Buradasınız
Anasayfa > Genel > Geçmişten Günümüze Bornova Büyük Çarşı Esnafı / BUKET IŞIKDOĞAN KÖSE

Geçmişten Günümüze Bornova Büyük Çarşı Esnafı / BUKET IŞIKDOĞAN KÖSE

Sosyal Medyada Paylaş
Geçmiş Zaman Olur Ki!
Çarşı kavramı, Türk-İslam kültürü içerisinde tarih boyunca alışverişten daha öte bir anlam taşıdı. Tarihi Selçuklu dönemine uzanan ve Osmanlı şehirlerinin kalbi konumunda olan çarşılar, alım-satım başta olmak üzere çeşitli ekonomik etkinliklerin yürütüldüğü mekânlar olmanın ötesine geçerek her kesimden kent sakinini buluşturan birer kamusal alan işlevi üstlenir. Gündelik hayatın en uğrak mekânı sayılan bu yapılar, halkın alışveriş dışında ihtiyaçlarına da cevap verecek şekilde düzenlenerek kültürün gelişmesine katkı sağlarlar.
Tarihçiler Bornova Büyük Çarşısı’nın eskiden büyük bir yerleşim yeri olduğunu söylerler. Bornova Büyük Çarşı’ya dair ilk kayıtlara, II. Beyazıt ve I. Selim veziriazamlarından Hersekzade Ahmet Paşa’nın 1511 tarihli vakfiyesinde rastlıyoruz. Bu tarihin daha eskilere gitmesi kuvvetle muhtemel, ama ilk resmi kayıt olan 1511’i dikkate alırsak bile çarşının 500 yıldan fazla bir geçmişi var.
Bornova Büyük Çarşı’da Selçuklu Mimarisinin etkilerinin bulunduğunu da unutmamak gerekir. Çarşı, genel görünüm olarak, cami, medrese, binalar arasında kaybolup giden hamamı, türbesi, çarşı hanı ve diğer dükkânlarıyla tam bir külliye görünümündedir.
Çarşının bir parçası olan Han, uzun müddet han olarak kullanıldıktan sonra bir dönem marangoz atölyesi, daha sonra tamirhane/dükkân olarak kullanılmıştır. Günümüzde ise kafe-restoran olarak kullanılmaktadır.
Kaynak: Altan Altın
Her ay bir esnafımızın ağzından çarşının onlar için anlamını dinleyeceğiz ve belki de unutulmaya yüz tutmuş çarşı esnafı ve anılarını kayda alarak gelecek nesillere aktaracağız. Bu ayki konuğum Mehmet Soydan. Çarşı Han uzun yıllar Mehmet Soydan’ın dedesi Kavusano lakaplı Hüseyin Soydan tarafından gerçek işleviyle, yani Han olarak işletilmiş.
Mehmet Bey, öncelikle bize kendinizden bahseder misiniz? Mehmet Soydan kimdir?
1956 yılında Bornova’da Büyük Çarşımıza çok yakın bir evde doğdum. Doğduğum ev hâlâ bize ait olarak durmakta. Orta öğrenimimi Bornova Çınar Koleji’nde okudum. Okulumuzun kapanmasından sonra tahsil hayatıma Bornova Suphi Koyuncuoğlu Lisesi’nde devam ettim. Yüksek öğrenimimi Ege Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde tamamladım. 1980 yılında mezun
olduktan sonra, iş hayatıma dede mesleği olan kasaplıkla başladım ve hâlâ kasaplık mesleğimi sürdürmekteyim.
Bornova Büyük Çarşı’daki Çarşı Hanı’nı dedeniz uzun yıllar işletti ve ardından babanız burada esnaflık yaptı. Şimdi ise siz bu geleneği sürdürüyorsunuz. Peki, bu çarşıda kaç yıldır esnaflık yapıyorsunuz?
Dedemin 1923 tarihinde bu dükkânı açtığını düşünürsek yüzüncü yılımız olduğunu gururla söyleyebilirim. Dedem Girit göçmeni. Girit Kavusano’dan gelmiş. Girit’ten geldiğinde şu anki dükkânımızın işletmecisi bir Rum bakkalmış. Mübadele döneminde buraları terk eden Rum esnafın boşalan dükkânına, dışarıda seyyar kasaplık yapan dedem geçmiş. Uzun yıllar da bu dükkânı kasap dükkânı olarak kullanmış. Babama bu mesleği öğreterek yıllarca beraber çalışmışlar.
Babam askere gittiğinde dedem hayvancılıkla birlikte tarım işine dönmüş ve dükkânı Süleyman Aktuğlu adında bir amcamıza devretmiş. Süleyman Amca da kasap olarak uzun yıllar bu dükkânı çalıştırmış. 1985 yılında bana geldi ve “dedenin dükkânını senin devralma zamanın geldi, ben artık bırakıyorum” dedi. Bu arada Soydan Et Galerisi ismiyle büyük bir kasap dükkânı açmıştık ve ben orada baba mesleğimi devam ettiriyordum. 1985 yılında burayı da devralarak iki işletmeyi birlikte işlettim. Soydan Et Galerisi’ni kapattıktan sonra şimdi hâlâ burada bu mesleği sürdürmekteyim.
Oğlunuz da babadan oğula bu geleneği mi sürdürecek?
Oğlum makine mühendisi ve mesleğini yapmakta. Oğlumun bu mesleği sürdürmesini istemedim çünkü, bizim mesleğin sürdürülebilirliği artık çok mümkün değil. Küçük esnaf olarak, özellikle kasap esnafı olarak hayvancılık yapılmadığı için, mezbahalarımız olmadığı için bu mesleğin sürdürülebilirliği kalmamıştır.
Üç kuşaktır Bornova Büyük Çarşı’da esnaflık yapan bir aileden geliyorsunuz ve bu süreçte Çarşı Hanı’nın gelişimini ve değişimini yakından gözlemlediniz. Sizden, Çarşı Hanı’nın tarihini, kültürünü ve yaşanan değişiklikleri dinlemek isteriz. Bu süreçte gözlemlediğiniz önemli gelişmeler nelerdi? Büyük Çarşı’nın sosyal ve ekonomik yapısındaki değişiklikler hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Çocukluğumda Çarşı Han gerçek han olarak kullanılmaktaydı. O dönemlerde motorlu taşıtlar günümüzdeki kadar çok değildi. Bornova’da 12 tane Yörük köyümüz var, genellikle de Yörük köyleriyle ulaşım atla, eşekle yapılmaktaydı. Bornova ovaları harika bir tarım merkeziydi ve sebzeler, zeytinler develerle çarşıya getirilirdi. Cuma günü ya da hafta sonu gelen köylüler atlarını, eşeklerini ve develerini Han’a bağlar, alışverişlerini yapıp akşamüzeri de köylerine
dönerlerdi.
Han’ın benim dükkânımın üzerinden başlayıp 3-4 dükkân üzerini de kapsayan bir oteli vardı. Han’ın hemen kıyısından bir merdivenle çıkılırdı. Bornova ovasında çalışmak üzere gelen Kırşehirliler, biz onlara “Kırlı” derdik, burada kalırlardı. Bir helvacı dükkânı vardı bir de lokanta, yiyeceklerini haftalık olarak oradan alıyorlar, hasat bitene kadar da bu otelde kalıyorlardı.
Bu otel oda oda değil de sırayla serilmiş yer yataklarının oluşturduğu bir yaşam alanıydı. (Bunu çoğu kişi bilmez bu arada) O zamanlar Han’da böyle bir düzen vardı. Ticaretin bileşenlerinin buluştuğu bir yerdi Han. Han’ın içerisinde bir de kuyu vardı ve Han’da bulunan hayvanlar bu kuyudan çekilen su ile sulanırdı.
Bu
Buradaki dükkânlar Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait, değil mi? Bu durum, işletmeniz üzerinde nasıl bir etki yaratıyor?
Evet. Büyük Çarşı’daki bu dükkânlar Başbakanlığa bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne, İzmir’de Bölge Müdürlüğü’ne ve şimdilerde ise Cumhurbaşkanlığına bağlıdır. Çarşımızda vakıflara ait olmasına rağmen zaman içerisinde satılan dükkânlar var. Bizim dükkânımızın vakıflara ait olması olumsuz bir etki yaratmıyor diye düşünüyorum.
Ancak, vakıfların özel hukuk kurallarıyla yönetilen bir sistemi var. Böyle olunca da kiracı ev sahibi ilişkisinde bizlerin söz hakkı yok. Belirlenen kirayı “ya öde ya da çık” ilişkisi içerisindeyiz. Kiranı herhangi bir bankaya değil Vakıflar Bankası’na, (kiranın yatırılacağı gün öğrendiğimiz kira miktarını) verilen dosya numarasına yatırıyoruz.
Mesleği devralmanızdaki etkili faktörler nelerdir?
1980 yılında mezun olduğumda ihtilal olmuştu. İş arıyordum, askere gitmek istedim. Yedek subay olarak gitmek için de beş yıl beklememiz gereken bir dönemdi. Kimse iş vermiyor, bugünümüzü hatırlatan bir dönemdi. Tecrüben var mı? Askerlik yaptın mı? Bu kısır döngü içerisindeyken babam hayvancılığa döndü ve abimle birlikte
çalıştıracağımız bir dükkân açalım dedik ve Soydan Et Galerisi’ni açtık. Uzun yıllar gayet de güzel yürüttük ama Türkiye’nin kader döngüsü ekonomik kriz dönemleri yaşandığında biz de dükkânımızı kapatmak ve küçülmek zorunda kaldık. Tabi küçülmemizin bir diğer nedeni de zincir marketler dönemidir. Çok şükür ki iyi mal, ürünümüzü uygun fiyata satma politikamızla bugünlere kadar gelebildik. Kısacası iş yok, askere gidemiyorum, zorunlu olarak dede-baba mesleğini seçtim.
Bornova Büyük Çarşı esnafı olmanın en sevdiğiniz yönü nedir?
Çarşı, birçok kültürün bir arada harmanlandığı bir ortamı barındıran bir bölge. Eskiden günümüze aynı esnaflarla bir arada olmak bizim için büyük bir avantaj. Ben çarşıda doğdum, burada büyüdüm, çalıştım. Çocukluğumda Deveci Kuyusu vardı, hemen çarşının uzantısı olan benim de doğup büyüdüğüm 534 sokakta. Sokağımızda bir Levanten evi vardı, o evin bahçesiyle benim doğduğum evin tam ortasındaydı bu kuyu. Bir yalak ve tulumba da kuyunun hemen yanındaydı.
Develer buraya getirilir ve tulumbadan çekilen suyu içerlerdi. İsmini de buradan alır Deveci Kuyusu. Aslında kuyu hâlâ duruyor ama üzeri kapatıldı ve 1982’den sonra da üzerinden yol geçti. Çocukluğumda Bornova’daki Levanten evleri duruyordu, şimdi ise çoğu yok. Kalanlarını üniversitenin almış olması büyük şans. Ben çarşı çocuğu olarak burayı çok seviyorum ve gittiği yere kadar da burada olmaya devam etmeyi düşünüyorum.
Günümüzde, dünya genelinde esnafın yok olacağı yönünde bir endişe varken, yerleşim yerlerinin kalbi olan çarşılar hâlâ canlılığını koruyor mu? Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çarşı sürdürülebilirliğini koruyor. Ama bu zamanda burada esnaf olmak elbette zor. Bizler sürekliliği olanlardan olabildik, çok zorlukları atlatabildik. Bundan sonra yeni başlayanlara, yeni işyeri açanlara kolaylıklar diliyorum. Çünkü, şartlar zorlaştı, gün geçtikçe satış miktarlarımız düşüyor. Neden? Maalesef ki çok pahalılaştı. 1000 TL. pirzolanın kilosu! Kim alabilir ki, bunları da konuşmamız gerekiyor.
Bizi çok etkilememesine rağmen sürdürülebilirlik ne kadar gider onu bilmiyorum. Küreselleşme rekabeti küçük esnafı çok zorluyor. 1982 yılında Özal zamanında oluşan haksız rekabet dönemini biz başarıyla atlatabildik. Çok zorlandık ama batmadık. Şimdi iş tersine döndü; küçük esnaf masraflarını kısarak sürdürülebilirliğini devam ettirebiliyor ama büyük marketler zarar ettiklerinde, büyük zararlarla batıyorlar.
Bornova Büyük Çarşı’nın bir esnafı olarak yerel yönetimden beklentileriniz nelerdir? Yerel yönetimden sizin gibi yerel esnafların ihtiyaçlarını karşılaması için neler talep ediyorsunuz?
Yerel yönetimlerden bir beklentimiz yok aslında, sadece çarşı adına isteklerimizi belirttiğimizde kendi fikirlerini bizlerin fikirlerini almadan uygulamasınlar yeter. Her gelen kendince bir düzenleme yapıyor. Defalarca taşlar döşendi, aydınlatmalar yapıldı ama hiçbiri çarşıya yakışmadı. Yapılan masrafları bırakın, burası tarihi bir çarşı ve tarihi dokusu da göz önüne alınarak güzel bir görünümü hak ettiğini düşünüyorum.
Umarım yeni yönetim doğru projeyle gelir ve bizlerin de görüşlerini alır. Form Bornova’nın planı aslında çarşımızın orijinal planıyla birebir, bunu biliyor muydunuz? Benim dükkânım Selçuklu döneminde yapılan bir dükkân ve aslında sokağın ilk dükkânı, köşe dükkân. Hemen yanımdaki dükkân ve üç dükkân sonra vakıflar tarafından sonradan ilave ediliyor ve satılıyor. Bu ilave dükkânlar dört dükkânda bir çarşıya ekleniyor. Kötü olansa bu dükkânların her biri arka yolla bağlantılı ara yollar. Aynı şekilde ana cadde üzerine belediye tarafından sonradan yapılan müftülük, İZSU, eski Sümerbank dükkânları da çarşıdan geçen ve bu yola bağlanan ara yolların kapatılmasına
neden oluyor.
Oysa ki, çarşı tarihi dokusuna uygun şekilde düzenlense, camimiz ortaya çıkartılsa, cami ve bu binaların arkasına hapsedilmiş külliye ve diğer tarihi yapılar ortaya çıkacaktır. Çoğu kişi bilmiyor bile burada bir külliye olduğunu. Yeni düzenlemelerin bu bilgiler doğrultusunda yapılmasını ve artık çarşımızın hak ettiği görünüme sahip olmasını istiyoruz.

2 thoughts on “Geçmişten Günümüze Bornova Büyük Çarşı Esnafı / BUKET IŞIKDOĞAN KÖSE

  1. bu gibi yazılara gerçekten ihtiyaç var

    marketler süper marketler avm ler derken
    halk giderek toplumu birbirine yaklaştıran esnaf ilişkilerinden kopuyor
    şahsen küçük bakkal veya iş yerlerinden alış veriş yapmaya gayret ederim

  2. 20 yıldır Bornova’da yaşıyorum ve çarşıdan da hiç çıkmam ama hergün görüp selamlaşdığım ve yollarında yürüdüğüm Çarşı’nın geçmişini öğrenmek beni çok etkiledi. Yazınız için sonsuz teşekkürler

Bir yanıt yazın

Top