geçirdiğimizi günleri..

Bunlar yaz aylarında…

Kışın ise bizim zamanımızda nahiye olan ve kutlamalara katıldığımız Bornova’daki evimizde kalıyorduk.

Kış aylarında en fazla iki katlı evlerin saçaklarından buz sarkıtlar akar, ilkokulda öğretmenlerimiz, ‘Aman saçak altlarından gitmeyin!’ uyarısını yaparlardı.

*-

Fakat İKEA’nın yeni reklam filminin fotoğraflarına bakıp, eski yani nostalji takılırken, yazıyı bir daha okudum:

‘Karanlık Günlerle Anlaşmak!’ olduğunu gördüm…

Daha önce söyleselerdi, ‘Gözüme mi, sözüne mi?’ derdim…

Zaten ‘insan duyduğuna değil, gördüğüne inanmalı, derler ya, ben bazen ‘ne duyduğuna ne de gördüğüne inan’ diyor, örneklerini de sizlerle paylaşıyorum.

Yani ‘her söze inanma, gördüğüne aldanma’ diye düşünenlerdenim…

Çok aldatıldık bu meslekte…

Gördüğümüz ne sağlam insanlar çürük çıktı…

Hele bu zamanda, Diyojen gibi, güpegündüz eIimizde IambayIa dolaşıp,’Adam arıyorum, adam!’ diye bağırmamız gerekecek…

*-

Söylediklerine göre; IKEA Hollanda, en uzun gecelerin yaşandığı Aralık ayı için hayata geçirdiği reklam filminde karanlık günlerin kasvetine meydan okuyor.

Eğlenceye yönelik farklı bakış açılarının önemini vurgulayan çalışmanın gizemli ve renkli atmosferi bir peri masalının içindeymişsiniz gibi hissetmenizi sağlıyor…

Burası beni ilgilendirmiyor;

Beni ilgilendiren kısım şu:

Reklam Ajansı: Havas-Lemz, Hollanda

Reklam veren: IKEA

Director: Floris Kingma/Czar Amsterdam…

Bu şu demek;

Adamlar her bakımdan milliyetçi…

Mutlaka kendi aralarında alışveriş yapıyorlar, bir kuruşlarını bile dışarıya kaçırmıyorlar.

Biz İzmir’de geçen yıl, daha doğrusu yıllar ne gördük?

Yağmurlu havada bile bir bardak suyu esirgeyenleri…

Bir bardak çay bile ikram etmeyenlerin, ‘hayırsever’ olarak tanıtılmalarını,

Menfaati olanların bazı cenazeleri bile nasıl kullandıklarını,

Biraz para kazanınca, İzmir’i unutup İstanbullu olanları…

Ve de İzmir’deki firmaları es geçip, işlerini İstanbul kaynaklı ne oldukları belirsiz kişilerle iş yapmaları…

*-

Yıllardır, şu söze inanırım:

‘Karnı aç olan doyana kadar yer, gözü aç olan ölene kadar yer!’

Sağımıza solumuza bakalım bunlardan çok görürüz.

Aslında;

Hayat ticarettir!

Anne baba müşterindir hep haklı çıkar,

Kardeşlerin iyi ise faizsiz kredindir.

Kötü çıkan kardeşlerin karşılıksız çektir.

Evliliğin kumardır, iyi çıkan eşin servetindir, kötü çıkan eşin iflasındır.

Hayırlı evladın, bitmez mal varlığındır.

Hayırsız evladın ipotekli malındır

Madem bu kadar laf etik, bir de yeni yılın ilk öğüdünü söyleyelim:

Yaşlı deyip geçme,

Yaşlı deyip ezme,

Onlar bir daha genç olmayacak,

Ama sen bir gün onlar gibi yaşlı olacaksın,

Ve o gün onları daha iyi anlayacaksın…

*- Bakanlık kapandı! Bucalılar ne yapsın?

Metroyu Üçyol’dan Tınaztepe’ye ulaştıracak projeyi onay için 2017 yılının Aralık ayında Kalkınma Bakanlığı’na teslim ettiklerini ve 1 yıla yakın süredir onay beklediklerini söyleyen Başkan Kocaoğlu, ‘Ondan önce de Altyapılar Genel Müdürlüğü’nde uzun süre çalışma yapıldı.

2017 Aralık ayında Kalkınma Bakanlığı’na gitti.

O günden beri orada.

Projeyi hazırladığımızda o zaman için çok da uygun bir fiyata, bugünün üçte biri fiyatına kredi de bulmuştuk.

O günden beri bizim onayımız çıkmadı.

Bugün Kalkınma Bakanlığı da kapandı’ dedi.

*- 2 bin 551 sürücüye ceza

Cezaların Yılbaşı’na kadar süreceği, halkın söylentileri arasında.

Yılbaşını geçtiğimize göre belki de artık ceza yok..

Hatta tarihini bile söylüyorlar:

2019 yılının Mart ayı sonunu kadar ceza yok…

Nedenini tahmin ediyorsunuz; seçimler var…

Bu seçimlerde bir reyin ne kadar önemli olduğunu biliyorsunuz.

Küçük bir anımsatma yapayım:

Yalova seçimleri uzun uzun anlatmama gerek yok…

Bu arada size bir soru sorayım, bakalım kaç kişi bilecek?

Karadeniz’de de bir kentimizde seçim sonucu tek oyla belirlendi, hatırlayan var mı?

Bu yüzden resmen olmasa da kulaktan kulağa cezaların dondurulacağı belirtiliyor.

Bu arada, ülke genelinde kış lastiği takma zorunluluğuna uymayanlara yönelik denetimler kapsamında 2 haftada 2 bin 551 sürücüye cezai işlem uygulandı.

En fazla ceza kesilen iller sırasıyla Şırnak, İstanbul ve Ankara oldu.

İzmir’de yetkililer ‘Aman kar yağsın!’ diye belki de dua ederken, sürücüler ise ‘Dağlara yağsın’ diyorlar.

Ancak bu arada eski gazetecilerden Erol Akıncılar ile Ünal Tümin’den öğrendiğime göre, Torbalı’da yıllar önce Ağustos ayında bir sürücüye ‘Neden kar zincirin yok!’ diye ceza yazılmış ve gazetelere manşet olmuş…

Bir anımsama da Vural Bozan’dan geldi:

Belirttiğine göre; bir zamanlar araçlarda tebeşir ve çengelli iğne kontrolü yapılıyordu ve çok şoför ceza yiyordu.

Tabii bu günler çok gerilerde kaldı.

Karayolları Trafik Kanunu gereği yolcu ve eşya taşımada kullanılan araçlara, 1 Aralık-1 Nisan’da kış lastiği takılması zorunluluğu bulunuyor.

Araçların denetimi ise Emniyet Genel Müdürlüğü koordinasyonunda trafik ekiplerince yapılıyor.

Bu kapsamda 1 Aralık 2018’de başlayan kış lastiği takma zorunluluğuna yönelik denetimler aralıksız sürüyor.

Daha önce de belirttiğim gibi, Polis sorumluluk bölgelerinde 1-15 Aralık’ta yapılan denetimlerde, kış lastiği kuralına uymayan 2 bin 551 sürücüye ceza verildi.

Söz konusu kurala uymayan sürücülere 715 lira ceza kesiliyor.

Kış lastiği cezası, Hazine ve Maliye Bakanlığınca açıklanacak yeniden değerleme oranı çerçevesinde 1 Ocak 2019 itibarıyla güncellenecek.

Kış lastiği takma zorunluluğu, yük ve yolcu taşımacılığı yapan araçlar için geçerli ancak kış şartlarında tüm araçlarda kullanılması güvenli seyahat için büyük önem taşıyor.

*- ‘Ekonomiyi aile şirketleri sürüklüyor’

İş İnsanı Bülent Eczacıbaşı, ekonomilerin bel kemiğinin aile şirketleri oluşturduğunu söyledi.

Aile şirketlerinde profesyonelleşmenin önemine değinen Eczacıbaşı ‘Bugün profesyonelleşmeye inanmayan modern kuruluş yok. Kurumsallaşmanın başka yönleri var.

Aile ile ilişkiler meselesi yani aile bireylerinin profesyonel yöneticilik görevleri üstlendiği durumlarda görev ve sorumluluk kargaşalarının ortaya çıktığı şirketler için büyük bir tehlike olabiliyor.

Kuşaklar arası geçiş oldukça bu tehlikenin kuruluşlar üzerinde etkisi görülüyor.

Aile şirketleri bütün ekonomilerde çok büyük bir yer tutuyor.

Biz hep halka açık şirketleri duymaya alışmışız.

Özellikle batı ekonomilerinde. Zannediyoruz ki ekonomiyi onlar sürükleyip götürüyor ama aslında bu yanlış bir yaklaşım.

Aslında ekonomilerin bel kemiğini aile şirketleri teşkil ediyor. Ekonomilerin büyüklüğü içerisinde aile şirketlerinin payı yüzde 70’in altına hiçbir ülkede inmiyor. Dolayısıyla bu aile şirketlerinin sağlığı çok önemli’ dedi.

*- ‘Enflasyon canavarı gözükmeye başladı’

Konuşmasında Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu ekonomik durumla ilgili de açıklamalarda bulunan Eczacıbaşı, ‘Enflasyon canavarı karikatürü gözükmeye başladı, geçen gün bir mizah dergisinde uzun bir aradan sonra tekrar gördüm.

Ekonomide dengeler bozuldu.

Bunun yeniden sağlamlaştırılması gerekiyor. Başarıncaya kadar sıkı bir dönemden geçeceğiz, fiyatların yeniden bir dengeye oturması, döviz kuru, faiz, enflasyon ilişkisinin yeniden dengelemesi için. Şimdi burada kaygı yaratan seçim döneminde bu tedbirlerin alınmasının çokta kolay olmadığı bir dönemdeyiz.

Demokrasilerin bir gerçeği bir durum bu.

Kaygımız, eğer tedbirlerin alınması gecikirse durumun düzeltilmesinde daha güçlükle karşılaşabileceğimiz” şeklinde konuştu.

*- Enflasyonun önüne geçmeliyiz

Enflasyonun yüzde 9’lardan yüzde 25’lere çıkmasıyla zor bir sürece girildiği ifade eden Eczacıbaşı, ‘Enflasyon konusunu çok önemsiyor, çok ciddi sorunlara yol açabileceğini düşünüyorum.

Hiçbir şekilde ihmal edilebilir tarafı olmadığını düşünüyorum.

Yüksek oranlara fırladığı zaman tekrar kontrol altına alınması son derece güç oluyor.

Bizler yüzde 50’nin üzerinde enflasyonu on yıllar boyunca yaşadık ve işlerimizi idare etmeye çalıştık.

Konu uzaktan bakıldığı gibi basit değil.

Yatırım yapmak, önünüz görmek, hesap kitap yapmak imkânsızlaşıyor. Sermayeniz sürekli eriyor.

İşletme sermayenizi tekrar yerine koymak son derece güç oluyor. Ekonomi çok şey kaybederken toplumda dengelerde fena halde bozuluyor’

*-


Yaşar EYİCE
0532 781 95 18

E-Posta: yasar.eyice@gmail.com
ve yeyice@mynet.com
Twitter: @Yeyicee
Facebook: yasar.eyice.311

Please follow and like us:

Bir cevap yazın