Gerçek hayırseverdi YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- Bir avuç toprak!

İŞ adamı Nedim Demirağ rahmete kavuştu… İki gündür sayısız tanıdık hep methiye düzüyor. Gördüklerimin hepsine, herkese yaptığım gibi şu yorumu yaptım: ‘Allah rahmet eylesin!’

Yazılan güzel duyguların hepsine bir fazlasıyla katılıyorum…

Nedense herkes kendisini çok iyi tanıdığını anlatıyor…

Doğrudur da!

Sevgili Ertuğrul Kale’den sonra Hürriyet Gazetesi’nin Ege Bölge Müdürlüğü’ne getirilmiş…

Yıllarca da başarılı şekilde sürdürdüğünü biliyorum…

Hürriyet’in başına getirildiğinde, yağcıların çoğu, her zaman olduğu gibi ‘Tebrik’ sırasına girmişlerdi…

İzmir’de konuşuluyordu…

Bildiğim sadece iki gazete temsilcisi ‘tebrik’e gitmemişti…

Nedenini sordum:

‘Bir gazetenin başına dışarıdan birinin getirilmesini kabul etmiyorum!’ demişti, şu anda Urla’da yaşayan bir büyüğümüz…

Bu yıllar önceki bir olaydı…

Ya şimdi?

Bu konu zaten sık sık gündeme geliyor…

*-

Lüks yerlere gitme, varlıklı kişilerle arkadaşlık kurma gibi alışkanlığımız da düşüncemiz de olmadığı için Nedim Demirağ üstadın lüks işyerlerini de faaliyet alanını da bilmiyorum.

Sadece Bölge’ye çıktığımda Turgutlu’dan sonra sol taraftaki büyük bir fabrikanın girişinde ‘Demirağ’ yazısını gördüğüm ve merak ettiğim için ‘Kimin?’ diye sorduğumda, ‘Hürriyetin başındaki Nedim Beyin babasının’ demişlerdi.

Sonra izmir’in caddelerindeki su tahliye işlerini ‘Efsane Başkan’ Ahmet Piriştina’dan almışlardı…

Yapılanları görmüştüm her İzmirli gibi…

*-

Adını biliyor, kendini tanımıyordum şu anda birçok yetkilinin olduğu gibi…

Bodrum’da o zamanlar festivaller yapılıyordu birçok kentimizde olduğu gibi…

Tabii ki Bodrum bir değil birkaç adım önde idi çünkü Zeki Müren yaz aylarını Bodrum’da geçiriyor ve desteğini veriyordu.

Yine bir festival sırasında orada görevli idim…

Tabii her zaman olduğu gibi rakip gazetelerin tozunu silkeliyorduk…

Kibar, genç bir bey bir ara yanıma yaklaştı kendini tanıttı:

‘Ben Hürriyet’in Ege Temsilcisi Nedim Demirağ…. Seni takip ediyorum… Kutluyorum’ dedi…

Hürriyet de festivalin sponsorlarından olmuş, hediyeler dağıtıyordu..

Ekibin başında da kendisi vardı, zira büyük patron Simavi de, Genel Yayın Müdürü ve birinci sayfa Sekreteri  Tufan Aksoy ile birlikte gelmişti.

Ankara’dan operayı getirmişler, Kale’de izliyorlardı.

Bir ara sahneye çıktım yakın plan görüntü aldım.

Beni apar topar aşağı indirdiler…

İşte o sırada Erol Simavi’nin yanından fırlayan İzmirli Tufan Aksoy hemen yardımıma koştu ‘Siz ne yapıyorsunuz?’ dedi,

‘İşte Türkiye’de opera bundan ilerlemiyor seyirci bulamıyor!’ dedi..

Beni tekrar sahneye çıkarırken, ‘Yaşarcığım istediğin kadar çekersin… Sahne senin’ dedi…

Bunu yıllar önce anlatmıştım…

Düşünün yüzlerce kişinin ekmeğini veren, hükümetlere kafa tutan, çekinilen kişinin sağ kollarından İzmir’den yetişen bir yiğit gazeteci herşeye ve patronuna rağmen yanından bir anda fırlayarak yanıma geliyor bana destek oluyordu…

Herhalde şu anda bile böyle bir durumda patronu bir yana bırakın böyle bir harekette bulunacak kişi tanımıyor ve düşünemiyorum…

İşte herhalde burada olan Nedim Demirağ da, az önce belirttiğim gibi festival sırasında yanıma gelmiş, kendini tanıtmış ve bir ihtiyacım olup olmadığını sorduktan sonra İzmir’de kahve içmeye de davet etmişti….

Kendisine, ‘Benim patronlarım Dinç Bilgin ile Aydın Bilgin’in her türlü sorunumu çözdüklerini, hiçbir şeye ihtiyacım olmadığını’ söylemiştim…

Kahve içmeye de  gitmedim, hiçbir davete gitmediğim gibi…

Beni biri neden yemeğe ya da kahve içmeye davet etsin ki

Baksanıza herkes neler anlatıyor…

Ama şunu söyleyeyim:

Gerçekten beyefendi idi…

Gerçekten çalışanının hakkını koruyordu…

Gerçekten yazıişlerine karışmışmıyordu…

Yani çalışanlar işini biliyordu ve işler yolunda ve rayında gidiyordu…

Sadece bizimle başa çıkamıyorlardı, bizim olduğumuz süre içinde…

Şimdi mi?

‘Hadi canım sende!’ deyip geçin…

Baksanıza Damat Bakan istifa ediyor, onu bile yazmıyor ya da yazamıyorlar…

Allah Nedim Demirağ’a gani gani rahmet eylesin…

Yine okuduklarıma göre;

O da güvendiği bir avukatın tuzağına düşmüş…

Elde avuçta ne varsa gitmiş…

Hastalanmış…

Dost bildiklerine mektupla durumu bildirmiş…

Eminim ki, hiç birinden beklediği yakınlığı bulamamıştır…

Kahrolmuştur…

Düşenin dostu olmaz…

Ama güzel laflarla, anılarla uğurlayanlara ben de teşekkür ediyorum…

Çünkü çok kişiye yardımı dokunmuş…

Açıkça belirtiyorlar…

Ya İzmir sayesinde büyük paralar kazanan, bir yerlere gelenler ne alemde?

Onlar düştükleri yerden bir avuç toprakla kalkıyorlar…

Ama yarın onlara da bir avuç toprak atılacak bunu hatırlamıyorlar…

*-

Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın