13 Okunma

Genele değil satır arasına bakıp kendilerine görev çıkarıyorlar! Yaşar EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- Artık çocukları siyasete ve görüşlerimize alet etmekten vaz geçmeliyiz.

*- Dr. Tora, geçmişi, yani çocukluğunu anlatıyor…

*- Atakişi’nin önerisi nedense yetkililerce duyulmuyor!

*-Bakalım, anlı şanlılar MHP’deki görevden alınmadan söz edebilecekler mi?

*-

Takipçilerimden Işık Teoman ile Hüseyin Veryeri sık sık hatalarını düzeltiyor.

Onlara ‘Çalakalem’ yazdığımı ve en büyük hatam olarak, yazdıklarımı tekrar bir kez bile gözden geçirmediğimi belirtmeden, olayı başka nedenlere bağlıyorum…

Unutkanlığa, yaşa veya araştırmaya zamanımın olmadığına…

Genelde ‘moral’ depolayan sözler duyuyorum…

Bir büyük hatam da, bırakın haberleri, köşe yazarlarını da okumuyorum…

Çünkü birkaç İzmirlinin dışında kimi okuyayım?

Herkes bir tarafın yandaşı olmuş…

Herkes paranın peşine düşmüş…

Vatan elden gider mi, PKK başta olmak üzere düşmanlarımız her köşeyi, kendileri gibi tutmuş farkında bile değiller…

Toplumu ilgilendiren hiçbir olaya girmiyorlar, her olumsuzu görmezden geliyorlar.

Ya da Prof. Dr. Tülay Özüerman’ın belirttiği gibi, her konuşmadan bir iki cümleyi cımbızla çekip halkın sevdiklerini yere sermek, gözden düşürmek için yayınladıklarını görünce, bunları okumaya değer mi?

Biraz önce MHP Samsun İl Başkanı görevden alındı…

Bir milletvekili (Erhan Uslu) için ise disiplin soruşturması başladı…

Bu konuda yorum yapmayacağım…

Bakalım CHP’nin benzer yaptırımlarını günlerce gündeme getiren bu sözde yazarlar, ‘sus pus’ mu olacak, yoksa olumlu ya da olumsuz görüşlerini yazma cesaretini gösterecekler mi?

TRT’deki yarışmada 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı bilmeyen için sosyal medya çalkalanıyor…

Biz de boşuna ‘eğitim… Eğitim’ diye feryat etmediğimizi böylece ispatlamış da oluyoruz…

Bu arada bir dev firma daha TMSF’ye verildi…

Yani el konuldu…

Bu konulara da daha sonra konuşuruz…

İstanbul Taksim’de, Ankara Kızılay’da Suriyeli askerlik çağındaki gençlerin Yılbaşı eğlenceleri arasında Türk kızları ve kadınlarına taciz ettikleri de belirtildi.

Ne oluyor?

*- Nelerden söz etmeli

Yeni yıl temennilerimi dün yazmaya çalışmıştım…

Bugün Fatma Sağer Gökçe’nin Yılbaşı öncesi yaşadığı bir anıdan söz etmek istiyorum.

Sözü, yeni yılın ilk iş gününde Fatma Hanım’a vereyim.

Yorumu da sizlere bırakıyorum…

‘Yavaş yavaş İzmir’i de ele geçirmeye çalışıyorlar!

Ama başarılı olamayacaklar.

Bizler buna müsaade etmeyiz.

Dün kızım ve kardeşimle Kemeraltı’na gittim.

Havra sokağının girişinde değişik yaşlarda üç çocuk en büyüğü 14-15 yaşlarında diğer ikisi daha da küçük.

Başlarında beyaz sarık, üstlerinde birer cüppe, ellerinde broşürler gelene geçene uzatıyorlar…

Tam bize yöneldikleri sırada, nasıl baktıksa, birden geri döndüler.

‘Ne dağıtıyorlar?’ diye esnafa sordum, ‘Yılbaşı kutlamalarıyla ilgili kağıt!’ dedi.

Hayret artık; bu kadar içimize girmeye cesaret ediyorlar.

On beş yirmi dakika sonra, tekrar geçtiğimizde, yerlerinde yoktular.

Dini kullanıp Küçücük çocukların beynini yıkıyorlar.

Çok üzücü!’

*-

Dr.Özlen Tuncer’i, sihirbaz isme ‘Dr.Tora’ sıfatıyla tanırım…

Birçok programını da keyifle izledim…

‘Yeni Bir Yıl Deyince… ‘başlığıyla, bir yazıyı kaleme almış…

Kendisini aradım, hatırını sordum ve ‘alıntı’ olmayan, kendi düşünce ve anılarını ele aldığı yazısını kullanacağımı söyledim…

‘Memnuniyetle’ dedi…

Arada Çankaya’da sokakta karşılaşıp güz el günleri andığım Dr. Özlem Tuncer şöyle diyor:

‘Acaba neden biriktirilemez ‘an’lar?

Acaba neden zaman geri dönmez?

Madem zaman göreceli; neden en azından bazılarımız için anlar azıcık da olsa geri dönmez?

‘Yoksa zamanın geri döndürülmesi birilerini mutlu ederken birilerini de mutsuz edecek?’ diye mi acaba?

Bilemiyorum, ama acaba bilmek de istiyor muyum?

Zaten bundan da emin değilim…

Hep, her yılbaşında ‘Yeni Tur, Yeni Şans’ diyoruz ama o yeni şans çoğu zaman bize ulaşamıyor, ya da biz gidip yakalayamıyoruz onu…

Oysa farkında bile olmadığımız şey şu:

Yılbaşı sadece bir gün, önceki gibi gün.

Başka bir şey değil!

Yani bir gün herkes karar verse; ‘Artık yılbaşı 10 Mayıs’ta kutlanacak!’ diye; özel olan gün o gün olmayacak mı?

Yine o güne yeni umutlarla ulaşmayacak mıyız ?

Öyleyse her günü bir yılbaşı gibi yaşamaktan ne ya da kim alıkoyuyor bizi?

Neden ?

Neden acaba özel bir umut besleriz her yılbaşında?

Başka bir gün umutlarımızın gerçekleşme şansı yok mu?

Oysa daha geçen yılbaşında da aynı umutları taşımadık mı?

Bir de eski yılbaşılar vardı…

Hani akrabalarla toplandığımız; masada at yarışı – yok o ganyan değil hani rakamları yazınca çamaşır sodası sürüyorduk da kazanan atlar yazı olarak beliriyordu ya ondan- tombala, fırdöndü oynadığımız, tombalanın neredeyse bütün gece sürdüğü, ‘Birinci Çinko, ikinci çinko , tombala!’ sözlerinin sabaha kadar sürdüğü geceler.

Hani; bol bol sebze meyve tüketilen, çerezler bolca yendiği için karnımızı ağrıttığı yıllar.

Hem televizyon da tek kanal ve siyah beyazdı.

Üstelik neredeyse elbise giymiş bir tek dansöz ‘sadece 10 dakika oynayacak!’ diye bütün gece televizyona kilitlenmiş gözler…

Ya da saat 03 ten sonra Eurovision yolu ile Avrupa’ya naklen bağlanacağı saatlerin dört gözle beklendiği zamanlar.

Ne tuhaftır, ‘dansöze elbise giydirirlerdi’ müstehcen diye…

Ama aynı kanal Avrupa’dan canlı yayın bağlantısı verdiğinde sokakta eğlenen bikinili insanlar bile olurdu – herhalde Avustralya’da olmalı…

Kestaneler soba üstlerinde kebap yapılırdı.

Bir sürü ev eğlenceleri yaratılırdı…

Eğlenmek için bir bahane idi Yılbaşıları…

Ne güzeldi?

Ama! çocuklar ayrı, büyükler ayrı eğlenilirdi genelde…

Birlikte yapılan etkinlikler de vardı.

Örneğin ‘Sessiz Sinema’ gibi.

Benim büyükleri çuvallattığım film hala anlatılamadı nedense; ‘Hayat Bayram Olsa!’

Dilerseniz siz bir anlatmayı deneyin.

Ben hala anlatamıyorum da…

Hoş, aslında düşüncelerimi de genelde çok yoğun duygularla yazınca da anlatmakta güçlük çekiyorum.

Ellerin yüreğime yetişemiyor…

Özlüyorum o Yılbaşı’ları…

Bir de siz düşünün acaba en son ne zamanki yılbaşını ağız tadıyla gerçekten de eğlenerek, içinize sinerek yaşadınız?

Galiba artık yaşamın zorluğu önce coşkumuzu çaldı sonra da ağız tadımızı…

Bir tek dostluklar ve sevgiler kaldı artık.

Aslında bazılarımız bunlarında bir kısmını kaybetti ve olabilecekleri en yoksul duruma düştüler.

Duygu Yoksulu…

Hay Allah ! Size demedim tabii ki siz o bahtsızlardan olamazsınız tabii ki…

Siz dostlukları başka şeylere çabuk değişenlerden olamazsınız.

Öyle olsa ben hiç size yazar mıydım?

Öyle olsa hiç bu yazıyı sonuna kadar okur muydunuz ?

Olmazdı tabii ki!!!

*- Neden olmasın?

Dr. Tora, şöyle devam ediyor:

‘Ama lütfen yılbaşının sadece bir GÜN olduğunu siz sadece bir önceki gün kadar yaşlandırdığını unutmayın.

Her günün getirdiklerine nasıl kucak açıyorsak zamanın aldıklarını da sükûnetle kabul edelim.

Bunu sorgulamadan yaparsak daha az yıpranır daha mutlu yaşarız.

Ama olsun yine de her zaman ki düşünceyi tekrarlayalım ve yaşam defterimizde yeni bir sayfa açalım.

Bu sayfadan sonra her şey geçmişten çok daha güzel olsun.

Yani Yeni Tur Yeni Şans !

Neden olmasın?’

*- Birlik başarıyı getiriyor

Önce güzel haberlerden birer satırla söz edeyim.

Sık sık kampanyalardan söz ettiğim için, sonuçlarına da dikkat ediyordum.

İşte son dönemlerde sözünü ettiğim ve başarıya ulaşmış kampanyalar:

Yetkililerin zaman zaman duyarsızlığı karşısında, kampanya başlatan pek çok kişi imzacılarıyla başarı haberlerini paylaşıyor.

Her kampanya başarısı hem bizim için hem de o kampanyaya imza atanlar için büyük bir mutluluk.

Biz de mutluluklar paylaşıldıkça artar diyerek güzel gelişmeleri seninle de paylaşalım istedik.

*- SMA hastalarına müjde

Change.org’da Spinal Müsküler Atrofi (SMA) hastası çocuklar için SGK kapsamında ilaç temini isteyen onlarca kampanya var.

İmza sayıları yüz binleri bulan kampanyalar sayesinde Sağlık Bakanlığı harekete geçti ve Bakan Fahrettin Koca basına bir açıklama yaptı, ‘Bu tür hastalarımızı ilaçsız bırakmayacak’ şekilde.

Bakan, ‘Söz konusu ilaçları ülkemize uygun fiyatla temin için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız’ dedi.

Yani SMA kampanyaları başarıya çok yakın.

*-Çocuklara güzel haber!

Avukat Sedef Erken Türkiye’de kampanya başlatan ilk kampanyacılardan biri.

Otizm konusunda yıllardır her alanda sarf ettiği çabanın sonunda kampanyada önemli gelişmeler oldu.

Geçtiğimiz hafta Milli Eğitim Bakanı ile görüşen Sedef Erken, kampanyayı imzalayan 300.000 kişi ile bu haberi ve detaylarını paylaştı.

Ozan ve tüm otizmli çocuklara böylece güzel haber verilmiş oldu.

*- Engelli raporları sürekli oluyor mu?

Melek Taşkın’ın 6 yaşındaki oğlu Kaan otizmli.

Kampanya bu konuda verilen raporların süresinin yaşam boyu olmasını talep ediyor.

Melek Hanım ‘Bizim için bu süreç maalesef tam bir işkence. Randevu alabilmek bile 2 ay sürüyor” diyor.

Geçen hafta kampanya 120 bin imzaya ulaşınca Sağlık Bakanlığı Melek Hanım’ı aradı, kampanya hakkında bilgi aldı ve bu konu hakkında çalışma olduğunu iletti.

Ama çözüm için bir öneri ve tarih verilmedi.

Bir kampanyanın başarıya ulaşması için imza sayıları çok önemli.

*- Zengin ve güçlü olmaya gerek yok

Sadece zengin ve güçlü olanlara değil haklı olan, çare arayan ve değişim yaratmak isteyen herkese özgür, bağımsız ve tarafsız bir kampanya platformu sunanlarla işbirliği yapmalı…

Hatta bu ciddi kuruluşların maddi destekçileri arasına katılabilirsin.

Bu arada unutmayın, desteğini dilediğin zaman sonlandırabilirsin.

*-

68.955 kişinin destek verdiği kampanya sayesinde, Arçelik görme engelliler için elektirikli ev aletleri üretimine başladığını duyurdu.

367.543 kişinin desteği ile MPS hastası Ekin ve onun gibi yüzlerce çocuğun sağlığına kavuşması için ihtiyacı olan ilaç, SGK ödeme listesine alındı.

88.307 kişinin desteğiyle Kütahya Hayvan Barınağı’ndaki onlarca hayvan kurtuldu, bir çoğu tedaviye alındı.

48.381 kişinin imzasıyla Bozcaada’nın bakir koylarını imara açmak isteyen ihale durduruldu. Bozcaada’nın doğal güzellikleri kurtuldu.

22.593 kişinin imza desteği ile yetiştirme yurtlarında kalan gençlerin, yurtlardan ayrılma yaşı 20’ye yükseltildi.

*- Kısa kısa…

Başarı: Annesi artık Eylül’ü duyacak

İyilik Atölyesi yola devam ediyor

Başarı: Plastikten 1 adım daha uzaklaştık

Çölyak hastası 500.000 çocuk külahlı dondurma yiyebilecek

Başarı: Kuzukulağı Yaylası koruma alanı ilan edildi

Başarı: Artık Komşufırın’da akşam kalanlar çöpe gitmiyor

Henüz kesin başarı haberi gelmese bile son dönemde pek çok imza kampanyasında umut verici gelişmeler de yaşandı.

Takipçilerden Denizlili Kadir Gümüloğlu, ‘Burda Gülseren Hanımın bahsedeceği kampanyalara imza desteği vermen çok önemli’ mesajı ile yazılarıma destek veriyor.

*- İmza sayısı 27.000’i geçti…

Tufan Atakişi’nin , ‘İzmirli, Zübeyde Hanım müze gemisine sahip çık! Millet Kıraathanesi haline getirilmek istenen Zübeyde Hanım Eğitim ve Müze Gemisi haberinin medyada yer almasının hemen sonrasında

‘İzmirli, Zübeyde Hanım Müze Gemisine Sahip Çık!’ kampanyası başlattı.

‘Zübeyde Anamızın kabrine sahip çıktığımız gibi Zübeyde Hanım Müze Gemisine De Sahip Çıkalım, Kültür Merkezi Haline Getirelim’ Sloganıyla başlayan kampanyada İmza sayısı 27.000’i geçti.


Yaşar EYİCE
0532 781 95 18

E-Posta: yasar.eyice@gmail.com
ve yeyice@mynet.com
Twitter: @Yeyicee
Facebook: yasar.eyice.311

Bir cevap yazın