Emekli polisin acıtan mektubu YAŞAR EYİCE

Sosyal Medyada Paylaş

*- Ölünce mi hatırlayacağız?

Sık sık Bornovalı çocukluk arkadaşım Emekli Başkomiser Eray Karacalar’dan söz ediyorum.

Çünkü; daha düne kadar malımızı canımızı ve vatanımızı korumak için cansiperane çalışırken, ‘tu kaka’ dediğimiz polis teşkilatımızın önde gelen yiğit evlatlarımızdan biriydi…

Şimdi kalp rahatsızlığı nedeniyle kalbiyle mücadele ediyor ve tabiii ki yoksullukla…

Her emekli polis gibi, her emekli memur gibi, her emekli işçimiz gibi…

O sık sık yaşadıklarını tüm çıplaklığı ile anlatıyor..

O aynı zamanda Bornova’yı, eski güzel günleri ve dostları da…

Az önce değerle meslektaşı Muhammet Yegit’in bir mektubunu okudum.

Belirtildiği gibi, öyle bir yazı kaleme almış ki, emekli polislerin kahir ekseriyetinin ne durumda olduğunu anlatıyor.

Fikrine,  emeğine,  yüreğine sağlık böyle kardeşlerimizin…

Ben önce ‘Neden yazmıyorsun?’ diye sitem eden Eray Karacalar’a yanıt vereyim:

Bornova Kars ilkokulu’na giderken, rahmetli annem Küçükçarşı’da Çınar ağacının dibindeki Bakkal Rasit ile anlaşmıştı…

‘Bu yetim çocuğumun her isteğini karşıla… Kimseden eksik kalmasın… Hesabı yaz deftere, aybaşında ben öderim…’

Traşımı da yanındaki Berber Yahya yapıyordu…

Benim de gelirim vardı, önce ayda ’10 lira’, sonraları ise ayda ’20 TL.’ Yetim maaşı…

Ben de nedendir bilmem, sık sık Bakkal Raşit’e uğrar ‘ekmek arası kaşar peyniri’ alır karnımı doyururdum..

Bir de arada meşrubat…

Bunları anımsıyorum…

Nur içinde yatsınlar…

*- Polis olunca…

Şimdi etki altında kaldığım emekli polis memuru Muhammet Yegit’in mektubuna geleyim, ‘Ben mi utanayım?’ sorusunu yazana!

‘Ben gençliğimin baharında Polis oldum!

İş, aş, eş sahibi olabilmek için,,,

Karşılığında vatanıma, milletime, canımla, kanımla, hak ve adalet üzre görev yapmak için.

And içtim.

Bundan sonra ne gençliğim oldu, ne sosyal yaşantım, ne eşimle, ne evlatlarımla uzun uzun geçirdiğim zamanlarım oldu.

Ekip arkadaşımı eşimden çok gördüm, ekip arkadaşımın eksisini artısını eşiminkinden daha çok bildim.

Evlatlarım büyüyüp gittiler ben farkında olmadan, küçük yaşta suça sürüklenmiş çocuğun büyümesine, evlatlarımın büyümesinden daha fazla şahit oldum.

*- Ve son…

Böylece geçip gitti zaman ben farkında olup kendimi yaşayamadan.

‘Artık iş göremezsin!’ deyip emekli edildim yaş haddinden.

Öylece terk edildim kaderime!

Ne emekli ikramiyem yetti sığınacak bir ev almaya, ne emekli maaşım yetti halen okumakta olan evlatlarımın masraflarını, evimin ihtiyacını karşılamaya.

Neredeyse tüm kurumların emeklilerinden daha az maaş aldığımı gördüm; yutkundum, sızladı yüreğim, belki de için için kanadı… Çalışırken kimsenin yıkılmayan bedenim yıkıldı, yerle bir oldu,

Sayılı günlerimde çaresizliğime, kimsesizliğime, Devletimin beni kaderime terk edişine şahit oldum.

Acıdan da mutluluktan da çok ağladım, lakin ilk defa çaresizliğime akıttı gözlerim yaşını, ben hayatımı verdim; işime, milletime…

Karşılığında yaş haddinden emekli olmama rağmen, insanca yaşayabilmek için yeniden çalışmak zorunda bırakıldım.

*- Sonuç

Yıllarca ‘özlük haklarımızı düzelteceğini’ söyleyip bir türlü sözlerini tutmayan. ‘oy uğruna’ yalanı reva gören siyasetçiler yüzünden…

Ben mi utanayım?

Onlar mı utansın, reva görüldüğüm hayattan?

‘Barlarda fedailik yapıyorum!’ şimdi, evlatlarımın, evimin masraflarını karşılayabilmek için;

‘Çalışırken baskına gittiğim’, ‘kons. yapılıyor mu?’ diye denetlediğim barlarda, yapılanları görmezden geliyorum şimdi.

Ben mi utanayım bundan?

Yoksa beni buna mecbur eden sistem mi utansın?

*- İşte bir örnek daha

‘Çalışırken hırsız kovaladığım inşaatlarda, gece bekçiliği yapıyorum’, bir lokma fazla ekmek alabileyim diye.

Gecenin soğuğunda inşaattan topladığım tahta parçalarını yakıp ısınıyorum, ‘öyle zaman oluyor ki oturduğum sandalyede can veriyorum’, is kokuyor geriye kalan bedenim,

Sabah işe gelen görevliler buluyor cesedimi, ‘yazık!’ diyorlar, ‘Emekli Polis’ti şu haline bak?’ deyip acıyarak bakıyorlar cansız bedenime.

Ben mi utanayım bu halimden?

Beni sandalyede ölüme mahkum edenler mi utansın?

*- Bilmeyen yok

‘Bazen şoförlük yapıyorum!’ bir zengine, ‘bazen korumalık yapıyorum’ altın taşıyan satıcıya, ‘bazen güvenlik görevlisi oluyorum’bir siteye hem de ‘artık çalışamazsın!’ deyip emekli edildikten sonra.

Ben mi utanayım bu halimden?

Beni ölene kadar çalışmaya mecbur bırakanlar mı utansın?

*- Bir topan ekmek için

Çalışırken aldığım maaş anca karnımı doyuruyor.

Ne ev alabiliyorum geleceğimi düşünerek, ne bir kaç kuruş atabiliyorum kenara.

Tatil nedir, sahil nedir bilmem ben, öğretemedim evlatlarıma.

Kuruşu hesap ederek yaşadım ömrümce aç, açıkta kalmamak için.

Ben mi utanayım?

Beni buna mahkum edenler mi utansın?

*- Alıştık mı?

Her seçim öncesi oy için söylediğiniz yalanlar var ya, alıştık artık onlara!

Tutmayacağınızı bile bile!

Belki ‘bir umut!’ diye, her seçim sonucunda bekliyoruz, ‘Neden bu sefer olmasın?’ diye…

Siz, ‘Neden bu sefer olsun?’ diye alay ediyorsunuz, her seçim sonunda.

Vereceğiniz üç kuruş ‘Devletin emekli Polis’inin insanca yaşamasını sağlayacak belki ama önemli olan Devletin emeklisine sahip çıktığını gösterecek.

‘Biz mi utanalım’ perişan halimizden?

Bizi perişan durumda bırakanlar mı utansın?

*- Utanılır mı?

Ben utanmıyorum halimden!

Yaşamak, evlatlarıma daha iyi bakabilmek için, ölene kadar bulduğum her işte çalışacağım, çalışmak zorundayım.

Bu beni ayıbım değil.

Beni bu halde bırakanların ayıbı.

Devletin Emekli Polis’i barlarda fedailiğe, çöpten ekmek toplamaya, inşaatlarda bekçiliğe ve saymakla bitiremeyeceğim onlarca işte çalışmaya mecbur bırakılıyorsa aldığı emekli maaşı sonucunda.

Bu benim utanmam gereken bir durum değil, beni bu halde yaşamaya mecbur edenlerin utanması gereken bir durumdur.

Saygılarımla…’

*- Korkunun ecele faydası yok

Muhammet Yegit emekli polis memuru..

Bu mektubu bir gün önce, yani 23 Ekim 2020 günü, kendisine göre, ‘bıçak kemiğe dayanınca’ yazmış…

Memleketimizin gerçeği…

Sözü tüm siyasilere…

Tüm üst yönetimlere…

Tüm tuzu kuru olanlara…

Bunları biliyoruz…

Ama nedense adlarını hiçbir zaman tam telaffuz etmiyoruz…

Arada edenler çıkıyor, onların ne halde olduklarını polis Muhammet gibi biliyoruz…

Dikkatinizi çekiyorum…

‘Emeklinin feryadı’ bu…

Yani çalışanın, ya da iş bulanın değil…

Son noktaya gelenin…

Burada son noktayı koymadan önce iki satırla ne demek istediğimi görevdeki polisimiz de, memurumuz da, işçimiz de umarım anlar…

Biliyorum;

Çoğunluk anlamayacaktır, ancak son satıra kadar okuyanlar hariç…

***-

GÜNCEL

*- Dr. Hozer yeni kitabını imzaladı

 İEÜ Medical Park Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Zeki Hozer’in, Wesida Kitap tarafından yayınlanan ‘Pandemik ve Nonpandemik Yazılar’ eserinin ilk imza günü İEÜ Medical Park Hastanesi lobisinde gerçekleştirildi.

Çok sayıda okurun uzun kuyruklar oluşturduğu ve kitabını imzalattığı gözlenirken Dr. Zeki Hozer kitapla ilgili şunları söyledi:

‘Gazetelerde köşe yazılarının bir dinamiği var, yazı güncel olacak ve geniş bir kitlenin ilgisini çekmesi gerekecek. Biz doktorlar, bilimsel dergi ya da tıbbi kitaplar için yaptığımız çalışmalar nedeni ile makale mantığı ve yayın ekosistemine alışkınız ancak bu çalışmalarımızda güncel sorunlar her zaman temel referansımız olmaz.

Gazetelerde ise bu, sektörün doğası gereği en üst sıradaki öncelik.

Ben de yazılarımda, bir yıl içinde yıllık  ajandada  yer alan sağlıkla ilgili günleri temel alan bir yazma algoritmi oluşturdum.

Bunun dışında güncel konular ile son zamanlarda yaşadığımız küresel pandemi için de birçok yazı kaleme aldım ve bu yazılarımı kitabımda topladım’

*- Çeşme’de yatırıma 56 milyonluk dev bütçe!

Çeşme Belediye Meclisi, 210 milyon TL’lik 2021 yılı bütçesini oy çokluğu ile kabul etti.

Çeşme Belediyesi Ekim Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nın 2. bileşimi  Çeşme Belediye Başkanı M. Ekrem Oran başkanlığında toplandı. Çeşme Belediyesi 2021 yılı Bütçe Tahminleri ile Gelir Tarifesini içeren Bütçe Kararnamesi, maddeler halinde görüşülerek AKP grubunun red oyuna karşılık MHP ve CHP grubu üyelerinin oy çokluğu ile, 210 milyon TL olarak kabul edildi.

*- 2021 yatırım yılı olacak

Bir önceki yıl 202 milyon 700 bin lira olarak belirlenen Çeşme Belediyesi 2021 yılı Mali Bütçesi bir önceki yıla göre yüzde 3,6 artışla 210 milyon TL olarak kabul edildi.

Toplam yatırım bütçesi 56 milyon 350 bin lira oldu. Yeni kurulan Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü bütçesi ise 3 milyon 750 bin lira olarak belirlendi.

 *-  ‘Çeşme için en verimli şekilde kullanacağız’

Mecliste bütçeyi değerlendiren konuşmasında ihtiyaçların sınırsız, kaynakların sınırlı olduğunu dile getiren Çeşme Belediye Başkanı M. Ekrem Oran, bütçenin en verimli şekilde kullanılacağını dile getirerek; ‘Göreve geldiğimiz günden bu yana verdiğimiz sözleri tutarak projelerimizi tek tek hayata geçiriyoruz. Sosyal belediyecilik anlayışı ile Çeşme’ye yeni belediye hizmet binası, kültür merkezi, sağlık tesisleri, masal evleri gibi birçok projeyi kazandırmayı amaçlıyoruz. Halkımızın memnuniyetinin en üst noktaya çıkması için bütçe olanaklarının el verdiği ölçüde çalışmaya devam edeceğiz. 2021 yılı bütçesinin ve aldığımız tüm kararların Çeşmemiz’ hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum’ dedi.

*- Foça’dan şimdi de sevindirici bir haber

İzmir’in Foça İlçesi’nde bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi Reha Midilli Foça Turizm Fakültesinin fakülte yönetim kurulunun kararıyla Buca’da bulunan Tınaztepe Kampüsüne taşınması konusunda Reha Necla Midilli Eğitim ve Yaşlıevi Vakfı tarafından basın açıklaması yapıldı.

Açıklamada Fakültenin taşınmasından üzüntü duyulduğu ancak vakit kaybedilmeden başka bir üniversite ile temasa geçildiği ve ilk görüşmenin olumlu sonuçlandığı belirtildi. 

*- Beşikten mezara kadar

23 Ekim 2020 Cuma günü yapılan basın açıklamas’nda;

‘Kendisini en başta eğitime adamış ve bu çerçevede sayısız okullar yaptırarak Milli Eğitim Bakanlığına bağışlamış olan, vakfımızın kurucusu rahmetli Reha Midilli, sağlığında ‘bir insanın beşikten mezara kadar’ ihtiyaç duyabileceği başta eğitim olmak üzere hastane, sağlık ocağı, parklar, koruluklar, bahçeler ve çeşmeler yaptırmak için çok uğraş vermiştir.

Reha Midilli, Turizm Eğitimi için 2008 yılında yaptırdığı binayı, 9 Eylül Üniversitesi ile varılan mutabakat sonucu üniversiteye teslim etmiştir. Üniversite yönetimi, 2009 ‘dan bugüne kadar, önce Dokuz Eylül Üniversitesine bağlı Foça Reha Midilli Turizm işletmeciliği ve Otelcilik Yüksek Okulu açılmıştır.

Ardından yine aynı üniversiteye bağlı ve bu defa, Reha Midilli Foça Turizm Fakültesi olarak turizm sektörünün ihtiyaç duyduğu vasıflı gençlerin yetişmesi için canla başla eğitim vermiştir.

Ancak bu günlerde  9 Eylül Üniversitesi Rektörlüğü, vakfımızdan kaynaklanmayan hatta bizimle hiç alakası olmayan öğrenci mağduriyetine yol açmış sebeplerden dolayı, Foça’da verdiği eğitimi, burada sonlandırma ve ara vermeden Buca’da devam ettirme kararı almıştır.

Bu karar her ne kadar bizleri üzmüş olsa da, yönetimimiz vakit kayıp etmeksizin başka bir Üniversite ile temasa geçmiş ve ilk görüşmeler olumlu sonuçlanmıştır. 26 Ekim 2020 tarihinde birlikte yapılacak ilk toplantıda ilerleme kayıt edeceğimizi umuyoruz’ denildi.

Bildiğiniz gibi Foça Belediyesi 15 gün içinde yurdun boşaltılmasını istemiş ve bu sonuç ortaya çıkmıştı.

Tabii ki bu da kentte çeşitli söylentilere yol açtı.

Ancak Foça Belediyesi’nden şu ana kadar bir açıklama yapılmadı…

*- Ölünce mi hatırlayacağız?

Sık sık Bornovalı çocukluk arkadaşım Emekli Başkomiser Eray Karacalar’dan söz ediyorum.

Çünkü; daha düne kadar malımızı canımızı ve vatanımızı korumak için cansiperane çalışırken, ‘tu kaka’ dediğimiz polis teşkilatımızın önde gelen yiğit evlatlarımızdan biriydi…

Şimdi kalp rahatsızlığı nedeniyle kalbiyle mücadele ediyor ve tabiii ki yoksullukla…

Her emekli polis gibi, her emekli memur gibi, her emekli işçimiz gibi…

O sık sık yaşadıklarını tüm çıplaklığı ile anlatıyor..

O aynı zamanda Bornova’yı, eski güzel günleri ve dostları da…

Az önce değerle meslektaşı Muhammet Yegit’in bir mektubunu okudum.

Belirtildiği gibi, öyle bir yazı kaleme almış ki, emekli polislerin kahir ekseriyetinin ne durumda olduğunu anlatıyor.

Fikrine,  emeğine,  yüreğine sağlık böyle kardeşlerimizin…

Ben önce ‘Neden yazmıyorsun?’ diye sitem eden Eray Karacalar’a yanıt vereyim:

Bornova Kars ilkokulu’na giderken, rahmetli annem Küçükçarşı’da Çınar ağacının dibindeki Bakkal Rasit ile anlaşmıştı…

‘Bu yetim çocuğumun her isteğini karşıla… Kimseden eksik kalmasın… Hesabı yaz deftere, aybaşında ben öderim…’

Traşımı da yanındaki Berber Yahya yapıyordu…

Benim de gelirim vardı, önce ayda ’10 lira’, sonraları ise ayda ’20 TL.’ Yetim maaşı…

Ben de nedendir bilmem, sık sık Bakkal Raşit’e uğrar ‘ekmek arası kaşar peyniri’ alır karnımı doyururdum..

Bir de arada meşrubat…

Bunları anımsıyorum…

Nur içinde yatsınlar…

*- Polis olunca…

Şimdi etki altında kaldığım emekli polis memuru Muhammet Yegit’in mektubuna geleyim, ‘Ben mi utanayım?’ sorusunu yazana!

‘Ben gençliğimin baharında Polis oldum!

İş, aş, eş sahibi olabilmek için,,,

Karşılığında vatanıma, milletime, canımla, kanımla, hak ve adalet üzre görev yapmak için.

And içtim.

Bundan sonra ne gençliğim oldu, ne sosyal yaşantım, ne eşimle, ne evlatlarımla uzun uzun geçirdiğim zamanlarım oldu.

Ekip arkadaşımı eşimden çok gördüm, ekip arkadaşımın eksisini artısını eşiminkinden daha çok bildim.

Evlatlarım büyüyüp gittiler ben farkında olmadan, küçük yaşta suça sürüklenmiş çocuğun büyümesine, evlatlarımın büyümesinden daha fazla şahit oldum.

*- Ve son…

Böylece geçip gitti zaman ben farkında olup kendimi yaşayamadan.

‘Artık iş göremezsin!’ deyip emekli edildim yaş haddinden.

Öylece terk edildim kaderime!

Ne emekli ikramiyem yetti sığınacak bir ev almaya, ne emekli maaşım yetti halen okumakta olan evlatlarımın masraflarını, evimin ihtiyacını karşılamaya.

Neredeyse tüm kurumların emeklilerinden daha az maaş aldığımı gördüm; yutkundum, sızladı yüreğim, belki de için için kanadı… Çalışırken kimsenin yıkılmayan bedenim yıkıldı, yerle bir oldu,

Sayılı günlerimde çaresizliğime, kimsesizliğime, Devletimin beni kaderime terk edişine şahit oldum.

Acıdan da mutluluktan da çok ağladım, lakin ilk defa çaresizliğime akıttı gözlerim yaşını, ben hayatımı verdim; işime, milletime…

Karşılığında yaş haddinden emekli olmama rağmen, insanca yaşayabilmek için yeniden çalışmak zorunda bırakıldım.

*- Sonuç

Yıllarca ‘özlük haklarımızı düzelteceğini’ söyleyip bir türlü sözlerini tutmayan. ‘oy uğruna’ yalanı reva gören siyasetçiler yüzünden…

Ben mi utanayım?

Onlar mı utansın, reva görüldüğüm hayattan?

‘Barlarda fedailik yapıyorum!’ şimdi, evlatlarımın, evimin masraflarını karşılayabilmek için;

‘Çalışırken baskına gittiğim’, ‘kons. yapılıyor mu?’ diye denetlediğim barlarda, yapılanları görmezden geliyorum şimdi.

Ben mi utanayım bundan?

Yoksa beni buna mecbur eden sistem mi utansın?

*- İşte bir örnek daha

‘Çalışırken hırsız kovaladığım inşaatlarda, gece bekçiliği yapıyorum’, bir lokma fazla ekmek alabileyim diye.

Gecenin soğuğunda inşaattan topladığım tahta parçalarını yakıp ısınıyorum, ‘öyle zaman oluyor ki oturduğum sandalyede can veriyorum’, is kokuyor geriye kalan bedenim,

Sabah işe gelen görevliler buluyor cesedimi, ‘yazık!’ diyorlar, ‘Emekli Polis’ti şu haline bak?’ deyip acıyarak bakıyorlar cansız bedenime.

Ben mi utanayım bu halimden?

Beni sandalyede ölüme mahkum edenler mi utansın?

*- Bilmeyen yok

‘Bazen şoförlük yapıyorum!’ bir zengine, ‘bazen korumalık yapıyorum’ altın taşıyan satıcıya, ‘bazen güvenlik görevlisi oluyorum’bir siteye hem de ‘artık çalışamazsın!’ deyip emekli edildikten sonra.

Ben mi utanayım bu halimden?

Beni ölene kadar çalışmaya mecbur bırakanlar mı utansın?

*- Bir topan ekmek için

Çalışırken aldığım maaş anca karnımı doyuruyor.

Ne ev alabiliyorum geleceğimi düşünerek, ne bir kaç kuruş atabiliyorum kenara.

Tatil nedir, sahil nedir bilmem ben, öğretemedim evlatlarıma.

Kuruşu hesap ederek yaşadım ömrümce aç, açıkta kalmamak için.

Ben mi utanayım?

Beni buna mahkum edenler mi utansın?

*- Alıştık mı?

Her seçim öncesi oy için söylediğiniz yalanlar var ya, alıştık artık onlara!

Tutmayacağınızı bile bile!

Belki ‘bir umut!’ diye, her seçim sonucunda bekliyoruz, ‘Neden bu sefer olmasın?’ diye…

Siz, ‘Neden bu sefer olsun?’ diye alay ediyorsunuz, her seçim sonunda.

Vereceğiniz üç kuruş ‘Devletin emekli Polis’inin insanca yaşamasını sağlayacak belki ama önemli olan Devletin emeklisine sahip çıktığını gösterecek.

‘Biz mi utanalım’ perişan halimizden?

Bizi perişan durumda bırakanlar mı utansın?

*- Utanılır mı?

Ben utanmıyorum halimden!

Yaşamak, evlatlarıma daha iyi bakabilmek için, ölene kadar bulduğum her işte çalışacağım, çalışmak zorundayım.

Bu beni ayıbım değil.

Beni bu halde bırakanların ayıbı.

Devletin Emekli Polis’i barlarda fedailiğe, çöpten ekmek toplamaya, inşaatlarda bekçiliğe ve saymakla bitiremeyeceğim onlarca işte çalışmaya mecbur bırakılıyorsa aldığı emekli maaşı sonucunda.

Bu benim utanmam gereken bir durum değil, beni bu halde yaşamaya mecbur edenlerin utanması gereken bir durumdur.

Saygılarımla…’

*- Korkunun ecele faydası yok

Muhammet Yegit emekli polis memuru..

Bu mektubu bir gün önce, yani 23 Ekim 2020 günü, kendisine göre, ‘bıçak kemiğe dayanınca’ yazmış…

Memleketimizin gerçeği…

Sözü tüm siyasilere…

Tüm üst yönetimlere…

Tüm tuzu kuru olanlara…

Bunları biliyoruz…

Ama nedense adlarını hiçbir zaman tam telaffuz etmiyoruz…

Arada edenler çıkıyor, onların ne halde olduklarını polis Muhammet gibi biliyoruz…

Dikkatinizi çekiyorum…

‘Emeklinin feryadı’ bu…

Yani çalışanın, ya da iş bulanın değil…

Son noktaya gelenin…

Burada son noktayı koymadan önce iki satırla ne demek istediğimi görevdeki polisimiz de, memurumuz da, işçimiz de umarım anlar…

Biliyorum;

Çoğunluk anlamayacaktır, ancak son satıra kadar okuyanlar hariç…

***-

GÜNCEL

*- Dr. Hozer yeni kitabını imzaladı

 İEÜ Medical Park Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Zeki Hozer’in, Wesida Kitap tarafından yayınlanan ‘Pandemik ve Nonpandemik Yazılar’ eserinin ilk imza günü İEÜ Medical Park Hastanesi lobisinde gerçekleştirildi.

Çok sayıda okurun uzun kuyruklar oluşturduğu ve kitabını imzalattığı gözlenirken Dr. Zeki Hozer kitapla ilgili şunları söyledi:

‘Gazetelerde köşe yazılarının bir dinamiği var, yazı güncel olacak ve geniş bir kitlenin ilgisini çekmesi gerekecek. Biz doktorlar, bilimsel dergi ya da tıbbi kitaplar için yaptığımız çalışmalar nedeni ile makale mantığı ve yayın ekosistemine alışkınız ancak bu çalışmalarımızda güncel sorunlar her zaman temel referansımız olmaz.

Gazetelerde ise bu, sektörün doğası gereği en üst sıradaki öncelik.

Ben de yazılarımda, bir yıl içinde yıllık  ajandada  yer alan sağlıkla ilgili günleri temel alan bir yazma algoritmi oluşturdum.

Bunun dışında güncel konular ile son zamanlarda yaşadığımız küresel pandemi için de birçok yazı kaleme aldım ve bu yazılarımı kitabımda topladım’

*- Çeşme’de yatırıma 56 milyonluk dev bütçe!

Çeşme Belediye Meclisi, 210 milyon TL’lik 2021 yılı bütçesini oy çokluğu ile kabul etti.

Çeşme Belediyesi Ekim Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nın 2. bileşimi  Çeşme Belediye Başkanı M. Ekrem Oran başkanlığında toplandı. Çeşme Belediyesi 2021 yılı Bütçe Tahminleri ile Gelir Tarifesini içeren Bütçe Kararnamesi, maddeler halinde görüşülerek AKP grubunun red oyuna karşılık MHP ve CHP grubu üyelerinin oy çokluğu ile, 210 milyon TL olarak kabul edildi.

*- 2021 yatırım yılı olacak

Bir önceki yıl 202 milyon 700 bin lira olarak belirlenen Çeşme Belediyesi 2021 yılı Mali Bütçesi bir önceki yıla göre yüzde 3,6 artışla 210 milyon TL olarak kabul edildi.

Toplam yatırım bütçesi 56 milyon 350 bin lira oldu. Yeni kurulan Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü bütçesi ise 3 milyon 750 bin lira olarak belirlendi.

 *-  ‘Çeşme için en verimli şekilde kullanacağız’

Mecliste bütçeyi değerlendiren konuşmasında ihtiyaçların sınırsız, kaynakların sınırlı olduğunu dile getiren Çeşme Belediye Başkanı M. Ekrem Oran, bütçenin en verimli şekilde kullanılacağını dile getirerek; ‘Göreve geldiğimiz günden bu yana verdiğimiz sözleri tutarak projelerimizi tek tek hayata geçiriyoruz. Sosyal belediyecilik anlayışı ile Çeşme’ye yeni belediye hizmet binası, kültür merkezi, sağlık tesisleri, masal evleri gibi birçok projeyi kazandırmayı amaçlıyoruz. Halkımızın memnuniyetinin en üst noktaya çıkması için bütçe olanaklarının el verdiği ölçüde çalışmaya devam edeceğiz. 2021 yılı bütçesinin ve aldığımız tüm kararların Çeşmemiz’ hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum’ dedi.

*- Foça’dan şimdi de sevindirici bir haber

İzmir’in Foça İlçesi’nde bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi Reha Midilli Foça Turizm Fakültesinin fakülte yönetim kurulunun kararıyla Buca’da bulunan Tınaztepe Kampüsüne taşınması konusunda Reha Necla Midilli Eğitim ve Yaşlıevi Vakfı tarafından basın açıklaması yapıldı.

Açıklamada Fakültenin taşınmasından üzüntü duyulduğu ancak vakit kaybedilmeden başka bir üniversite ile temasa geçildiği ve ilk görüşmenin olumlu sonuçlandığı belirtildi. 

*- Beşikten mezara kadar

23 Ekim 2020 Cuma günü yapılan basın açıklamas’nda;

‘Kendisini en başta eğitime adamış ve bu çerçevede sayısız okullar yaptırarak Milli Eğitim Bakanlığına bağışlamış olan, vakfımızın kurucusu rahmetli Reha Midilli, sağlığında ‘bir insanın beşikten mezara kadar’ ihtiyaç duyabileceği başta eğitim olmak üzere hastane, sağlık ocağı, parklar, koruluklar, bahçeler ve çeşmeler yaptırmak için çok uğraş vermiştir.

Reha Midilli, Turizm Eğitimi için 2008 yılında yaptırdığı binayı, 9 Eylül Üniversitesi ile varılan mutabakat sonucu üniversiteye teslim etmiştir. Üniversite yönetimi, 2009 ‘dan bugüne kadar, önce Dokuz Eylül Üniversitesine bağlı Foça Reha Midilli Turizm işletmeciliği ve Otelcilik Yüksek Okulu açılmıştır.

Ardından yine aynı üniversiteye bağlı ve bu defa, Reha Midilli Foça Turizm Fakültesi olarak turizm sektörünün ihtiyaç duyduğu vasıflı gençlerin yetişmesi için canla başla eğitim vermiştir.

Ancak bu günlerde  9 Eylül Üniversitesi Rektörlüğü, vakfımızdan kaynaklanmayan hatta bizimle hiç alakası olmayan öğrenci mağduriyetine yol açmış sebeplerden dolayı, Foça’da verdiği eğitimi, burada sonlandırma ve ara vermeden Buca’da devam ettirme kararı almıştır.

Bu karar her ne kadar bizleri üzmüş olsa da, yönetimimiz vakit kayıp etmeksizin başka bir Üniversite ile temasa geçmiş ve ilk görüşmeler olumlu sonuçlanmıştır. 26 Ekim 2020 tarihinde birlikte yapılacak ilk toplantıda ilerleme kayıt edeceğimizi umuyoruz’ denildi.

Bildiğiniz gibi Foça Belediyesi 15 gün içinde yurdun boşaltılmasını istemiş ve bu sonuç ortaya çıkmıştı.

Tabii ki bu da kentte çeşitli söylentilere yol açtı.

Ancak Foça Belediyesi’nden şu ana kadar bir açıklama yapılmadı…

*- Ölünce mi hatırlayacağız?

Sık sık Bornovalı çocukluk arkadaşım Emekli Başkomiser Eray Karacalar’dan söz ediyorum.

Çünkü; daha düne kadar malımızı canımızı ve vatanımızı korumak için cansiperane çalışırken, ‘tu kaka’ dediğimiz polis teşkilatımızın önde gelen yiğit evlatlarımızdan biriydi…

Şimdi kalp rahatsızlığı nedeniyle kalbiyle mücadele ediyor ve tabiii ki yoksullukla…

Her emekli polis gibi, her emekli memur gibi, her emekli işçimiz gibi…

O sık sık yaşadıklarını tüm çıplaklığı ile anlatıyor..

O aynı zamanda Bornova’yı, eski güzel günleri ve dostları da…

Az önce değerle meslektaşı Muhammet Yegit’in bir mektubunu okudum.

Belirtildiği gibi, öyle bir yazı kaleme almış ki, emekli polislerin kahir ekseriyetinin ne durumda olduğunu anlatıyor.

Fikrine,  emeğine,  yüreğine sağlık böyle kardeşlerimizin…

Ben önce ‘Neden yazmıyorsun?’ diye sitem eden Eray Karacalar’a yanıt vereyim:

Bornova Kars ilkokulu’na giderken, rahmetli annem Küçükçarşı’da Çınar ağacının dibindeki Bakkal Rasit ile anlaşmıştı…

‘Bu yetim çocuğumun her isteğini karşıla… Kimseden eksik kalmasın… Hesabı yaz deftere, aybaşında ben öderim…’

Traşımı da yanındaki Berber Yahya yapıyordu…

Benim de gelirim vardı, önce ayda ’10 lira’, sonraları ise ayda ’20 TL.’ Yetim maaşı…

Ben de nedendir bilmem, sık sık Bakkal Raşit’e uğrar ‘ekmek arası kaşar peyniri’ alır karnımı doyururdum..

Bir de arada meşrubat…

Bunları anımsıyorum…

Nur içinde yatsınlar…

*- Polis olunca…

Şimdi etki altında kaldığım emekli polis memuru Muhammet Yegit’in mektubuna geleyim, ‘Ben mi utanayım?’ sorusunu yazana!

‘Ben gençliğimin baharında Polis oldum!

İş, aş, eş sahibi olabilmek için,,,

Karşılığında vatanıma, milletime, canımla, kanımla, hak ve adalet üzre görev yapmak için.

And içtim.

Bundan sonra ne gençliğim oldu, ne sosyal yaşantım, ne eşimle, ne evlatlarımla uzun uzun geçirdiğim zamanlarım oldu.

Ekip arkadaşımı eşimden çok gördüm, ekip arkadaşımın eksisini artısını eşiminkinden daha çok bildim.

Evlatlarım büyüyüp gittiler ben farkında olmadan, küçük yaşta suça sürüklenmiş çocuğun büyümesine, evlatlarımın büyümesinden daha fazla şahit oldum.

*- Ve son…

Böylece geçip gitti zaman ben farkında olup kendimi yaşayamadan.

‘Artık iş göremezsin!’ deyip emekli edildim yaş haddinden.

Öylece terk edildim kaderime!

Ne emekli ikramiyem yetti sığınacak bir ev almaya, ne emekli maaşım yetti halen okumakta olan evlatlarımın masraflarını, evimin ihtiyacını karşılamaya.

Neredeyse tüm kurumların emeklilerinden daha az maaş aldığımı gördüm; yutkundum, sızladı yüreğim, belki de için için kanadı… Çalışırken kimsenin yıkılmayan bedenim yıkıldı, yerle bir oldu,

Sayılı günlerimde çaresizliğime, kimsesizliğime, Devletimin beni kaderime terk edişine şahit oldum.

Acıdan da mutluluktan da çok ağladım, lakin ilk defa çaresizliğime akıttı gözlerim yaşını, ben hayatımı verdim; işime, milletime…

Karşılığında yaş haddinden emekli olmama rağmen, insanca yaşayabilmek için yeniden çalışmak zorunda bırakıldım.

*- Sonuç

Yıllarca ‘özlük haklarımızı düzelteceğini’ söyleyip bir türlü sözlerini tutmayan. ‘oy uğruna’ yalanı reva gören siyasetçiler yüzünden…

Ben mi utanayım?

Onlar mı utansın, reva görüldüğüm hayattan?

‘Barlarda fedailik yapıyorum!’ şimdi, evlatlarımın, evimin masraflarını karşılayabilmek için;

‘Çalışırken baskına gittiğim’, ‘kons. yapılıyor mu?’ diye denetlediğim barlarda, yapılanları görmezden geliyorum şimdi.

Ben mi utanayım bundan?

Yoksa beni buna mecbur eden sistem mi utansın?

*- İşte bir örnek daha

‘Çalışırken hırsız kovaladığım inşaatlarda, gece bekçiliği yapıyorum’, bir lokma fazla ekmek alabileyim diye.

Gecenin soğuğunda inşaattan topladığım tahta parçalarını yakıp ısınıyorum, ‘öyle zaman oluyor ki oturduğum sandalyede can veriyorum’, is kokuyor geriye kalan bedenim,

Sabah işe gelen görevliler buluyor cesedimi, ‘yazık!’ diyorlar, ‘Emekli Polis’ti şu haline bak?’ deyip acıyarak bakıyorlar cansız bedenime.

Ben mi utanayım bu halimden?

Beni sandalyede ölüme mahkum edenler mi utansın?

*- Bilmeyen yok

‘Bazen şoförlük yapıyorum!’ bir zengine, ‘bazen korumalık yapıyorum’ altın taşıyan satıcıya, ‘bazen güvenlik görevlisi oluyorum’bir siteye hem de ‘artık çalışamazsın!’ deyip emekli edildikten sonra.

Ben mi utanayım bu halimden?

Beni ölene kadar çalışmaya mecbur bırakanlar mı utansın?

*- Bir topan ekmek için

Çalışırken aldığım maaş anca karnımı doyuruyor.

Ne ev alabiliyorum geleceğimi düşünerek, ne bir kaç kuruş atabiliyorum kenara.

Tatil nedir, sahil nedir bilmem ben, öğretemedim evlatlarıma.

Kuruşu hesap ederek yaşadım ömrümce aç, açıkta kalmamak için.

Ben mi utanayım?

Beni buna mahkum edenler mi utansın?

*- Alıştık mı?

Her seçim öncesi oy için söylediğiniz yalanlar var ya, alıştık artık onlara!

Tutmayacağınızı bile bile!

Belki ‘bir umut!’ diye, her seçim sonucunda bekliyoruz, ‘Neden bu sefer olmasın?’ diye…

Siz, ‘Neden bu sefer olsun?’ diye alay ediyorsunuz, her seçim sonunda.

Vereceğiniz üç kuruş ‘Devletin emekli Polis’inin insanca yaşamasını sağlayacak belki ama önemli olan Devletin emeklisine sahip çıktığını gösterecek.

‘Biz mi utanalım’ perişan halimizden?

Bizi perişan durumda bırakanlar mı utansın?

*- Utanılır mı?

Ben utanmıyorum halimden!

Yaşamak, evlatlarıma daha iyi bakabilmek için, ölene kadar bulduğum her işte çalışacağım, çalışmak zorundayım.

Bu beni ayıbım değil.

Beni bu halde bırakanların ayıbı.

Devletin Emekli Polis’i barlarda fedailiğe, çöpten ekmek toplamaya, inşaatlarda bekçiliğe ve saymakla bitiremeyeceğim onlarca işte çalışmaya mecbur bırakılıyorsa aldığı emekli maaşı sonucunda.

Bu benim utanmam gereken bir durum değil, beni bu halde yaşamaya mecbur edenlerin utanması gereken bir durumdur.

Saygılarımla…’

*- Korkunun ecele faydası yok

Muhammet Yegit emekli polis memuru..

Bu mektubu bir gün önce, yani 23 Ekim 2020 günü, kendisine göre, ‘bıçak kemiğe dayanınca’ yazmış…

Memleketimizin gerçeği…

Sözü tüm siyasilere…

Tüm üst yönetimlere…

Tüm tuzu kuru olanlara…

Bunları biliyoruz…

Ama nedense adlarını hiçbir zaman tam telaffuz etmiyoruz…

Arada edenler çıkıyor, onların ne halde olduklarını polis Muhammet gibi biliyoruz…

Dikkatinizi çekiyorum…

‘Emeklinin feryadı’ bu…

Yani çalışanın, ya da iş bulanın değil…

Son noktaya gelenin…

Burada son noktayı koymadan önce iki satırla ne demek istediğimi görevdeki polisimiz de, memurumuz da, işçimiz de umarım anlar…

Biliyorum;

Çoğunluk anlamayacaktır, ancak son satıra kadar okuyanlar hariç…

***-

GÜNCEL

*- Dr. Hozer yeni kitabını imzaladı

 İEÜ Medical Park Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Zeki Hozer’in, Wesida Kitap tarafından yayınlanan ‘Pandemik ve Nonpandemik Yazılar’ eserinin ilk imza günü İEÜ Medical Park Hastanesi lobisinde gerçekleştirildi.

Çok sayıda okurun uzun kuyruklar oluşturduğu ve kitabını imzalattığı gözlenirken Dr. Zeki Hozer kitapla ilgili şunları söyledi:

‘Gazetelerde köşe yazılarının bir dinamiği var, yazı güncel olacak ve geniş bir kitlenin ilgisini çekmesi gerekecek. Biz doktorlar, bilimsel dergi ya da tıbbi kitaplar için yaptığımız çalışmalar nedeni ile makale mantığı ve yayın ekosistemine alışkınız ancak bu çalışmalarımızda güncel sorunlar her zaman temel referansımız olmaz.

Gazetelerde ise bu, sektörün doğası gereği en üst sıradaki öncelik.

Ben de yazılarımda, bir yıl içinde yıllık  ajandada  yer alan sağlıkla ilgili günleri temel alan bir yazma algoritmi oluşturdum.

Bunun dışında güncel konular ile son zamanlarda yaşadığımız küresel pandemi için de birçok yazı kaleme aldım ve bu yazılarımı kitabımda topladım’

*- Çeşme’de yatırıma 56 milyonluk dev bütçe!

Çeşme Belediye Meclisi, 210 milyon TL’lik 2021 yılı bütçesini oy çokluğu ile kabul etti.

Çeşme Belediyesi Ekim Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nın 2. bileşimi  Çeşme Belediye Başkanı M. Ekrem Oran başkanlığında toplandı. Çeşme Belediyesi 2021 yılı Bütçe Tahminleri ile Gelir Tarifesini içeren Bütçe Kararnamesi, maddeler halinde görüşülerek AKP grubunun red oyuna karşılık MHP ve CHP grubu üyelerinin oy çokluğu ile, 210 milyon TL olarak kabul edildi.

*- 2021 yatırım yılı olacak

Bir önceki yıl 202 milyon 700 bin lira olarak belirlenen Çeşme Belediyesi 2021 yılı Mali Bütçesi bir önceki yıla göre yüzde 3,6 artışla 210 milyon TL olarak kabul edildi.

Toplam yatırım bütçesi 56 milyon 350 bin lira oldu. Yeni kurulan Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü bütçesi ise 3 milyon 750 bin lira olarak belirlendi.

 *-  ‘Çeşme için en verimli şekilde kullanacağız’

Mecliste bütçeyi değerlendiren konuşmasında ihtiyaçların sınırsız, kaynakların sınırlı olduğunu dile getiren Çeşme Belediye Başkanı M. Ekrem Oran, bütçenin en verimli şekilde kullanılacağını dile getirerek; ‘Göreve geldiğimiz günden bu yana verdiğimiz sözleri tutarak projelerimizi tek tek hayata geçiriyoruz. Sosyal belediyecilik anlayışı ile Çeşme’ye yeni belediye hizmet binası, kültür merkezi, sağlık tesisleri, masal evleri gibi birçok projeyi kazandırmayı amaçlıyoruz. Halkımızın memnuniyetinin en üst noktaya çıkması için bütçe olanaklarının el verdiği ölçüde çalışmaya devam edeceğiz. 2021 yılı bütçesinin ve aldığımız tüm kararların Çeşmemiz’ hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum’ dedi.

*- Foça’dan şimdi de sevindirici bir haber

İzmir’in Foça İlçesi’nde bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi Reha Midilli Foça Turizm Fakültesinin fakülte yönetim kurulunun kararıyla Buca’da bulunan Tınaztepe Kampüsüne taşınması konusunda Reha Necla Midilli Eğitim ve Yaşlıevi Vakfı tarafından basın açıklaması yapıldı.

Açıklamada Fakültenin taşınmasından üzüntü duyulduğu ancak vakit kaybedilmeden başka bir üniversite ile temasa geçildiği ve ilk görüşmenin olumlu sonuçlandığı belirtildi. 

*- Beşikten mezara kadar

23 Ekim 2020 Cuma günü yapılan basın açıklamas’nda;

‘Kendisini en başta eğitime adamış ve bu çerçevede sayısız okullar yaptırarak Milli Eğitim Bakanlığına bağışlamış olan, vakfımızın kurucusu rahmetli Reha Midilli, sağlığında ‘bir insanın beşikten mezara kadar’ ihtiyaç duyabileceği başta eğitim olmak üzere hastane, sağlık ocağı, parklar, koruluklar, bahçeler ve çeşmeler yaptırmak için çok uğraş vermiştir.

Reha Midilli, Turizm Eğitimi için 2008 yılında yaptırdığı binayı, 9 Eylül Üniversitesi ile varılan mutabakat sonucu üniversiteye teslim etmiştir. Üniversite yönetimi, 2009 ‘dan bugüne kadar, önce Dokuz Eylül Üniversitesine bağlı Foça Reha Midilli Turizm işletmeciliği ve Otelcilik Yüksek Okulu açılmıştır.

Ardından yine aynı üniversiteye bağlı ve bu defa, Reha Midilli Foça Turizm Fakültesi olarak turizm sektörünün ihtiyaç duyduğu vasıflı gençlerin yetişmesi için canla başla eğitim vermiştir.

Ancak bu günlerde  9 Eylül Üniversitesi Rektörlüğü, vakfımızdan kaynaklanmayan hatta bizimle hiç alakası olmayan öğrenci mağduriyetine yol açmış sebeplerden dolayı, Foça’da verdiği eğitimi, burada sonlandırma ve ara vermeden Buca’da devam ettirme kararı almıştır.

Bu karar her ne kadar bizleri üzmüş olsa da, yönetimimiz vakit kayıp etmeksizin başka bir Üniversite ile temasa geçmiş ve ilk görüşmeler olumlu sonuçlanmıştır. 26 Ekim 2020 tarihinde birlikte yapılacak ilk toplantıda ilerleme kayıt edeceğimizi umuyoruz’ denildi.

Bildiğiniz gibi Foça Belediyesi 15 gün içinde yurdun boşaltılmasını istemiş ve bu sonuç ortaya çıkmıştı.

Tabii ki bu da kentte çeşitli söylentilere yol açtı.


YAŞAR EYİCE

Yaşar EYİCE0532 781 95 18E-Posta:yasar.eyice@gmail.comTwitter: @Yeyicee
Facebook:  yasar.eyice.311

Bir cevap yazın