11 Okunma

Gözümüze baka baka -YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- Gericilere ve Atatürk düşmanlarına dikkat… İzmir’de de cirit atmaya başladılar. Bunları meşru yapmamamız lazım. Nasıl mı? Yargıtay Onursal Daire Başkanı Hamdi Yaver Aktan’ın sözlerine kulak vermemiz ilk hareket olabilir.

*- Kültürpark’ta neler oluyor? Halk ‘Hayır’ deyince, Büyükşehir de açıklama yaptı. Acaba bu geri adım mı? Ama ne derseniz deyin, mühim olan İzmirlinin sözlerinin ve davranışının dikkate alınması mı?

*-

En büyük iki problemimiz:

Susacakken konuşmak,

Konuşacakken susmak!

Kim söylemişse doğru söylemiş…

Baksanıza;

İzmir’de geçen hafta bir skaldal yaşandı.

Siz hiçbir yandaş medyada bunu gördünüz, okudunuz mu?

KHK ile kapatılan ve binasına el konulan FETÖ’ye ait eski Yamanlar Koleji olan, şimdi ise ismi İmam Hatip Lisesine çevrilen okulda, İsmailağa cemaatine bağlı, Sıla Vakfı’nın düzenlediği etkinlikten haberiniz oldu mu?

Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü gibi isimlerin de bulunduğu etkinlikte, salonda var olan Atatürk posterinin ve Atatürk’ün sporcularla ilgili sözlerinin üzeri kapatıldı.

Bazı yazılı ve sosyal medyada yer alan habere göre; İzmir’in Yamanlar İlçesinde, KHK ile kapatılan ve binasına el konulan FETÖ’ye ait Yamanlar Koleji (şimdiki adı Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Anadolu İmam Hatip Lisesi) spor salonunda; İzmir’de yılbaşında bildiri dağıttıkları için halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmekle suçlanıp haklarında şikâyet dilekçesi verilen, İsmailağa Cemaatine bağlı Sıla Vakfı, toplantı düzenledi.

Liderliğini Mahmut Ustaosmanoğlu’nun, sözcülüğünü ise kamuoyunda Cübbeli Ahmet Hoca’nın yaptığı cemaate bağlı olan Sıla Vakfı’nın; devletin okulunu, nasıl, ne şartlarda kiraladığı veya izin aldığı merak konusu oldu.

O kadar!

Şimdi akılda kalan sorular var:

1- Kolluk güçlerimizden olan Polisin de takip ettiği bir toplantıda, Atatürk posteri neden ve hangi amaçla kapatılmıştır?

Atatürk posterinin kapatılması ile ilgili olarak idarecilere bilgi verilmiş midir?

Atatürk posterinin üzerini kapatılmasıyla ilgili soruşturma açılmış mıdır?

2- Toplantının yapılabilmesi için, okul yönetiminden, İlçe Milli Eğitim veya İl Milli Eğitim Müdürlüğünden izin alınmış mıdır? 

İzin alındı ise yazılı belgeleri elinizde mevcut mudur?

Bu belgeleri kamuoyu ile paylaşılacak mı?

3-  Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğraflarına yapılan bu saygısızlıkla ilgili, Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Anadolu İmam Hatip Lisesi yönetimi hakkında bir cezai uygulama ve soruşturma açmayı düşünüyor mu?

Eğer düşünüyorsa, nasıl bir cezai işlem ve soruşturma uygulanacak?

Bu süreç kamuoyu ile paylaşacak mı?

4- Bir devlet okulunun salonunda yapılan toplantı ve ülkemizin kurucu liderine yapılan saygısızlık;  İzmir başta olmak üzere diğer il, ilçe ve köylerimizdeki İmam Hatip Liselerinde de yapılmış mıdır?

5- İzmir başta olmak üzere; Atatürk’ün sözlerinin, fotoğraflarının üzerlerinin kapatılmasıyla ilgili gözaltına alınan kişiler var mıdır?

Var ise, hangi il ve ilçede gözaltına alınmıştır veya haklarında adli işlem yapılmış mıdır?

Adliyeye sevk edilenlere, hangi adli-idari cezalar verilmiştir?

Bu ve benzer toplantıların gerçekleşmemesi için uygulanan cezai işlemlerin derecesi ve caydırıcılığı ne boyuttadır?

6- Bu saldırılar, Atatürk’ün şahsına olduğu kadar fikirlerine tahammül edemeyenler tarafından yapılmakta ve her geçen gün daha da artmaktadır.

5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun yürürlükte değil midir?

5816 sayılı kanuna göre, söz konusu okulda işlenen bu konu ile ilgili işlem gerçekleştirecek mi?

Peki bizler ne yapmalıyız?

İşte bu konuda ilk adım nasıl atılır?

Atatürk ve Türk Milliyetçilerine seslenenlerden, Hamdi Yaver Aktan şöyle diyor?

‘Atatürk’e saldıran dünün Fetullahçılarıyla karşı karşıya oturmayın!’

*-

Hamdi Yaver Aktan, ‘Sözümüz Cumhuriyetçi aydınlara, düşünürlere, bilim adamlarına, hukukçulara, askerlere, gazetecilere: Aydınlanmaya, Cumhuriyete, Mustafa Kemal Atatürk’e saldıran dünün Fetullahçılarıyla karşı karşıya oturmayınız’ dedi.

Yargıtay Onursal Daire Başkanı Hamdi Yaver Aktan, ‘Kendileri çalsın kendileri oynasınlar’ başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Aktan yazısında, şu ifadeleri kullandı:

‘Yazımın ana düşüncesi bu kanalların izlenmemesi, bu adamlarla tartışma programlarına çıkılmamasıydı.

Birkaç kez yazdım; yazdıklarımı yeterli görmemiştim.

Enver Aysever yetişti:

‘Yalandan tartışmalar, sahte kahramanlar!’ başlıklı yazısında: ‘Gerici, cemaatçi, cehaletinin ayırdında olmayan biriyle tartışmaya tutuşmak beyhudedir’ diyor.

Gerçekten de çok yerinde bir saptama!

Medyanın başat güç olduğu tartışma götürmez bir olgu.

Demokrasilerde dördüncü güç…

Ne var ki bağımsız olması koşuluyla.

Gücün yanında yer aldığında kimliğini, niteliğini yitireceği ve sadece istenilen doğrultuda propaganda aracı olacağı bir gerçek.’

Övgü düzdükleri Fethullah hatırlatıldığında, ezan, cami, başörtüsü vb. söylemiyle üste çıkmaya çalışmaktalar…

*-

Aktan yazısını şöyle sürdürdü:

‘Oluşturulan merkez medyanın günümüzde Cumhuriyet’e saldırmanın bir aracına dönüştüğü görülmekte.

Meşruiyet sağlamak için muhalif görünenler de ekranlara çıkarılmakta. Hepsi o kadar.

Moderatör destekli söz kesme, konuyu saptırma peşi sıra gelmekte, adeta ‘sizi de davet ettik ya, yeter konuşmayın, oturmakla yetinin!’ denilmekte.

Kısa geçmişi anımsamakta yarar var:

Uydurma kanıt aranırken canlı yayın yapıldığı, ‘tedarik edilen’ tanıkların ekranlara taşındığı, hukukun/yasanın emredici düzenlemelerine karşın insanların peşinen mahkûm edildiği, algı operasyonlarının savunmalarının yaptırıldığı, ‘yanıt hakkı’ kavramının yok sayılıp unutulduğu, koruma tedbirleri uygulamaya başlanmadan, ara haberlere, başlatılmışcasına yayın yapıldığı vb. belleklerde durmakta.

Bütün bu ve benzer hukuksuzlukları savunanlar, hocaefendilerini büyük aktör olarak yansıtanlar, yurtsever subayların ailelerine dönük utanç verici söylemleri utanmadan dile getirenler, ölenlerin arkasından sevinç naraları atanlar, aydınlar, düşünürler, askerler, politikacılar, hukukçular, gazeteciler, işadamları, sporcular vb. tutuklanırken, Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘örgütün(!)’  lideri olduğunu ima edenler yine ekranlarda durmakta.

‘Durmaktan’ kastımız; aynı şekilde Cumhuriyete, Mustafa Kemal Atatürk’e, aydınlanmaya, laikliğe, anayasayla güvenceye alınmış değerlere/düzenlemelere saldırılarına devam etmekte oldukları. Geçmişte yazdıkları, söyledikleri ortada:

Övgü düzdükleri Fethullah hatırlatıldığında, ezan, cami, başörtüsü vb. söylemiyle üste çıkmaya çalışmaktalar.’

*- Karşı karşıya oturmayınız

‘Meşrulaştırmayın’ çağrısında bulunan Hamdi Yaver Aktan yazısında şunları kaydetti:

‘Öyle görünüyor ki emperyalizme karşı kurtuluş savaşının kazanılmış ve bağımsız, modern devlet kurulmuş olmasını içlerine sindiremeyenlerin yeni Malaya Zırhlıları televizyon ekranları olmakta.

 Ekran sahipleri asıl bunları konuşturmak için muhalif gördüklerini konuşturmamak suretiyle ‘tarafsızlıklarını!’ göstererek meşruiyet sağlamayı amaçlamaktadırlar.

Konuyu uzatmaya gerek yok.

Sözümüz Cumhuriyetçi aydınlara, düşünürlere, bilim adamlarına, hukukçulara, askerlere, gazetecilere: Aydınlanmaya, Cumhuriyete, Mustafa Kemal Atatürk’e saldıran dünün Fetullahçılarıyla karşı karşıya oturmayınız.

Ekranlara asıl çıkarılmak istenenlere meşruiyet kazandırmayınız.

‘Kiminle kavga edersen ondan fazlası değilsin’sözünü hatırlayalım.

Kendileri çalsın kendileri oynasınlar..!’

*- Hoca ve Pilav

Eminim ki, birçok insanımızın bu yazıyı okuduktan sonra sinirleri bozulmuştur.

Neyse biraz keyif katayım:

Müridlerinin taparcasına sevdiği, ermiş gözüyle bakılan, her dediği ilahi bir kanun gibi kabul edilen tarikat şeyhi bir hoca köy evinde kalabalık bir sofrada ağırlanmaktadır.

İkide bir gözlerini yumarak ‘hoşt’ demesi sofradaki diğer misafirlerin dikkatini çeker.

İçlerinden biri dayanamaz sorar;

– Hocam hayırdır?

Hoca;

–  Kabe duvarına çiş yapmak üzere olan köpekleri kovuyorum, der.

O esnada evin hanımı sofraya pilav üstü et servisi yapar.

Sadece hocanın pilavının üzerinde et yoktur.

Hoca kadına hitaben;

– Kızım, benim tabağıma et koymayı unutmuşsun, der.

Kadın bir kaşıkla hocanın tabağındaki pilavı karıştırır, altındaki eti gösterir ve söylenir;

–  Kerametin Kabe’deki köpeği görmeye yetiyor ama pilavın altındaki eti görmekten acizsin hocaefendi…

Kadınlarımız böyle işte..

Boşuna ‘Kadının fendi erkeği ya da hocayı yendi!’ denmiyor…

*- Kültürpark’ın tarihi mekanlarında restorasyon başlıyor

Kaç gündür dostlarımız yazıyor, sosyal medyada paylaşıyor.

Anlattıklarına ve görüntülere bakılırsa yüzde 100 haklılar.

İşte nihayet bugün, yani tatil sonrası İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden bir açıklama geldi…

Denilene göre

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kültürpark’taki Ada ve Göl Gazinoları’nın restorasyonuna başlıyor. İzmir ve Türkiye’nin kültür ve sanat geçmişinde önemli bir yere sahip tarihsel mekanlar rölöveleri alınarak aslına uygun bir şekilde restore edilecek…

Söyledikleri şu:

İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir’in kent belleğine sahip çıkmaya devam ediyor.

Büyükşehir 1930’lu yıllardan günümüze, İzmir ve Türkiye’nin fuarcılık, kültür ve sanat tarihinin en önemli mekanlarından biri olan Kültürpark’taki gazinoları amacına uygun olarak düzenlemek için harekete geçti.

Kentin simgesi Kültürpark’ı iyileştirme çalışmaları kapsamında, Kasım ayında tahliye işlemleri biten Ada ve Göl gazinolarının restorasyon çalışmaları başladı.

İzmir’in kültürel mirasında önemli bir yere sahip Ada ve Göl gazinoları yıkılmayacak, zaman içerisinde hasar gören tarihi mekanlar aslına uygun bir şekilde restore edilecek.

Restorasyon çalışmaları tamamlandıktan sonra iki yapı da tarihi kimlik ve karakterlerine yaraşır şekilde işlevlendirilerek hizmet vermeye devam edecek.

*- İzmir’in sanat mirası

Biliyorsunuz;

Kuruluşları, dönemin Belediye Başkanı Behçet Uz’un İzmir yangınında tahrip olan bölgeye uluslararası bir fuar alanı kurulması planına kadar uzanan Ada ve Göl gazinoları, İzmir’in kültür sanat tarihinde önemli bir yere sahip. Sadece İzmir’in değil Türkiye’nin en önemli sanatsal faaliyetlerinin yürütüldüğü bu tarihsel mekanlar, birbirinden ünlü sanatçıları ağırladı, bir dönemin belleğinde izler bıraktı.

Tarihi adeta bir yıldızlar geçidine sahne olan İzmir Fuarı’ndaki gazinolarda onlarca sanatçı yer aldı. Zeki Müren, Müzeyyen Senar, Tanju Okan, Muazzez Abacı, Emel Sayın, Moğollar, Ajda Pekkan İbrahim Tatlıses, Gönül Yazar, Barış Manço, Cem Karaca gibi sanatçıların verdiği tarihi konserlerin dışında, İsmail Dümbüllü, Nejat Uygur, Sadri Alışık, Zeki Alasya – Metin Akpınar gibi isimler de unutulmaz tiyatro gösterilerine de Fuar ev sahipliği yaptı.

Ada ve Göl gazinoları İzmir’in birçok tarihi sanat gecesindeki hafıza mekanları olarak kent belleğindeki yerlerini aldı.

***-

GÜNCEL

*- Bayraklı’da şiir dolu gece

Bayraklı Belediyesi, Ocak ayında kaybettiğimiz Sabahattin Eyüboğlu, Özdemir Asaf, Cemal Süreya ve Neyzen Tevfik ile Ocak ayında doğan Nazım Hikmet gibi Türk Edebiyatına damga vurmuş şairler için unutulmaz bir gece düzenledi.

Osmangazi Hizmet Binası konferans salonunda düzenlenen ‘Ölümsüz Şairler İçin Söyleşi’ gecesinin moderatörlüğünü yazar Handan Gökçek gerçekleştirdi. Şair ve yazar Özge Sönmez, Fergun Özelli ve Eşref Karadağ, şiirleri ve söyleşileri ile geceye renk kattı.

Kimi şairlerin hastalıkla geçen hayatları, kimilerinin çalkantılı aşkları ve siyasi yaşamlarının seyirciye aktarıldığı geceye Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal da katıldı.

Gecenin sonunda Şair Yazar Fergun Özelli, dünyaca ünlü şairimiz Nazım Hikmet’i dinleyicilere anlattı.

Etkinlik, piyano eşliğinde Nazım Hikmet’in ‘Karlı Kayın’ adlı eserinin seslendirilmesiyle son buldu.

Başkan Serdar Sandal şair yazar Özge Sönmez, Fergun Özelli ve Eşref Karadağ ile moderatör Handan Gökçek’e çiçek ve plaket takdim etti.  

*-

Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comve yeyice@mynet.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın